DİSK’te neler oluyor?

Seyfi Adalı - 1 Ağustos 2010 - İşçi Gündemi

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Klasik bir başlık ama başka ne denebilir ki?

Birkaç olayı ardı ardına sıralayacak olursak siz de hak vereceksiniz! Neler oluyor DİSK’te?

DİSK Genel Başkanı’nın TÜSİAD ile görüşmesinin basına yansıdığı biçimi oldukça tepki çekti.

Gaziantep Çemen Tekstil işçileri DİSK Tekstil’e üye oldular, ancak sendikanın gizli pazarlıkları açığa çıktı ve işçilerin bir bölümü Hak-İş’e bağlı Öziplik-İş’e geçti.

31 Temmuz’da 11’inci Genel Kurul’unu gerçekleştiren Türkiye Otel Lokanta ve Eğlence Yerleri İşçileri Sendikası (OLEYİS) ise, Hak-İş’e geçti.

Bu üç olay bile, DİSK hakkında yeterince sarsıcı ve düşündürücüdür.

DİSK’te yaşananlar ne yenidir ne de sürpriz. DİSK uzun zamandır hem içerden hem de dışarıdan kuşatılmıştır.

Dışarıdan hükümet ve Hak-İş bu görevi üstlenmiştir. Bazen Türk-İş de aynı yola başvurmaktadır. Gerçekte üç işçi konfederasyonu da birbiriyle uğraşmaktan sermayeye karşı mücadeleyi unutuyorlar.

DSP ve CHP gibi partiler DİSK üzerindeki etkisini hep artırarak sürdürmüştür ve sosyalistler sendikanın her mevkisinden uzaklaştırılmıştır.

İçerden ise, Rıdvan Budak’ın Genel Başkanlık döneminde izlediği “ittifak” politikaları sebebiyle DİSK’e MHP’liler ve AKP’liler dadanması sağlanmıştır.

Lastik-İş (DİSK’in kurucu sendikasıdır) Genel Merkez düzeyinde MHP’lilerin denetimindedir.

Budak sayesinde DİSK Tekstil sendikasına yerleşen Adanalı ülkücüler, geçtiğimiz dönemlerde sendikadan uzaklaştırıldılar ve Öziplik-İş’e geçtiler. Son dönemdeki genel kurul ise, birkaç oyla sağcıların elinden alınabildi. Rıdvan Budak ekibi yönetimde kaldı.

Rıdvan Budak DSP milletvekilliği bitince, işçi olmadığı halde DİSK Tekstil’in başına geçti. Mahkemelik olan kongrede Yargıtay’ın kararı kongrenin iptalidir. Budak karar itiraz etmiştir ve olağanüstü kongre DİSK Tekstil’in de gündemindedir.

Birleşik Metal’in birçok şubesinde şube sekreterinin MHP kökenli olduğu biliniyor.

Bütün bunları “İşçi sınıfının siyasal yapısı bu” diyerek açıklayamayız. Sendikaların bir görevi de üyelerine sınıf bilinci ve siyasal perspektif kazandırmak değil midir?

Kuşkusuz sendikaların çoğunda olduğu gibi DİSK’te de yapısal sorunlar var. Sosyalist siyasetlerin sendikalardan kovulması sebebiyle işçi tabanında politik çalışma neredeyse yapılmamaktadır ve sendikanın eğitimleri de tabanın siyasal dönüşümüne yetmemektedir.

Gelelim OLEYİS’in Hak-İş’e geçmesine…

DİSK Genel Merkezinin kongreden bir gün önce “OLEYİS ve üyelerine sonuna kadar sahip çıkacaktır” http://www.disk.org.tr/default.asp?Page=Content&ContentId=981 basın açıklamasıyla konudan haberdar olduk. Bu bile konunun gizlendiğini ve bildik usullerle halledilmeye çalışıldığını gösteriyor. Ancak başarılı olunamıyor ki, OLEYİs bir gün sonra Hak-İş’e geçiyor!

DİSK’in basın bildirisinde “OLEYİS’in Genel Başkanı Sayın Kamer AKTAŞ’ın 2009 yılında vefatından sonra yönetim içindeki anlaşmazlıklar büyümüş ve belirsizlik, karmaşa, kargaşa ortamı oluşmuştur. DİSK’in temel ilkelerinden biri olan sendika iç demokrasi tümüyle ihlal edilmiş, oluşan iki başlı yönetim OLEYİS’i işlemez hale getirmiştir” denilmektedir.

