THY Sözleşmesindeki 8. Madde Nedir?

Yunus Öztürk - 16 Haziran 2010 - Güncel Politika / İşçi Gündemi / Türkiye

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

22. Dönem THY Sözleşmesi özlük haklarımızdan taviz vermiş, taşeronlaşmayı-özelleştirmeyi kabul etmiştir!

THY’nin 22. Dönem TİS Görüşmeleri önce uyuşmazlıkla sona erdi; ardından grev kararı asıldı. İşveren grev oylaması için imza toplamaya başladı ve bir hayli de imza topladı. Grev oylaması ve grev kararının uygulanmasıyla ilgili tartışmalar sürerken, sözleşme masasında sendika yönetiminin verdiği sözler, hükümetin seçim dönemine girmiş olması ve THY yönetiminin özelleştirmeyi hızlandırma kararı sözleşmenin imzalanmasını zorladı. 26 Mayıs’ta sözleşmenin imzalanmasıyla belirsizlik sona erdi. Sözleşmenin imzalanmasıyla birlikte işverenin işçilere yaptığı “grev oylaması için imza ver” baskısı sona erdi, her grev oylamasının ardından yaşanan işçi kıyımı ihtimali, en azından grev mevzu üzerinden en aza indi.

22. Dönem toplu iş sözleşmesi, birkaç yönden başarısızdır. Birincisi işçilerin taslak teklifte ifade ettikleri ücret artışının yarısına bile ulaşılamamıştır; şirketin kârlarındaki artışa oranla ücretlerde yetersiz artış sağlanabilmiştir. Çoğunlukla uçuculara endeksli bir sözleşmeye imza atılmıştır. Ancak başarısızlığın esas nedeni yer işletmenin özelleştirilmesine onay verilmiş olmasıdır. Ünlü 8. madde!

Her sözleşme bir maddeyle anılır. 22. Dönem Sözleşmesi de 8. maddeyle anılacaktır. 8. maddenin ortaya koyduğu gibi, Hava-İş yönetimi havlu atmıştır. Kaçınılmaz saydığı sondan; özelleştirmeden fayda sağlama yoluna gitmiştir. Mücadele etmek yerine koltuklarını korumayı seçmiştir; işyerinin tasfiye edilmesine onay verip işverenle el ele tutuşup, beyaz sayfa açmayı seçmiştir.

Her sözleşmenin bir felsefesi, olmazsa olmaz diyebileceğimiz bir hedefi vardır. 22. Dönem THY Sözleşmesinin ana felsefesi “özlük hakların satışı ve özelleştirmeye onay verilmesidir”. TEKEL işçilerinin özlük haklarıyla ilgili olarak 78 gün boyunca sürdürdükleri mücadele henüz daha sıcaklığını korurken, TEKEL işçilerinin çabalarıyla bir seviyeye çıkarttıkları işçi hareketini bir çırpıda silip, bugün için yer işletme işçilerinin yarın Teknik AŞ işçilerinin özlük haklarını 6 aylık ek tazminata satmak nasıl açıklanabilir? TEKEL işçilerine sözde destek veren Hava-İş yönetimi, gerçek hayatta işçilerin davasına ihanet etmiştir. Üstelik sözleşmeyi 26 Mayıs’ta yani TEKEL işçileriyle bir günlük dayanışma grevinin yapılacağı günde imzalayarak, greve katılmama bahanesi de yaratmıştır.

8. maddenin açıklanmasına geçmeden, yer işletmeyi tasfiye eden bu madde sayesinde THY işvereni öncelikle, kongrede Atilay Ayçin’in listesine oy veren Anadolu yer işletme delegesini tasfiye etmiş olacaktır.

***

Sözleşmenin yer işletmenin tasfiyesine ve TGS adıyla özelleştirilmesine onay veren 8. maddesinin açıklamasını ve yorumunu Hava-İş Sendikası Genel Sekteri Mustafa Yağcı’nın sendikanın web sayfasındaki “THY sözleşmesi ve 8. madenin önemi…” başlıklı yazısında (http://www.havais.org.tr/index.php?islem=haftanin_yorumu) açıkça buluyoruz.

