Agora’yı İntihalle Suçlayan Erkin Özalp’in Asıl Kendisi mi İntihalci?

Sol Defter- Haber - 9 Ağustos 2010 - Güncel Politika / İşçi Gündemi / Kitaplık

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Bu sitenin okurlarının yakından takip ettiği üzere, bir haber sitesinin yöneticisi olan Erkin Özalp, Agora’dan çıkan “Ne Yapmalı?” çevirisinin çalıntı olduğunu iddia etmiş, daha sonra aynı çevirmenin aynı yayınevinden çıkan “Emperyalizm” çevirisinin de bundan farksız olduğu iddiasıyla ithamını sürdürmüştü. Bu konuda çıkan yazı ve söyleşilerinde de Agora’nın çeviri hırsızlığı yaptığını kanıtladığını söylüyordu.

Bu arada, aynı haber sitesine yazı gönderen bir yorumcu, Erkin Özalp’in kendisinin Almanca’dan yaptığını iddia ettiği ve bu çeviriden sonra Sol Yayınları’na ve Sevim Belli’ye ağır eleştirilerde bulunduğu “Louis Bonaparte’ın 18 Brumaire’i” ile ilgili olarak, Erkin Özalp’in tam da Ferit Aydar’a yönelttiği türden alıntılarla kendisinin intihal yapmış olabileceği şüphesini ortaya attı ve şu örnekleri verdi:

Sevim Belli: Fransızların yaptığı gibi, uluslarının gafil avlandığını söylemek yeterli değildir.

Erkin Özalp: Fransızların yaptığı gibi, uluslarının gafil avlandığını söylemek yetmez.

SB: Fransız Devriminin 24 Şubat 1848’den Aralık 1851’e kadar geçirdiği evreleri, ana çizgileriyle özetleyelim.

EÖ: Fransız Devriminin 24 Şubat 1848’den Aralık 1851’e kadar geçtiği aşamaları, genel hatlarıyla özetleyelim.

SB: Deniz tanrıçası Tetis, Aşil’e, gençliğinin baharında yokolup gideceğini önceden haber vermişti.

EÖ: Deniz tanrıçası Tetis, Aşil’e, gençliğinin baharında öleceğini önceden haber vermişti.

***

Bunun üzerine, Erkin Özalp’in Marx’ın “Fransa’da Sınıf Mücadeleleri” çevirisini Sevim Belli çevirisiyle karşılaştıran başka bir okur, kitabın daha ilk sayfasının ilk dört cümlesinde, Özalp’in iddialarındaki kadar bariz benzerlikler yakaladığını bildiren bir mail gönderdi bize. İlk dört cümle, bir iki kelime oynatışı ve bir dipnot fazlasıyla, tıpatıp aynıydı:

Fransa’da Sınıf Mücadeleleri, sayfa 1, cümle 1:

Sevim Belli: “Temmuz Devriminden sonra, liberal bankacı Laffitte, suç ortağı Orleans dükünü büyük sevinç gösterileriyle belediye binasına götürürken şu sözleri ağzından kaçırdı. ‘Şimdi bankacıların hükümranlığı başlayacak.’ Laffitte devrimin sırrını açığa vurmuş oluyordu.”

Erkin Özalp: “Temmuz Devriminden sonra, liberal bankacı Laffitte, compere’i (suç ortağı) Orleans dükünü zafer havası içinde Hotel de Ville’e (Paris belediye binası) götürürken şu sözleri ağzından kaçırdı: ‘Şu andan itibaren bankacılar hüküm sürecek.’ Laffitte devrimin sırrını açığa vurmuştu.”

 

Fransa’da Sınıf Mücadeleleri, sayfa 1, cümle 2:

Sevim Belli: “Louis-Philippe’in hükümdarlığı sırasında egemen olan sınıf, Fransız burjuvazisi değil, onun bir kesimi idi: bankacılar, borsa kralları, demiryolu kralları, kömür ve demir madeni sahipleri, orman sahipleri ve toprak mülkiyetinin onlara bağlı bölümü, mali aristokrasi denilen kesim.”

Erkin Özalp: “Louis-Philippe döneminde egemen olan sınıf, Fransız burjuvazisi değil, onun bir kesimiydi: Bankacılar, borsa kralları, demiryolu kralları, kömür ve demir madenleri ile ormanların sahipleri, toprak sahiplerinin bunlarla birlikte hareket eden bir bölümü, yani mali aristokrasi diye adlandırılan kesim.”

Fransa’da Sınıf Mücadeleleri, sayfa 1, cümle 3:

Sevim Belli: “Bu kesim, tahta yerleşmiş, meclise yasalar çıkarttırıyor, bakanlıklardan tütün bürolarına kadar kamu hizmetlerini ona buna dağıtıyordu.”

