Sendika-Siyaset İlişkisi

Yunus Öztürk - 11 Ekim 2009 - İşçi Gündemi / Teorik Tartışmalar / Türkiye / Türkiye Solu

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

11 Ekim2009

(http://www.turnusol.biz/public/makale.aspx?id=5665&pid=19&makale=Sendika%20-%20siyaset%20ili%FEkisi)

Sendikal alan siyaset ilişkisi

Sendikal alan ile parti alanı (siyaset) arasındaki ilişki, yani alan-siyaset ilişkisi işçi ve sosyalist hareketin tarihinde her zaman bir sorun olmuştur. Tarihsel süreç içinde, alan – siyaset ilişkisi farklı anlamlar kazandı. Hızlı bir gözden geçirme yapalım.

İşçi hareketinin tarihinden örnekler

İlk işçi hareketi sayılan Çartist Hareket (1825-1850), sendikal alanla kendini sınırlamamış, siyasal alana özel bir önem vererek, seçme – seçilme hakkı, parlamentoda yer alma ve her sendika üyesinin İngiliz İşçi Partsi’ne üye olma zorunluluğu gibi biçimler almıştır.

İşçi hareketinin gelişimi içinde Alman işçi sınıfı 1914 yılında 110 milletvekiline ulaştığında, sendikal harekete hakim olmuş, onlarca sendikal ve siyasi gazete yayınlayabilmiş, işçi aristokrasinin siyasete müdahalesi sonucunda Alman Sosyal Demokrat Partisi, Alman burjuvazisinin savaş kredilerine onay vererek, siyasetin işçi sınıfına ihanetine yol açmıştır.

1917 Rus Devrimi sırasında ise, sendikal faaliyetin yasak olması sebebiyle siyasi ve sendikal faaliyet birlikte yürümek zorunda kalmıştır. Ancak bu ilişkinin devlet karşısında sendikaların özerkliği sayesinde demokratik bir içeriğe kavuşması mümkün olmuştur.

Sonraki yıllarda (1930 – 1950), Kızıl Sendikalar, yani yalnızca devrimcilerin egemen olduğu işçi sendikaları ortaya çıkmıştır. Sosyal demokratların sosyal faşist ilan edildiği, komünistler ile sosyal demokratların arasına yüksek duvarlar çizildiği yıllar yaşanmıştır.

Sovyetler Birliği yozlaşıp bürokratikleştikçe, diğer ülkelerdeki etkisi de bürokrasinin çıkarlarına uygun biçim değiştirmiştir. Bürokrasi bütün ülkelerin komünist partilerini ve sendikalarını kendi merkezi yönetimi altına alarak, sendika – siyaset ilişkisini ortadan kaldırmış; emir – komuta zincirini kurarak parti ve sendikaları Sovyetler Birliği’nin bürokratik çıkarlarına bağımlı hale getirmiştir.

Dünya Sendikalar Konfederasyonu, Sovyet yanlısı uluslararası bir sendika olurken, Sovyet yanlısı olmayanlar AFL – CIO gibi Amerikan yönetimindeki sendikal örgütler kurmuşlardır.

Türkiye’de de sendikaların merkezileşmesi ve devlet güdümlü hale gelmeleri 1950’li yılların Soğuk Savaş ortamında gerçekleşmiş ve Türk-İş kuruluşundan kısa bir zaman sonra, Amerikancı sendikacılığın denetimine girmiştir.

Süreç içinde Avrupa ve Amerika’dan başlayarak sendika yönetimleri hızla yozlaşmaya uğramış, devletle işbirliği içine girmiş ve işçi sınıfına ihanet eden sendika yönetimlerinin sayısı hızla çoğalmıştır.

Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından da ilerici adı verilen sendikalar ideolojik kılıflarını üstlerinden atarak, “Çağdaş Sendikacılık” yaklaşımını benimseyerek, küresel kapitalizmin dümen suyuna kapılmışlardır.

Bugün sendika yönetimleri yüzlerce milyon dolarları denetim altında tutabiliyor, ama giderek üye sayılarını kaybediyorlar, eriyorlar.

