Referandumda “hayır” diyelim!

Seyfi Adalı - 26 Mayıs 2010 - Güncel Politika / Türkiye / Türkiye Solu

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

AKP Anayasa değişiklik paketini oluştururken, paketin referanduma gidece­ğini biliyordu. Paketin mec­listen de geçebilmesi için de­ğişiklik maddeleri arasına en çok istediği üç maddeyi giz­leyebilmek için 26 madde daha ekledi. Amaç “kurunun yanında yaşı” da geçirmekti.

Böylece maddelerin tek tek oylan­masını değil tamamının oylanmasını isteyerek, geçmeyeceğini bildiği üç maddeyi de aradan çıkartmak istedi. Nitekim CHP bile, bu üç madde dı­şında (Anayasa Mahkemesinin yapı­sını değiştiren madde, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun yapısını değiştiren madde ile Siyasi Partilerin kapatılmasını meclis kararına bağla­yan madde), pakete “evet” oyu vere­ceğini açıklamıştı.

Bu üç maddeden, “Siyasi Partilerin kapatılmasını” meclis kara­rına bağlayan değişiklik maddesi, mecliste 330’dan daha az oy alınca, paketten düştü. Ancak diğer iki madde geçti. Cumhurbaşkanı Ab­dullah Gül’ün paketi “halk oylama­sına”, referanduma götürme kararını vermesi ve 60 gün içinde de referan­duma gidilmesi gündemde.

Değişiklik paketinin 29 mad­desi tek tek ifade edildiğinde, bizim de “evet” diyebileceğimiz maddeler var: örneğin çocuk istismarının ön­lenmesi, 12 Eylülcülerin yargılan­ması gibi. Ancak AKP hükümetinin amacı başka ve niyetlerinde samimi değiller. Bu paketle, yüksek yargıda hâkim olmak istiyorlar. Oradan da başkanlık sistemiyle birlikte şahsi bir rejimin oluşmasını, siyasal İslamcı bir burjuva hareketin Türkiye’nin yapısını şekillendirmesini amaçlı­yorlar.

Kemalist rejim modeli ye­rine daha da muhafazakâr bir çizgi­nin ağırlıkta olacağı, İslami kuralla­rın gündelik yaşamda daha da etkin olacağı bir burjuva toplum modelini inşa etmek istiyorlar. Kuşkusuz bu iki model arasında işçi sınıfı ve emekçiler için ne sosyal haklar ne de sömürü ilişkileri açısından büyük bir fark olacak.

Ekonomik modelin, kamusal alan yerine özelleştirmeyi temel al­masının yaratacağı tahribatı TEKEL örneğinde görüyoruz. İş yasaları, sendikal haklar, kişi hak ve özgür­lükleri ve kadın hakları bakımından da gerilemenin yaşanacağı; adaletin siyasi çıkarlar temelinde işleyeceği bir düzen karşımıza çıkacaktır.

Bu nedenle Kemalizm’e vu­ran her siyasi değişiklik, kimi zaman içimizde bir ferahlık yaratıyor gibi görünse de, resmin bütününe bakıl­dığında AKP’nin politikalarının hem ekonomik model açısından hem de siyasi ve demokratik açıdan özgür­lükçü olmadığı açıktır.

Özellikle demokratik açıdan, Kürt sorunundaki AKP politikası tamamen ikiyüzlüdür: orduya vur­duğu sürece liberal, AKP’ye vur­duğu sürece şahin bir tutum alan AKP (siyasal İslam’ın Türk milliyet­çisi karakterinden dolayı) Kürt düş­manlığını devam ettirmektedir.

Dolayısıyla referandum tek tek maddeler üzerinden yapılmaya­rak zaten anti demokratik bir da­yatma da söz konusudur. AKP’nin politikalarına geçit vermemek, de­mokratikleşmeyi emekçilerin inisi­yatifinde gerçekleştirebilmek ve AKP çizgisinin siyasal gelişimine dur demek için bu referandumda Anayasa Değişiklik Paketine “hayır” diyeceğiz. (07.05.2010)

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: AKP / Anayasa Referandumu / CHP /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.