İşten Atmalar Yasaklansın! Atılan İşçiler Geri Alınsın!

N. Cemal - 30 Temmuz 2010 - İşçi Gündemi

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Çapa Hastanesi’nde Taşeron Şirket Bünyesinde

Çalışan 6 İşçi İşten Atıldı:

İşten Atmalar Yasaklansın! Atılan İşçiler Geri Alınsın!

Önceki gün işten atılan İstanbul Tıp Fakültesi (Çapa) Hastanesi çalışanı 6 işçiye sahip çıkmak için hastanede çalışan taşeron işçisi arkadaşları ve Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi taşeron işçileri bir basın açıklaması düzenlediler. Basın açıklamasının tarih ve saati önceden hastane bahçesine duyuru niteliğinde asıldığı için, taşeron firma da aynı saatte acil bir toplantı çağrısı yaptı ve “toplantımıza katılmayanlar işten atılacaktır” denildi. Daha sonra bu tehdit açıkça “basın açıklamasına katılan işçiler işten atılacaktır” diye netleştirildi…

Taşeron firmanın tehdidine rest çeken Cerrahpaşa Hastanesi taşeron işçileri toplu olarak ve “Baskılar Bizi Yıldıramaz” sloganlarıyla basın açıklamasının yapılacağı Çapa Hastanesi’ne geldiler. Çapa’da ise taşeron işçileri ve dayanışmacıları basın açıklaması için Cerrahpaşa’dan gelen arkadaşlarını bekliyordu ve kendilerini “Biz Haklıyız Biz Kazanacağız” sloganları ile karşıladılar. Dayanışma için pankartlarıyla gelen direnişçi İSKİ işçilerinin yanı sıra TEKEL direnişinin tanıdık yüz ve isimleri de vardı. Basın açıklamasına, sağlık işkolunda örgütlü sendikaların Çapa ve Cerrahpaşa Hastanesi çalışanlarının da destek verdikleri görüldü…

Polisin yakından izlediği basın açıklaması sırasında, polis şefinin yanında bulunan üç kişi dikkatleri çekti. Adının Mustafa olduğunu öğrendiğimiz kişi elinde bir dosya taşıyor ve basın açıklamasına katılan işçilerin tespitini yaparak isim listesi çıkarıyordu. Biri kadın olan bu üç kişinin taşeron firmanın yöneticileri olduğu, işçilerin tepkisi sonucu anlaşıldı. İşçilerin “provokatörler defolun” diye tepki göstermesi ve dayanışmacıların topluca yuhalamaları sonucu gerilim artınca, polisler tarafından da dışlanan taşeron işvereninin ajanları, hastane güvenlikçileri tarafından uzaklaştırdı. Bu esnada müdahale edilen üç provokatörden kadın olanı panikledi ve resimlerinin çekilmemesini istedi. Diğerleri de saçma sapan gerekçeler sıralayarak kendilerini savunmaya çalıştılar. “Şu an mesai saati ve ölümcül bir hasta yardıma ihtiyaç duysa ne olacak?” diye sorana; “yemekhane çalışanı mı ölümcül hastayı kurtaracak” diye tepki gösterildi. Kaçarak uzaklaştılar…

Basın açıklaması, işçiler adına okunan bir metnin ardından yapılan muhtelif konuşmalarla sona erdirildi. Taşeron İşçileri Derneği’nin “hep beraber dağılacağız arkadaşlar” çağrısı ile dağılan işçilerden Cerrahpaşa Hastanesi çalışanları, Çapa’dan kendi işyerlerine döndüler. Cerrahpaşa Hastanesi’ne dönen işçilerle birlikte Taşeron İşçileri Derneği yöneticileri de Cerrahpaşa’ya geldiler. Basın açıklaması yapan işçileri provoke etmeye çalışan taşeron işvereninin ajanları ile görüşmek ve uyarıda bulunmak istediler. Cerrahpaşa Hastanesi güvenlikçilerini göndererek “görüşmek istemiyoruz” diyen ajan ve provokatörler korkarak ortalığa çıkmadılar…

Basın açıklamasından sonra görüştüğümüz Çapa Hastanesi taşeron işçilerinden G.P. (işten atılma tehdidi altında oldukları için isimlerini yazmıyoruz) şunları dile getirdi; “12 saat kölece çalıştırılıyoruz ve haklarımızı alamıyoruz. Yemekhanemizden 6 işçiyi baskı yaparak işten çıkarttılar. Önce maaşlarından kesinti yaptılar ve ödemeleri gerekenden çok daha az bir tutarı hesaplarına yatırdılar. Arkadaşlarımıza sahip çıkmak için buradayız. Bugün onlara, yarın bize. Bu nedenle bu basın açıklaması ve eylemle sesimizi duyuruyoruz. Maaşlarını keyfi olarak düşürdüler, itiraz ve tepkilerini dile getirdiklerinde de işten attılar. Ayrıca tüm çalışan işçi arkadaşlarımızın aldıkları maaşlar da maaş bordrolarına yansıtılmamaktadır. Asgari ücret sınırında bir para bordrolarımızda gösteriliyor ve sigortalarımız da bu göstermelik tutar üstünden yatırılıyor. Diğer kısmı ise gayrı resmi olarak elden veriliyor. Herhangi bir işlerine gelmeyen durum olduğunda ise, taşeron işletme; ‘işinize gelirse’ diyerek sadece bu asgari ücret sınırındaki göstermelik resmi tutarı ödüyor. Bu yolla da açıkça ‘çekin gidin’ demiş oluyor. İtiraz ve tepki gösterildiğinde de doğrudan doğruya işten atıyor. Daha en başında kendilerine dedik ki; ‘gerçek maaş tutarımızı banka hesabımıza yatırın ve sigortamız da gerçek ücretlerimiz üzerinden ödensin.’ Önce ‘olur’ dediler ama yine her zaman olduğu gibi bildiklerini yaptılar. Elbette ki bu duruma tek tek itiraz ettik. Taşeron işletme de tehdit ve baskılarla üzerimize geldi, şimdi de işten atmaya başladılar. Bu kez itirazımızı da, tepkimizi de toplu olarak göstermeye karar verdik. Atılan işçi arkadaşlarımıza sahip çıkıyoruz ve aslında bunu yaparken de kendi emeğimize ve haklarımıza sahip çıkmış oluyoruz.”