Örneğin Almanya’da sendikaların mal varlığı yıllık devlet bütçesinin yüzde 40’ını buluyor. Alman DGB Sendikası, çeşitli iş ve hizmetlerde 40 bin personel çalıştırıyor.

Türkiye’de ise, sendikaların mal varlıkları ancak şikayet ve denetim olduğunda ortaya çıkıyor. Ergenekon Davası sebebiyle Türk Metal Sendikası’nın eski Genel Başkanı Mustafa Özbek’in mal varlığı basına yansıyor: Özbek’in sendikaya ait 112 milyon doları hesabına geçirdiği iddia ediliyor; Türk-İş Başkanı’nın lideri olduğu Tes-İş, mali hesaplar yüzünden olağanüstü kongreye gitmek zorunda kalıyor.

Sendika-siyaset ilişkisi

2010 yılına girerken, bugün sendikaların giderek işçi sınıfından daha çok uzağa düştüğüne tanık oluyoruz. Dev bürokratik mekanizmaları yöneten ve devletle, sermayeyle ilişkilerine önem veren işçi ve kamu emekçileri sendikaları emek hareketine hakim durumdadır.

Bu nedenle de sendika – siyaset ilişkisi yozlaşmış, bürokratik sendikalar da doğrudan burjuva partilerine bağımlılık halinde işliyor. CHP’nin Türk-İş ve DİSK yönetimiyle, AKP’nin Hak-İş yönetimiyle yakın siyasi ilişkileri olduğu biliniyor.

Ancak bizim burada sözünü edeceğimiz konu sosyalistler ve sol açısından sendikal alan ile siyasetin ilişkisidir. Bürokratik olmayan ve kapitalizme karşı cepheden mücadele yürüten bir sendika ile siyasal parti arasındaki ilişki nasıl olmalı?

Yeni bir sendikal hareket için alan-siyaset ilişkisi geçmiş deneyimler ve kendi deneylerimizden hareketle yeniden nasıl tarif edilebilir? Bunu tartışmak gerekiyor.

Alan – siyaset ilişkisinin nasıl olması gerektiğine dair sorduğumuz sorulara, uluslararası deneyimlerden de çıkardığımız sonuçlara bakarak; yani reel sosyalizm eleştirisi üzerinden tarif ettiğimizde, ilk altı çizilmesi gereken, sendikal alan ile siyasi alanın birbirinden kesin çizgilerle ayrılması, siyasetin alana müdahalesinden kaçınılması oldu.

Çünkü reel sosyalizmlerde parti sendikal alana müdahale ediyor ve sendikal ala¬nın özgül ağırlığı, özgür karar alma gücü bulunmuyordu. Bu ilişki tarzının reddedilmesi, doğru bir tutum oldu.

Bu noktada neyi yapmamamız gerektiğini biliyoruz: Siyasetin güdümünde, bürokratik, ikameci ve merkezi bir sendikal yapı, hiçbir zaman işçi ve emekçilerin ihtiyacı olmuyor.

Ancak tersinden de sorunlar yaşanıyor. Sendikal alanın özgüllüğü adı altında sendika bürokrasisi kendi sürekliliğini güvence altına alabiliyor.

Bu iki uç örneğin dışında üçüncü bir seçeneği oluşturmak gerekiyor.

İhtiyacımız olan eşitlikçi ve özgürlükçü bir sendikal yapı siyasetten bağımsız olamaz; siyasetle sendika karşılıklı güvene dayalı bir alan-siyaset ilişkisini kurmak zorundadır. Başka bir ifadeyle, birbirini denetleyen iki dinamik yapı olmalıdır.

Kuşkusuz elimizde bir reçete yok; ancak yapmamamız gerekenleri biliyoruz.

Eşitlikçi-özgürlükçü yeni bir sendikal hareket demokratik işleyiş, kolektif bir yönetim anlayışıyla eski örgütlenme tarzını aşabilir, emekçi kitlelerle sendikaların bağlarını yenileyebilir.

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: Grev / İşçi Hareketi / KESK /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.