“Aktif boykot”la dayanışmak için Batı’da “aktif hayır”ı örgütlemeliyiz

Seyfi Adalı - 4 Eylül 2010 - Güncel Politika / Türkiye / Türkiye Solu / Ulusal Sorun

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Sol Defter’i izleyenler hatırlayacaktır. Referandum konusunda yayınlanan birçok yazı “evet” dışındaki seçenekleri “bir arada” ele almayı tercih etti. Özellikle de Kürt halkının boykot tutumu ile sosyalist işçi ve emekçilerin hayır tutumunun birleşik mücadele siyasetini ifade ettiği üzerinde durdu. Her iki tutumu da düzene ve AKP’ye karşı ortak bir siyasetin ifade biçimi saydı.

İlk olarak “evet” diyen soldaki kesimlerle arasına sınır koydu. Eşitlik ve Demokrasi Partisinde (EDP) kendini açığa vuran “AKP zihniyetine hayır, Referandumda evet” sloganının çelişkisine dikkat çekti. Çünkü AKP dışında hiçbir partiyle ortaklaşılmadan hazırlanan Anayasa değişiklik paketi, tamamen AKP zihniyetinin ürünüydü. Dolayısıyla AKP zihniyetine hayır, referandumda evet demek, nereden baksanız tutarsızlık sayılmalı.  Nitekim EDP’nin son afişlerinde “yetmez ama” vurgusu da kalmış, geriye  “Referandumda evet” kalmıştır.

İkinci olarak BDP’nin boykotu kendi içinde tutarlı sayıldı. Açılım sürecinin yarattığı beklentiye rağmen Kürt sorununda somut adım atılmaması üzerine aldatılan Kürt halkı, kendisiyle oynanmaya kalkılmasına bir cevap verecekti ve bunu da boykot taktiğiyle ortaya koydu. Boykot, siyasal bir stratejinin parçası olarak Demokratik Özerklik talebiyle bütünleştirildi.

Türkiye’den bir sosyalist olarak hem işçi sınıfını hem de Kürt yoksullarını aldatan AKP hükümetine referandumda söylenecek sözün “hayır” olacağını ifade ettiğimizde, boykot demediğimiz için kimi eleştiriler de aldık. Oysaki, bizim ifade ettiğimiz hayır, “evet-hayır” saflaşması içinde kavrandığı sürece, anlaşılamzdı.

Bizim ifade ettiğimiz hayır, sosyalist mücadelenin, sınıf mücadelesinin içinden gelen hayır’dır. CHP’nin ve diğer hayırcı sosyalist partilerin dışında bir içeriğe ve anlama sahiptir. Boykot’u destekleyen hayır tutumudur.

Van’da, Batman’da ya da Diyarbakır’da yaşayan bir yoksul Kürt, bir işçi bu düzeni ve hükümeti “boykot” ederek, onların düzenlediği referanduma katılmayarak sisteme karşı kendisini ifade edebilir.

Batıdaki bir Türk işçinin ya da yoksul köylünün kendisini ifade edebileceği ve sadece ideolojik zeminde kalmayacak, pratikte de karşılığı olacak taktik tutum, Kürt halk hareketi gibi bir siyasi örgütlü güce sahip olmadığı için “boykot” biçiminde olamaz. Hatta Batı’da yaşayan bir Kürt işçi de kendini boykotla ifade edemez. Düzeni boykot etmek ya da düzene karşı çıkıp hayır demek; bu iki taktik koşullara ve güce bağlı olarak bir değer taşıyacaktır.

Diyarbakır’daki boykot tutumunun İstanbul’daki karşılığı, bu düzene ve hükümete hayır diyerek ifade edilebilir. Batı’da boykot tutumu alacak olanlar hayır diyenler arasından çıkacaktır. Batı’daki işçi ve emekçinin yaşadığı sömürüye itirazı, düzene karşı çıkışının karşılığı AKP hükümetine hayır diyebildiği oranda Diyarbakır’daki Kürt yoksulunun boykot tutumuna destek vermiş olabilir. Batıda boykot yaparak Kürk halk hareketine destek vereceğimizi düşünmek ise, AKP hükümetine hayır diyecek olanların sayısını azaltmaya yol açacağı için, pratikte tam tersine sonuç verecektir. Van’da hayır kampanyası yürütmenin boykot oylarını zayıflatacağı gibi, Batı’da boykot siyasetini geliştirmek AKP’ye karşı çıkışı ifade edecek emekçinin hayır oylarını azaltmak demektir.