Mustafa Yağcı “8. Madde, “ekonomik, teknolojik, yapısal ve benzeri işletme işyeri veya işin gerekleri” adı altında böylesi bir toplu işten çıkarmayı önlemiş ve işçilerin istihdamının şirketin bir başka bölümünde devamının sağlanması güvence altına alınmıştır. Bu maddenin asıl amacı ve görevi zaten budur” demektedir.

Yani işyerinin bir bölümü kapanacak olursa işçiler başka bölümlere yönlendirilecektir. Bu da bir tür iş güvencesidir, demektedir.

Ancak….işçilerin gönderileceği başka yer, nasıl bir yerdir? Örneğin, işçi kabul etmesi mümkün olmayan bir yere gönderiliyorsa, o zaman ne olacak? Yağcı’dan okuyalım: “8. Maddenin düzenlediği bir başka konu ise, işçinin iş şartlarında önemli değişiklikler yaşanmış ise işçi hangi haklara sahip olacaktır. Bu da çok önemlidir”.

Gerçekten de en önemli konu budur. Çünkü THY işletme tipi bir işyeri olduğu için “Bu fiili şartlar nedeniyle THY A.O. Yönetmelikleri (İnsan Kaynakları vb.) ile işçinin nakli (tayini) veya durum fişi ile görev değişiklikleri de hüküm altına alınmıştır”. İşçiler işletmenin bütün birimlerinde çalışmak zorundadır ve çalışmadıkları takdirde işverene tazminatsız çıkış yapma hakkı doğar.

22. Dönem Sözleşmede şu noktaya gelinmiştir: THY’de iş değişikliği işyerinin kapanmasıdır. “İş değişikliği” özelleştirmenin siperi olmuştur. THY yönetimi yer işletmeyi parça parça kapatmakta ve bu işi yapmaktan çekildiği için de iş değişikliğine giderek kapattığı işyerlerindeki işçilere THY bünyesinde iş vermek zorundadır. Ne var ki, görev yeri örneğin kargo olarak değiştirilen yer işletme işçisi, iş güvencesi elde etmiş olmayacaktır. Kargo bölümü de kapatılacağı için 8. madde her zaman işçinin başında sallanan Demokles’in kılıcı olmaya devam edecektir.

Bu durumda ne yapılabilir? Ya TEKEL işçileri gibi mücadele edilecektir ya da 6 maaş tazminata razı olunacaktır. Sendika çeşitli bahaneler bularak, mücadele şartlarının olmadığını söyleyerek işçileri de el altından töhmet altında tutarak ikinci yolu seçmiştir.

6 maaş ek tazminatın sözleşme maddesi olarak yazılması bir kazanım olarak sunulmaktadır. Öncelikle 6 maaş ek tazminat mı işsiz kalmak mı diye sormalıyız. 6 maaşlık ek tazminat işsizliğe çare olabilir mi? İkincisi neden 6 maaş? Her ne kadar 8. maddenin ek tazminat kısmını Hava-İş’in kazandığı bir hak olarak sunulması doğru değil. 6 maaş ek tazminat devletin “özelleştirme tazminatı” olarak belirlediği ve özelleştiği için işsiz kalan işçilere geçici olarak verdiği özelleştirme tazminatından başkası değildir.

O zaman cümleyi doğru kurmalıyız. Hava-İş THY’nin özelleştirmesine onay vermiştir, THY’de diğer özelleştirilen işyerlerinde olduğu gibi işçilere 6 aylık özelleştirme tazminatı vermiştir. Dolayısıyla Hava-İş yer işletmenin kapanmasına onay veren bir sözleşme imzalayarak, iş güvencesi maddesi olarak sözleşmede yer alan 8. maddeyi boşa çıkartmıştır. Gerçek budur.

Hava-İş Genel Merkezi adına Genel Sekreter Mustafa Yağcı bizi aptal yerine koyuyor ve utanmadan şunları yazıyor: “İşçiye talebi halinde fesih hakkı tanıdığı gibi, ihbar ve kıdem tazminatı haricinde, işverene ilave olarak 6 aylık ücret tutarında tazminat ödeme yükümlülüğü getirmektedir. Ayrıca işçinin işe iade konusunda dava açma hakkı da korunmuştur. Düzenleme ile işverene fesih hakkı değil, işçiye fesih hakkı sağlanmaktadır. Bu küçük ya da küçümsenebilecek bir farklılık değildir”.

