Referandumu “Boykot Cephesi” Kuruldu

Sol Defter- Haber - 2 Ağustos 2010 - Türkiye / Türkiye Solu

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

30 Temmuz’da aralarında Osman Kavala, Faik Bulut, Ertuğrul Kürkçü, Erdoğan Aydın, Ece Temelkuran gibi aydın ve yazarların yer aldığı bir grup aydın 12 Eylül’de yapılacak referandumu “boykot” edeceklerini açıkladılar.

Makine Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi’nde düzenlenen basın toplantısında, basın açıklamasını Prof. Dr. Büşra Ersanlı okudu:

Eşitlikçi, özgürlükçü, demokratik yeni bir anayasa istiyoruz, referanduma katılmıyoruz

12 Eylül askeri darbesinin eseri olan 1982 anayasası üzerinde yapılan onlarca değişiklik, demokratikleşme yönünde köklü bir iyileşme yaratmamış, söz konusu anayasanın toplumsal meşruiyet kazanmasına yetmemiştir.

Birçok temel sorunun çözümü için yeni ve demokratik bir anayasaya ihtiyaç olduğu açıktır. Hükümet, toplumsal beklentilerin çok gerisinde kalmış, demokratik yeni bir anayasa hazırlama fırsatını değerlendirmemiş, attığı sembolik adımlardan bile geri dönmüştür. Meclis çoğunluğuna dayalı bir oylamayla “paketi” referanduma taşıyarak ülkeyi kısır bir kutuplaşma sürecine sokmuştur.

“Mevcut anayasanın yama tutmadığı” bizzat AKP mensupları tarafından defalarca dile getirilmiş olduğu halde iktidar toplumun önüne bir kez daha temel sorun alanlarına dokunmayan bir paketle yamalanmış, anti-demokratik özü değişmemiş bir anayasa getirmiştir.

Paketli haliyle de paketsiz haliyle de bu Anayasa’da kadınlar, emekçiler, Aleviler, Kürtler, dini inançlarından, cinsel kimliklerinden ötürü ayrımcılığa uğrayanlar yoktur: Kendileri de yoktur, talepleri de yoktur!

Demokratik temsili engelleyen, halkın iradesinin önüne set çeken seçim barajını savunan zihniyetin, ileriye dair umut verebilecek bir demokratikleşme kararlılığından da söz edilemez.

Bu koşullarda yapılan referandumun evet de dense, hayır da dense mevcut anayasayı halkoyu ile meşrulaştırmaya hizmet edeceğini, yeni anayasa beklentilerini öteleyeceğini düşünüyoruz. Yeni makyajlarla sürdürülen statükoya oy vererek bu kandırmacaya alet olmak istemiyoruz.

* Hiçbir kesimi dışlamayan katılımcı bir anlayışla, hak ve özgürlük eksenli bir anayasayı hayata geçirmek için bir araya geliyoruz.

* Tek tip yurttaş yaratmayı düstur edinen, bu ülkenin farklı halklarını, inanç, kimlik ve kültürlerini bu toplumun aslî unsurları olarak kabul etmeyen darbe anayasasının kısmi değişikliklerle demokratik nitelik kazanmayacağını bir kez daha hatırlatma ihtiyacı hissediyoruz.

* Yeni ve demokratik bir anayasa istediğimiz için bu oyunda yer almayacağımızı, seslerimizin, taleplerimizin “evet” ya da “hayır” oyları arasında kaybolmasına, silinmesine izin vermeyeceğimizi, referandum sandığına gitmeyeceğimizi kamuoyuna bildiriyoruz.

Özgürlüklerden, insan onurundan ödün vermeyen, emekten ve ezilenlerden yana olan herkesi, katılımcı bir süreçle yapılacak yeni demokratik bir anayasa için birlikte mücadele etmeye davet ediyoruz.

Yeni anayasa’da toplumsal muhalefetin sesini duyurmaya davet ediyoruz!

