Hava-İş yönetiminin inanmadığı grev kararı

Sol Defter- Haber - 1 Haziran 2010 - Güncel Politika / İşçi Gündemi / Türkiye / Türkiye Solu

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail


bahadiraltan@yahoo.com

Grev, işçilerin sermaye karşısındaki tek kozu. Onu unutturmaya, demode kılmaya, uygulanmasını olanaksızlaştırmaya çalışan yasal zorluklara rağmen güçlü bir araç. Sendika ağalarının elinde içi boşaltılıp, oyuncağa dönüşse de hâlâ etkili ve tek yasal hak alma yolu. Ülkemizdeki tüm iş kollarında, madende, tersanede ve havacılıkta yaşanan kazaların nedeninin kader olmadığı açık. Can güvenliğini sağlayan ama maliyet getiren önlemleri hiçe sayan sermayenin kâr hırsıdır binlerce insanın yaşamına kıyan. Grev ise bunlara engel olmak için emekçilerin son çaresi…

Grev kararını sendikalar alsa da, uygulayacak olan işçilerin örgütlü birlikteliğidir. Yani “ben kararı alırım işçiler uygular” demekle olmuyor. Grevi tel tel örüp örgütlemek gerekiyor. Çalışanların bu örgütlülüğe inancı varsa grev, caydırıcılığı olan bir araca, hatta bir silaha dönüşüyor. Yoksa içi boş bir blöf olarak kalıyor. İşte THY toplu sözleşme sürecinde yaşanan budur…

Hava İş, THY kapısına grev kararını asarken elindeki bu etkili silahı bir oyuncak tabanca gibi tutuyordu. 13 bin işçiden, o da bir kısmı dışarıdan takviyelerle, sadece 150 kişiyi toplayarak, asılan “grev kararı” adeta “grev kararsızlığıydı!”  İşveren de bu blöfü çok açık bir şekilde gördü. Hava İş’in titrek elinde bile daha önce sözleşmenin geldiği noktaya 2+2 puan eklediğine göre, grevin adının bile geçmesinin işçilere kazanç sağladığı açık. Hele de havacılık sektörünün bu yaz sezonu kırılganlığında…

THY yönetimi grev oylaması için imza toplarken sözcüleri aracılığıyla “imza verebilirsiniz” diyen, hatta şube başkanlarıyla “İmza verilebilir, bizce hiçbir sakıncası yoktur!” şeklinde telefon mesajları atan ender sendikalardan biri olmuştur Hava İş! “Grev kararının asılması da işverenle anlaşmalı bir şov muydu acaba!” diye düşünenlere hak veresi geliyor insanın!

THY ve Hava İş yönetiminin grev oylamasını göze alamamalarında sendika yönetimine muhalif çoğunluğun, grev kararının arkasında durması ve sendika sözcülerinin aksine “grev oylaması için bizden imza yok” demesinin payı büyüktür. Çünkü 8 bin işçiyle ağırlıklı sorunları yaşayan Uçuş ve Yer İşletme çalışanları, 5 ay önceki Genel Kurul delege seçimlerinde muhalefet Gökkuşağı Hareketine oy vermişlerdi. Bu çoğunluk, grev oylamasında bu silahı işverene hediye etmemeye kararlı, aynı zamanda sendikayı direngen bir tavra zorlayacak esas güçtü.

Özetle THY işçileri, sendika yönetimini onaylamasa da, muhalefetin grev kararının arkasında duran ve oylama konusundaki bu net tavrıyla da grev silahına sendikadan daha sıkı sarılmıştır. Hava İş yönetimi ise işçilere değil, kendine güvenmeyen duruşuyla bu açık desteği ne yazık ki koltuk paranoyasına feda etmiştir. Daha çok vakit varken ve özellikle uçucuların, geçen dönem grev oylaması deneyiminin yarattığı bilinçle, imza vermemekle zayıflattığı işveren kozlarını değerlendirip kazançlar sağlayacakken, verilenle yetinip küçük kazanımları “büyük başarı” olarak topluma yutturma yolunu seçmiş, telaşla imzayı atmıştır.

Sözleşmenin ayrıntılarında gizli olan, işverenin taşeronlaşma ve tasfiye niyetini gerçekleştirme yolunda elde ettiği koz çok önemlidir. Gözden kaçırılan ve bir kazançmış gibi sunulan bu madde aslında Türk İş anlayışı, ücret sendikacılığının ortak zaafıdır. Geniş perspektiften yoksun ve ülkedeki emek mücadelesinin seyrini ıskalayan bu tutum, patronların tam da istediği sendikal duruştur. Oysa 2007’nin aksine her yerde işçi mücadelelerinin yükseldiği ve Baykal’ın gidişiyle ana muhalefetin iktidar karşısında güçlendiği bir dönem yaşanıyor. Yani koşullar çok daha elverişlidir.

