HSGGP Diyorki: İşçi sağlığı, iş güvenliği hizmetleri, taşeron firmaların kâr hırsına kurban edilmesin!

Sol Defter- Haber - 12 Ağustos 2010 - İşçi Gündemi

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

11 Ağustos Çarşamba günü Tuzla Tersanesi önünde işçi sağlığı ve işgüvenliği ile ilgili AKP hükümetinin çıkardığı yasa, basın açıklamasıyla protesto edildi.

Saat 17.00’de, iş çıkışı yapılan basın açıklamasına tersane işçilerinin yanısıra, Herkese Sağlık Güvenli Gelecek Platformu bileşenlerinden İstanbul Tabip Odası, Limter-İş, TİB-DER, Emekli-Sen, HSGGP 1. Bölge, Eğitim Sen 1 Nolu Şube YK üyesi, Cevizli Tekel işçisi temsili olarak katıldı.

HSGGP adınabasın açıklaması metnini Eğitim Sen 1 Nolu Şube YK üyesi Yunus ÖZTÜRK okudu.

Aşağıda basın açıklaması metni ile, Limter-İş ve Kızıl Bayrak gazetesi web sayfasında yayınlanan haberleri bulacaksınız.

Basın Açıklaması Metni:

İşçi sağlığı, iş güvenliği hizmetleri,

taşeron firmaların kâr hırsına kurban edilmesin!

Herkese iş, iş güvenliği, güvenli gelecek!

AKP hükümeti, Meclis tatile girmeden önce “Torba Yasa” tabir edilen ve içinde birden çok yasa maddesinin bulunduğu düzenlemeleri meclisten geçirdi. 23 Temmuz’da Meclisten geçen Torba Yasa’da işçileri, doktorları, mühendisleri, iş güvenliği uzmanlarını ilgilendiren bir madde bulunuyor. Yeni düzenlemeyle “işyeri hekimi ve iş güvenliği birimi veya konu ile ilgili uzmanı bulunmayan işletmeler işyeri dışından iş sağlığı ve güvenliği hizmeti alabilecek”.

AKP hükümeti Meclis kapanmadan önce sermaye sınıfına bir hizmet daha yapmış oldu. İş Güvenliği konusunu taşeron firmalara ve özel şirketlere verilmesini sağlayarak, kaza durumunda patronları yükümlülükten kurtarmış olacaklar. İşçiyi suçlu ve sorumlu sayacak bir düzenlemeyle karşı karşıyayız.

İş kazalarının ve meslek hastalıklarının kayda geçenlerinin bile korkutucu boyutlarda olduğu Türkiye’de İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği konusu, son derece önemli.

Sosyal Güvenlik Kurumu’nun kayda geçen olaylar üzerinden hazırladığı istatistiklerine göre, 2007 yılında toplam 80 bin 602 iş kazası ve bin 208 meslek hastalığı sonucu bin 44 kişi yaşamını yitirmiş, bin 956 kişi ise sakat kalmıştır. Türkiye’de günde ortalama üç işçi yaşamını yitirmekte, beş işçi sürekli iş göremez duruma gelmektedir.

Tersanelerde, madenlerde işçi ölümlerinin azalmadan devam ettiği kamuoyunun bilgisi dâhilindedir. Kaçak işçiliğin yoğun yaşandığı inşaatlarda ve kot kumlama işçileri arasında iş kazalarının kaydı bile bulunmamaktadır. Birkaç gün önce Mersin’de 13’üncü kattan düşerek ölen 18 yaşındaki inşaat işçisi gibi, 23 yaşında Erzurum’da köyünde ölümü beklerken hayatını kaybeden kot kumlama işçisi de gözlerimizin önünde aramızdan ayrılıp gitti.

