O Bizim Kamil Abimizdi!

Zafer Aydın - 14 Eylül 2010 - Türkiye Solu

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

O bizim Kamil abimizdi.Yeni yetme günlerimizde kavga yoldaşıydı.

Onu tanıdığımızda “biz başka bir alem isteriz” diye çıktığımız yolun çok başlarındaydık. Biz lise öğrencisi, o bizden 8-10 yaş büyük bir işçiydi. Uzun boyu kalın bıyıklarıyla şiirlerin, romanların tasvir ettiği, “ağır ellerini toprağa basıp doğrulacak, en bilgin aynalara en renkli şekilleri aksettirecek” bir işçi.

Aynı semtin çocuklarıydık. Boylu poslu, gücü, kuvveti yerinde militan işçi, bizim koruma kalkanımız, gönüllü güvenlikçimizdi. Çoğu günler paydos zili çaldığında okuldan dışarı çıkmak bizim için ciddi riskti. Okulun karşısında konuşlanmış faşistler dışarı çıkmamıza izin vermezlerdi. Dışarı çıkmak can güvenliğini tehlikeye atmak, en azından sıkı bir sopa yemeyi göze almak demekti. Kamil abimiz küçük kardeşlerine kol kanat geren bir abi duyarlılığı ile vardiyası uygun olduğunda hep kapının karşısında olurdu. Hem de çoğu zamanlarda tek başına. Gece vardiyasından çıktığı günlerde uykusunu bölüp, okulun önüne geldiği çok olurdu. Biz güvenli bölgeye ulaştığımızda o yarım kalan uykusunu tamamlamak için evinin yolunu tutardı.

O gün, Üsküdar Cumhuriyet Lisesi öğrencilerden küçük bir grup, lisenin caddeye bakan bahçesinde toplanmıştık. Dışarı çıkamıyorduk; çünkü okul kuşatma altındaydı. Çaresizdik. Çelimsiz liseli öğrenciler karşısında iri kıyım cüsseleri ve silahlarıyla dışarıdakiler çıkmamızı bekliyordu, biz çıkamıyorduk. Etrafta bize yardım edecek, güvenlik alacak kimse yoktu. Ne yapacağımızı bilmez haldeyken Kamil abi okulun karşısında bitti. Elleri bellerinde faşistlerin tehdit dolu bakışlarına aldırmadan bize “çıkın” diye işaret etti.

Ondan güç alarak dışarı çıktık. Çıktığımız anda da üzerimize çullandılar. Eşine ancak filmlerde rastlanacak sahnelerde Kamil Kinkır “yetiş Kamil abi” diye seslenen her arkadaşımızın yardımına koştu. Faşistleri bir o yana bir bu yana savurup bizi her biri zebella gibi faşistlerin tekmelerinden, tokatlarından kurtardı. Sadece o gün değil, 12 Eylül 80’e kadar kim bilir kaç kez tekrarlandı bu kendini bize siper etme durumu.

Sonraları sendikal mücadele içinde gözlemledik onu. Gözünü budaktan esirgemeyen militan işçi fikirleri ve ideallerinden sapmadan dosdoğru yürüdü. Üstlendiği Birleşik Metal İş Genel Başkanlığını da bir sendika militanı gibi sürdürdü, görevi bıraktıktan sonra yüklendiği sendikal görevleri de.

Yıllar geçti, dünya eskidi hayatımızda pek çok şey değişti. Yalnız gözleri değişmedi. Dün baktığı yerden baktı emeğe, mücadeleye, hakka , hukuka, eşitliğe.

Daha 55 yaşında amansız hastalığa yenik düştü, aramızdan ayrıldı.

Son nefesini verirken ısrarla, inatla, kararlılıkla hâlâ “biz başka bir alem isteriz” diyordu.

Ne mutlu ona son nefesini ideallerine bağlı bir insan olarak verdi.

Ne yazık bize artık “yetiş Kamil abi” diyemeyeceğiz….

Kamil Kinkır
11 Eylül 2010 günü yaşama gözlerini yuman Kamil Kınkır komünizm ideallerine sıkı sıkıya bağlı bir işçi olarak bütün ömrünü işçi sınıfı hak ve özgürlük mücadelesine adadı, DİSK üyesi Birleşik Metal İş sendikasında Genel Başkanlık görevinde bulundu.

sendika.org

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: Birleşik Metal-İş / DİSK /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.