Seçilmiş Temsilcileri Görevden Aldınız mı, Almadınız mı?

Seyfi Adalı - 22 Ağustos 2010 - İşçi Gündemi

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Haber-İş İstanbul 1 Nolu Şube Yönetim Kurulunu Kendine Siper Eden Levent Dokuyucu’ya Açık Mektup

16 Ağustos’ta yazdığımız “Haber-İş’de tasfiye: Sol sendikacılarda çürüme devam ediyor” başlıklı yazıya, 21 Ağustos’ta Haber-İş Sendikası İstanbul 1 Nolu Şube Yönetim Kurulu imzalı bir yorum-cevap yayınlandı. Aynı gün içinde görevden alınan Yener Ünal’ın iddialara cevabı yayınlandı.

Şube Yönetim Kurulu imzalı cevap-yorumda sadece bana cevap verilmemiş, Yener Ünal’dan Sol Defter’e, Yunus Öztürk’ten Gökkuşağı Hareketi’ne kadar bir dizi kişi ve kurum da çamur atılmıştır. Tam da iddia ettiğimiz gibi, sorun Haber-İş 1 Nolu Şubede yaşansa da, cevap yazısında genelleştirildiği gibi esas tartışma sendikal hareketteki “iki çizgi” arasındadır: Bürokratik sendikal anlayışla, tabanın söz ve karar hakkını savunanlar sendikalarda iki farklı sol çizgiyi temsil ediyorlar.

Yorum-Cevap yazısında Şube Yönetim Kurulu imzası olsa da esasen yazının şube başkanı Levent Dokuyucu tarafından yazıldığı anlaşılıyor. Yazıda Hava-İş Kongresinden söz edilen paragrafta “O kongredeki ittifakçı tutumunuzun işvereni ne kadar mutlu ettiğinin bizzat şahidiyim ifadesi bunun bir delilidir. İkinci olarak Levent Dokuyucu’nun gelebildiği eylemlerde, “kendinden menkul” dediği bir kişiyi, Yunus Öztürk’ü takip etmiş olduğu anlaşılıyor. Hem de “çanta” ayrıntısına kadar! “Çanta takibi”, Şube Yönetim Kurulunun kararı değilse, cevap yazısı Dokuyucu’ya aittir.

Yönetim Kurulu’nun diğer üyelerine saygısızlık olmayacaksa “başkan” ile “Yönetim Kurulu”nun bu kadar özdeşleşmesi bile, Haber-İş İstanbul Şube’de demokratik bir sendikal yapının olmadığının ispatı sayılır.

Gerçekten de Türk-İş bünyesinde Haber-İş şubesinden, Hava-İş Genel Merkezine kadar çeşitli düzeylerde yönetim kurullarında ya da başkanlarda sol bürokratik çizgi egemendir ve tabandan bu yapıyı değiştirme iradesi yeni yeni filizleniyor.

İddialara Yanıtımız

Yorum-cevap yazısı “Ahlaki düzeysizlik hala devam ediyor. Biz artık ahlaksız saldırılara son kez cevap veriyoruz” cümlesiyle başlıyor. Örneğin 20 yıldan fazla bir zamandan beri sendika koltuklarını terk etmemek; koltuk ve maddi çıkar için her türlü ittifaklara girmek; yoldaşlarını ve diğer sol-sosyalist işçileri tasfiye etmek gerçekten ahlaksızlık sayılır. Ahlak’tan söz etmesi gereken en son kişiler, işçilere rağmen sendika koltuklarına yapışıp kalanlar olmalı. İşçilerin seçtiği temsilciler sendikalarda ayakta kalabilmiş tek ahlaklı işçilerdir.

Ahlaksızlık küçümsemeyle birlikte kendini gösteriyor. Yazıda hem “kendinden menkul” diye küçümseyeceksiniz hem de oturup yönetim kurulu adına cevap yazacaksın! Bizce anlaşılması tuhaf bir durum ortaya çıkıyor.

“Son kez cevap veriyoruz” denilerek, yanıtımızın da merak edilmediği anlaşılıyor. Yine de biz cevap verelim; çünkü sorumuzun yanıtını alamadık: Seçilmiş temsilcileri neden görevden aldınız?

Bizim kim olduğumuzu soruyorsunuz; yine aşağılayarak!

Demokratik bir sendika için mücadele ettiğimizi ifade edelim. Seçilmiş temsilcilerin tepeden görevden alınmasına karşı çıktığımızı ve onlarla dayanışma içinde olacağımızı biliyor olmalısınız.