2 Ağustos’ta “Emekçilerin ve Ezilenlerin Boykot Cephesi” Kurulduğu kamuoyuna duyuruldu.

Taksim Hill Otel’de saat 11.00’de yapılacak basın toplantısına Konuyla ilgili basın açıklamasına 15 örgüt imza verdi:

Barış ve Demokrasi Partisi (BDP),

Toplumsal Özgürlük Platformu (TÖP),

Sosyalist Demokrasi Partisi (SDP),

Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP),

Partizan,

Demokratik Haklar Federasyonu (DHF),

Emekçi Hareket Partisi (EHP),

Sosyalist Gelecek Hareketi,

Sosyalist Birlik Hareketi,

Devrimci İşçi Partisi Girişimi (DİP-G),

Demokrasi ve Özgürlük Hareketi (DÖH),

Sosyalist Dayanışma Platformu (SODAP),

Köz,

Türkiye Gerçeği,

Sosyalist Devrim Parti Girişimi

Basın açıklaması şöyledir:

Emekçilerin ve Ezilenlerin Boykot Cephesini Kuruyoruz!

AKP’nin referanduma sunduğu anayasa değişikliği paketi, 12 Eylül 2010 günü oylanacak.

Bizce bu pakette işçi sınıfı ve ezilenler adına, demokrasi ve özgürlük adına bir ilerleme yok.

AKP, iddia ettiğinin aksine, 12 Eylül’le hesaplaşmıyor, 12 Eylül kurumlarında kendisine yer açmaya çalışıyor. YÖK’te örneğini gördüğümüz üzere, AKP’nin hakimiyeti, ne bu kurumların işleyişini dönüştürüyor, ne de demokratikleşme getiriyor. Anayasa Mahkemesi’nde ve HSYK’da da yaşanacak olan budur.

Paketin cazibesini artırmak için konulan diğer maddeler tümüyle göstermelik içeriktedir: Ne kadın-erkek arasında yasal ve fiili eşitsizlikleri giderecek düzenlemeler getirmekte, ne parti kapatmaları yasaklamakta, ne kamu emekçilerine grevli toplusözleşme hakkını vermekte, ne zaman aşımı zırhıyla korunan 12 Eylül generallerinin yargılanabilmesini sağlamaktadır. AKP, bu maddelerle ezilenlerin talepleriyle oynamakta, göz boyamaktadır. AKP’nin paketi, hiçbir temel toplumsal-siyasal sorunun çözümüne yönelik adımları içermiyor. 12 Eylül Anayasası’nı makyajlayarak ömrünü uzatıyor.

AKP, ‘hesaplaştığını’ iddia ettiği 12 Eylül darbesinin ekonomi politikalarının en vahşi yürütücüsü konumundadır. Özelleştirmelerin, taşeronlaştırmanın, esnek-kölece çalışmanın, eğitimin-sağlığın ticarileştirilmesinin en büyük uygulayıcısı olmakla övünmektedir. Bu paket de aynı anlayış temelinde hazırlanmıştır.

Hükümetin ‘Kürt sorununun çözümü’ ve ‘Demokratik Açılım’ üzerine yaldızlı propagandalarının ardından hazırlanan bu pakette Kürt halkının demokratik taleplerinden bir tekinin bile karşılanmamış oluşu, AKP’nin anti-demokratik mantığını ele vermektedir. Kürt ulusunun inkarının sürdürülmesi, ‘Evet’ ve ‘Hayır’a taraf olan düzen partilerinin ortak zeminidir. Pakete Anayasa Mahkemesi’nin bastığı onay mührü de düzenin her iki kanadının temeldeki uzlaşmasını ele vermektedir. Nitekim, referandum sürecine askeri operasyonlar, Dörtyol ve İnegöl’de linçler ve ‘özel ordu’ planları eşlik etmektedir.

AKP’nin bu paketi gündeme getirirken işçi sınıfının, Kürt ulusunun, ezilenlerin taleplerini görmezden gelmesi; örgütlü temsilcilerini muhatap almaması, onları adeta ‘boykot etmesi’ de kabul edilemez.