Erkin Özalp: “Bu kesim tahta oturuyor, meclislerde yasaları zorla kabul ettiriyor, bakanlıklardan tütün bürosuna kadar her yerdeki devlet memurluklarını dağıtıyordu.”

Fransa’da Sınıf Mücadeleleri, sayfa 1, cümle 4:

Sevim Belli: “Asıl sanayi burjuvazisi, resmi muhalefetin bir bölümünü oluşturuyordu, yani meclislerde ancak azınlık olarak teslim edilmekteydi.

Erkin Özalp: “Gerçek sanayi burjuvazisi resmi muhalefetin bir bölümünü oluşturuyordu, yani mecliste yalnızca bir azınlık olarak temsil ediliyordu.

***

Bunun üzerine Özalp’in ve Belli’nin “Fransa’da Sınıf Mücadeleleri” ve “Fransa’da Sınıf Savaşımları” başlıklarıyla çıkan çevirilerini biz de biraz karıştıralım dedik ve fazla sayfa çevirmeye gerek kalmadan benzer incilere rastladık:

Sevim Belli: “Temmuz monarşisi, Fransız ulusal zenginliğinin sömürülmesi için kurulmuş bir anonim ortaklıktan başka bir şey değildi, bu ortaklığın payları (temettüler) bakanlar, meclisler, 240.000 seçmen ve onların yardakçıları arasında paylaşılmıştı. Louis-Philippe bu ortaklığın müdürü, tahta çıkmış bir Robert Macaire idi. Bu sistem, ticareti, sanayii, tarımı, denizciliği ve sanayi burjuvasinin çıkarlarını durmadan tehdit ediyor ve zarara uğratıyordu. Onun için sanayi burjuvazisi, Temmuz günleri olayları sırasında bayrağına şunları yazmıştı: Gouvernement, a bon marche (ucuz hükümet).” (sayfa 39)

Erkin Özalp: “Temmuz Monarşisi, Fransa’nın ulusal servetini sömürmek için kurulmuş bir anonim şirketten başka bir şey değildi ve bu şirketin karları, bakanlar, meclisler, 240.000 seçmen ve yakınları arasında paylaştırılıyordu. Louis-Philippe, bu şirketin müdürü, tahttaki bir Robert Macaire’di. Bu sistemde ticaret, sanayi, tarım, denizcilik, sanayi burjuvazisinin çıkarları sürekli olarak tehlikeye düşmeye ve zarar görmeye mahkumdu. Aynı sistem Temmuz günlerinde bayrağına ucuz hükümet, governement a bon marche, diye yazmıştı.” (sayfa 13-14)

Sevim Belli: “Mali aristokrasi, zevklerinde olduğu gibi kazanç tarzında da, lumpen proletaryanın burjuva toplumunun doruklarında dirilişinden başka bir şey değildir.” (sayfa 39)

Erkin Özalp: “Mali aristokrasi, zevkleriyle olduğu gibi kazanç biçimleriyle de, lumpen proletaryanın burjuva toplumunun doruklarında yeniden doğumundan başka bir şey değildir.” (sayfa 14)

Sevim Belli: “Bunların kurdukları büyük kuruluşların rekabeti, bakkallar ve dükkancılar yığınının yıkımına neden oldu.” (sayfa 41)

Erkin Özalp: “Bunların kurduğu büyük mağazaların rekabeti, bakkallarla dükkancıları yığınlar halinde yıkıma sürüklemişti.” (sayfa 16)

Sevim Belli: “Şubat barikatlarından ortaya çıkmış olan Geçici Hükümet, zorunlu olarak, zaferi paylaşmakta olan çeşitli partileri kendi bünyesinde yansıtıyordu. Bu hükümet, ancak, birlikte Temmuz tahtını devirmiş bulunan, ama çıkarları düşmanca birbirine karşıt olan çeşitli sınıflar arasında bir uzlaşma olabilirdi.” (sayfa 42)

Erkin Özalp: “Şubat barikatlarının üzerinde yükselen Geçici Hükümet, bileşimiyle, zorunlu olarak, zaferi paylaşan farklı partileri yansıtıyordu. Geçici Hükümet, Temmuz tahtını birlikte deviren, ama çıkarları arasında karşıtlıklar bulunan farklı sınıfların uzlaşmasından başka bir şey olamazdı.” (sayfa 16)

Kitabın daha ilk altı sayfasında çıkan bu benzerliklere bakarak, Erkin Özalp’ın “Fransa’da Sınıf Mücadeleleri” (ve belki “18 Brumaire”) çevirilerinde intihal payının, en azından kendisinin Ferit Aydar’a suç atarken başvurduğu aynı ölçütlerle kıyaslandığında, Özalp’in de bir intihalci olduğu sonucunu çıkarmak yanlış olmayacaktır…

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: Agora Kitaplığı / intihal /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.