Birleşik Mücadele, Ortak Örgütlenme

Yunus Öztürk - 3 Ağustos 2009 - İşçi Gündemi / Teorik Tartışmalar / Türkiye / Türkiye Solu

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

3 Ağustos 2009

http://www.turnusol.biz/public/makale.aspx?id=5127&pid=6&makale=Birle%FEik%20m%FCcadele…

Yaz mevsiminin rehavetiyle de olsa gerek, devrimci hareketin reflekslerinin hayli zayıfladığı ve işçi sınıfından koptuğu bir dönemden geçmekteyiz. Ancak ne sermaye ne de hükümet aynı rehavet içinde değil. Onlar boş durmuyorlar; işçi ve emekçi sınıflara saldırılarını artırıyorlar. AKP Özel İstihdam Büroları Yasa Tasarısı ile işçi düşmanı politikalarında ısrarlı. Sendika bürokrasisi de sınıf işbirliğine devam ediyor: Türk-İş’in imzaladığı kamu toplu sözleşmesi işçi sınıfına yönelik son ihanet oldu.

AKP Hükümeti’nin ve sermayenin işçi ve emekçilere yönelik baskılarına karşı birleşik mücadeleyi örgütleyecek zeminler yaratmak gerekli. Sendika bürokrasisinin mücadeleden kaçan ve işçi sınıfını aldatan siyaseti karşısında, işçi ve emekçilerin çıkarlarını savunacak mücadeleleri örgütlemek, ortak örgütsel biçimler bulmak gerekli.

1 Mayıs 2009’dan sonra…

1 Mayıs 2009 emekçi hareketi ve sosyalistler arasında yarattığı umut (umutsuz tartışmalar da yaşandı), sonraki aylara olumlu anlamda yansımadı. Bunun bir nedeni sendikal hareket içinde 1 Mayıs tartışmalarının yol açtığı ayrışmanın devam etmesidir.

İlk olarak Türk-İş, Hak-İş ile Kamu Sen ve Memur Sen, sermaye örgütleriyle birlikte “Evde oturma çarşıya çık” kampanyasına giriştiler. TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu’nun açıklamasına göre bu kampanya sayesinde şirketlerin satışları yüzde 9 oranında arttı.

İkinci olarak 1 Mayıs ve Taksim konusunda “birlik” oluşturan sendika, demokratik kitle örgütü ile sosyalist grup ve partiler, sürecin gerektirdiği adımları 1 Mayıs’tan sonra atmadı.

Bu iki ana nedenden ötürü sermaye ve hükümet işçi hareketinin bıraktığı boşluğu doldurarak, hem kamu işçilerinin toplu sözleşmelerinde Türk-İş yönetimine resti çekti (greve çıkarsan çık dedi); hem de Özel İstihdam Büroları Yasa Tasarısı’yla “işçi satışı”na onay veren yasayı Meclis’ten geçirdi; saldırısını sürdürdü.

Sosyalistlerin sınıftan kopukluğu

Sol-sosyalist örgütler son ayları ağustos böceği gibi geçirdiler. Mayıs ve Haziran ayı 1 Mayıs tartışmalarıyla geçti. Haziran ayının ortasından sonra 2 Temmuz mitinglerine hazırlık tartışmaları yapıldı. Burjuvazinin gündemindeki konulara laf yetiştirmek üzere yapılan tartışmalar da son üç aya kapak oldu.

Emek hareketine yönelik bir öneri geliştirme, krize karşı taleplerimizi netleştirme, görüş sunma, sermayenin saldırıları karşısında işçi ve emekçi kitleleri savunacak mücadeleleri örgütleme hedefiyle işyerlerinde, fabrikalarda çalışma yönünde birleşik bir çaba ortaya konmadı.

Kuşkusuz kısmi çabalar oluyor. Ancak saldırı ve kriz o kadar can yakıcı ki, tek tek örgütlerin ve sendikaların süreci göğüslemesi niyetlerimizden bağımsız olarak olanaksızdır.

Kamu işçilerinin cılız eylemleri

1 Mayıs’tan sonra belki de tek işçi hareketi, tıkanan toplu sözleşmeleri protesto eden eylemler oldu. İstanbul başta olmak üzere Ankara ve İzmir’de de Türk-İş Şubeler Platformu eylemleriyle Türk-İş yönetimlerini protesto etti. İstanbul Şubeler Platformu’nun Birinci Bölge Temsilciliği önünde Türk-İş’i protesto eden eylemleri (temsilciliği yumurta ve domates yağmuruna tutmaları) birkaç bin işçinin eylemiyle sınırlı kaldı.