MHP ve CHP’nin oluşturduğu cephe ise, AKP’nin paketine karşı muhalefeti kullanarak, mevcut anayasayı ve onun kurumlarını güçlendirmeye çalışmaktadır. 12 Eylül Anayasasının temellerinde her türlü değişikliğe karşı duran ve 12 Eylül rejiminin bekçiliğine soyunan bu partilerin oluşturduğu Hayır cephesini de reddediyoruz. Hayır cephesinden emekçilere ve ezilenlere bir hayır gelmez.

Egemen sınıfların Evet-Hayır seçeneklerinin karşısında, EMEKÇİLERİN VE EZİLENLERİN BOYKOT CEPHESİ’ni kurduk.

Boykot hareketimiz, 12 Eylül’le gerçekten hesaplaşmaya çağrıdır, politik özgürlük için, demokratik ve sosyal haklar için, halkların kardeşliği ve eşitliği, kadının kurtuluşu için mücadele demektir. Boykot, yoksulluğa, güvencesiz çalışmaya, işsizliğe, iş cinayetlerine karşı mücadele demektir.

İstiyoruz ki, halkımızın ‘Değişim’ talebi gürül gürül aksın, sokaklardan yükselen mücadele 12 Eylül Anayasası’nı ve düzenini önüne katsın.

İstiyoruz ki, Kürt sorununda özgürlük, eşitlik ve kardeşlik kazansın.

İstiyoruz ki, 12 Eylül cuntasının tüm insanlık suçlarından hesap sorulsun!

Boykot, ezilen ve sömürülen milyonların bu taleplerini bayraklaştıran bir politikadır.

Önümüze tarihi bir fırsat çıkmıştır. “Yamalı” ya da “yamasız”, hiçbir şekilde 12 Eylül darbe anayasasını istemediğimizi boykotla göstermenin, şimdi tam zamanıdır.

Halkın kendi özgücüne ve örgütlü mücadelesine dayanarak kendi anayasasını yapabileceğine, kendi iktidarını kurabileceğine inananların gücünü, iradesini açığa çıkartmak gibi tarihi bir sorumlulukla karşı karşıyayız.

Bizim boykot tavrımız, pasif, referandum gününü bekleyen bir tutum değildir. Referanduma kadar geçecek süreçte ve referandum günü aktif bir şekilde işçilerin ve ezilenlerin temel taleplerini dile getireceğiz. Halkın gücünü, değişim isteminin gücünü açığa çıkartacağız.

12 Eylül Askeri cuntası koşullarında zorla kabul ettirilen; kapitalist sömürünün, emperyalist ekonomi politikalarının, tekçi inkarcı ırkçı anlayışın, faşist merkeziyetçi devlet yapısının, generallerin siyasete sistematik müdahalesinin, erkek egemenliğinin, Türk-İslam sentezinin üzerine inşa edilmiş 1982 Anayasası’nı çöpe atmayı hedefliyoruz. Demokratik, özgürlükçü, eşitlikçi, katılımcı ve sosyal haklara dayanan taleplerin kazanılması temelinde bir hareketi bütünlüklü olarak ele alan bir örgütlenme ve mücadele sürecini Emekçilerin ve Ezilenlerin Boykot Cephesi’yle büyüteceğiz.

Emekçiler ve ezilenler için sorun, “Eşitliğe, özgürlüğe, barış ve kardeşliğe yönelmiş bir toplumsal yaşamı inşa etme” sorunudur. Amacımız, bütün ezilenleri ve emekçileri BOYKOT CEPHESİNDE birleştirerek mevcut düzene alternatif bir düzen için ortak mücadeleyi büyütmektir.