CHP İzmir milletvekili olan eski Genel Başkanı Enver ÖKTEM, DİSK Disiplin Kurulu kararıyla 6 ay süreyle üyelikten ihraç edilmiş olmasından söz edilmektedir. Muhtemeldir ki, bugünkü olayların ardındaki temel dinamik bu ihraç ve sonrasında kontrol edilemez gelişmelerdir. Tartışma Hak-İş’e kadar varmıştır. Tabii ki esas neden “sendika-para” ilişkisi olduğu da anlaşılıyor. DİSK Yönetimi üstü örtülü biçimde Hak-İş’in 5 milyon TL ödediği ifade etmektedir.

Konuyla ilgili olarak DİSK’in açıklamasında özetle şu bilgilere yer veriliyor:

Tüzüğe göre 3 yılda bir yapılması gereken Genel Kurul,  üzerinden bir yıla aşkın bir süre de geçmesine rağmen yapılmamıştır. 4 yıl sonra, gizlice yapılmak istenmektedir.

Yasa ve Sendika tüzüğü, genel kurulun en az 200 delege ile toplanacağını emretmekteyken, 176 delege sayısıyla genel kurul yapılmak istenmektedir.

Tüzüğe göre, şube kongrelerinin merkez genel kurulundan en az 3 ay önce tamamlanması gerekmekteyken, bu sürelere uyulmamıştır.

Şube ve delege seçimleri yapılmamış, yapılmış gibi gösterilmiştir.

Meşru şube kongreleri yok sayılmış, merkezden atanan şube yönetimlerine hukuksuz kongreler yaptırılmış veya bu şekilde gösterilmiş, üyeliği sona ermiş, başka işkolunda çalışan, sendikaya üye bile olmayan kişilerle delege listeleri oluşturulmuştur.

Sendikanın en fazla üyeye sahip İzmir bölgesinden bir tek delege bulunmamaktadır.

İki başlı hale gelen OLEYİS yönetimi, işverenlerden ayrı ayrı aidat talebinde bulunmuşlardır. Bu yöneticiler, birbirleri aleyhine açtıkları davalarla Sendikanın banka hesaplarını dondurulmasına neden olmuşlardır. Sonuçta hem merkez hem de şubeler işleyemez hale getirilmiş, Sendika, büyük boyutlarda borç yükü altına sokulmuştur.

Sendikanın Konfederasyonumuza olan birikmiş aidat borçları nedeniyle icra işlemi yapılmış, bu yolla bloke edilen hesaplardan 45.500 TL tahsil edilmiştir. Tahsil edilen bu aidat alacağının 22.200 TL’lik kısmı hızla acil ihtiyaçları için OLEYİS’e aktarılmıştır.

Hukuk dışı genel kurulda, sendika ile ilişkisi bulunmayan, hatta işkolunda bile çalışmayan bir kısım sahte delegelerle DİSK’ten ayrılma ve bir başka konfederasyona geçme kararı alınmaya çalışılacaktır.

Kimi OLEYİS yöneticileri 22 Temmuz 2010 tarihi itibariyle DİSK Disiplin Kuruluna sevk edilmiştir.

Konuşmalarda belirtilen para miktarının 5 milyon TL olduğu ve bahse konu konfederasyonun bu parayı ödeyeceğini taahhüt ettiği anlatılmaktadır. İşte, Cumartesi günü hukuksuz biçimde toplanılmaya çalışılan genel kurulun ardında yatan asıl neden bu iddialardan kaynaklanmaktadır…

OLEYİS 1976’dan beri üyesi olduğu DİSK’ten bir çırpıda Hak-İş’e geçmemiş olmalı.

Hak-İş DİSK’ten bir sendikanın kendisine katılmasına tabii ki sevinecektir ve bu konuda kesenin ağzını da açacaktır. Hak-İş bunu ilk kez de yapmıyor. Türk-İş’e bağlı Belediye-İş’in birçok belediyede yetkisini elinden almıştır. Orman-İş’in Hak-İş’e geçmesini başarmıştır. Çay-Kur başta olmak üzere Tek Gıda-İş’in örgütlü olduğu işyerlerine ve Hava-İş’in yetkili olduğu THY’ye yetki itirazında bulunmuştur. DİSK’e saldırısı ilk kez bu çapta büyüktür.