Bir el insaf da bizden… “İşçiye fesih hakkı tanımak” yani işsiz kalmanın hak olarak sunulması ne zamandan beri bir avantaj sayılıyor? TEKEL işçisinin “özlük hakkı” için yürüttüğü mücadele ortadayken, yani kapanan fabrikalarından kıdem ve ihbar tazminatlarına ilaveten 6 aylık özelleştirme tazminatlarını almış olmakla yetinmeyip “devlet bize aynı pozisyonumuzda iş bulsun” diyerek mücadele yürüten TEKEL işçileri varken, 6 aylık ek tazminatın ardından işsiz kalmayı bir kazanım olarak savunmak nasıl açıklanabilir?

22. Dönem sözleşmeyi övünerek imzalayan Hava-İş yönetimi hangi tarafta yer almıştır: Özlük hakları için mücadele eden TEKEL işçisinin tarafında mı, özelleştirmeci AKP’nin, THY işvereninin tarafında mı?

Öyleyse 22. Dönem TİS ile kazanıldığı iddia edilen şey nedir? “8.maddenin önemi” nerededir?

Bir hukuki hatayı da belirtelim: 4857 Sayılı İş Yasasında “kendi isteği ile işten çıkan işçiye” işe iade davası açma hakkı tanımamıştır. Dolayısıyla işçinin iş akdini feshettiği koşullarda “dava açma hakkı korunmuştur” ifadesi doğru değildir.

8. maddeye ilave edilen ekte, işverenin işçiyi tazminatsız işten çıkartması değil, işçini kendi isteğiyle işten ayrılması söz konusudur; kıdem ve ihbar tazminat hakkını alıp işten ayrılmış işçinin ayrıca işe iade veya sendikal tazminat dava açma hakkı olamaz. Eğer tazminat hesabı yanlış yapılmış ise, sadece alacak davası açılabilir. İşverenin 6 maaş ek tazminat verdiği koşullarda yanlış hesap ihtimali de yok gibidir.

Mustafa Yağcı aba altından sopa göstermeyi de ihmal etmiyor: Eğer kendi isteğinizle çıkmazsanız, tazminat alamayacaksınız, gelin kendi isteğinizle işten çıkın, özelleştirmeyi kabul edin, teslim olun… Biz size hem kıdem ve ihbar tazminatınızı hem de 6 maaş ek tazminat almanızı sağlıyoruz..

Hava-İş yönetimi bizi yanıltıyor: 8. madde olağan durumlarda işçinin yer değişikliği koşullarından söz ediyor ve ona güvence olmaya çalışıyor. İşyerinin kapanması sebebiyle yer işletmede çalışan bin 500’den fazla işçinin yer değişimi kolay olmayacağı gibi, yeni görev yerinin de özelleştirilmesi gündemde olacaktır. Bu nedenle gerçek anlamda her hangi bir iş güvencesinden söz edilemez.

Öyleyse soru şudur: İş güvencesi nasıl sağlanabilir? Yer değişikliğini kabul etmemek, işyerinin kapanmaması için mücadele etmek demektir. Sendikanın hukuk yoluyla ya da fiili olarak mücadeleye geçmesini gerektiriyor. Bunun anlamı şudur: İşverenle kavga etmeyi göze almak gerekiyor, birçok dava açılabilir. Özelleştirmeye karşı cephe açılması gerekiyor. Bu sayede hem TEKEL işçileriyle gerçek anlamda kader birliği yapılmış olacaktır hem de her işçi 6 aylık ek tazminattan daha çok tazminat almak mümkün olabilir. Böyle bir hamle emek dünyasında olumlu bir etki yaratacaktır özelleştirmeye karşı mücadele ve özlük hakların korunmasının olanakları gündeme gelecektir. AKP hükümeti 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda yapmak istediği değişiklik “özlük haklarını savunma” mücadelesinin bir diğer ayağı olabilir. Böylece hem AKP hükümetine hem de sermayenin özelleştirme saldırısına karşı işini, iş güvencesini, kazanılmış haklarını koruma mücadelesi başarılabilir.