Kadın işçilerden G.K. ise şunları dile getirdi; “Bizim atılan işçi arkadaşlarımıza sahip çıkmamız gerekiyor. Bu durum yarın bizim de başımıza gelebilir. Atılan arkadaşlarımız -taşeron firma ihale sonucu değişince maaşlarınıza zam yapıyoruz denilerek alındılar. Maaşları hesaplarına yatırıldığında ise durumun tam tersi olduğu görüldü ve maaşlarda kesinti yaptılar. Banka hesaplarına yatırılan maaşları asgari ücret tutarında. Vereceklerini söyledikleri tutar farkını da taşeron firma yetkilileri ‘elden vereceğiz’ deyip sallıyorlar. Yok, efendim ‘şu gün vereceğiz, öbür gün vereceğiz’ gibi laflar edip, ödemiyorlar. Onlar da itiraz ediyor. Önce baskı ve sindirme yoluyla ‘çekin gidin’ deniyor. Çekip gitmedikleri gibi tepki de gösteriyorlar. Bunun üzerine de ‘siz çıkmazsanız biz işten atarız’ diyorlar ve işten çıkarılıyorlar. Bizim geç haberimiz oldu. Bu nedenle de ilk anda bir şey yapamadık. Şu anda da gördüğünüz gibi topluca tepkimizi gösteriyor ve arkadaşlarımıza sahip çıkıyoruz. Teşekkürler, sizler ve derneğimiz arkamızda duruyorsunuz. Bakın size nasıl sömürüldüğümüzü anlatayım. Benim maaş bordromda 48 saatlik fazla mesaimin karşılığı olarak 233 milyon gibi bir tutar yatırılmış görünüyor. Bu tutarı maaşımdan düşerek bir hesap yaptığımda ise maaşımın çok düşük bir oran olduğu açıkça ve can sıkıcı bir biçimde ortaya çıkıyor. Bütün arkadaşlarımızın durumu da bu. Mesailerimiz vs hesap edildiğinde aslında asgari ücretin de altında çalıştırılıyoruz. Bu durum ise kanunen yasak değil mi? 12 saat bir fiil buradayız. 12 saat çalıştırılıp, kölelik ücreti alıyoruz. Haftada bir gün iznimiz var. Senelik izin hakkımız zaten yok. Bayram ve resmi tatillerimiz yok ve bu günlerdeki çalışmalarımızda fazla mesai ödenmiyor. Tam anlamıyla söyleyeyim; biz burada köleyiz… Bizi esir kampına toplamışlar. Biz çalışalım kendileri paralar kazansınlar. Bize ne olacağı umurlarında bile değil. Biz bunları söylüyoruz, hakkımızı arıyoruz diye işten mi çıkartacaklar? Çıkarsınlar. Bu kölelik koşullarına evet dedikten sonra iş çok. Başka yerde de çalışırız. Ben 30 yaşındayım ve bu yaşıma kadar karnımı burası doyurmadı. Çalıştım, kazandım. Biz burada bir şeylerin değişmesi için varız. Bu kölelik koşulları devam etmesin, değişsin istiyoruz. Bunun mücadelesini veriyoruz.

Basın açıklamasına katılmamamız söylendi ve ‘katılırsanız işten atarız’ dediler. Katılımın yüksek olması onları korkutuyor. Kendileri şu anda öğretim üyeleri katında toplantı yapıyorlar. Bize de ‘hepiniz toplantıya geleceksiniz’ dediler. ‘Atarız’ tehditleri savurdular. Tehditlerini umursamayınca da ‘arkadaşlar, yapacağımız toplantı çok önemli ve hepinizin katılması gerekiyor’ gibi göstermelik yumuşama sergilemeye çalıştılar. Oysa basın açıklaması yapacağımızı ilk duydukları anda öfkelendiler ve ‘basın açıklamasına gidenlerin hepsini işten atacağız’ dediler. Şu anda gördüğünüz gibi basın açıklamasındayız. Atılan arkadaşlarımıza sahip çıkıyoruz. Arkadaşlarımızın işten atılmalarını ve kölece çalıştırıldığımız bu koşulları hep birlikte protesto ediyoruz. Kritik durumdayız. Yani deyim yerindeyse ‘topun ağzındayız’. Bekliyoruz, bakalım sonumuz ne olacak?”

Basın açıklaması sırasında atılan sloganlardan bazıları şunlar:

İşten Atmalar Yasaklansın!

Atılan İşçiler Geri Alınsın!

İş Ekmek Yoksa Barış Da Yok!

Taşeron İşçisi Yalnız Değildir!

Hak Verilmez Alınır Zafer Sokakta Kazanılır!

Baskılar Bizi Yıldıramaz!

Yaşasın Sınıf Dayanışması!

Biz Haklıyız Biz Kazanacağız!

Sağlıkta Taşeron Ölüm Demektir!

Not: 30 Temmuz Cuma günü biri darp edilmek üzere, 3 işçi (röportaj yaptığımız iki işçi de dahil) işten atıldı.

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: işten atılmalar / Taşeron İşçileri Derneği /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.