Ahmet Tonak: “Burada hayır, orada boykot” vesilesiyle iktisadın sefaleti

E.Ahmet Tonak - 6 Eylül 2010 - Türkiye

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

(Üst başlık bize ait. Sol Defter)

Yahu, artık bir karar verin… –Ahmet Tonak (Birgün)

Önce, uzun bir aradan sonra tekrar sahalara dönerken, herkese merhaba…

Ardından da, hayatların ‘mış gibi’lerle yaşandığı dünyamızda benim ‘mış gibi’min, yani bu yazının başlığının mana ve ehemmiyeti. Kalıbımı basarım, çoğunuz referandum kararından söz ettiğimi sanmıştır. Oysa, o konuda ‘mış gibi’ yapmaya karar verdim. Benim oyum ‘BURADA HAYIR, ORADA BOYKOT’ ve de bu poziyonun özellikle ‘HAYIR’ ayağının Birgün’de yeterince tartışıldığını düşündüğüm için yeni bir gerekçelendirme yazısı yazmamaya karar verdim. Başlıkla, referandum üzerine yazıyormuş gibi yapmayı tercih ettim.

***

O zaman, bana ‘Yahu, artık bir karar verin…’ dedirten ne ki? İktisat denilen alanın sefaleti ve bu sefaletin basındaki tezahürleri.

Geçen hafta, Taraf gazetesinde bir yazının başlığı ‘Kriz bitti! Dönüşüm başlıyor…’ aynı hafta Radikal gazetesinde bir başka yazının başlığı ise ‘Resesyon mu depresyon mu?’ idi. Bu kararsızlığa bir de benim kararlılığımı ekleyin. Hem 1.5 yıl önce yazdığım ‘Krizi anlarken…’ yazımda hem de 3 ay önce bu köşede ‘21. Yüzyılın ilk depresyonunun göbeğindeyiz, sermayeyi sıkıştırmanın tam zamanıdır’ diyerek, yaşanan krizin bal gibi bir depresyon olduğu görüşünü kastediyorum. ‘Biten’ bir kriz olmadığı gibi, ‘resesyondur, bu da geçer’ gibi değerlendirmelerin de en azından naiflik olduğunu defalarca yazdım.

Gelinen nokta o ki, krizi ‘bitmiş’ gören de var, iki, ya da bilmem kaç ‘dipli’ ‘resesyon’ olarak gören de. Hatta utana sıkıla ‘acaba, depresyon mu desem (deseydim!)’ diyen de. Bir de, bizim gibi, Kapital’den feyz alanların, 21. Yüzyılın ilk depresyon ısrarı. Ortada tek bir kriz var, en azından 3-4 tane de pozisyon. Sosyal bilimlerin ‘kraliçesine,’ yani o iktisat denilen meşgaleye de bu yaraşır: tam bir kafa karışıklığı.

Nobelli iktisatçı Paul Krugman New York Times’daki köşesinde nihayet ‘acaba, bu yaşanan depresyon mu?’ dedi diye ‘Resesyon mu depresyon mu?’ vagonuna atlayanlar çoğaldı. Bari, en azından, borsacı Merkez Bankası müdürlerinden Alan Greenspan kadar dürüst olsalar ve ‘hayatım boyunca yaslandığım iktisat zihniyeti yanlışmış’ diyebilseler.

Bırakın bu tür bir fikri dürüstlüğü, kimileri solculuk adına kapitalistlere akıl vermeye bile soyunuyor. Örnek, yukarda bahsettiğim Taraf gazetesindeki yazının yazarı: “Şimdi ben gerçekten Türkiye ekonomisini şimdiye kadar omuzlayan büyük grupların (abç; yani, ‘kapitalist büyük şirket sahiplerinin’ denmek isteniyor—EAT) bu süreci böyle okumalarını dilerdim. Çünkü süreci daha fazla istihdam ve büyüme yaratarak karşılarlardı ve bunun hepimize faydası olurdu; ama bilenen nedenlerden dolayı yapamadılar. Ve tam da bundan dolayı TÜSİAD referandumda geri bir noktada durdu. Eğer hızla bu sürece ayak uyduramazlarsa bu elde ettikleri kârlar son büyük kârları olur.” Nayifliği aşan bir durum; bence, bir aptallıkla karşı karşıyayız. Depresyonun göbeğinde, patronlar (‘Türkiye ekonomisini şimdiye kadar omuzlayan büyük gruplar’) ‘istihdam ve büyüme’ yaratmalıymışlar! Yaratmadıklarına, hele kalkıp bir de referandumda ‘geri bir noktada durdu[klarına]’ göre kârları azalacakmış. Tam dilimin ucuna, ‘yahu, kardeşim sana ne şirketlerin krizi fırsat bilerek elde ettikleri kârların, en son büyük kârları olup olmadığından?’ demek geliyor, sonra birden, nedense ‘kılavuzu karga olanın…’ diye başlayan atasözünü tercih ediyorum. Kendi kendime ‘bırak, ne halleri varsa, görsünler’ diyorum.

***

Olumlu bir notla bitirelim. 21. Yüzyılın ilk depresyonu perspektifinin sıkı bir tahlili ve ampirik kanıtlanışı için yakında yayınlanacak olan Socialist Register’ın 2010 cildinde Anwar Shaikh’in makalesini tavsiye ederim.

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: Anayasa Referandumu /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.