AKP’nin Anayasa Paketine Kefil Olmak

Zafer Aydın - 18 Temmuz 2010 - Güncel Politika / Türkiye / Türkiye Solu

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail


RADİKAL İKİ   – 18.07.2010

12 Eylül rejiminin işleyişinin temel belgesi olan ve devamlılığını sağlayan mevcut Anayasa, Kenan Evren’in kefaleti ile 7 Kasım 1982’de referanduma sunulmuştu. Sokakların tank ve postal sesleriyle çınladığı,12 Eylül’ün vahşetinin en dizginsiz günlerinde, demokrasi ve özgürlükler uğruna “82 Anayasasına Hayır” demiştik. Henüz seçmen yaşına erişmediğimiz o günlerde bizim “hayır”ımız, lastik matbaayla ya da elle yazılmış bildirileri bir göz kırpma süresi içinde sokaklara savurmak, kuşlama yapmaktı. Aramızdan bazıları için bu “hayır”ın bedeli, ağır işkenceler ve uzun hapislik oldu. 28 Yıl aradan  sonra, rejimin devamını ve işleyişini sağlayan düzenlemelerin esas olarak yerli yerinde durduğu tadilat paketine bu kez seçmen olarak da “hayır” diyeceğim. Üstelik bunu 28 yıl önce omuz omuza “12 Eylül Anayasasına hayır” dediğimiz arkadaşlarımızın bir kısmının “demokrasi geliyor” sevinç çığlıklarına itibar etmeden, “evet” demediğimiz için maruz kaldığımız, insanın içini sızlatan kaba, ağır yaftalamalara kulak tıkayarak yapacağım…

“Hayır” diyeceğim, çünkü AKP’nin tadilat paketi 12 Eylül ile hesaplaşmıyor, tersine 12 Eylül’den, 12 Eylül’ün ruhundan, zihniyetinden hiza alıyor. Paket, 12 Eylül Anayasası’nın otoriter ve anti demokratik içeriği muhafaza edilerek hazırlandı. Dar anlamda referandumda tadilat paketi oylanacak olsa bile geniş anlamda oylanan 12 Eylül Anayasası olacaktır. Zira sonuç itibariyle oylanan 82 Anayasasının değişiklikleridir. Referandumdan, değişiklikleri “evet” almış bir Anayasa’nın bir bütün olarak meşruiyeti de kuvvetlenecektir. Dolayısıyla mevcut Anayasa kalıcılaşacak, parça başı değişiklikler dışında köklü bir reform imkânını iyice azaltacaktır. Özgürlükçü, demokratik ve sosyal bir Anayasa talebinin restore edilmiş 12 Eylül Anayasası karşısında gerilememesi için “hayır” diyeceğim.

“Hayır” diyeceğim, çünkü AKP’nin demokrat olduğu varsayımının topluiğne başı kadar karşılığı olmadığını düşünüyorum. 8 yıllık iktidar pratiğinde demokrasi konusunda sürekli yalpalayan, ikircikli tutumlar sergileyen AKP’nin, Anayasa değişikliklerini demokrasi için yaptığı iddiasını kanıtlayacak bir tek ciddi veri yoktur. Üstelik yeni bir Anayasa yapmak yerine tadilatla yetinmesi AKP’nin 12 Eylül Anayasası’na demokrasiden daha yakın olduğunun işaretidir. Bülent Tanör hoca yıllar önce Ekonomi ve Politikada Görüş dergisine verdiği bir röportajda (Sayı: 6 Mayıs 1987); “82 Anayasası’nı ıslah etmenin yenisini yapmaktan daha zor olduğunu” söylemişti. “Temel mantığı yasak ve sınırlamalar üzerine kurulu, ana hatlarıyla militarist vesayetçi nitelik taşıyan Anayasa neden çöpe atılmadı da tadilatla yetinildi?” “Neden paketin içeriği bu kadar sınırlı kaldı” soruları ortada duruyor. Ve paket için yüksek dozda demokrasi ajitasyonu yapılmasına rağmen, işin rengini açığa vuruyor. Yeni bir Anayasa yerine, tadilatın tercih edilmesi ve paketin sınırlılığı AKP’nin demokrasi konusunda iddialarını boşlukta bırakmakta ve paketin üstündeki örtüyü kaldırmaktadır. Açılan örtünün altından demokratikleşme değil, egemenlik alanlarını tahkim etmeye uygun düzenlemeler peşinde koşan, faydacı bir anlayış çıkmaktadır. Seçim barajının düşürülmesi gibi demokratik önerilere “AKP’yi iktidardan uzaklaştırmak istiyorlar” diye itiraz eden,  parti ve kadroları için  iktidarın mı, demokrasinin mi daha önce geldiği çok açık. Yani örtüyü kaldırmaya da gerek yok aslında. Niyet ortada…

