THY Sözleşmesi: Değişen Bir Şey Yok!

Sol Defter- Haber - 18 Haziran 2010 - İşçi Gündemi / Türkiye / Türkiye Solu

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

bahadiraltan@yahoo.com

THY’de Toplu İş Sözleşmesi imzalandı ama tartışmaları sürüyor. Grev kararı asılmasına rağmen sürpriz bir acelecilikle “patırtı kütürtü” çıkmadan imzalanmasından en çok da sendika ve şirket yönetimi memnun. Özellikle “grev” sözcüğüne alerjisi olan taraftarların memnuniyeti, THY ve sendika yönetim kurulu başkanlarının el ele medyaya verdikleri pozlarla uyumlu seyrediyor!  İş barışı açısından, hele ki çalışanlara görece kazanımlar alınmışsa bu çok doğal.  Ama ne yazık ki tepedeki bu kucaklaşmalar işçilere her dönem kıyım ve baskı şeklinde geri dönmüştür. Sonuçları yaşandıkça daha da net görülecek olan bu sözleşme, bir arkadaşımın “Her sözleşme bir maddesiyle anılır” sözüne bakılırsa, 8. Maddeyle anılacak. Çünkü THY (ve diğer şirket) çalışanlarının en öncelikli talebi, iş barışının da ilk koşulu olan iş güvencesidir.

Aslında bu maddeyle işverenden alındığı söylenen 6 maaş tutarındaki “işten çıkarılmayı kabul etme tazminatı” Tekel işçilerine hükümetin sus payı olarak “verdiği” 6 aylık “özelleştirme tazminatının aynısıdır.” Onlar bunu “hak!” olarak kabul etmeyip 78 gün Ankara’nın soğuğunda direnmişler ve işlerini geri istemişlerdi. Tek başına bu örnek bile maddenin bir kazanç değil işverenin elde ettiği bir koz olduğunu gösteriyor. Tekel işçilerinin direniş gerekçesi olan bu 6 aylık tazminatı işçiler adına bir kazanımmış gibi sözleşmeye yazan ve başarı gibi lanse eden Hava İş bence büyük bir hata yapmıştır. Özellikle sendikal mücadelenin temel ilkeleri açısından daha çok tartışılacak ve sonuçları zamanla daha iyi (kötü) anlaşılacaktır. (Bakınız:.http://www.airkule.com/default.asp?page=yazar&id=447…”GREV” )

Sendika yöneticileri sözleşmenin imzalanmasını “Hem çalışanlara bir şeyler kazandırdık hem de muhalefetin önünü kestik!” şeklinde ifade ediyor. Bu söz sendika yönetiminin görüşmeler boyunca esas amacını özetliyor. Temel hedef, işçilerin örgütlülüğü ve bu örgütlülüğü bütün sektöre yayarak iş güvencesinin sağlanması değil, sendika iktidarının güvencesidir.

Sendika iktidarına muhalefet eden Gökkuşağı Hareketi sözcülerine sıkça sorulan soru ise malum: “Olağanüstü Genel Kurul talep edecek misiniz?”

Öncelikle hatırlatmakta yarar var Gökkuşağı Hareketi bu zamana kadar sendikal mücadelenin ana gövdesini oluşturan işçilerin hareketidir. Hava İş yönetimine alternatif oluştururken, sadece kişileri değil, antidemokratik sistemi değiştirmeyi amaçlıyorlardı. Sadece Hava İş için değil diğer sendikalara da örnek olacak şeffaf, demokratik bir modelle ilkeli bir muhalefet yürüttüler. Genel kurulda zaten yabancısı oldukları ayak oyunlarından ve iktidar hırsından uzak, acemice ama insanca görüşlerini savundular. Sonuçta iki delegelerinin oylamaya gelememesi ve birinin riyakarca saf değiştirmesi nedeniyle eşit çıkan oylar sonucunda, hakim kararıyla kaybettiler. Bu hareket ne son genel kurulla ne de TİS ile sınırlı değildir. Dolayısıyla şimdi özellikle Türk İş içinde sendikal bürokrasiye karşı mücadele eden bütün işçilerle birleşerek büyüyor.

