Karşıtlık

Ömer Yıldız - 10 Ağustos 2010 - 2011 KESK Kongresine Giderken / Türkiye / Türkiye Solu

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Eğit Sen’in ilk kuruluş aşamasında Mardin Derik’te çalışıyordum. Baki arkadaş İstanbul’dan gelişmeleri öğrenir gelir, paylaşırdı. Bu aşamadan sonra arkadaşlarla sohbette “karşıtlık” üzerinden bir yol bulmuştuk.

Sendika ile ilgili konulara uzak arkadaşlara bir konu söyleyip Baki savunur ben itiraz ederdim. Ya da tersi bir rolle arkadaşlar konuyu iyice anlayınca sendikanın oluşması yönünde ortak karara varırdık. Sendikanın gerekliliği, yasallığı gibi pek çok konuyu bu şekilde anlattık arkadaşlara. Başarılı da olduk.

24 Ocak Kararları ilan edildiğinde, liberaller sanki bu duruma karşıtmış gibi 12 Eylül darbesini planladılar. Böylece kararlar çok daha çabuk işledi. Küresel sermaye, islami sermaye daha rahat girdi ülkemize.

Sermaye el değiştirir gibi insanlara daha yakın olan “Anadolu Kaplanları”na geçti kısmen. Pek çok kişi bunun uluslar arası sermayeye karşı bir duruş olduğunu sandılar. Ancak sermayenin ulusal ya da uluslar arası olması sömürülen için fark etmeyecekti. “Netekim” 12 Eylülcülerin karşı gibi görüntüleri arasında bu sermaye gelişti ve uluslar arası sermaye ile entegre oldu.

Artık gazetelerde “Anadolu Kaplanları” haberleri yok. Çünkü onlar “ejderha” ile birleşti.

Özelleştirmelerin önünü açan darbeciler sanki hep karşıymış gibi oldular kendi ürünleri Özal hükümetine. Özal’ın demokrasi diye tarif ettiği şey “liberalizm”den başka bir şey değildi.

Bu aşamadan sonra ülkede tüketime katılmayan “mutaassıp” kesim kaldı. Bunlar içinde AKP birden bire ortaya çıktı. Başörtü, tesettür defileleri ile bu kesim de tüketim toplumu içine doğrudan çekildi. Bunlar yapılırken, “dindar” olanlara darbeciler karşı, tezi kullanıldı.

Pek çok anayasa değişikliği yapıldı 12 Eylül’ü değiştirecek! Değişti mi? Evet, zamana uygun hale geldi. Revize edildi. Yok oldu mu? Asla, güçlendi.

Bu gelişmeler sırasında sürekli savunma refleksli “sol” statükocu hale geldi. 12 Eylül ile hesaplaşması gerekirken, 12 Eylül kurumlarını korur pozisyona düştü.

Şimdi AKP liberalizmin hedeflerinden birini daha gerçekleştirmek için 12 Eylül’e karşı! Yerindelik denetiminden kurtulup başta çevre olmak üzere “engelleri” ortadan kaldırıp “demokratikleşme=liberalleşme” yolunda ilerlemeye.

Bizim Baki ile uyguladığımız yöntem meğer liberallerin uzmanı oldukları yöntemmiş.

Karşıtlık iktidar adayları arasında da uygulanan yöntem. CHP’de hiçbir konuşmasında liberal ekonomiden vazgeçeceğiz demedi. Ancak iki parti “karşıt”.

Bin bir emekle, mücadeleyle, göz altılarla kurduğumuz sendikalarımız da şimdi milyon liralık bütçeli devasa yapılar. Koca koca binalar, arabalar.

Gelin, partileri yeniden kuralım emekçiden yana. Sendikaları yeniden kuralım emekçi yapıda. Liberalizm partilerin de sendikaların da içine sızmış. Terk edin partilerinizi, sendikalarınızı emekçiden yana örelim yeniden hayatı, örgütleri. Birleşik mücadele hattını kuralım yaşamda. Yolluksuz gidelim sendika toplantılarına, eylemlerde kumanyamızı evden hazırlayalım. Sendika yöneticileri ilimize geldiğinde otelde değil “bizim” evimizde kalsın.

Sosyalist mücadeleyi liberaller gibi yapmayalım. Sıyrılın mülklerinizden. Liberaller, sosyalist devrim yapmaz. Liberalken ben, sosyalistim diyemem. Utanırım,darbelerde yitirdiklerimizden.

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: 12 Eylül / Birleşik Mücadele / sendikalar / sosyalist olmak /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.