Yener Ünal’ın Haber-İş Şube Başkanı Levent Dokuyucu’ya Cevabı

Sol Defter- Haber - 21 Ağustos 2010 - İşçi Gündemi

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail


Sol Defter’de Seyfi Adalı’nın yazısına yorum-cevap gönderen Haber-İş Sendikası Yönetim Kuruluna, görevden alınan baştemsilcinin cevabıdır. (Sol Defter Muhabiri)

Bir kere bir insanın hiç ağzına yakışmayacak üslubu kullanan bir insanın, işçilere başkanlık yapacak bir hali var mı? Anlaşılan senin ruh halın kötü bozulmuş ve psikolojin yerine gelmeden normal konuşamazsın. Kullandığın çirkin kelimeleri aynen sana geri iade ediyorum ve senin bu düşük konuşma seviyene inmiyorum.

Şunları da sana hatırlatmak istiyorum:
1. Ben işçilerin seçtiği ve seçimle göreve gelen işçi temsilcisiyim. Senin hiç seçilmiş delegen var mı? Kendin bile seçilmiş sayılmazsın. İşçilerin iradesiyle seçilen delegelerin oylarıyla seçilmediğin için, seçilmiş olmak ne demek, unutmuşsun.

2. Temsilci olduğum sürede her türlü onurlu mücadeleyi veren, işçiler tarafından bilinen bir insanım. Sen kendini benimle kıyaslama. Sen yirmi kusur yıldır yöneticisin; işverenlere işçileri satan, herhalde ben değilim. Sendika bürokrasisi, sendika ağaları ve sen bunu benden iyi biliyorsun.
3. Ben işverenlere karşı her zaman işçilerin ve sınıfın çıkarları doğrultusunda onurlu mücadele eden bir temsilci oldum. Bu nedenle de her defasında seçilerek temsilci olabildim. İşçileri satan konumda değilim; işçiyi satan varsa o da yıllardır yönetimde olan sendika yöneticileridir. Bu soruyu kendine sor, satışın nasıl yapıldığını sen daha iyi bilirsin.
4. İşverenle pazarlığı temsilci değil, sendikacılar yapar. Yıllardır işçilerin başına çöreklenmiş olan sizsiniz. Orayı bir meslek ve gelir kapısı olarak kullanan sendika ağalarını işçiler tanıyor. İşçiler sizi, onları satışınızdan tanıyor, hatırlıyor. Bunu gayet iyi biliyorsun.
5. İşyerine Hak İş’e bağlı sendikayı sokmak gibi bir komplekse girmişsin. Bu konuyla ilgili ne işyerinde bir üye var ne de böyle bir konu. O konunun uzun yıllar seninle beraber temsilcilik yapmış ve bir toplantıda sana karşı tepki olarak bir işçinin söylediği söze dayandırıyorsun. Gerçek bir olay gibi konuşuyorsun. O işçiyi de işçiler seçmişti ve sen onu görevden alarak yerine atama yaptın. “Ben seçim yapmam bundan sonra atama yaparım” dediğin için o da tepki göstermişti. Bu işçi seninle aynı siyasettendi ve bir dönem Pendik belediye başkan adayınızdı. Tüm işçiler biliyor, sen daha iyi biliyorsun.
6. Senin asıl sorunun yıllarca sendikal mücadele yürüten bizler, yirmi küsur yıldır mücadeleyi hep beraber yürüten işçiler oldu. Sen de bunun sefasını sürdün ve bu örgütlü yapıyı en son noktasına getirdin. Bugün işçilerin seçimle getirdiği temsilcileri genel merkezle birlikte görevden alıyorsun, yerine atama yapacaksın. Ondan sonra da çıkıp sendikal mücadeleden bahsedeceksin! İşçilerin seçme-seçilme hakkını elinden alarak, sendikal demokrasiyi tanımayacaksın; mevcut tüzüğün arkasına saklanarak, yaptıklarını da normal göreceksin. Telekom işçisi artık senin insanları nasıl çıkarın için kullandığın biliyor. O yüzden işçilerden kopuk bir şubenin başkanısın; seçilmeden atama delegelerle yönetimdesin. Senin derdin işçileri ve sendikayı savunmak değil. Telekom işçileri bunu biliyor; artık kimseye kendini mücadeleci diye anlatamasın, kendini yorma.
7. Delege seçimlerini işçilerden saklı yaparak bir oldu bitiyle delegeleri atayarak belirlediğini Telekom işçileri biliyor ve atama delegeyle, şubenin ve genel merkezin imkanlarını kullanarak, her türlü usulsüzlüğü yaparak seçim kazandığını, bizzat bu işlerin içinde olan eski şube sekreterin anlatıyor. Hatta mahkemede de anlatmak istedi, ceza almayı göze aldı ancak hakim şahit olarak yeterince tanık dinlediğini (nedense?) söyleyerek, onu dinlemedi. O da seninle aynı siyasetten geliyordu ve onu da tasfiye ettin.