İşçi sağlığı ve iş güvenliği uzmanlık isteyen ve bu nedenle de işyeri hekimleri ve iş güvenliği uzmanı mühendislerin görev yaptığı özel bir alan. Bu alanda görev yapacak uzmanları bugüne kadar sağlık örgütleri ve meslek odaları yetkilendirmekte ve denetlemekteydi. Yeni yasayla doktor ve mühendislerin de çalışma koşulları ağırlaşacak, iş yükleri artacak ve de sermayenin suçlarına ortak olmuş olacaklar.

Bugüne kadar sistemin işlemeyişinin nedeni patronların iş güvenliği konusunda gerekli uzmanı işyerlerinde görevlendirmemiş olmasıdır. Bu nedenle işçi sağlığı ve iş güvenliği yeterince sağlanamıyordu. İş kazaları meydana geldiğinde ölümler kaçınılmaz hale gelmekteydi. “Kaza değil cinayet” dememizin nedeni de yeterince önlemin alınmamış olmasıdır. Birçok işçi ölümü önlenebilecekken, patronlar masraftan kaçtığı için önlenememiştir.

Kazaların meydana geldiği işyerlerinde gerekli uzman bulundurmayan firmalar nadiren de olsa para cezası ya da işyeri kapatmayla karşı karşıya kalıyorlardı. Yeni yasayla bu alanda hizmet verecek olan özel şirketler, taşeron firmalar olacağı için, şirketler kâğıt üstünde önlem alınmış sayılacak, iş güvenliği uzmanı çalıştırmış olacaklar. Böylece ihmal ve kusur işçide aranacaktır

Herkese Sağlık Güvenli Gelecek Platformu, sağlığımızı ve geleceğimizi tehlikeye atan bu yasaya karşı kamuoyunun dikkatini çekmek istiyor. Henüz Cumhurbaşkanı onayından geçmemiş olmasını, yanlıştan geri dönebilmek için bir fırsat sayıyor. Demokrasi ve özgürlüklerden söz eden AKP hükümetinin iş cinayetlerini önleme konusunda ciddi ve samimi davranmayarak, gerçek niyetini ortaya koymaktadır.

İşçi sağlığı ve iş güvenliği kurallarının işletilmesi, denetlenmesi ve gerekli nitelikte hizmetin verilebilmesi için, sendikaların, sağlık ve meslek odalarının oluşturacağı bir komisyonla sürecin izlenmesini, yeni bir yasa tasarısı hazırlık çalışmalarının başlatılmasını, meydana gelecek iş cinayeti artışlarından hükümeti ve patronları sorumlu tutacağımızı ilan ediyoruz.

AKP’nin Yeni Yasası Patronlara Kıyak İşçilere Ölüm Demektir

http://www.limteris.com/haber/haber_detay.asp?haberID=667

Sendikamızın da içinde bulunduğu HSGGP, AKP hükümetinin işçi sağlığı ve iş güvenliğini taşeronlaştıran yasasını Tuzla Gemi önünde yaptığı basın açıklamasıyla protesto etti.

Tuzla Gemi önünde yapılan basın açıklamasını okuyan Yunus Öztürk, “İş güvenliği konusunu taşeron firmalara ve özel şirketlere verilmesini sağlayarak, kaza durumunda patronları yükümlülükten kurtardı. İşçiyi suçlu ve sorumlu sayacak bir düzenleme Cumhurbaşkanının onayıyla yürürlüğe girdi” dedi.

AKP’nin meclis kapanmadan önce sermaye sınıfına bir hizmette daha bulunduğunu söyleyen Öztürk,  23 Temmuz’da meclisten geçen “Torba Yasa” da işçilerin, iş yeri doktorlarının, iş güvenliği mühendislerinin hak kayıplarına yol açan, işçilerin yaşam hakkını tehlikeye atan maddelerin bulunduğunu ve yeni düzenlemeyle ‘iş yeri hekimi, iş güvenliği birimi  veya konu ile ilgili uzmanı bulunmayan  işletmelerin işyeri dışından iş sağlığı ve güvenliği hizmeti alabileceğini belirtti ve  “İşçi sağlığı piyasaya terk edilecek” dedi.