Hava-İş Sendikasının istemediği de tam budur. Mücadeleye girip işverenle ve devletle çatışmak istemiyor. Onlarla iyi geçinip koltuklarını korumak istiyor. Biliyor ki, Gökkuşağı Hareketi onun ensesindedir ve koltuklarında kalabilmesi işvereniyle iyi geçinmesine bağlıdır. Hava-İş Sendikası da tipik bir Türk-İş sendikası olmuştur.

Biz diyoruz ki:

  1. 22. Dönem toplu sözleşme iş güvencesine son veren, taşeronlaşmaya ve özelleştirmeye onay vermiştir. 8. madde özelleştirmeci hükümetin ağzıyla yazılmıştır.
  2. Sözleşme özlük haklarımız ve iş güvencesi yönünde bir kazanım olmadığı gibi, mücadele etme seçeneği de ek tazminat hesabıyla devre dışı bırakılmıştır.
  3. Kendi isteğiyle işten çıkan işçilere verilecek olan 6 maaş ek tazminat bir kazanım değildir. İş güvencesi 6 aylık maaşla sağlanmaz.
  4. Zaten özelleştirme idaresi de özelleştirme yoluyla kapanan işyerlerinde çalışıp da işsiz kalan işçilere sus payı olarak yaklaşık 6 maaş tutarında özelleştirme tazminatı vermektedir.
  5. TEKEL işçileri gibi kapatılan ya da kısmen kapatılan bölümlerin işçilerine kıdem ve ihbar tazminatı ile 6 ay süreyle özelleştirme tazminatı ve kamu da iş olanağı verilmiştir. 22. Dönem sözleşmede kamuda iş verilmesi talep de edilmemiştir.
  6. İşletme tipi işyerinin iş kanundan gelen ve işçiyi İstanbul’dan Van’a sürmesine hak tanıyan uygulamalarına karşı fiili ve hukuki mücadele yürütmek yerine bizden kendi isteğimizle işten çıkmamızın istenmesi nasıl bir sendikal politikadır? Kime hizmet etmektedir?
  7. Mücadele yerine boyun eğmemizi isteyen sendika yönetimi bu yetmiyormuş gibi, teslimiyetimize bir de 6 maaş mükâfat biçerek bizi aşağılamaktadır.
  8. Hukuk yolu açık diyerek doğru da söylenmiyor; sadece çıkış istememiz teşvik ediliyor. Kısacası aldatılıyoruz.
  9. Yer işletmenin kapatılması, taşerona devrinin Teknik AŞ başta olmak üzere, kargo ve diğer hizmetler de dahil yaygınlaşması, 8. madde sayesinde daha da hızlanacaktır.
  10. Bugün yer değişikliği sayesinde kısmen iş güvencesi elde edilmiş olsa da uçuş dışında her işletmenin zaman içinde taşerona devredilmesi politikası sebebiyle iş güvencesi için mücadele kaçınılmazdır. Ek tazminatlarla özendirilmesi yanlış bir sendikal politikadır.
  11. İş Kanunundaki anti demokratik maddelerle işçileri “burası işletme, verilen iş değişikliğini kabul etmezsen tazminatsız atılırsın” diyerek tehdit etmek sendika yönetiminin görevi alanına mı girmektedir.

Soruyoruz:

  1. Kapatılan yer işletme için TEKEL işçilerinin kazanımlarının dışında bir kazanım elde ettiniz?
  2. TEKEL işçilerine kamuda yeni iş olanakları tanınması söz konusuyken, tazminatını alıp işten ayrılan THY işçisi şirkette ya da başka bir kamu işyerinde iş buldunuz mu?
  3. Kendi çıkışını veren işçi mevcut ş yasasına göre dava açabilir mi?

Bu sorulara cevabınız “hayır” ise, öyleyse siz kimin için kazanım elde ettiniz?

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: 22.Dönem TİS / Hava-İş / THY /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.