Eğitim zili çaldı: O “kul”lar bu “okul”larda yetişecek!

Ömer Yıldız - 20 Eylül 2010 - Ulusal Sorun

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Yeni bir eğitim öğretim yılına KPSS rezaleti ile öğretmensiz okullar ve sorunlarla başladık. Pek çok sendika, eğitim ile ilgili kuruluşların raporlarında olumlu şeyler söylenmiyor. “Başarılı” olarak gösterilen “sıralama galibi” illerin Milli Eğitim Müdürleri başarılarını anlatırken, “…pek çok öğretmen açığına rağmen…” sözleriyle MEB genel yönetimindeki başarısızlığı ikrar ediyorlar.

Asıl sorun çalışan kadrolu, sözleşmeli, ücretli … öğretmenlerin her taraftan kuşatılmış olması. Öğretmenlere okullar başlarken kılavuz kitaplar gelir. Bu kılavuz kitaplarda; ders kitabı ve çalışma kitabında ayrıntılı verilen derslerin nasıl anlatılacağı yazar. Doğuda, batıda her yerde öğretmenler bu “kılavuzların” gösterdiği şekilde hareket ederler. Öğretmenin dersi nasıl işleyeceği, hangi yöntemleri uygulayacağı hatta vereceği örnekler vardır. Tüm ülkedeki öğretmenlere aynı kitaplar gider ve eğitim başlar.

Biliyoruz ki ülkeler okullarında çocuklara ideoloji verir. Tek başına insanlara  korkunç gösterilen “ideoloji” her kesimin sarıldığı “kuşak yetiştirme” yöntemidir. Solcularda olduğu sık sık vurgulanan; “ideolojik” şeklinde korku ya da komedi unsuru haline getirilen kavram, herkesin kurmayı hedeflediği dünyayı yaratma yoludur.

AKP iktidarına kadar ideoloji öğretmenler aracılığı ile verildi. Tek partili dönemde “devletin ne kadar güçlü olduğu ve olması gerektiği” öğretmenler aracılığı ile verildi. Demokrat parti döneminde ders kitapları girdi devreye öğretmenler değiştirilinceye kadar ki, öğretmenlerin çoğu Kemalist’ti, kitaplar kapitalist. Öğretmen okulları Komando Ayvaz’a geçti ve malum “hızlı” öğretmen furyası başladı. Hep bu şekilde gidiyordu eğitimde ideoloji savaşları. “Öğretmen yetiştirerek!”

AKP bu alanda bir çığır açtı. Zaten 12 Eylül sonrası darbe sayesinde canlanan tarikat çeperli öğretmenler belli bir kesime hitap ediyordu.  Ancak bu öğretmenler yeterli gelmedi.  Ne yaparsa yapsın “ideolojik” düşünen öğretmenleri engelleyemedi. Bunlar Darwin diyordu, bilim diyordu, çağdaş eğitim diyordu, din dersleri seçmeli olsun diyordu, diyordu da diyordu.

Çok iyi niyetle!? Halkımız okula bolca bağış yapabilsin, kayıt parası ödeyebilsin, yakacak parası, temizlik parası deyince sızlanmasın diye kitapları bedava verdi. Anayasanın 42. Maddesi de ilköğretim zorunlu ve parasızdır diyordu!? Bunda bazı “ideolojik” firmaların kendi kitaplarını Talim Terbiye’den geçirmesinin planları bozmasının rolü yok!? Talim Terbiyeyi tümden değiştirse de bu durumun önüne geçemiyor olmasının böyle kararlar almasında etken değil!?

Kitapları hep ayrıntıda inceleyen “muhalifler” esas meseleyi kaçırdı. Öğretmenin okutacağı dersin kitabını seçme hakkını. Öğretmen bu hakkını kaybettikten sonra kitabın içeriğine bakmaz oldu. İncelese de seçme hakkı yoktu.  Son değişiklikle savcı ve yargıçlara üst mahkemelerdeki üyeleri seçme ve buralara seçilme hakkı veren demokrasi aşığı!? AKP öğretmenin kitap seçme hakkını elinden aldı.

Şimdi de kılavuz kitapla öğretmenin kendi dağarcığındakini aktarma şansını elinden alıyor. Sıradanlaştırıyor mesleği. Sıradan; herkesin yapabildiği, yapabileceği. Zaten pek çok atanamayan öğretmen varken herkesin yapabileceği ama “ihtisas mesleği” diye tabir edilen bir işte çalışacağız sıradanlaşarak.

Buradan ne çıkar? Birbirinin benzeri, aynı dersi anlatan öğretmenler mi? “Va veyli vala vula da cumbur leydi lap lup.” Aynı şeyleri öğrenmiş birbirinin benzeri öğrenciler mi? “Va veyli vala vula da cumbur leydi lap lup” Bu sizce nasıl bir ideoloji?

O kullar bu okullarda yetişecek.

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: ders kitapları / eğitim /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.