“İş sağlığı ve iş güvenliği kurallarının işletilmesi, denetlenmesi, ve gerekli nitelikte hizmetin verilebilmesi için sendikaların, sağlık ve meslek odalarının oluşturacağı bir komisyonla sürecin izlenmesini ve yeni bir yasa tasarısı hazırlık çalışmalarının başlatılmasını talep ediyoruz” diyen Öztürk,  “Yasadan sonra artacak olan iş cinayeti, kazalardan AKP hükümeti sorumludur” şeklinde konuştu.

Eylemde, “Herkese sağlık güvenli gelecek”,  “Direne direne kazanacağız”, “İşten atmalar yasaklansın”, “Torba Yasaya hayır” sloganları atıldı.

HSGGP Tuzla’da eylemdeydi

http://www.kizilbayrak.net/sinif-hareketi/haber/arsiv/2010/08/12/artikel/170/hsggp-tuzlada-1.html

(12.08.10) – Herkese Sağlık Güvenli Gelecek Platformu (HSGGP) işçi sağlığı ve iş güvenliği hizmetlerini sermayenin denetimine açan “Torba Yasa”yı 11 Ağustos günü Tuzla tersanelerinde gerçekleştirdiği basın açıklamasıyla protesto etti.

23 Temmuz günü meclisten geçirilen yasaya ilişkin yapılan açıklama için platform bileşenleri saat 17.00’de Tuzla Gemi Tersanesi önünde bir araya geldi. “Güvenli gelecek birleşik mücadele ile mümkün İşçi sağlığı ve iş güvenliği hizmetleri taşeron firmaların kar hırsına kurban edilemez! / HSGGP” pankartının açıldığı eylemde basın açıklamasını platform adına Yunus Öztürk okudu.

Açıklamada, işçi sağlığı ve iş güvenliği alanının uzmanlık gerektirdiği belirtilirken bu nedenle de bu alanda işyeri hekimleri ve iş güvenliği uzmanı mühendislerin görev aldığı söylendi. Bu alanda görev yapan uzmanların bugüne kadar sağlık örgütleri ve meslek odaları tarafından yetkilendirildiğinin hatırlatıldığı açıklamada yeni yasa ile doktor ve mühendislerin de çalışma koşullarının ağırlaşacağı vurgulandı. İş yükünün artacağı ve sermayenin suçlarına ortak olunacağı dile getirildi.

“Yeni yasayla bu alanda hizmet verecek olan özel şirketler, taşeron firmalar olacağı için, şirketlet kağıt üstünde önlem almış sayılacak, iş güvenliğ uzmanı çalıştırmış olacaklar. Böylece ihmal ve kusur işçide aranacak.” denilen açıklamada, işçi sağlığı ve iş güvenliği kurallarının işletilmesi, denetlenmesi ve gerekli nitelikte hizmetin verilebilmesi için, sendikaların sağlık ve meslek odalarının oluşturacağı bir komisyon ile sürecin izlenmesi ve yeni bir yasa tasarısı hazırlık çalışmalarının başlatılması talep edildi.

“Artık ölmek istemiyoruz!”, “Herkese sağlık güvenli gelecek”, “İşten atılan işçiler geri alınsın!”, “Tersane işçisi köle değildir!” sloganlarının atıldığı eyleme Tersane İşçileri Birliği Derneği (TİB-DER) üyeleri “Betesan patronu hesap verecek”, “Kahrolsun ücretli kölelik düzeni”, “Taşeronluk sistemi kaldırılsın”, “İşten atmalar yasaklansın” şiarlı dövizlerle katıldı.

Tersaneler havzasında kuralsızlıklara karşı mücadele ettiği için Betesan patronu tarafından işten atılan TİB-DER Başkan Yardımcısı Zeynel Kızılaslan da “Tersane işçisi köle değildir / TİB-DER” yazılı önlüğü ve “Direnişimin 1. günü –  İşimi geri istiyorum!” şiarlı dövizi ile katıldı.

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: HSGGP / isig / Tuzla Tersanesi /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.