Veysi Sarısözen: ‘Yetmez ama..’ demeyin ‘Yetmez’e ‘yeter’ deyin!

Sol Defter - 13 Temmuz 2010 - Türkiye

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

http://www.koxuz.org/anasayfa/node/6445

‘Yetmez ama evet’miş. Nasıl oluyor bu iş?

Soruyu, ‘yetmez ama evet’ diyen samimi insanlara değil, bu işin ‘öncüsü’ koca koca adamlara soruyorum. Muhatabım onlar. Çünkü samimi olmayan onlar.

Ben şu uzun sayılacak politik yaşamım boyunca, bu slogan kadar oportünist bir başka slogan ne gördüm, ne de işittim.

Neden? Çünkü, ‘yetmez ama evet’ diyenler, bu yetmezliği aşmak için hiç, ama hiç bir şey yapmadılar. Biz yazıyoruz, hala da yapmıyorlar.

Onlar, BDP’nin bu ‘yetmezliği’ aşmak amacıyla yaptığı önerileri hesaba bile katmadılar. AKP’ye BDP’nin önerilerini hesaba katması için hiç bir ciddi baskıda bulunmadılar. Hala da bulunmuyorlar.

O nedenle onların ‘yetmez ama evet’ deme hakları yoktur. ‘Evet’ deme hakları yoktur demiyorum.

‘Yetmez, ama…’ deme hakları yoktur. Ya bu ‘yetmezliğin’ sorumluluğunu, dürüstçe ‘evet’ diyerek AKP’yle paylaşacaklar ya da biz bu ‘yetmez’ lafını, boykotu kırmak için ortaya atılmış bir kandırmaca olarak mahkum edeceğiz.

Madem ‘yetmez’ dediniz, bu yetmezliği aşmak için ne yaptınız? AKP’ye bir ültimatom verdiniz mi? Öyle etten önce kazana düşmek yerine, ‘eğer sen BDP’nin önerilerini hesaba katmazsan, biz Referandum’da sana olan desteğimizi yeniden ele alacağız’ dediniz mi?

Yapmadınız. Hala önünüzde fırsat var, ama yapmıyorsunuz.’Yetmez’lik durumu, o nedenle sizin suçunuzdur.

Şimdi ise, sizler, ‘hem suçlu, hem güçlü’ konumunda oyun oynuyorsunuz. Kendi suçunuzu açık yürekle kabul etmek yerine, BDP’yi suçluyorsunuz.

Ayıp değil mi? Referandumda ‘evet’ demeyi, Fıratın Batısı için bir ‘ölüm kalım’ meselesi sayıyorsunuz. Size göre, Fıratın Doğusundakiler, Batıda yürüyen bu ‘ölüm kalım’ kavgasının sonuçlanmasını biraz sabırla beklemeliler. Bu ne biçim bir anlayıştır?

Batıda sizi öldürüyorlar mı, kovalıyorlar mı, yer altına itiyorlar mı, cesedinizi yakıyorlar mı, çocuklarınızı tutukluyorlar mı, partinizi kapatıyorlar mı; tamam, biliyoruz, Ergenekon artıkları direniyor, Hükümet Ergenekoncularla uzlaşıyor, mahkemeler yakalananları serbest bırakıyor; iyi de ama kimse sizin Yuşa tepenizi bombalamıyor, Belgrat Ormanlarınızı yakmıyor, İstanbul’un bir semtinden bir semtine yürüyen insanları durdurup aramıyor, tamam, çok iyi, 12 Eylül anayasasını ‘ucundan ufacık’ kırpmak da bir şeydir, yolu açacaktır, ileride, bir gün mü desek, bir ay mı, bir yıl mı, kırk yıl mı desek, er ya da geç yeni bir anayasa yapılacaktır, doğrudur, inanırız, iyi de o zamana kadar Kürtlerin evlerinde kim ölecek, kim kalacak?..

