Tek Gıda-İş Havlu Attı, Pratik Mücadeleyi Bıraktı!

Seyfi Adalı - 10 Ağustos 2010 - İşçi Gündemi

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

TEKEL mücadelesinin sınıf mücadelesi ve sendika hareketi tarihine geçtiği kabul edilecekse, Genel Başkan Mustafa Türkel’in Tek Gıda-İş sendikası web sitesinde (http://tekgidais.org/) 9 Ağustos Pazartesi günü yayınlanan “Üyelerimize ve Kamuoyunun Bilgisine” başlıklı yazısının eksik bıraktıklarını tartışmayı önemsemeliyiz.

Mustafa Türkel sendikanın 2 Mart’ta çadırları sökme kararının ardından eylem takviminin işletilmemiş olmasını şöyle açıklıyor:

“a- 1 Mayıs İstanbul ve 26 Mayıs Genel Grev uygulamalarında yaşananlar,

b- Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun ittifakla aldığı karar gereği 4/c’nin Anayasa Mahkemesine gönderilmesi.

Bu gelişme bizim sendika olarak; hukuk devletindeki en yüksek yargı sürecinin işlemesi ile birlikte eylem programımızı iptal etmemizi gerektirmiştir” iddiasını ileri sürmektedir.

Devamla:

“Çünkü en yüksek yargının kararı hem hükümetleri hem de bizi bağlayıcı niteliktedir.

Bu çerçevede; Anayasa Mahkemesi ile sendika olarak kurduğumuz temaslardan edinilen intiba, davamıza 14-15 Eylül tarihlerinde başlanacağı, buna göre de ek savunmalarımızın yazılı olarak yapılması yönünde olmuştur” deniliyor.

Soru şu: 1-10 Eylül arasında 4 C’yi imzalaması istenilen işçilerin Anayasa Mahkemesi kararı karşısında durumları ne olacaktır?

Elimizdeki bilgileri sıralarsak:

Birincisi, Anayasa Mahkemesi kararları geriye doğru işlemez.

İkincisi, Mahkeme kararına göre, bundan sonraki özelleştirme uygulamalarında 4 C uygulamasının nasıl olabileceği ya da olamayacağı sonucu çıkacaktır.

Üçüncüsü, yüksek mahkemenin 10 Eylül’den sonra açıklayacağı karardan 4 C’yi imzalayan TEKEL işçileri yararlanamaz.

Dolayısıyla TEKEL işçilerinin 4 C’yi iptal ettirme mücadelesinin fiili olarak sona ermesinden sonra, hukuki mücadele öne çıkmıştır.

Anayasa Mahkemesinin kararında adil olabilmesinin koşulu, TEKEL işçilerinin 9 Eylül gününe kadar yürütecekleri sokak mücadelesidir.

Anayasa Mahkemesi 4 C hakkında “yerindelik denetimi” yapabilmesi, kararın yerinde bir karar olup olmadığına karar vermesi, biraz da bu kararın muhatabı olan TEKEL işçilerinin ve Tek Gıda-İş Sendikasının, 4 C’ye yüksek sesli itirazlarına bağlıdır. 4 C’yi kabul eden bir sendika ve işçi görüntüsüne varsa, mahkeme de kararını ona uygun verecektir. Mahkemenin kararını işçi lehine vermesinin koşulu mücadele eden işçilerin varlığıdır.

Dolaysıyla, 1 Mayıs’ta, 26 Mayıs’ta şöyle oldu, böyle oldu denilebilir ve Tek Gıda-İş bu iddialarında haklı da olabilir. Fakat sorun şu ki, Anayasa Mahkemesinin 4 C’yi iptal etmesini istiyorsak, mahkemenin kararını vermeden önce 4 C’nin etkilediği işçi kesimlerin memnuniyetsizliğini sokağa yansıtmak gerekir; bunun sorumluluğu Tek Gıda-İş Sendikasına aittir.

Tek Gıda-İş Sendikası pratik mücadeleden vazgeçtiği anlaşılıyor; bu nedenle hukuki yorumlara dayanarak öneriler yapıyor.

Buna göre:

4 C’yi müracaat etmek ile verilen işe başlamak ayrı olarak değerlendirilmektedir. Gerekçe olarak da 3 bin 600 işçinin Mart ayında 4 C’ye müracat etmesini ve Danıştay’ın kararının ardından müracaatlarını geri çekerek, “iş kaybı (özelleştirme) tazminatı” alabildiğini ileri sürmektedir.