Türk-İş Genel Merkezi’nin tabanın baskısıyla almak zorunda kaldığı “bir saat işe geç başlama” eylemi de işçi gücünü ortaya çıkartmak amacıyla değil, bir şey yapmak amacıyla gerçekleştirildi. İstanbul’da bile Türk-İş şubeleri birleşik bir eylem örgütlemediler; Şubeler Platformu Küçükyalı Karayollarında bir eylem gerçekleştirdi.

Her iki eylem de sendikal alanla sınırlı kaldı. Ne Şubeler Platformu ne de diğer sendika ve platformlar işçi eylemleriyle bağ kurma yönünde gereken çabayı göstermediler (bazı küçük destekler oldu). Eylemlerini ücretle sınırladılar ve krize karşı mücadele perspektifi geri planda kaldı.

Zayıf kalan taban hareketi, Türk-İş bürokrasisinin işçilere ihanetiyle sonuçlandı. İmzalanan çerçeve sözleşmeye rağmen, bugün için idari maddelerde anlaşmaya varılamıyor. Süreç tıkanmış bulunuyor.

AKP’nin ve sermayenin yeni saldırıları

Haziran ve Temmuz başında Tuzla tersanelerinde 3 işçinin patronların kârları uğruna feci ölümleriyle birlikte, bilinen işçi ölümlerinin sayısı 127 oldu. Bu ölümlere sendikal alanla sınırlı kalan yerel tepkiler verildi.

Özel İstihdam Büroları, kıdem tazminatlarının düşürülmesi, kamu emekçilerinin toplu sözleşme süreci emekçi hareketinin belli başlı gündemleri olacak. Ekonomik krizin yol açtığı işsizlik, ücretlerin geri çekilmesi, çalışma koşullarının ağırlaşması ve sendikal örgütlenmeye yönelik baskılar da göz önüne alındığında, emek cephesi açısından bile önümüzdeki dönemin zorlu geçeceği açıktır.

Bu açıdan özellikle İstanbul başta olmak üzere işçi-emekçi kentlerinde birleşik mücadele ve ortak örgütlenme deneyimlerine; bu örgütlenmeleri mümkün kılacak zeminlere, güven ilişkilerine ihtiyaç var. Tabii ki, bütün bunların da bir hedefi olmalı: İşyerlerinde, fabrikalarda işçi savunma güçlerini, birliklerini, komitelerini oluşturarak krizin bedelini ödememek; sermayeye ödetmek. Kemer sıkma kararlarına karşı durmak olmalı.

Birleşik mücadele olanakları ve HSGGP

Birleşik mücadele ihtiyacı her yerde kendini hissettiriyor. Direnişte ve grevdeki işçilerin; üniversiteden uzaklaştırılan öğrencilerin birlikte oluşturdukları platform ve “direnişteyiz.com” internet sitesi bunlardan biri. “İşten atılmalar yasaklansın” girişimi bir diğeri. Son birkaç ayın girişimleri bunlar ve şimdilik amaca uygun girişimler olarak gözükmüyorlar (birkaç tartışma toplantısı ile basın açıklaması gerçekleştirdiler).

Ancak önemli olan bu girişimlerin bir ihtiyacı ifade ediyor oluşudur: Birleşik mücadele isteği vurgulanıyor, emekçilere yönelik baskıların ve yaşanan sorunların kamuoyuna taşınması amaçlanıyor.

Birleşik mücadele deneyimi açısından daha eski ve önemli sayacağımız, kısmi başarılara imza atmış Herkese Sağlık, Güvenli Gelecek Platformu (HSGGP) deneyimi de var.

Kuşkusuz abartılı anlamlar yüklemeyelim ve gerçekliğimizi bilelim. Yine de HSGGP son iki yıllık deneyimiyle sendikalar ile sosyalist grupların birarada mücadele etme zeminini sağlamıştı.

Her ne kadar platforma yönelik ilgi azalma gösterse bile, son yılların en uzun süreli ve anlamlı işbirliğini ve ortak örgütlenmesini ifade ediyor. Nitekim son bir ay içinde emekçi sınıfların çıkarlarını savunma yönünde gösterdiği çabaya da dikkat çekmemiz gerekli.