Bu nedenle de TKP, EMEP gibi sosyalist partilerin Kürt halkına “hayır” oyu kullanmayı önermeleri doğru bir tutum sayılmaz. Batman’da Kürt halkının seçenekleri arasında tarihsel ve siyasi nedenlerle boykot tutumu evet oylarını azaltabilir ve onun hayır oyu kullanılmasından daha etkili olacak tek seçenek boykottur.

Kimi soldan yazarların “Kürtler evet diyecek” yorumları referandumu bir CHP’li gibi ele almak olur. Sadece sonucun “hayır” çıkmasına endeksli bir siyaset, yoksulları ve emekçilerin düzene karşı mücadelelerini ve bilinçlenmelerini ikinci plana atıyor demektir. Sisteme ve AKP’ye karşı sınıf bilincinin kazanılması açısından bakacak olursak, Diyarbakır’da boykot’un sınıf kardeşi İstanbul’da hayır demektir. Düzene ve AKP’ye daha güçlü bir tepkiyi bu iki taktik tutum birarada ifade edebilirse sağlanabilir.

Nitekim mesele basitçe hayır’ın çoğalması değildir; bununla sınırlı bir tutum CHP çizgisiyle aramızı açmamızı zorlaştırır. Devrimci sosyalistler için, kitlelerin bilinçlenmesini sağlayacak seçenekte ısrar önemlidir. Bu nedenle soruna basitçe evet-hayır ikilemiyle yaklaşamayız. Nerede kitleleri harekete geçirecek ve devrimci seçeneğe yaklaştıracak taktik gerekliyse, orada onu ifade etmeliyiz.

Evet seçeneği 24 Ocak 1980 ekonomik kararlarıyla başlayıp 12 Eylül siyasi darbesiyle devam eden, 1982 Anayasasıyla kendini biçimlendiren emperyalizme bağımlı yeni düzenin, ironik biçimde 30 yıl sonra yeniden ve 12 Eylül’de oylanmasına onay vermek demektir. 1982 Anayasa oylamasında hayır diyenlerin bugün aynı anayasaya yapılacak makyaja evet demesi, ideolojik olarak da siyasi olarak da düzenle bizi karşı karşıya getirmez; düzenin kapitalist manada yenilenmesine onay verilmesi olur.

Batı’da tutum belirlemekte güçlük çeken ve yaşı müsait olanlar için 1982 Anayasasında hangi oyu verdiyseler, bugün de aynı renkte oy kullanmalarını önermek hayırlı olur.

“Kürt halkıyla dayanışma, boykot tutumunu güçlendirme ve AKP-CHP seçeneklerinin dışında bağımsız sınıf tavrı  gösterme” gibi gerekçelerle Batı’da da boykot önerisinde bulunacak olursak, AKP’ye tepkisini hayır diye ifade edecek olan milyonlarla, işçi ve emekçilerle aramızı açmış olacağız. Bütün hayır diyenleri de bir kefeye koymuş olacağız.

Bilinçli bir Yüksekova’daki Kürt boykot tutumunu alarak düzene ve AKP’ye karşı son 26 yıllık mücadele birikimine dayanarak kafa tutacaktır. İzmirli bir işçi ise, Kürt sınıfdaşının düzene olan güvensizliğini ifade eden boykot tutumuyla dayanışacak bir boykotu örgütleyemediği için, düzene ve AKP’ye hayır diyecektir.

Bir CHP’li için boykot ve hayır tutumunun toplamının hayır oylarını bölmek, azaltmak demek olacağı açıktır. Üstelik,  boykotun evet demek olacağını sosyalist soldan da seslendirenler var. Bu tip hayırcılarla aramızdaki fark, boykota destek vermemizdir.

Emekçilerin siyasallaşması açısından Doğu’da boykot, Batı’da hayır: Düzenin ve hükümetin sömürü ve baskı siyasetine karşı Kürt ve Türk emekçilerinin, yoksullarının birleşik mücadelesi için… 13 Eylül’den sonra da mücadelemizi emekçilerin ve yoksulların arasında büyütmek için gayret göstermeliyiz.

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: Anayasa Referandumu / Boykot / Hayır /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.