Bu saldırıların hükümet destekli olduğunu söylemek abartılı olmaz. Çünkü AKP hükümeti uzun süredir sendikaları, meslek odalarını, baroyu da ele geçirmek için her yola başvurmaktadır. Partinin yan kolları olarak çalışmalarını sağlamaktadır.

Salim Uslu, OLEYİS ile aralarında farklılıklar olduğunu ve OLEYİS’in Hak-İş’e katılmasını farklılıkların zenginliği saymaktadır.

Basına yansıdığı kadarıyla Genel kurul’a Hak-İş Genel Başkanı Salim Uslu da katılmış ve kongrede seçilen yeni genel başkan Süleyman Doğan’a Hak-İş rozetini takmıştır.

OLEYİS’in genel kurulunda alınan kararlardan Hak-İş’e geçmiş olmanın dışında DİSK’in herhangi bir sendikasında alınabilecek kararlar. Kararlardan bazıları şunlar:

Referandumda sendika üyelerinin ”hayır” oyu kullanacakları kaydedildi.

Toplumsal uzlaşıya dayalı yeni bir anayasayla genel seçim barajı, sendikal özgürlüklere aykırı sınırlamalar ve dokunulmazlıklar kaldırılmalı.

Kürt sorunu birlik içinde ve demokratik yöntemlerle çözülmelidir. Kürtler de ülkemizde yaşayan herkes gibi bu ülkenin asli unsurlarıdır.

Hükümetin çalışma hayatına ilişkin politikaları emekçilerin beklentilerini hiçe saymaktadır.

Özelleştirmelere ve taşeronlaştırma uygulamalarına karşı mücadele edilecektir.

Türk dış politikası ‘yurtta barış, dünyada barış’ ilkesiyle yürütülmeli.

Avrupa Birliği ile ilişkiler karşılıklı çıkarların gözetildiği bir anlayışla yeniden düzenlenmeli.

Türkiye sendikacılık hareketi ideolojik ve örgütsel yapısı bakımından yeni bir çehreye kavuşturulmalı.

Dolayısıyla, DİSK’te yaşananlar bir dizi gelişmenin sonucudur. DİSK yönetimi dün Lastik-İş ve Tekstil’de; bugün OLEYİS’teki gelişmeleri doğru takip etmediği gibi, ilkesiz ittifak politikaları, cesaretsiz politik hamleleri, sermaye ve hükümetle “makul” ilişki arayışı, sosyalizmden uzaklaşıp sosyal demokrasinin parlamenterist tekliflerine meyle yönelmesi sebebiyle giderek güçsüzleşmekte ve itibar kaybetmektedir.

Bu gidişin bugün DİSK’te, yarın KESK’te ve diğer sendikalarda sonlandırılarak, sendikaların işçi sınıfına ve kamu emekçilerine yakışır temsiliyetinin sağlanabilmesi ve yapısal sorunların çözümü tabandan gelişecek bir harekete bağlıdır. Böyle bir hareketin örgütlenmesi ve tabana yansıtılması sosyalist siyasal hareketin işçi sınıfına yönelmesiyle mümkün olacaktır.

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: DİSK / Hak-İş / Tekstil / Toleyis /

Comments

  1. Okan Can diyor ki:

    Bir OLEYİS üyesi olarak, sendikamın aldığı bu karardan utanıyorum. DİSK’den HAK-İŞ’e geçişe anlam veremiyoruz. Biz Toplu İş SÖzleşmesinden faydalanmak için değil, ideolojik bir müdahale için Olyesi’e üyeyiz, işçi sömüren hükemete karşı mücade için Oleyis’e üyeyiz, devletin konfederasyonuna geçmesi için değil. Bunun kabulü mümkün değil.İşçi bunu kabul etmiyor. Oleyis yöneti mi de Hak İş yönetimi de Disk yönetimi de, Enver Ökten’de Süleyman Doğan’da bunu bilsin.

    • Yunus Öztürk diyor ki:

      Kararlı işçiler davalarına sahip çıkmalı, hesap sonmalı… DİSK’in mücadeleci geleneğine yakışanı bilinçli işçilerin yapacağına inanıyorum. Sendikaları yeniden ayağa kaldırma zamanı…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.