Referandum ve Tek Parti İktidarı

Ömer Yıldız - 21 Temmuz 2010 - Güncel Politika / Türkiye / Türkiye Solu

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Türkiye’de çok partili sisteme geçildiğinden beri, siyasi partilerde demokrasi çabalarının var olduğu düşünülür. Tüm iktidar partileri yaptıkları bir takım değişikliklerle, eklemelerle demokrasi alanında çok büyük işler yaptıklarını iddia ederler. Aslında ülkemizde tek parti iktidarı hiç bitmemiştir. Tüm siyasi partiler mevcut anayasaya uygun kurulmak zorundadır. Tüzüklerini ve çalışma programlarını buna göre belirlemeleri gerekir. Bunlardan bir tanesi anayasaya uygun olmazsa kapatma nedenidir. Bunun örnekleri de yaşanmıştır, yaşanmaktadır.

İçinde bulunduğumuz dönemde de anayasa değişiklikleri ile AKP iktidarı demokrasi alanında tüm dünyanın en demokrat partisi olduğu havasına girmiştir. Anayasanın başlangıç bölümü ve değiştirilemez bölümlerine aykırı bir şey yapabilir mi? Bunları bırakalım anayasanın ruhuna aykırı ne yapabilir? Sosyalistler 12 Eylül’den beri bu alana itiraz ettiğinden hapis yatar, işkence görür; ancak anayasa mahkemesinin sayısını değiştiren demokrat olur. Mamak’ta, Diyarbakır’da işkence görenlerin mücadelesini selamlamadan demokratlık olmaz. 1402 liklerin hakkını teslim etmeden demokratlık olmaz. Önce temsil ettiğin devlet adına 12 Eylül mağdurlarından “ÖZÜR DİLEYECEKSİN” , haklarını geri vereceksin, aslında gerçek demokratın 12 Eylül gerçekleştiğinde karşı durup ölenlerin, işkence görenlerin olduğunu kabul edeceksin ve ondan sonra ben onların açtığı yolda ilerlemeye çalışıyorum diyeceksin. Sosyalistlerin darbelere karşı verdiği mücadeleyi es geçip, yaptığın düzen içi değişikliklerle demokrat olunmaz.

Mevcut partiler 12 Eylül’ün ertesi gün canları pahasına demokrasi mücadelesi verenlerin hakkına saygı duymalı ve onların tarif ettiği şekilde demokrasi mücadelesini sürdürmelidir. Bu ülkede tek ulus varmış gibi düzenlemeler yaparak değil. Farklı ses çıkaranın tepesine bombalarla binerek değil. Kendinden farklı olanı öteki ilan ederek hiç değil. İşte bu sebeplerden ülkede tek parti iktidarı hiç bitmemiştir. Sadece bir parti vardır; düzen partisi. Bu yasalarla siyasete girenler de er geç düzen partisi olamaya mahkum. Ne kadar ben farklıyım dese de hepsi birbirine benziyor sonunda. Bizler de bu siyasi partilerin taraftarı olup onlara benziyoruz yavaş yavaş.

Diyalektik olarak değişmeyen hiçbir şey yokken “değişmez maddeler” li bir anayasa. Herkes istiyorsa değişmez ancak ilelebet sabit kalan ne var ki. Dinazorlar yok oldu. İnsan evrimleşti. On yılda bile bir çok şey değişiyor. Ancak anayasa da değişmez maddeler. Örneğin resmi dil; bırakın başka bir dili Türkçe olarak ifade edilen dilin kullanılışını Cumhuriyetin başından değil 1982 anayasasının dayatıldığı andan itibaren inceleyin, bugünkü konuşma diliyle uyuyor mu? İnsanların kullandığı kaç kelime değişmiş acaba. 30 yıl öncesi Türkçe bugünkü ile hiç de aynı değil. Anayasada değişmez denilenler yaşamda değişiyor.

Demokrat olduğunu iddia edenler toplumun tamamı istese de, devir değişse de değiştirilemez değiştirilmesi teklif dahi edilemez maddelerle yaşayıp giderler. Anayasa mahkemesinin üye sayısını değiştirip mutlu olurlar.

Biz bu anayasanın “sertliği” yüzüden ölenler olduğu sürece mutlu değiliz. Biz insanlar düşüncelerini ifade edemedikçe mutlu değiliz. Özgürce bir yaşam olmadıkça mahkemenin üye sayısı beni ilgilendirmez.

Artık tek parti iktidarını bitirecek bir siyasi parti gereklidir bu ülkede…

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: 12 Eylül / Anayasa Referandumu /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.