Sektörün genelindeki ana sorun iş güvenliği, THY çalışanlarının da anketlerde dile getirdiği birinci taleptir. Bunun tam tersi bir anlayışla TİS’e eklenen madde bakınız ne diyor:

“Öncelikle Sendika Üyesi Personelin çalıştığı işyerinin tamamen veya kısmen kapatılması halinde (Bu o kadar doğal ki sendikanın buna itirazı yok!) işçilerin Ortaklığın bir başka bölümde istihdamının devam ettirilmesi ile iş güvencesi sağlanması,
Bir başka bölüm ve göreve atanan veya nakil edilen sendika(lı) personelin kendi isteği ile  bu görevi ve nakil işlemini kabul etmemesi halinde işçinin iş sözleşmesini, ihbar öneli, kıdem tazminatı haklarına ilaveten 6 aylık ücreti tutarında iş güvencesi tazminatı alarak Feshini isteme hakkı tanınması…”
Bu madde THY patronları açısından özelleştirme ve taşeronlaşmanın, işçi kıyımının önünü açan “altın değerinde” bir maddedir. TİS ile işverene tanınan bu “hakla” işçiler ya sürülecek ya da 6 maaş alıp işten çıkmayı kabul edecektir. TİS eliyle taşeronculuğun ve işçi kıyımının önünü açan bu maddenin etkisi kısa bir süre sonra yeni özelleştirmeler, taşerona devirlerle işten çıkarmalar yaşandığında algılanacaktır. Özellikle 2000 civarındaki Yer İşletme personelinin TGS sürecinde geleceği güvenceden yoksundur. THY yönetimi 2007 grev oylamasından beri yaptığı kıyımlar yetmemiş gibi şimdi sendikayı da yanına alarak işçileri sindirme hesabındadır. Yani herhangi bir arkadaşımızı bu maddeye göre Batman’a tayin edip kabul etmediğinde de 6 ay maaşla kapı önüne koyabilecektir. Aynı uygulamayı yarın teknikte de yapacaktır. THY ve Sendika yöneticilerinin el ele açtıklarını söyledikleri “Beyaz Sayfaların” anlamı bu olsa gerek!

Sözleşmede ücret eksenli değerlendirmeler gerçeklerin aksine abartılarak topluma pompalanıyor. İşverenin zaten 2009 başında peşinen verdiği yüzde 6 zam üzerine 2+2 artışı başarı şeklinde görmek büyük yanılgıdır. Bu zaten enflasyonun işçilerden peşin olarak aldığı reel düşüşün bile altındadır. Şimdi ortalıkta özellikle sitelerde dolaşan isimsiz yorumlardan ibaret sahte emekten yana lafazanlıkların arkasındaki gerçekler bunu çok açık ortaya koyuyor.

Bir de işçileri kucaklayan, örgütleyerek sürece katan, demokratik şeffaf bir sendika olduğunu düşününüz. Tabanın geniş desteği ile grev kararını alan ve yine binlerce katılımla işvereninin kapısına asan bir sendikanın elindeki grev silahı yaz aylarının yoğunluğunda nasıl bir sonuç alırdı dersiniz?.. Böyle bir örgütlülük bütün sektörü kucaklayıp ortak kaygı olan iş ve uçuş güvenliğine çözüm olmaz mıydı? İşte bu yüzden sözleşmenin bir an önce apar topar imzalanması gerekiyordu! THY ve Hava İş yönetiminin kaderi bu anlamda ortaktı. Şimdi ikisi birlikte bu anlaşmayı “başarı” olarak allayıp pullayıp çalışanlara sunma çabasındalar…

Sözleşmenin imzalandığı 26 Mayıs bütün ülkede “genel grev, genel direniş” kararının uygulandığı gündü. Tekel işçileri sahte sendikacılığı bütün çirkinlikleriyle deşifre eden Türk İş bölge başkanlığını işgal eylemindeydiler. Destek amacıyla toplanan işçilerle birlikte “Kahrolsun sendika ağaları” ve “İşçiler sendika yönetimine” sloganları hem de Türk İş binasından yükseliyordu. Hatta bu tepkiden tekel işçilerinin eylemini destekleyen kimi sendika şube başkanları bile nasibini alıyordu. Kürsüden mikrofonu eline alan profesyonel sendikacılar “İşçiler kürsüye, işçiler kürsüye” diye kesintisiz protestolarla susturuluyordu.

Sendikal bürokrasinin korumasında yaratılan iktidarların ömür boyu saltanat hesapları bozulmuştur. Hava İş’ten, Türk İş’in en tepesine, Ayçin’den Kumlu’ya kadar farklı maskelerdeki anlayışın iç yüzü artık görülmektedir. Sendikacılığı meslek edinmiş, işçilere yabancılaşmış, bu örgütleri patron edasıyla kendi şirketleri gibi yöneten, çalışanlarını taciz edip işten atan anlayış için artık yolun sonu görülmektedir. İşçilerin öz örgütleri sendikaların bu süreç içinde gerçek sahipleri emekçilerin yönetimine kavuşacakları günler uzak değil…

Bütün bu tartışmalar yetkili bir sendikanın var olduğu ortamda yapılabiliyor. Toplu sözleşmenin yapılması bile İş Kanunu koruması sağlıyor havacılara. Bu gerçek eleştirmeyip “şükür edileceği” anlamında değil kuşkusuz. Darısı diğer şirketlerde çalışan kardeşlerimizin başına. Yeni dönemin THY çalışanlarına hayırlı olmasını diliyorum…

Emniyetli uçuşlar….

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: Grev / Hava-İş /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.