HSGGP, bazı bileşenleriyle ortaklaşa etkinlikler düzenledi. Örneğin domuz gribi konusunda İstanbul Tabip Odası’nın çalışmasıyla ortaklaştı. 15–16 Haziran anmasını Türk-İş Şubeler Platformuyla birlikte gerçekleştirdi. 8 Haziran ve 10–11 Temmuz’da Tuzla’daki işçi ölümleriyle ilgili olarak basın toplantısı, Kadıköy’de ve Tuzla’da basın açıklaması gerçekleştirdi. Yine krize ve işçi sınıfına saldırılara yönelik bir bildiri daha yayınladı. Tam Gün Yasası’na karşı sağlık meslek odalarının ve sendikaların Cerrahpaşa-Haseki yürüyüşüne destek verdi.

Kuşkusuz sınıfsal tavır alınması ve gelişmelere refleks gösterilmesi bakımından olumlu olan bu çabalar, 13–14 Mart ve 6 Nisan 2008’de Genel Sağlık Sigortası Yasası’na karşı gerçekleştirilen tepkiler seviyesine ulaşamadı.

Her şeye rağmen birleşik mücadele ve ortak örgütlenme açısından güçlendirilmesi gereken platform, HSGGP’dir.

HSGGP yüzünü yerellere ve işyerlerine dönmeli

Sınıfsal tepki göstermek, sessiz kalmamak, basın açıklaması, basın toplantısı düzenlemek; birkaç yüz kişilik tepkiler örgütlemek kuşkusuz önemli. Ancak, sermayenin saldırılarını ve AKP Hükümeti’nin emekçilere yönelik baskılarını geri püskürtmek için fabrikalardaki işçileri harekete geçirecek bir hattı izlemek zorunlu.

Bu konuda 2008 döneminde platformun bazı deneyimleri oldu. İstanbul birinci ve üçüncü bölgede ortak mücadele olanakları yaratılabilmişti. İşçi mahallelerine ulaşılmıştı. Bu deneyim eksik kaldı ve devamı gelmedi.

Bu deneyimin devamının getirilmesi ve yerellerdeki sendika şubeleriyle birlikte sendikalı ve sendikasız işyerlerine yönelik planlamaların yapılması için siyasal irade gerekli. HSGGP’ye güven temelinde yerellerden işyerlerine doğru oluşturulacak, ekonomik krize, işsizliğe ve örgütsüzlüğe karşı birleşik mücadele için ortak örgütlenmeyi bir hedef olarak önümüze koymamız gerekli.

Taleplerimizin, mevcut haklarımızın takipçisi olacak bir mücadele

Talepler (program) ile birleşik mücadeleyi (ortak örgütlenme) HSGGP özelinde yan yana getirebiliriz.

Taleplerimiz “krizin faturasını patronlar ödesin” şiarının somutlanması olmalı: İşten çıkarmalar yasaklansın; işten çıkarılan işçiler geri alınsın. İşsizlik fonu işten çıkarılan her işçi için kullanılsın. Mevcut işler ücretlerde eksiltme olmadan çalışanlar arasında paylaştırılsın; iş saatleri düşürülsün. Sigortasız işçi çalıştırmak engellensin, yaptırım gücü olan cezalar uygulansın…

Kapitalist düzen, kendi yasalarını bile uygulamamaktadır. Yasalar, sigortasız işçi çalıştırmayı yasaklasa da fiili olarak sigortasız işçi çalıştırılmaktadır. Aynı şekilde sendikalı olmanın yasal güvenceleri olmasına rağmen işçi çıkartılıyor. Sigorta primleri eksik yatırılıyor. Gerçek ücretten değil, asgari ücret üzerinden sigortalı yapılıyor.

Bütün bunlar yasaların da suç saydığı eylemler. Ancak cezai yaptırımı zayıf olduğu için patronlar rahatça yasalara uymadan işlerini sürdürüyorlar ve işçiler örgütlü değillerse, ancak mahkeme yoluyla (davalar birkaç yıl sürebiliyor) haklarını arayabiliyorlar.

Sonuç olarak hem taleplerimizi ifade etmek, hem mevcut haklarımızı korumak için bir mücadele gerekli. Bu mücadelenin tek tek örgütlerimizi aştığını ifade ettik. Öyleyse, sermayeye ve hükümete karşı güçlerimizi birleştirecek zeminler bulmamız zorunlu demektir. Bu bakımdan da HSGGP bir olanaktır.

Bu olanağı ortak bir perspektifle, yeniden güçlerimizi açığa çıkartan kaldıraca dönüştürmemiz mümkün ve gereklidir.

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: HSGGP / sendikalar / sosyalistler /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.