AKP, 12 Eylül’den Hesap mı Soracak?

Yunus Öztürk - 23 Temmuz 2010 - Güncel Politika / Teorik Tartışmalar / Türkiye / Türkiye Solu

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Anayasa Referandumunda alınacak tavır konusunda sağ’dan çok sol’da tartışma yaşanıyor. Dahası, sol’da yapılan tartışmanın bir yarılma yaratma çabası haline dönüştüğüne de tanık oluyoruz.  Zaman Gazetesi başta olmak üzere “dışarıdan” ve “yetmez ama evet”çi solcular üzerinden  “içerden” sürdürülen kampanyanın ana teması “12 Eylül ile hesaplaşma”.

12 Eylül ile hesaplaşmayı hangi solcu istemez? Hele 12 Eylül’den dolayı bedel ödemişse!

12 Eylül ile hesaplaşmanın odak noktası da değiştirilmesi teklif edilen 15. madde. 12 Eylül darbecilerinin yargılanmasına olanak verileceği ileri sürülen madde. Böyle bir değişikliği kimin yapmış olduğu önemsiz değil elbette. Ancak “evet” diyenlerin üzerinden atladığı gerçek şu ki, bu değişikliktensonra Kenan Evren’in yargılanmasının önü açılmış olmayacak.

Tam da bu yargılamanın yapılmasını sağlamak üzere CHP ve BDP’nin verdiği değişiklik teklifleri  olan insanlığa karşı suçlarda zaman aşımı uygulanamaz önergesi, AKP milletvekillerinin oylarıyla reddedildi. Böylece referandum yoluyla 15. madde kaldırılmış olsa da “zaman aşımı” sebebiyle Kenan Evren ve darbeciler yargılanmayacak. Hatta bu referandumla Kenan Evren ve darbecilerin artık yargılanmayacakları ilan edilmiş olacak.

1982 Anayasasının bundan önce değişikliğe uğrayan maddelerinin hiçbir bugünkü gibi bir “hesaplaşma” havasında sunulmadı. Anayasa 16 kez ve 77 maddesinde değişikliğe uğradı ve son kez 2004 yılında CHP ve AKP birlikte 9 maddeyi değiştirdiler.

AKP siyasi geleceğini bağladığı bu referandumdan “hayır” çıkmasını önlemek için kampanyasına 12 Eylül’le hesaplaşma adına sol’u ve parti kapatma vb. maddeler üzerinden Kürt ulusal hareketini de katma ihtiyacı duymaktadır. Kürt ulusal hareketi “boykot” kararıyla AKP karşısında tutumunu netleştirirken, sosyalistler arasında ve sol’da AKP karşısında net duruş sergilemek bugüne kadar ortaya çıkamadı. Seviyeli bir politik tartışma da yürütülmüyor.

Sol’daki farklı tutumların sosyal ve siyasal nedenleri var. Boykot tutumu esasen BDP’nin konumuna yakışan bir karar. Hayır seçeneği de sol’dan AKP’ye karşı bir tutumu ifade ediyor. Boykot ve Hayır aynı kaygılarla ifade ediliyor; solun ve sosyalist hareketin çoğunluğu AKP’ye karşı yürütülen mücadele cephesinde yer alıyor. Evet, solun egemen eğilimi değil.

İyimser bir açıdan bakacak olursak, sınıf mücadelesinin aktörleri çıplak biçimde karşımıza da çıkmadığı için, hangi tutumun işçi sınıfı cephesine hangi tutumun burjuva sınıfına hizmet ettiğini belirleyebilmek kolay olmadığı için bu kafa karışıklığını anlayabiliriz.

Ancak sağ, bu referandumda istinasız “evet” diyor. MHP’nin “hayır” demesi sağ’da bir istisna.

Sol’da olup da “yetmez ama evet” diyenler aydınlar ya da küçük bir iki çevre dışında bulunmuyor (EDP ve DSİP gibi).

Bu iki istisna sayılmazsa sağ ve sol’un referandumdaki duruşları “evet” ve “hayır” ile “boykot” biçimindedir.

“Yetmez ama evet” diyerek, Anayasa referandumunda “evet” oyu kullanmayı 12 Eylül ile hesaplaşmak olarak algılayanların, 12 Eylülcülerin zaman aşımı olmadan yargılanması önergesine “hayır” oyu kullanan ve 12 Eylül karşısında AKP’nin gerçek niyetini açık eden, 15. maddeyle ilgili görüşmelerdeki tutumuna bakmaları yararlı olacaktır.

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: 12 Eylül / AKP / Anayasa Referandumu /

Comments

  1. tamer diyor ki:

    Türk Ceza kanunu, “insanlığa karşı suçlar faslı:

    MADDE 77. – (1) Aşağıdaki fiillerin, siyasal, felsefî, ırkî veya dinî saiklerle toplumun bir kesimine karşı bir plân doğrultusunda sistemli olarak işlenmesi, insanlığa karşı suç oluşturur:
    a) Kasten öldürme.
    b) Kasten yaralama.
    c) İşkence, eziyet veya köleleştirme.
    d) Kişi hürriyetinden yoksun kılma.
    e) Bilimsel deneylere tâbi kılma.
    f) Cinsel saldırıda bulunma, çocukların cinsel istismarı.
    g) Zorla hamile bırakma.
    h) Zorla fuhşa sevketme.
    (2) Birinci fıkranın (a) bendindeki fiilin işlenmesi halinde, fail hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına; diğer bentlerde tanımlanan fiillerin işlenmesi halinde ise, sekiz yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur. Ancak, birinci fıkranın (a) ve (b) bentleri kapsamında işlenen kasten öldürme ve kasten yaralama suçları açısından, belirlenen mağdur sayısınca gerçek içtima hükümleri uygulanır.
    (3) Bu suçlardan dolayı tüzel kişiler hakkında da güvenlik tedbirine hükmolunur.
    (4) Bu suçlardan dolayı zamanaşımı işlemez.

    • Yunus Öztürk diyor ki:

      “zaman aşımı” konusunda iki yorum yapılıyor. Birincisi, “evet”çilerin yorumu: 12 Eylül’de darbe yapanların yargılanması söz konusu olmadığı için zaman aşımı geçerli değildir. İkincisi, hayır diyenlerin ki, 12 Eylülcüler konu dışı kalmıştır, CHP ve BDP’nin önergelerinin AKP tarafından reddedilmesi bunun kanıtıdır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.