8. Soruyorum: Delege seçimi için sandık koyulan yerlerde bir tane delege çıkartabildin mi? Hayır. Sen atama delegeyle atanmış şube başkanısın bizler de seni tanımıyoruz. Kağıt üstünde başkan olursun ama işçilerin vicdanında bir hiçsin; sen de biliyorsun.
9. Benim teknisyen kadromun olması ayıp mı? Tüm teknisyen işçiler ne alıyorsa ben de aynı ücreti alıyorum. İşveren teknisyen hakkım olmasına rağmen beni Avcılar’a sürdüğünde sen şube başkanı olarak sahip bile çıkmadın. Bu olayların ayrıntısını sen daha iyi biliyorsun. On yıl önceki olayları bugün konu yapıyorsun. Ayrıca aldığım ücret işçilerin ücretiyle aynı; bordrom orada, herkese açık. Ama senin ne kadar maaş aldığını kimse bilmiyor. İşçilerin on katı ücret alıyorsun. 2007’den beri emeklisin; emekli aylığının yanında sendikadan maaş olarak aylık 7 bin net, sosyal haklarla, ortalama 20 bin lirayı buluyorsun. 20 yıldan fazladır yönetimde olduğunu düşünürsek ne kadar para eder? Dört yılda bir yapılan seçimlerden sonra tazminat da alıyorsun. Kendini normal işçilerle mi kıyaslıyorsun? İşçilerin aidatıyla sendikaların başında yılarca nasıl geçindiğini, etrafını da geçindirdiğini herkes biliyor. İşçiler gibi yaşamadığını herkes biliyor. Bu sorulara sizlerin verecek cevabı olamaz.
10. Yılarca İstanbul işçilerini genel merkeze karşı kullandın ne oldu son iki dönem genel merkeze yanaşarak dost oldunuz. Sebebi açık. Telekom işçileri artık sana güven duymuyor. Ancak genel merkeze yanaşırsan o koltukta kalabilirsin. Bunu da yaptın ve aranızdaki ilişkinin çıkar ilişkisi olduğunu bende, Telekom işçilerde biliyor.
11. Antalya temsilciler kurulunda yaptığım konuşmayı herkes hatırlar. Telekom işçilerinin nasıl satıldığını ve nasıl mücadele edildiğini anlattım. Sizler genel başkana gidip “bu temsilciler için yaptırımınız ne olacak” diye ispiyon ettiniz. Benim asla teşekkür etmek gibi bir konumum olmadı. Her zamanki gibi senin kafandaki senaryoyu gerçek sayıyorsun.
12. Son olarak Telekom işçilerinden “kırmızı kart” yedin Levent Dokuyucu; “oyun dışında kaldın”. Ama burada yaptığın entrikalarla tekrar seçildiğini söylüyorsun bunun böyle olmadığın sen de Telekom işçileri de biliyor.
13. Yıllarca beraber çalıştığın temsilci ve yönetim kurulundaki arkadaşlarını çıkarın için harcadığını herkes biliyor. Haber-İş Sendikasının İstanbul 1 Nolu şubesinde yıllarca işçilerin seçtiği temsilcileri ve sana muhalif olan insanları harcayarak yaşadın. Seçilmiş işçilerin iradesinin yok sayıldığı yerde sendikal mücadelenin geldiği boyut ortada: Atama yönetim, atama temsilci, işçilerin desteği olmayan bir sendikal!
14. İstanbul 1 Nolu şube emanetçi olduğunu söylediğimiz ve tekrar işçilerin seçmiş olduğu delegelere yönetimin geri verilmesi için olağanüstü kongre için topladığımız imzalarımız genel merkez tarafından kabul edilmedi; şube genel merkezin koruması altına alınmıştır.
