Eğitim Sen Tüzük Kurultayına Giderken

Sol Defter- Haber - 25 Haziran 2009 - İşçi Gündemi / Türkiye Solu

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Eğitim Sen genel kurul kararı doğrultusunda tüzük kurultayı hazırlıkları yapıyor. Bu kurultay, çalışmalarını ne sendika iç hukukunu 4688’e uyarlamaya indirgenmeli; ne de sendikamızın önemli dinamikleri olan grupların kısa ya da uzun vadeli hesaplarına… Birincisi, eğitim Sen’i sendikalizm ile bürokratizme kaydıracak; adı sendika kendisi dernek olarak varlığını devam ettirecek; ikincisi de, içe dönük kısır tartışmalarla zaman kaybetmesine yol açacaktır.  Her iki durumda da sendikanın küçülmesi, siyasal olarak ektisizleşmesi kaçınılmaz olacaktır.

Eğitim Sen tüzük kurultayı kendi iç hukukunu neo liberalizmin kültürel siyasi hegemonyasına karşı mücadele edebilecek; emek cephesini oldukça parçalamış, emekçilerin örgütlenmesini hemen hemen imkânsız hale getirmiş yeni üretim ilişkilerine bir yanıt oluşturacak şekilde ele almalıdır. Örgütlenme biçimi ve örgütlenme önünde engel teşkil eden sorunlar tartışılmalı, sendikanın omurgası yeni koşullara uygun örgütlenme şemasına göre şekillendirilmelidir.

Özellikle esnek çalıştırma biçimleri, 657 sayılı yasa ve yeni istihdam biçimleri tartışılmalı ve bu istihdam biçimleri karşısında nasıl bir örgütlenme modeli geliştirilmesi gerektiği temel sorun olarak belirlenmelidir.

Eğitim bütün okullarda fiilen paralı hale getirildi. Eğitim emekçilerinin önemli bir kısmının maaş ve ücretleri dışında okulların bütün giderleri okul aile birlikleri tarafından velilerden toplanıyor. Bununla birlikte, okullardaki kantin işletmeleri, öğrenci servisleri de tamamıyla arpalıklara dönüştürülmüş durumda. Bu nedenlerden ötürü Eğitim Sen önümüzdeki mücadelesini öğretmen boyutuna ek olarak öğrenci ve veli boyutunu da içerecek yeni açılımları yaratmak zorundadır.

Örgütlenme modelini; karar alma süreçlerini, merkezi ve dar bir çerçeveden çıkartacak şekilde düzenlemelidir. Özellikle büyük kentlerdeki şubelerin örgütlenme alanı dağılımındaki dengesizlikler giderilmeli, karar alma süreçleri iş yerlerine kadar yayılmalıdır. Karar alma süreçlerinin iş yeri temsilciliklerine kadar yaygınlaştırılması sendikanın hem kadro düzeyindeki tıkanıklarını hem de örgütlenme problemlerini önemli ölçüde aşmış olacaktır. Bunun gerçekleşebilmesi için şubelerin örgütlenme alanları eşit büyüklükte tarif edilmeli ve her şube alanı eşit büyüklükte alt bölge temsilciliklerine ayrılmalıdır.  Her birimi bir işyeri temsilciliği ya da bölge temsilciliği olarak ele almalıdır. Bu yapılanmaya uygun olacak doğrudan seçim sistemi de iş yerleri ile şube ya da bölge temsilcilikleri arasındaki ilişkiyi kuvvetlendirecektir.

