Sultandağı örneği: Köylülüğün durumu

Ömer Yıldız - 26 Temmuz 2010 - Ekoloji / Güncel Politika / İşçi Gündemi / Türkiye

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Sınıf’ta Kalmak

Afyonkarahisar İli Sultandağı İlçesi geçimini öncelikli kirazdan, meyvecilikten sağlar. Yaklaşık 40 km lik bir alanda yıllık Türkiye üretiminin 1/10 kadar yani 40 bin ton kiraz üretir. Bu kirazın yaklaşık 20 bin tonu ihracatlık üründür.

Çiftçilik küçük arazilerde yapılır. Ancak buradan elde edilen gelir “şirketlerin” iştahını kabartmaktadır. Sultandağları ile Akşehir ve Eber Gölleri arasındaki bu verimli arazilerin küçük çiftçide kalması liberal politikaların buralara geç yerleşmesini sağlayacaktır. Bölge çiftçisi önceleri dünya ile rekabet edebilmenin onlarla aynı üretim araçlarını kullanmaktan geçtiğine inandırıldı ve yüksek oranda zirai gübre ve ilaç kullanımı gerçekleşti.

Çok yıllık bir ürün olan kirazda hemen dönüşüm olanağı zayıftır. Yani bir ağaca 7-8 yıl bakmanız gerekir ürün almaya başlamak için. Bu nedenle de bir kez gübre ve ilaca girdiğinizde vazgeçmeniz zordur. Bu şekilde geleneksel üretim yöntemlerinden vazgeçen çiftçi zamanla gübre ve ilaç parası için borçlanmaya başladı.

2003-2006 yılları arasında biraz da olsa masrafın üzerinde gelir elde eden çiftçi bu duruma razı oldu. 2006 yılından sonra ikinci aşama başladı. Kredilerle destekleme! Tüm çiftçiye mazot ve diğer ihtiyaçlar için krediler açıldı. Bankalar hasatta ödemeli kartlar verdi. Çiftçi buralardan yaptığı harcamaları karşılayamaz duruma geldiğini anlaması çok geç oldu.

En son yapılan propaganda arazilerin birleştirilmesi ile köylünün kurtulacağı propagandası. Artık iyice borçlanan çiftçi arazisini satacak ve şirketler arazileri alıp büyük çiftlikler kuracak. Çiftçi eğer şirket sahibi işe alırsa kendi arazisinde işçi olarak çalışacak.

Bu yıl yağışı ve rekolte yüksekliğini bahane eden ihracat firmaları her yıl yurt dışında aynı fiyatlardan satılan kirazı 70 kuruştan aldı. Maliyeti en az 1 lira 40 kuruş olan ürünün 70 kuruştan satılması zarardan öte iflası getirecektir. Bankalar aracılığı ile satılan araziler şirket tarımcılığının önünü açacaktır. 2002 de 5 milyondan satılan kirazın 2010 da 70 kuruştan satılmasının bir izahı olmalı.

Kıssadan hisse

Emekçi hareketleri birbirinden ayrı ve birbirinden habersiz yürüdükçe sınıf bilincinin yerleşmesi zor gerçekleşmekte. Bizde bu durum mevcut sendikal yasalar ve sendika zihniyetleri sebebiyle daha da zorlaşmaktadır. Kendi mücadele alanında farklı işkollarında çalışan insanların sorunlarına “kayıtsız” kalan ve hatta görmeyen anlayışlar tam da egemenlerin istediği “bireyselleşme”yi sağlamaya yardımcı olmaktadır.

Bütün bu durum yetmezmiş gibi gücünü emekçiden alan örgütlerin emekçileri “teşhir ve tecrit” etmeleri bunun en vahim şeklidir. Emek örgütlerini yönetenlerin bu bürokratik zihniyetlerine teslim olmadan farklı çalışma alanlarının sorunlarını paylaşmalıyız.

Çiftçinin bu durumuna kayıtsız kalan diğer emek örgütleri sıranın kendilerine geldiğinin farkında olmalı. Alanlarda  atılan “Kurtuluş Yok Tek Başına Ya Hep Beraber Ya Hiç Birimiz” sloganı ile ne söylediklerinin farkında değiller mi?

Artık ezilenlerin memuru, işçisi, çiftçisi kalmamıştır. Birlikte mücadele edilmezse teker teker yok olacağımızın farkına varmak gerek.

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: Birleşik Mücadele / Köylülük /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.