Yeniden fiili meşru mücadele ve sendikalar

Ömer Yıldız - 31 Temmuz 2010 - 2011 KESK Kongresine Giderken

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Bazı birliktelikler vardır birbirini bozar; balık limon derler örneğin. Pek çok kişi uygun diye kullanır ancak, uzmanları, balıkla limon olmaz der. Sendika ile 4688 de buna benzer bir birliktelik. Devlet son süreçte sendikal alanda gerilemeyi sağlamak için yasalardan yararlanıyor. Çalışanların lehine diyerek 4688 Sayılı yasayı çıkardı. Şimdi de anayasa değişikliğinde böyle bir yasa var. “Özgürlük” adı altında “tuzaklanmış” yasalar. Kamusal alanın daraldığı ve özelleştirmelerle kamu çalışanı kalmayacak olan ülkede “en demokrat” memur sendika yasası çıkarsan ne olur! Durum bu haldeyken “koca koca” sendika başkanları yasanın getirdiğini götürdüğünü tartışıyor. Yaklaşık on yıl sonra yasa kapsadığı alanda çalışan kalmadığından “mülga” olacak.

Yasal kısmından bağımsız olarak, Kesk içerisindeki sendikaların bazılarında bir tüzük değişikliği çalışması var.  Bu tüzük değişikliği düşündüğünüz gibi sadece “anadilde eğitim” değil. Yapısal bir takım değişiklikler. Örneğin MYK’ların sayısının arttırılıp ittifakların sınırının genişletilmesi. Tabanını kaybetmiş ancak kendilerini sendikaların sahibi gören bir takım düşüncelerin MYK larda yer kapma çabası. Bakarsınız “demokratik” gerekçelerle “nisbi temsil” bile akıllarına gelir. Bu tarz değişikliklerin yapılması için tüzük kurultayı çağrıları olabilir. Özür dilerim bunları değil de “anadilde eğitim hakkı”nı görüşeceğiz diye bize söylerler bunlar arada çıkar. Şimdi bu tarz değişikliklerle ilgili görüş yazmayacağım. Çünkü yazının başında da belirttiğim gibi geleceği olmayan bir örgütlenme tarzı için tartışmak boş. Sendikalarda daimi MYK kadrolarının yakında sonu gelecek. Daimi MYK’lar “yönetecek” kitle bulamayacak.

Şu anda yasal olarak karşılığı olmayan ancak emek sermaye çatışmasında, sınıfsal bakışı sendikal anlamda-bence- en iyi temsil edecek örgütlenme birleşik sendikal mücadele:

Tıpkı 12 eylül sonrası memur sendikalarında olduğu gibi iç hukukta yasal olmayan bir zeminde başlayıp, fiili meşru mücadele hattı oluşturulacak.

İşçi, memur, işsiz, öğrenci gibi toplumun emekçi ve potansiyel emekçi kesimlerinin birlikte mücadele ettiği ve üyelikle ortaklaştıkları bir model. Çalışanların tamamının kamu, özel; memur, işçi ayrımı olmadan üye olabildiği gibi, öğrenciler potansiyel çalışan, işsizler ise potansiyel işçi olması sıfatıyla üye olacak. Örneklersek eğitim fakültesi öğrencisi eğitim emekçisi olacağından üye olurken, çıraklık meslek okulu öğrencisi işçi olacağından üye olacak.

Örgütsel yapılanma ile ilgili şekiller birlikte oluşturulup kararlaştırılacak

Daha da ayrıntılı olarak anlatılabilecek bu biçimde denilebilir ki “yeni ne var?” “Bunlar hep söylenen şeyler.” Doğru ancak bu tür bir örgütlenmenin önünde şu an bulunan sendikal yapılar ve bu yapıların yürütenleri var. Tabanın birlikteliğinin ortak örgütlenmeden yana olduğunu söylediğinizde, “fiili meşru mücadeleden geldiği” söyleyenler bile yasal olarak uygun değil diyorsa devrimcilik’te bir sorun var. Tüm sendikaların üyeleri ve mevcut haliyle sendikalara şu anki yasalar sebebiyle üye olamayanlar gelin bu durumu değiştirmek için sendikalarımıza baskı yapalım ve ortak örgütlenmeyi sağlayalım.

Yasaları biz zorlamazsak boyunduruk olarak kalır. SOS-sosyalistlerin düzen korkularından etkilenirseniz değişim durur. Son bir örnek vereyim. Memurlara siyaset hakkı diye bağırırken, iki yüz küsür bin Kesk’li istediği partiye resmi üyelik başvurusunda bulunsa hepimizi işten atabilirler mi? Soruşturma açabilirler mi? Zor mu? 4688 den önce biz hep böyle mücadele ettik. “Fiili meşru mücadele” Hatırlayan var mı?

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: Birleşik Emek Meclisi / fiili meşru mücadele /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.