Eğitim sisteminin demokratikleşmesi talebi; varlık nedenimiz olan ve onun için savuna geldiğimiz temel ilkelerimizden biridir. Bu ilkenin önümüzdeki dönemde daha kuvvetli savunulmasının hukuki ve politik dayanaklarını ete kemiğe büründürmek tarihsel bir zorunluluktur. Bu nedenle bu ilke iki boyutta ele alınmalıdır. Birincisi, okullardaki idari yapının demokratikleşmesidir: okullardaki karar alma süreçlerine eğitim emekçilerinin ve öğrencilerin katılımını sağlayacak bir yapılanmanın modeli oluşturulmalı ve savunulmalıdır. İkincisi de anadilde eğitim sorunudur. Bu sorun Türkiye’de siyaseten aşılmış bir konu olmakla birlikte hukuki olarak varlığını ve ciddiyetini korumaktadır. Anadilde eğitim sorunu bugüne kadarki haklı fakat yetersiz boyutundan çıkarılmalı çok boyutlu bir perspektiften ele alınmalı. Bu soruna ilişkin geliştirilecek politika her hangi bir dili değil bütün dilleri ifade edecek bir kapsama kavuşturulmalı. Bu çerçevede sorun öncelikle ideolojik değil, bilimsel bir içeriğe sahip. Sadece örneğin Kürtçede anadilde eğitim değil, bütün dillerde anadilde eğitimi savunan ve bu eğitimin nasıl verileceğini, içeriğinin ne olması gerektiğini de tarif eden sistemli bir politika geliştirilmeli.

Dolayısıyla, bu tartışmalar anadilde eğitim ilkesinin tüzükte yer alıp almamasına indirgenmemeli. Kapatma davası aşamasında bu ilkenin çıkarılmış olması da eleştiri ve öz eleştiri konusu yapılmamalı. Kapatma davasının genelkurmayın talimatıyla açıldığını biliyorduk. Kapatma davasının görüldüğü yılların Genelkurmayın Türkiye’yi biçimlendirme, Kuvvet Komutanlarının da darbe planları yaptığı yıllar olduğunu Ergenekon soruşturması sırasında ortaya çıkan darbe günlükleri sayesinde öğrendik. Böylece Eğitim Sen’in bu davada izlediği politikanın haklılığı ve doğruluğu bugün daha açık biçimde ortaya çıktı: Dava sürecini sonuna kadar kullanarak demokratik eğitim ilkesinin gereği olan anadilde eğitim hakkını hem alanlarda hem de mahkeme koridorlarında savundu. Türban sorunu etrafında saf tutmayarak emekçilerin yanında yer aldığını gösterdi. Neoliberal politikalara karşı çıkarak hükümetin politikalarını onaylamadığını gösterdi. Ve en son aşamada tüzüğünden anadilde eğitim ilkesini yazılı olmaktan çıkartarak sendikanın yok olmasının önüne geçti. O günden bu güne de anadilde eğitim talebini bütün platformlarda savundu. Eğitim Sen bu davayla kapatılmış olsaydı bugünkü siyasi ve örgütsel gücüne çok uzun yıllar bir daha erişemeyecekti. Kuşkusuz darbeciler de ellerini ovuşturacaktı.

Eğitim Sen’in yeniden yapılanmasında öğretmen yetiştiren ve eğitim politikalarını belirleyen kurumlarla kurumsal düzeyde ilişkiler geliştirmenin alt yapısını hazırlamayı unutmamalı. Bunun için, eğitim fakülteleri, Talim Terbiye Kurulu ve Bakanlık düzeyinde yapılan çalışmalara müdahil olabilmenin olanakları yaratılmalı. Bunlara paralel olarak, eğitim fakültesi öğrencilerine dönük örgütlenme, basın yayın faaliyetleri ve burs olanakları ele alınmalı. Yüksek öğretime yönlendirme sistemi köklü, bilimsel bir eleştiriye tabi tutulmalı bu alana ilişkin alternatif eğitim politikaları geliştirilip savunulmalıdır.

Yukarıda da değinmeye çalıştığımız gibi, tüzük tartışmaları örgütün önünü açacak bir yeniden yapılanmayı hedefleyen nitelikte olmalı. Tüzüğe her hangi bir dokunulmazlık atfetmek yanlıştır. Tüzüğün her zaman tartışılabilir, yenilenebilir, konjonktüre göre uyarlanabilir bir metin olduğu, olması gerektiği unutulmamalı. Önemli olanın tüzüğün içeriği değil, savunduğumuz ilkelere sahip çıkma sürekliliği olmalı.

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: Eğitim Sen / Tüzük Krultayı /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.