Sistemin organlarının yerini değiştirecek bir mücadeleye gerek var

Seyfi Adalı - 3 Ağustos 2010 - Türkiye / Türkiye Solu / Ulusal Sorun

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Evet’çi solun kulağına küpe olsun: Anayasa referandumunda 12 Eylül’ü tasfiyeye soyunan, solda da kafa karışıklığına yol açacak kadar 12 Eylül karşıtı görünen, idam edilen yoldaşlarımızı meclis kürsüsünden anan AKP, Kenan Evren’in bile gerisine düştü!

Hükümet sözcüsü Cemil Çiçek, Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir’in “Belediye binamızın önünde ay yıldızlı Türk bayrağımızla sarı kırmızı yeşil bayrağımız dalgalansa ne olur?”cümlesini ön plana çıkartıp veryansın ediyor.

Devlet Bakanı Cemil Çiçek, Kanal 7’de yayınlanan Başkent Kulisi Programında Baydemir için  “Organları yer değiştiren adam konuşmuş yine” diyebiliyor. Tıpkı, Rize Belediye Başkanının Kürt sorunu çözümüne dair “Hısım olan hasım olmaz” dedikten sonra Karadenizlilere “İkinci eşlerini Doğu ve Güneydoğu’dan alsınlar” sözlerindeki “kuma” önerisinde olduğu gibi, Kürt halkını aşağılıyor.

Bu yaklaşımların, Dörtyol’da ortalığı kırıp geçiren faşist güruhunkinden ne farkı var?

Demokratik Açılım bu olsa gerek!

Cemil Çiçek, eski MHP’li, ANAP’ın kurucusu ve eski kurmaylarından. AKP hükümetinin sözcüsü. 1984–2010 arasında yani 26 yıldır her dönem aktif siyasetin, parlamentonun içinde.Devlet ve sermaye için “özel” biri.

Hükümet sözcüsü önceki birçok değerlendirmesinde olduğu gibi, partisi ve savunduğu ideolojinin çaresizliğini, öneri yoksunluğunu, AKP hükümetinin ve özellikle şahsının ırkçı yanını bir kez daha gözler önüne seriyor.

Bakan Çiçek, daha önce de kimi veciz sözler sarf etmişti: Yerel seçimlerin ardından “DTP Iğdır’ı aldı… Yani Ermenistan sınırındalar… Güvenliğe dikkat etmek gerekir…” dedi.

12 Temmuz’da Cumhurbaşkanıyla gittiği Nijerya gezisi dönüşünde “Nijeryalılara Türkçe’yi öğrettik, Diyarbakır’dakine öğretemedik” diyen de Bakan Çiçek’tir.

Baydemir’in sözleri dünyanın birçok ülkesinde, örneğin Almanya’da eyaletlerin kendi bayraklarının ve sembollerinin olması gibi basit bir gerçeği ifade ediyor. Cemil Çiçek buna öfkeleniyor: Çünkü uygulanması hem mümkün, hem AB normlarına uygun! Baydemir’in sözleri Cemil Çiçek’in kafasındaki ırkçı ideolojiye ters.

Yeniden basına yansıdı: 12 Eylül cuntasının lideri Kenan Evren 90 yaşına geldiğinde dile getirmişti; üç yıl önce Sabah Gazetesine verdiği röportajda söylemişti:

“Daha 1980’li yılların başında bunları düşündüm.. Çünkü 81 ile hâkim olmak zor… Uykularım kaçıyordu! Cumhurbaşkanı olarak Bavyera’ya gitmiştim… Baktım üç bayrak çekmişler… Biri Türk, öteki Alman bayrağı… Bu üçüncüsü ne bayrağı dedim… ‘Burası Bavyera eyaleti, onun bayrağı’ dediler. Birçok ülkede bu var… ABD de böyle yönetiliyor…”

Kenan Evren bununla da sınırlı kalmamış “Belki 10 yıl, belki 30, belki 50 yıl. Ben 90 yaşındayım. Belki ben görmeyeceğim. Ama Türkiye bir gün mutlaka bu adımları atacak. Yoksa huzur bulmamız mümkün değil” de demişti.

Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir Demokratik Özeklik önerisini açıklarken ne demişti?

“Demokratik özerklik projesinde TBMM var olmaya kesinlikle devam edecektir. Asla buna bir itiraz yok TBMM devam edecektir. İstiklal Marşı, Türkiye’de okunmaya devam edecektir. Buna hiçbir itiraz yok Türk bayrağı Türkiye’de dalgalanmaya devam edecektir. Buna da hiçbir itirazımız yok ama bununla birlikte her bölgede bölgesel parlamento olacaktır.

Bu bölgesel parlamentolardan bir tanesi de Kürdistan Bölgesel Parlamentosu olacaktır. Türk bayrağının yanında Türkiye bayrağının yanında benim dedelerimin, hepinizin dedelerinin de katkısı ile ödemiş olduğu bedelle elde edilen ve şu an asılan bayrağın yanında elbette ki Kürt halkının da yerel renkleri, bayrağı da gökyüzünde olacaktır.

Belediye binamızın önünde Ay Yıldızlı Türk bayrağımızla sarı kırmızı yeşil bayrağımız dalgalansa ne olur?”

Evet, gerçekten ne olur? Burjuvazi açısından maliyeti olmayan ama Kürt halkının varlığını tanımaya yol açan bir ara çözüm olur. Tıpkı TRT Şeş gibi, gerçekleşmesi mümkün bir öneri. Ne mülkiyet ilişkilerine dokunur ne de iktidardaki partiye. Sosyalist olmasa da devrimci bir adım olacağı muhakkak.

Sınırların kalktığı, ulusal kimlik, dini inanış üzerinden insanların kendilerini tanımlamadığı bir dünya özlemimizde, egemen ulusun ezilen ulusları baskı altında tutmasına itirazımız var.

İki söz de “yetmez ama evet’çilere”…

Bizi referandumda soldan “evet” oyu vermeye çağıranlar, 1982 Anayasasından daha ileri değişikliklerden söz edenler, AKP’yi CHP-MHP’ye tercih ederiz diyenler Cemil Çiçek’in bu sözlerine bir cevap vermelidir.

Ancak nafile! Üzerinden birkaç gün geçmesine rağmen tek bir cevap göremedik.

Bu çevrelerce en başından beri AKP’nin ırkçılığı istisna sayılıyor. AKP’nin “kaide”sini parlatmaktan gözleri körelenlerin “yetmez ama evet” deyişinin nasıl bir eksen kayması olduğunu anlamak için, AKP hükümetinin Kürt ve işçi düşmanı politikalarını saymaya devam etmeliyiz.

“AKP giderse CHP-MHP gelir” uyarısı, çocukluğumuzdaki “öcü gelir” sözlerini hatırlatıyor. Yetişkin olmayan bir solu korkutabilir bu sözler! Kendi gücümüze güveniyorsak o zaman ister CHP ister AKP ne değişir?

Sosyalizm namına, devrimcilik adına taşın altına elini koyacaksın, işçi sınıfı, emekçiler ve yoksullar arasında devrimci bir faaliyet yürüteceksin ki, “öcü” gelmesin!

AKP giderse CHP-MHP gelir düz mantık olabilir. Peki ya AKP-CHP hükümet kurarsa?

Bu düzende, burjuvazinin ihtiyaçları için her türlü hükümet çözümünün mümkündür. Bizim davamız burjuva sistemin kendisiyle. İşçi sınıfı, sistemin bugünkü temsilcisi AKP hükümetine karşı mücadeleyi büyüterek güçlenebilir.

Irkçılığa, işçi ve emek düşmanlığına, kirli savaşa karşı çıkıp, sermayenin sözcüsü AKP’ye hayır demenin, bizce anlamı ve gereği budur.

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: Anayasa Referandumu / Cemil Çiçek /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.