Referandumun kilit mevzu, Kürt sorunudur

Yunus Öztürk - 2 Ağustos 2010 - İşçi Gündemi / Türkiye / Türkiye Solu

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

12 Eylül’de yapılacak Anayasa oylamasında “Evet” cephesinde yer alanlar, aydınlar; kendisini sol-sosyalist sayan kesimler bizi ikna etmek için dört önemli gerekçe ileri sürüyorlar.

Birincisi, mevcut değişiklikler yetmez ama, 1982 Anayasasına göre daha ileri değişiklikler oylanacak, “evet” diyelim demektedir.

İkincisi, Anayasa paketi içinde itiraz edemeyeceğimiz, bizim de olumlu saydığımız değişiklikler de var neden “hayır” diyelim?

Üçüncüsü, “evet” diyelim, çünkü “hayır” çıkarsa, CHP-MHP hükümeti gelecektir, böyle bir iktidar AKP iktidarına göre ırkçı ve baskıcı olacaktır.

Dördüncüsü, değişiklik sürecinin devamını istiyorsak, hatta yeni bir Anayasa yapılabilmesi için, kısmi değişikliklere evet diyelim ki, yeni Anayasa’nın tartışılması mümkün olsun.

Özetle hem hukuk açısından hem, siyasi açıdan “yetmez ama, evet” denmektedir.

Bir de “evet” ile “boykot” arasında kalıp, kesinlikle “hayır” demeyeceklerini açıklayanlar var.

Bu çevreler de BDP’nin “Boykot” kararını anlıyoruz derken, boykot’a evet’çi bir içerik yüklüyorlar. AKP hükümetine mesaj vermek üzere “boykot”u önemsiyorlar. Bir başka deyişle BDP’nin tutumunu “Evet yetmez, Boykot” biçiminde olmasını arzu ediyorlar.

BDP içinde “evet”çi bir kesimin olduğu biliniyor. Hatta Abdullah Öcalan’ın 23 Temmuz tarihli görüşme notları önce pazarlık sonra oyumuzun rengi demektedir.

Öcalan “Referandum konusunda halkımız her yerde her bölgede her kentte toplanacaklar, durumu tartışacaklar ve bir karara varacaklar. Kimsenin iradesine ipotek koymuyoruz. Ancak serbest bırakıyoruz derken kimse yanlış anlamasın, yine boykot olabilir ancak halkımız referandum öncesi evvela toplanacak, bol bol tartışacak ve gelişecek sürece göre kendisi karar verecek” derken BDP’ye pazarlık yapın demektedir.

Öcalan “Yanılmıyorsam referandumda evet ile hayır atbaşı durumda gidiyor. BDP burada kilit konumundadır. BDP’nin tavrı referandum sonuçlarını etkiler. BDP önümüzdeki günlerde bu konuda toplantılar da yapmalıdır” demektedir.

Dolayısıyla Kürt ulusal hareketi için referandum bir pazarlık konusudur, sosyalist hareketin Boykot’a ve Evet’e verdiği anlamlardan hiçbiriyle ilgili değildir.

Sosyalist hareket bağımsız bir aktör olarak Kürt ulusal hareketiyle bir ilişki de kurmamaktadır. Kendini ayrıca ifade edemiyor. Dolayısıyla sınıfsal rengini yansıtamıyor.

Kürt ulusal hareketi sadece sosyalist hareketle değil, sosyalist aydınlar arasındaki “Yetmez ama Evet”çilerle, ilişkisini “Evet yetmez Boykot” ekseninde kuruyor. Kürt ulusal harekektiyle aydınların ortak buluşma noktası, AKP hükümetine yüklenen siyasi roldür. BDP’nin Kürt Açılımı-Demokratik Açılım konusundaki hayal kırıklığı onu Boykot’a sürüklerken, AKP’yi “Demokratik Devrimci” sayan ve Ergenekon Davası, darbe karşıtlığı söylemine bakarak destek verenler “evet” demektedir.

AKP ile statükocu devlet yapısını birbirlerine alternatif sayan aydınların ve siyasetçilerin tutumu AKP’nin toplumsal desteği devam ederse, “yetmeyen” değişiklikleri tamamlayabileceğini, hatta yeni bir Anayasa yapılma koşullarının oluşacağına inanıyorlar.

Oysaki 16 kez değiştirilen 1982 Anayasasında yapılacak bugünkü değişikliklerin Türkiye’de Demokratik Anayasa sorununu ortadan kaldırmayacak. Yeni bir Anayasa’ya ihtiyaç devam edecek. Sosyalist hareketin referandum sürecinde siyasi güç toplaması gerekli.

Nasıl güç toplayabiliriz? Birincisi Kürt sorunundaki tutumuz, ikincisi, emek hareketinin taleplerine sahip çıkmamız.

Somutlayalım: Kürt sorununun Hatay Dörtyol’da ya da İnegöl’de aldığı biçimde safımız nerededir? Dörtyol’da alacağımız tutum, referandumda alacağımız tutumun pratikteki sınavı oldu.

İşçi sınıfının talepleri konusunda olduğu gibi, Kürt sorununda alınacak tutum aynı zamanda “evet” ve “hayır” cephesi içinde de ayrıştırıcı olacaktır. Bugün iki ayrı cephedeki AKP ve MHP, bu iki sorun ekseninde aynı safa geçecek, tek yanlı silah bırakma çağrısı yapan “evet”çi aydınlar, pasifizmin sarhoşluğu içinde savunma hakkını “terör” kapsamında ele alarak yeni yerlerini de seçmiş olacaklar.

Öyleyse, bu referandumda AKP’nin Kürt sorunundaki askeri çözümüne ve emekçilere uyguladığı kapitalist politikalara kesin karşı çıkışı örgütlemek için, Kürt ulusal hareketinin, aydınların ve işçilerin arasındaki “evet”çi kafa karışıklığına son vermek gerekli. AKP hakkında yaratılan ilüzyonu dağıtacak yeni bir saflaşmanın gerçekleşmesine çalışmalıyız.

Boykot’u neoliberal politikalara karşı “hayır” diyecek eksene çekebilmeliyiz.

Kürt ulusal hareketinin evet’çiliğe değil, kirli savaşa ve neoliberalizme “hayır” üzerinden netleşmesine yardımcı olabilirsek, Kürt sorunuyla emekçilerin sorunlarının ortak çıkarlarını ve ortak çözümlerini oluşturmanın zeminini yaratmış olabiliriz. Birleşik mücadele için ihtiyacımız olan Kürt ulusal hareketiyle işçi hareketinin ortak zeminde buluşturabilmektir.

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: Evet / Hayır / Referandumda Boykot /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.