Referandumdan sonra toplu sözleşme hakkımız mı olacak?

Yunus Öztürk - 17 Ağustos 2010 - 2011 KESK Kongresine Giderken / İşçi Gündemi

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

18 Ağustos’ta hükümet KESK’in ve Memur-Sen’in önerisini yanıtlayacak. KESK Genel Başkanı hükümete ve sendikalara iletmek üzere basına yaptığı açıklamada “toplugörüşme sürecine Anayasa Referandumundan sonra toplu sözleşme yapmak üzere ara verelim” önerisini ileri sürmüştü. Devlet Bakanı Hayati Yazıcı da, salonu terk eden KESK heyetini geri çağırıp, bu önerilerini görüşmek üzere süre istemişti. Çarşamba günü yapılacak görüşmede hükümetin görüşünü de öğrenmiş olacağız.

KESK’in Memur Sen’in rolünü çalarak, üçüncü sendika olduğunu da unutup ileri çıkışı bir uyanıklık, ileri görüşlülük mü? Sanmıyorum. Bu rol olsa olsa Memur Sen’den daha ikna edici olacağı düşünüldüğü için KESK’e verilmiştir. Çünkü KESK, yıllardır toplusözleşme hakkı için bedel ödeyen, kararlı davranan birinci örgüttür.

KESK bu rol çalışını “hükümeti toplusözleşmeye zorladık ve toplusözleşmeyi kazandık” diye açıklıyor.Tabii ki böyle değil.  Nedenlerine birazdan değineceğim.

Ancak böyle bir öneri Anayasa Referandumunun ertesinde kamu emekçilerine toplusözleşme hakkı tanınacağını zımnen kabul etmek demektir.

Yıllardır talep edilen toplusözleşme eğer referandumdan sonra mümkün olacaksa, mantıken referandumdan “evet” çıkması istenmelidir. Anayasa Referandumunda üyelerini serbest bırakan KESK, “masada” evet demiştir. Memur Sen de KESK’in ayağına basmış olmalı; hayırlı olsun!

KESK, Memur-Sen ve hükümet yanlış bilgi ve yönlendirme içindedir:

Birincisi, Anayasa değişiklik paketinde kamu emekçilerine toplu sözleşme hakkının tanındığı ileri sürülüyor;

İkincisi, referandumda “evet” denilmesi gerektiği söyleniyor;

Üçüncüsü, grev hakkı geri planda bırakılıyor.

KESK yönetiminin 2011 toplu görüşme siyaseti KESK’in 15 yıllık mücadele geleneğinden, toplusözleşme-grev hakkı mücadelesinden kopuşa kapı aralıyor. KESK tabanının bu durumu benimsemesi mümkün değildir.

Anayasa değişiklik paketinde yer alan toplusözleşme, 4688 sayılı Kamu Emekçileri Sendikaları Yasasında olduğu gibi, biçim ve içerik olarak sahtedir.

Üstelik, Anayasa değişiklik paketinde yer alan “toplu sözleşme”, KESK’in bugüne kadar ifade ettiği ve talep ettiği toplusözleşmeyle; işçi hareketinin bildiği toplusözleşmeyle hiç bir benzerliğe sahip değil. Hatta AKP’nin ileri sürdüğü toplusözleşme ile gerçeği arasında sadece “isim benzerliği” bulunuyor.

18 Nisan 2010 tarihinde Radikal Gazetesinde yayınlanan bir haberde, KESK Genel Başkanının  Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) tarafından düzenlenen ‘Çalışma Yaşamı ve Hemşirelik Sempozyum’unda konuştuğu belirtiliyor ve Evren’in, değişiklik paketinde kamu çalışanlarına gerçek anlamda toplusözleşme hakkı tanınmadığını, grev hakkının tümüyle yasaklandığını belirttiği ifade edilerek “Grev hakkı olmadan taleplerimizi kabul ettirmemiz, gerçek anlamda pazarlık yapabilmemiz mümkün değil. Dahası, grev hakkımız yasaklanıyor. Bugün Anayasa’nın 90. maddesinden hareketle grev yapabiliyoruz. Anayasa paketinin kamu çalışanlarına yönelik hükümleri antidemokratiktir. Bunlara ’evet’ dememiz mümkün değil” dediğini kaydediyor. http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalHaberDetay&Date=18.04.2\010&ArticleID=992140

Öyleyse “Referandumdan sonra toplusözleşmeyi görüşelim” ne anlama geliyor?

Bunun tek anlamı olabilir, Sami Evren siyasi inisiyatifini KESK’e rağmen ortaya koymuş ve bu tutumuyla AKP’ye ve Memur-Sen’e destek vermiştir.

Anayasa değişiklik paketinde yer alan sahte toplusözleşme maddesi (53’üncü madde) şöyledir:

“Memurlar ve diğer kamu görevlileri, toplu sözleşme yapma hakkına sahiptirler. Toplu sözleşme yapılması sırasında uyuşmazlık çıkması halinde taraflar Uzlaştırma Kuruluna başvurabilir. Uzlaştırma Kurulu kararları kesindir ve toplu sözleşme hükmündedir.  Toplu sözleşme hakkının kapsamı, istisnaları, toplu sözleşmeden yararlanacaklar, toplu sözleşmenin yapılma şekli, usulü ve yürürlüğü, Uzlaştırma Kurulunun teşkili, çalışma
usul ve esasları ile diğer hususlar kanunla düzenlenir.”

Görüldüğü gibi grev hakkı bulunmuyor, uzlaşma olmadığı takdirde Kurula gidiyor ve daha da önemlisi toplusözleşme düzeni kanunla (nasıl olacağını bilmediğimiz) düzenleniyor.

Bunun “özgür toplusözleşme”, “toplusözleşme ve grev hakkı” ile ne ilgisi vardır? Böyle bir sözleşme süreci yine KESK’in masadan kalkıp gitmek zorunda kalacağı bir süreç olacaktır. Bugün de uzlaşmazlıkla biten görüşmeler Kurula gidiyor. Kurulun kararına hükümet ikinci kez müdahale edebiliyor ve istediği gibi düzenliyor.

Sahte toplusözleşme maddesinde hükümetin müdahalesi görünürde ortadan kalkıyor ancak emin olmalıyız ki, kurul hükümetin görevini de üstlenmiş olacaktır.

Üstelik toplusözleşme ve grev hakkı gibi temel bir hakkın referanduma sunulması kabul edilemez. AKP eğer ayrı bir madde olarak meclise sunsaydı,  referanduma gerek kalmadan bu madde meclisten geçerdi. Ancak böyle bir yol yerine, referanduma “evet” diyecek oyları artırmak için paketin içine yerleştirildi ve onunla da kalınmadı KESK yönetimini bile adatıcı biçimde kamuoyuna Anayasa değişiklik paketinde emekçilerin yararına maddeler olduğu pompalandı.

2011 toplusözleşme yılı olacaksa, AKP hükümetine ve referanduma hayır diyecek emekçilerin birleşik mücadelesiyle olacaktır. AKP’den icazet alarak değil!

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: Anayasa Referandumu / KESK / Toplu sözleşme /

Comments

  1. Ali H. neccar diyor ki:

    KESK yönetimi aymazlık içinde.Kendi ideolojik ve siyasal düşüncelerini üyesi olan çalışanların üztünde tutuyor.Sami evren geldiğinden bu yana KESK çalışan hakları konusunda siyasal çalışmalardan daha az değer vermiştir.Bence KESK yönetim Kurulu istifa etmelidir.
    Eğer bu halde kalmaya devam eder AKP-Memur sen ortaklığına giderse KESK parçalanır

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.