15. 1 Mayısla ilgili ben ve arkadaşlarım ordaydık ayrıca biz ailece ordaydık ve orada ya da başka alanlarda yıllarca sana en çok desteği veren bizler olduk. Ama insan bu kadar mı basit ve anlamsız politika yapar? Bu söylediklerini okuyan her Telekom işçisi güler.
16. Ayrıca şubeye uzun zamandır gelmediğimizi söylüyorsun. Pes doğrusu. Seçimle delege ve temsilci olan bizden, haksız yere atama delegeyle oluşturduğun yönetimi meşru saymamızı bekliyorsun. Biz temsilciler ve delegeler ve de işçiler atanmış yönetimi tanımadığımız için şubeye gelmemizi de bekleme. İşçilerin seçtiği yöneticiler olmadan, şubeye hiçbirimiz gelmeyeceğiz.
17. Son Genel Merkez Genel Kurulunda yaşanan ve Mustafa Kumlu’nun Divan Başkanı olduğu Genel Kurul’da sen de katip olarak kürsüdeydin. TEKEL işçilerinin demokratik tepkileri Genel Kurul’da başkanlar tarafından protesto edildi. Denetim Kurulu üyesinin ifade ettiği ve belgelediği yolsuzlukları sen de izledin. Haber-İş’in 16 şube sayısını 10’a düşürülmesini sen de onayladın. 2007’de grevden önce 36 bin Telekom işçisi vardı, bugün 18 bin işçi var. Ali Akcan-Levent Dokuyucu ekibi sendikayı da şubeyi de eritti. Genel Kurul’da şube kapatmalarını alkışladın. Şubeler küçüldü gerekçe olarak “ekonomi sıkıntı” dendi. Genel Kurul’da genel başkanını sonuna kadar desteğini vererek görevini yaptın, bunları biliyoruz. Mutlaka bu yaklaşımın mükâfatı olacaktır ve de oldu. Basına ve kamuoyuna yansıyan yolsuzluk olaylarını, mahkemeye taşınan olayları yargı biliyor. Sadece yüzlerce temsilci ve delegeyi yığarak genel kurullarda psikolojik baskı kullandığını hepimiz biliyoruz .işçilerin vicdanında aklanmıyorsun.

18. Bizler temsilcilikten alınsak da değişen bir şey yok. İşyerlerimizde çalışıyoruz, mücadelemiz sürecek. Genel Merkeze de şubeye de 80 Gayrettepe Telekom işçisinin imzasıyla protesto dilekçemizi gönderdik. Sendika yönetimlerine işçilerin iradesi mutlaka yansıyacak. Bugünkü yönetimler her türlü farklı düşünceyi dışlıyor. Yıllardır o koltukta oturanların yönetimleri başkalarına devretmesi beklenemez. Çünkü alışkanlık yapmış. Sürdürdükleri güzel yaşamdan kopup, işçiliğe geri dönmek onlar için olanaksız. Yalnızca tabandaki işçiler bir gün ve mutlaka bunlardan hesap soracaktır.

Görevden Alınan

Gayrettepe Telekom Müdürlüğü

İşyeri Baş Temsilcisi

Yener ÜNAL

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: görevden alma / Haber-İş İstanbul Şube / sendika içi demokrasi /

Comments

  1. Haber-İş Sendikası diyor ki:

    Dava açma hakkım saklı, mahkemelerde hesaplaşacağız.

    levent DOKUYUCU

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.