Kanımızca bu yanlış bir karşılaştırmadır. İdari Yargının (Danıştay) kararıyla Anayasa Mahkemesinin kararları konu itibariyle farklıdır. Danıştay, hükümetin 4 C’ye geçişi uygulama tarihini erkene almasını, kural gereği uygun bulmamıştır. “Biçim yönünden” incelemiş ve itiraz etmiştir. İşçilerin bir ay içinde karar vermeleri isteyen hükümete, işçilerin 8 ay içinde karar verme hakları olduğunu bildirmiştir.

Anayasa Mahkemesi ise “içerik yönünden” davayı incelemekte ve 4 C’nin iptalini görüşmektedir. Konu 4 C’nin iptali ya da tadiliyle ilgilidir; kararın (dikkat edilsin) resmi gazetede yayınlanmasından sonraki tarihten itibaren geçerli olacaktır.

Dolayısıyla sendikanın hukuk yorumu kesin değil, eksik sayılmalı, bir yorum olduğu unutulmamalıdır. Mahkeme bu yoruma uymak zorunda değildir.

Ancak sendikaların ilkeleri vardır, mücadele yöntemleri, farklı mücadele biçimleri vardır. Hukuk mücadelesi fiili mücadelenin aşamadığı hallerde ve esas olarak destek niteliğinde bir mücadele biçimidir. Sendika hukukçulardan yorum alıp onların görüşlerini işçilere aktarmakla yetinecekse, sendikacı olmanın değeri, farkı nerede kalır? Netice de hukuk dediğimiz şey, var olanı korumaya yönelik çalışan, muhafazakâr bir kurumdur.

Üstelik, yüksek mahkemenin referandumdan sonraki bir tarihe kararını ertelemesi (14-15 Eylül) ve işçilerin süresinin 10 Eylül’de dolacak olması son derece yakın ve tesadüf olmayan tarihlerdir.

İkinci olarak, “müktesep hak” oluşturmak için 10 Eylül’e kadar 4 C’ye başvuru yapmayı önermek için önümüzde bir ay süre var. Biray boyunca yürütülecek mücadelelerden sonra, yeniden durum değerlendirmesi yapılabilir. İşsiz kalmaktansa 78 günlük mücadele sayesinde iyileştirilmiş 4 C’yi kabul edip, hukuk mücadelesini yürütmek de düşünülebilir. En azından TEKEL’den sonraki özelleştirmelerde işçiler kalınan yerden mücadeleyi devam etme olanağı bulurlar.

Etkili olan fiili mücadeledir. Nitekim hala çalışmakta olan ve sayıları birkaç bin kişiyi bulan TEKEL işçisi Haziran 2010’da iş akitleri kesilmesi gerekirken, fiili mücadele sayesinde işlerine devam etmektedir. Hem hükümet hem özelleştirme idaresi TEKEL işçilerinin mücadelesini yakından takip ediyor. Mücadele savsaklanınca saldırılar artıyor. Nitekim geçen hafta içinde TEKEL’in 84 parça taşınmaz malının satışının duyurusu yapılmıştır.

Sonuç olarak Tek Gıda-İş ne önermektedir?

4 C’ye müracaat edin, müktesep hakkınız oluşsun; Anayasa Mahkemesi’nin kararını bekleyin, karara göre işe başlayıp başlamayacağımıza karar verelim.

Mustafa Türkel’in 4 C sözleşmesinden haberi yok mu? Sözleşme metninde işçilere “4 C’yi imzala ama canın ne zaman isterse o zaman işe başla” diye bir hak mı veriliyor? 4 C “belirli süreli” sözleşme olduğu için başvurunuzun ardından işe başlamanız gerekli. Mart ayında böyle olmadı, çünkü hükümet kuralları çiğnemişti.

Şimdi durum farklı, 4 C’yi seçme süresi doluyor ve seçenler işbaşı yapacak, seçmeyenler de işsiz kalacak.

Anayasa Mahkemesi’nin 4 C’yi iptal edeceğine dair de elimizde kesin bir kanıt da bulunmuyor.

Geriye ne kalıyor? Sendika olarak görevimizi yapmak. Mücadeleyi son dakikasına kadar yürütmek. Eğer başarılı olamazsak, müktesep haklarımızı kaybetmemek için, mecbur kaldığımız için mücadeleyle iyileştirilen 4 C’yi iş olarak kabul etmek.