Bu tutumunuzun sağcı sendika yönetimlerinden bir farkı olmadığı gibi,  sosyalizm anlayışlarımız arasındaki farklılığı da gösteriyor.

Bu aynı zamanda sizinle bizim sosyalizm anlayışımızdaki farklılığı gösteriyor.

Bürokratik, tepeden, işçi tabanına değil kirli ittifaklara dayanan Stalinist sosyalizm anlayışı maalesef sol sendika bürokrasisinin siyasi anlayışıdır.

“Bilirkişi miyiz” bilmiyoruz; ama sosyalist bir işçiyle ile solcu sendika bürokratını ayıracak kadar bilgi ve deneyim sahibiyiz.

Yener Ünal’ın avukatı olmamıza, ne onun ne bizim ihtiyacımız var. 20 yıldır seçimle temsilci olan bir işçinin avukata değil desteğe ihtiyacı olabilir. Bu desteği de vermeliyiz ki, sol sendika ağaları prim yapmasın. Biliyoruz ki, sendikal harekette sol büyüyemiyorsa, bunun en önemli nedenlerinden biri solcuların, sendika bürokratlığı konusunda sağcılardan farklı olmayışıdır. Bazen sağcı sendikacıları bile aratıyorlar!

Bugün öyle bir sendikal yapı mevcut ki, görevden alınan temsilci haksızlığa uğradığını ispat edecek merci dahi bulamıyor. İşverene karşı hakkınızı arayabiliyorsunuz, sendika yönetiminin haksız kararlarına karşı hak arayamıyorsunuz. Solcu bürokrat da sağcı bürokrat da aynı gerici sendika yasasının arkasına sığınıyor.

“Sol Defter’in içinde yer aldığı kuşak”tan söz etmişsiniz: Sol Defter, Yener Ünal’a da, Gökkuşağı Hareketi’ne de sendikal tutumları sebebiyle sahip çıkıyor. Tabanın sesi onlar.

Hava-İş’te “cemaatçilerle kirli ittifak” dediğiniz ise, işçilerin bizzat kendisidir. Gökkuşağı Hareketi’nin yönetim kurulu adayları arasında cemaatçi bulunmuyor; sandıkta İstanbul delegelerinin çoğunluğunu kazandılar. Genel Kurul’da aldıkları oylar hakim kararıyla geçersiz sayıldığı için; eski yönetim hakim kararı eliyle ve sadece 1 (bir) oy farkla yerinde kalabildi. Hava-İş yöneticileri de sizin gibi 20 yıldır yönetimde.

Gelelim size: Haber-İş Genel Başkanı Ali Akcan gibi Büyük Birlik Partili biriyle ittifak yapıyorsunuz, genel merkezde onun listesinde yedek üye oluyorsunuz, Telekom grevi sırasında Bakırköy’de yapılan yürüyüşte (Cumhuriyet Bayramına denk gelmişti) hem alana girerken hem de alanda defalarca, resmi tören için bekleyenlere hitaben işçilere ırkçı sloganlar attırıyorsunuz, üstelik işçiden iki üç kat fazla sendikacı maaşı alıyorsunuz sonra da devrimcilikten söz ediyorsunuz.

Bunları konuşuruz daha: Siz kendinizden söz edin ve cevap verin: Hiçbir eylemde Haber-İş üyelerini göremiyoruz, neden acaba? Yönetimden bazen bir kişiyi bile getiremediğiniz eylemlerde mikrofonu kimseye kaptırmamak konusundaki ısrarınızı biliyoruz. 26 Mayıs’ta Türk-İş Bölge Temsilciliği önünde işçiler tarafından yuhalanmanıza rağmen, etkilendiğiniz pek söylenemez.

Cevap vermediğiniz sorumuzu tekrar ediyoruz: Yener Ünal’ı ve ardından size muhalefet eden 5 temsilciyi görevden aldınız mı almadınız mı? Bu görevden almanın gerekçesi, Yener Ünal’ın beş dönemdir size muhalefet etmesi mi? Ali Akcan’ın kirli çıkar ilişkilerini açıklaması mı? Yoksa ikisi birden mi? Cevap verin!

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: Haber-İş / sendika içi demokrasi /

Comments

  1. Haber-İş Sendikası diyor ki:

    Sitenizi insanlara çamur atmak için kullandığınız açık, hakkımdaki karalamalarla ilgili dava açma hakkımı kullanacağım. Mahkemelerde görüşürüz.

    Levent DOKUYUCU

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.