İşçilerin, emekçilerin ve ezilenlerin mücadele taleplerini savunarak;

* Vatandaşların evrensel hak ve özgürlüklere sahip olduğunu, ırk, dil, din, mezhep, cinsiyet, cinsel yönelim, etnik köken ve benzeri hiçbir ayrım yapmaksızın, herkesin eşit olduğunu kabul eden, tarihsel kültürel mirasa sahip çıkarak farklılıkları kültürel zenginliğin kaynağı ve toplumsal bütünlüğün harcı olarak gören,

* Anayasanın değiştirilemez, değiştirilmesi dahi teklif edilemez şeklindeki maddelerinin olmadığı,

* İşçilerin ve kamu emekçilerinin her türlü örgütlenme ve grev haklarının tanındığı, özelleştirmelerin, taşeronlaştırmanın yasaklandığı ve iş güvencesinin sağlandığı,

* Kültürel tekçiliği reddeden, başta Kürt halkı olmak üzere, bütün halkların ve azınlıkların anadilde eğitim ve öğrenim hakkına sahip olduğunu kabul eden,

* Halkın düşünce, ifade, basın, örgütlenme vb. özgürlüklerini kayıtsız ve koşulsuz olarak güvence altına alan,

* Darbelerin insanlık suçu ilan edilerek, başta Kenan Evren ve generalleri gelmek üzere, 12 Eylül cuntasının ayrımsız tüm suçlularının yargılanmasını hedefleyen,

* “Terörle Mücadele Yasası”nın (TMY) kaldırılmasını,  “Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemeleri”nin lağvedilmesini ve devrimci-demokrat-sosyalist politik tutsakların özgürlüğünü savunan,

* Kadınların ve erkeklerin tam hukuki eşitliğinin yanı sıra, fiili eşitliğini sağlamayı da hedefleyen, kadına yönelik şiddeti ağır biçimde cezalandıran, cinsel kimlikler üzerindeki baskı ve ayrımcılıkları kaldıran,

*          Parasız eğitim, parasız sağlık, işsizlik ödeneği, sağlıklı ve insanca konut hakkı, kent hakkı, çevre ve doğa hakkı gibi kolektif haklar temelinde sosyal mücadeleyi geliştiren,

*          Herkesin eşit ve özgür bir şekilde katıldığı ve gücü oranında temsil edildiği demokratik bir seçim sistemini ve seçimlerdeki tüm barajların kaldırılmasını kabul eden,

* YÖK’ü dağıtarak, üniversite sınavlarını kaldırarak, herkese bilimsel, demokratik, anadilde eğitimi sağlayan,

* Diyanet İşleri Başkanlığı’nın lağvedilmesini ve zorunlu din derslerinin kaldırılmasını, ezilen inanç grupları üzerindeki baskıların yok edilmesini sağlayan,

* Yerel yönetimlerin, bölge, il, ilçe, belde, köy halkının ortak gereksinimlerini karşılamak üzere kurulan, yerinden yönetim anlayışına uygun bir şekilde örgütlenen ve halk tarafından seçilen demokratik yerel meclislerce yönetileceğini kabul eden,

*  Ekolojik dengeyi temel alarak, insanlığın tarihi ve kültürel mirasının korunup geliştirilmesini amaçlayan, doğal bir kaynak olan suyun, toprağın, havanın ticarileştirilmesine karşı tedbirleri alan,

Talepler manzumesiyle sürdüreceğimiz Boykot hareketimiz, eşitlik, özgürlük, adalet, halkların barışı ve kardeşliği mücadelemizin ortak cephesini yaratmayı hedeflemektedir.

Emekçilerin ve Ezilenlerin Boykot Cephesi olarak, bu talepleri savunan herkesi 12 Eylül günü sandığa gitmemeye ve darbe anayasasının ömrünü uzatmak isteyenleri boykot etmeye davet ediyoruz.

Ne 12 Eylül Anayasası, Ne AKP Aldatmacası!

12 Eylül günü referandum sandıklarına değil, sokağa, 12 Eylül’den hesap sormaya!

12 Eylül Anayasası çöpe, cuntacılar sanık sandalyesine!

Özgürlük ve eşitlik istiyorum, sandığa gitmiyorum!

Emekçilerin ve Ezilenlerin Boykot Cephesi

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: 12 Eylül / Anayasa Referandumu / Boykot /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.