Muhalefet, zaten sendika yönetimini kötü sözleşmelere imza attığı, işçileri maddi zarara uğrattıkları için değil, sendikal ve sosyal ahlak anlayışları zemininde eleştirmişti. Sendikacılığın meslek haline getirilmesine karşı, işçilerin yönettiği demokratik bir işleyişi sağlamaya çalıştılar. Kimsenin kişisel iktidarına teslim olmamak adına mutfakta özveriyle çalışmaya söz verirken, işçilerin parasıyla, bürokrasiden beslenen saltanatı ve iktidarı red ettiler. Bunun gereği olarak genel kuruldan sonra Hava İş yönetimini kutlayıp işverene karşı yanlarında oldular. TİS görüşmeleri boyunca sendikayı işveren karşısında zayıf düşürecek eleştirilerden kaçınıp grev kararının arkasında durdular. Muhalefetin bu tavrı TİS sonuçlarını da olumlu etkilemiştir.

Şimdi TİS görüşmeleri boyunca ve sonrasında sendikanın izlediği politikayı değerlendirmek için sorular soralım:

1-Hava İş görüşmeler boyunca işçilere açık, onları bilgilendiren, görüşlerini alan kararlara katan, özetle demokratik bir çizgi mi izlemiştir? Kesinlikle hayır!

Grev kararını 150 kişiyle asan bir sendika yönetiminin işçileri sürece kattığının söylenemeyeceği açıktır. Grev oylaması için imzalar toplanırken dahi, işveren neye razı edildi, sendika ne istiyor, anlaşmazlık konuları nelerdir kimse bilmiyordu. Arabulucu sürecinden sonra bütün görüşmeler işçilere kapalı kapılar ardında yapılmıştır.

2-Sendika mali konularda şeffaf hale mi gelmiştir? Kesinlikle hayır!
İşçiler daha önce olduğu gibi, trilyonlar tutan aidatlarının nereye harcandığı ve harcanacağını yine bilmiyorlar.

3-Kazanılmış hakların uygulatılması ancak sendikal örgütlülükle mümkün olduğuna göre işçileri üyelikten örgütlülüğe taşıyan bir gelişme var mıdır? Kesinlikle hayır.

En iyi toplu sözleşmeyi de imzalasanız bu maddeleri uygulatacak ve işverenin baskısına karşı duracak olan tek güç işçilerin örgütlü kenetlenişidir. Özellikle uçuş işletmede şimdiden sorunlar doruğa tırmanmıştır. Sendika ise işverenle işçiyi karşı karşıya bırakmaktadır. Yukarıda anlatmaya çalıştığım bir anlayışla bunun sağlanamayacağını işçiler de işveren de çok iyi biliyor. Bu nedenle THY yönetimi her zaman böyle bir sendikal anlayışı tercih edecektir. Bir dahaki sefere yöneticilerin el ele yerine kucaklaşan fotoğraflarını görürseniz hiç şaşırmayın!

4- Sendika yönetimi daha önceden bilinen ve muhalefetin ortaya çıkışındaki en temel kırılma noktası olan kadın sendika çalışanlarının maruz kaldığı, etik dışı anlayışlardan arınmış mıdır? Kesinlikle hayır!

Toplumun en duyarlı olduğu ve ne yazık ki bütün kurumların nasibini aldığı, en hafif deyimle “mobbing” olarak tanımlanacak çirkinliklere karşı hiç bir şey yapılmamaktadır. Aslında herkesin çok iyi bildiği sorumlulara yönetimde tekrar yer verilmesi bu konudaki duyarsızlığı gözler önüne seriyor. Hatta bu vatandaşlardan birisinin hostes odasında kadın işçileri aşağılayan davranışlarına pişkinlikle devam etmesi ciddi rahatsızlıklara yol açmaktadır.

Özetle Hava İş’in yönetim ve örgütlenme anlayışında hiçbir şey değişmemiştir. İzledikleri politika, muhalefetin gerekçelerini doğrulamış ve Gökkuşağı Hareketi ilkelerini daha da gerekli kılmıştır. Sadece TİS süreci boyunca işçilerin aleyhine kullanılma kaygısıyla muhalefetin eleştirilerini tutma gerekçesi ortadan kalkmıştır.

İmzalanan sözleşmenin görece kazanımlar içermesi 21 yıllık kirlenme ve  kokuşmuşluğun üzerini örtmeye yetmiyor. Havacılar, fazlasıyla hak ettikleri, geleneklerine uygun, şeffaf, demokratik bir sendikal anlayışa eninde sonunda kavuşacaklar…

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: Gökkuşağı / Hava-İş / THY /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.