Daha sonra da “güvencesizliğe karşı mücadele” başlığı altında, diğer güvencesiz çalışanlarla birlikte mücadelemizi bir üst başlıkta birleştirmemiz, mücadeleyi büyütmemiz gerekiyor.

Sendikanın “bilgilendirme ve duyuru”sunun mücadeleye yönelik olması gerekirken, hukuki yoruma dayalı duyuru yapması, işte en vahim olan yan burası! Tek Gıda-İş, 4 C mücadelesinde havlu atmıştır! İşçilerin 78 günlük mücadelesini, bu mücadele sırasında ölen Hamdullah Uysal’ı, intihar eden işçi kızını, evi yanan aileyi, cop, tazyikli suya hedef olan üyelerini yüzüstü bırakmıştır.

Bunun hesabı sorulmaz mı? Sorulmalı elbette. Yeter ki hakkını arayan işçiler birlik olsunlar!

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: 4 C / Tek Gıda-İş / TEKEL /

Comments

  1. metin diyor ki:

    denizliden tekel işcisiyim. helal olsun size bizi bilgi verdiğiniz için sendika zaten bizi sattı. bizde kendi başımıza kaldık teşekkürler

  2. nevzat diyor ki:

    HATAY dan 23 yıllık TEKEL işçisi olarak diyorumki Türkiyedeki tüm sendikacılar allah hepinizi belasını versin sizler sınıfa ihanet etmiş sendikacılar olarak tarihin karanlık sayfalarına gömüleceksiniz biz TEKEL DİRENİŞÇİLERİ ise tarihin aydınlık sayfalarında şerefimizle yer alacağız

  3. levent şafak diyor ki:

    HATAY dan TEKEL işçisi biri olarak bizim 78 günlük tarihe geçen ankara direnişimizden sonra sendikanın bizi 4/c ye geçin diye zorlaması işçi ve emek sınıfı adına tam bir yüz karasıdır.bundan sonraki mücadelerde tüm sınıfın bu tür sendikacılara karşı daha dikkatli olması ve haklarını alana kadar mücadeleyi sürdümeleri bakımından TEKEL sürecini ve sonrasını iyice tahlil etmeleri gerekir.böyle şerefsiz sendikacılara da hiç güvenmemeleri gerektiğini bizlere bakarak görmeleri gerekir.

  4. cengiz çerçil diyor ki:

    arkadaşlar ben denizliden tekel işçisi bu tek gıda kadar adi şerefsiz liderler görmedim sendikaların var içinde 1 2tane onlara lafımız yok hepsine hakaret etmeyelim ama bizimkiler bizi kaç paraya sattılar onu bilmek lazım onlardan hesap sorulacak birgün nasıl olsa

  5. hüseyin diyor ki:

    evt bende sivaslı 4-c liyim gerçekten sattılar,neden direnişi bıraktırdı sendika hemde tüm emekten yana işçiler olarak yanınızdayken neden bu mücadele bırakıldı doğru sölüyosunuz sattılar ama ne kadar parayla,emekçi insanların soğukta ve kışta çoluğunu çocuğunu ser sefil halde bırakıp 78 gün ankaranın ayaz soğuğunda perişan olarak mücadelenin hiçmi hiç değri yoktu eyyyy sarı sendikkacılar,umarım 4-c linin çocuklarının hışımına gelirsiniz,

  6. sait kaya diyor ki:

    TEK GİA İŞ SENDİKASİ VE YÖNETİCİLERİ ÖZELİKLE BAŞKANİ YALANCİNİN TEKİYMİŞ SÖZUM BU Kİ ŞU ANDA DAHADA UYELİĞİ DEVAM EDEN ARKADAŞLARİN BU SENDİKADAN İSTİFA ETMELRİDİR. ANKARADA YAPTİKLARİ 78 GUNLUK GOREVİDE SENDİKANİN KASASİNDA OLAN PARAYİDA BOŞALTMAK İÇİNDİ YALANCİ MUSTAFA TURKER HANİ HUKUMETLERİ YİKARİZ DİYİYORDU ONUN KİCİĞİNA AKP YE OY VERECEM GİTSİN KACA SATİĞİNİ MİLETE ACİKLASİN

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.