Hakkınızı yemek istemeyiz. Yeri geldiğinde AKP’yi eleştiriyorsunuz. Doğrudur. Yazıyorsunuz. Bravo. Ama bu eleşritileriniz, yazılarınız, davranışınızı bir nebze olsun değiştirmiyor. Hep aynı sloganla, inatçı bir edayla, hep aynı yolda yürüyorsunuz: ‘Yetmez ama, evet’ diyorsunuz.

Şimdi bakın neler oldu?

AKP’nin ‘ele başı’ CHP’yle kapalı kapılar arkasında görüşme kararı aldı. CHP malum, sizlerin de bildiği gibi, ‘Ergenekonun avukatlık Bürosu’ gibi bir şey. Bu ‘büroyla’ görüşme kararı alan AKP, BDP’yi ‘boykot’ etti. BDP’yi ‘terörden nemalanan parti’ olarak, güya bileşimini değiştirmek istediği Anayasa Mahkemesinin ve HSYK’nın önüne fırlatıp attı. Fıratın Batısında ‘evet, hayır’ diye birbirlerinin kafasını kıracaklar, Doğu’da ise boykotu ‘kırmak’ için anlaşacaklar. Ne diyorsunuz?

‘ CHP’yle görüşme yetmez, keşke BDP’yle de görüşseydi, ama yine de hiç yoktan iyidir, diyalog çağdaş değerdir, şiddet fenadır, konsensüsten iyisi yoktur, büyük konsensüse böyle küçük adımlarla gidilir, siz İstanbul’dan Ankara’ya üç yüz kilometreyi bir sıçrayışta aşarak gidemezsiniz, her şey ilk adımla başlar, vesayetçiyle konuşup onu ikna etmek, Kürt sorununda çözümün de başlangıcıdır, BDP’nin boykot edilmesi iyi olmasa da, BDP bu görüşmseyi desteklemeli, şimdilik kendisine yapılanı sineye çekmeli, velhasıl BDP’siz görüşme yetmez ama evet’ mi diyorsunuz?

‘BDP’ye çok üzüldüm, içim yandı, fena oldum, böyle olmamalıydı, BDP Ergenekoncularla aynı saflarda yer almamalıydı, Kemalizme kaymamalıydı, CHP’yle, MHP’yle omuz omuza gelmemeliydi, çok büyük kayıp, muzdaribim, fena halde matemdeyim’ laflarına boşverin.

Siz AKP’nin BDP’yi ‘boykot’ etmesine ne dediğinizi söyleyin. Bir şey deyin.

Ve dedikten sonra da gereğini yapın. Demiş olmak için demeyin, çünkü bu numara bayatladı.

Sizlerin Referandum’da nasıl bir oy kullanacağınızla Kürt halkı ilgilenmiyor. Hiç kimse size ‘kendi toprağınızda, kendi mensup olduklarınızla birlikte nasıl oy kullanmanız gerektiği’ hakkında akıl, fikir vermiyor. Size söylenen şu: Kürtleri Anayasa değişikliği sürecinde yok sayanları Kürtler de referandumda yok sayacak; madem AKP BDP’yi boykot etti, BDP de AKP’yi boykot edecek.

Ve bir de şu: Eğer bir kimse, ‘BDP haklı, biz BDP’nin Kürt coğrafyasında ve metropollerin Kürt varoşlarında ilan ettiği boykotu haklı buluyoruz, buna karşılık, Batıda demokratik güçlerin zaafının sonucunda ortaya çıkan ‘yetersiz’liği dikkate almakla birlikte, Fırat’ın Batısında ve metropollerdeki Kürt varoşları dışında seçmenleri ‘evet’ demeye çağırıyoruz’ demek yerine, burnu Kaf dağında, boykota karşı ajitasyon yapıyorsa, o kimse, Kürt halkının mücadelesine düşmanlık ediyor demektir.

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: Anayasa Referandumu / Kürt sorunu /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.