“Hayır” diyeceğim çünkü, AKP vesayet rejimi tasfiye etmenin değil, vesayetin müdahale araçlarını ele geçirmenin uğraşı içindedir.  82 Anayasası devletin/iktidar erkinin güçlendirilmesi üzerine kurulu 12 Eylül’ün temel mantığı ile biçimlendi. 12 Eylül toplumsal yaşamı dizayn ederken otoritenin güç alacağı iki temel alan olarak siyasi partiler/seçim yasası ile bürokratik egemenlik aygıtlarını belirlemişti. Bu belirlemeye uygun olarak garnizon partileri ve bu partilerle gönül/kader birliği yapmış bürokrasi eliyle militarist vesayetçi rejim sürdü geldi. AKP’nin paketi bu vesayetçi rejimi değil, vesayetin odağını değiştiriyor. Bürokratik egemenlik aygıtının kendisi korunuyor, seçme usul ve esaslarında düzenlemeler yapıyor. Pakette yer alan üç grup düzenleme de bu amacı taşımaktadır. Birinci grupta yer alan, karşı çıkılmayacak, her koşulda desteklenebilecek, “Geçici 15. Madde”nin kaldırılması, yaşlılara, çocuklara, engellilere pozitif ayrımcılık öngören, kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı gibi olumlu düzenlemeler ile ikinci grupta yer alan gerçek anlamda bir ilerleme sağlamayan göz boyamak için yapılmış, “toplu görüşme” yerine “toplu sözleşme” yazmak gibi makyaj niteliğindeki düzenlemeler, yargısal egemenlik aygıtlarının seçim ve işleyiş tarzını değiştiren düzenlemelere evet dedirtmek için pakete konulmuştur. Dolayısıyla oltanın ucundaki yem olmanın ötesinde de bir anlamı yoktur. YÖK örneğinin ortaya koyduğu gibi, AKP, eline geçirdiği sürece, rejimin bürokratik egemenlik aygıtlarıyla, onların anti demokratik niteliğiyle sorun yaşamıyor. Bilakis iktidarını, otoritesini sağlamlaştırmak için o yapılara yaslanıyor, onlardan güç alıyor.   Adımı atan tahakküm kurmak üzere atıyorsa, tahakkümün üniformalı ya da üniformasız olması fark etmez, her iki durumda da tereddütsüz ve aynı şiddette  karşı çıkmak gerekir.

12 Eylül Anayasası ötesine berisine yapılacak müdahalelerle demokratik bir öz kazanamaz. Yeni, demokratik, özgürlükçü bir Anayasa ve gerçek demokrasi için AKP’nin tadilat paketinin, Anayasa’ya yaptığı “demokratik makyajın” teşhiri zorunludur. Bu nedenle 12 Eylül Anayasası’nı meşrulaştıran,  “Evet”e de, AKP karşısında rejim savunuculuğuna girişen, 12 Eylül’ü temize çıkartmaya çalışan  CHP ve benzerlerinin “Hayır”ına da Hayır. 12 Eylül’de, 12 Eylül’e Hayır!

AKP’ye demokrasi misyonu yüklemek, AKP’nin gücü elinde toplama, güç kullanma ayrıcalığına sahip olmanın cazibesine kapılmadığını öne sürmek, AKP’nin demokratlığına kefil olmak, elbette herkesin kendi bileceği iş. Tıpkı AKP’nin tadilat paketinden  şüphe duymak, sorgulamak  ve reddetmek gibi. Ancak  AKP’nin zihniyetine ve paketine bu kadar yüklü kefalet altına girmek,  kendileri gibi düşünmeyenlere-üstelik bunların bir kısmının eski arkadaşları olduğuna aldırmadan- en ağır sözcüklerle nitelendirmeler yapmak, en hafif deyimle  biraz tuhaf kaçıyor. AKP’nin Anayasa Paketine  açık açık kefil olanlar, umarım zaman içinde bu kefaletlerinin ağırlığı altında ezilmezler…

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: AKP / Anayasa Referandumu /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.