Hava-İş ve Haber-İş: Sendikaların durumuna iki olumsuz örnek

Sol Defter- Haber - 27 Eylül 2010 - İşçi Gündemi

facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Ülkemizde sendikal örgütlülüğün dibe vurduğu bir dönem yaşanıyor. Sendikalı işçi sayısının toplam çalışanların çok azını oluşturmasının yanında özel sektör ve kamu sendikalarında açıkça işveren ve iktidar yandaşı sendika yönetimleri de bu oran içinde çoğunlukta. Böyle olunca bu durumun tam da nedeni olan önemli bir ayrıntı gözden kaçıyor. “Muhalif duruş” sergilediği, “emekten yana tavır aldığı” sanılan kimi “profesyonel sendikacılar” koyunun olmadığı yerde “çelebi” algısıyla kendini gizleyerek sömürü düzenine “sol renkli” kalkan oluyorlar. Oysa sorunun özü burada, bu “ehven-i şer”de saklı.

Sendikal örgütlülüğün işçilerden koparılıp bürokratik bir kalıba hapsedilmesinde bu anlayışın çok iyi kullanıldığını ve hatta bunlarla birlikte bütünüyle solun emekçi kitlelerden uzaklaştırıldığını söylemek çok da iddialı bir söz değil. Bu yazı sendikal örgütlülüğe uzun yıllar emek vermiş, bedel ödemiş ve soruna “sendikacılarla” değil işçilerle çare arayan; kişileri değil sendikal işleyişin ilkelerini esas alan “muhaliflerin” görüşlerini ve deneyimlerini özetlemeye çalışacak.

Sendikaların temel işlevi kuşkusuz toplu sözleşme yapmaktır. Ancak bununla yetinmeyip işçilerin birlikteliğini sağlayacak bir yapıyı inşa etmek gerekiyor. Bu olmadan en iyi sözleşmeyi de imzalasanız işverenin karşısında yaptırım gücünüz olamaz. İşçilerin tabanda örgütlü beraberliği, sürece katılımı, bu süreçten beslenmeleri, öğrenmeleri için çalışmak gerektiği, sendikaların tepesindeki profesyonellerce bilinçli olarak tatil edilmiştir

Böylece çoğu işçi örgütü 20-30 yıllık “profesyonellerin” yönetiminde şirketleşmiş, içi boş kişisel iktidarlara, hatta çıkar merkezlerine dönüşmüştür. Tabelada ve söylemde emeğin sembollerini, içeride ise kapitalist sistemin hem de en kirli işleyişini görüyoruz. Kadın çalışanların tacizlere uğraması, işten atılmaları, mali istismarlar, sendikaların olanaklarının kişisel çıkarlarda kullanılması, ahlaki kokuşmuşluk ne yazık ki bu tabela arkasında gizlenerek iktidarını sürdürüyor. Ve artık bu sol görünümlü kronik yapı sadece örgütlenmeye değil sola da büyük zarar veriyor.
Bu kurumlarda amatörce temsilcilik yapan işçiler içerideki kokuşmuşluğu geniş kitlelerden önce fark edip tepki gösterdiklerinde ise, hedef oluyorlar. Ne işverencilikleri kalıyor ne provokatörlükleri. Mücadeleci Tekel İşçileri bu nedenle hükümetten çok “sendikacıların” hedefi oldu.

Bu yıl Taksim 1 Mayıs kürsüsünde işçilere seslenen TEKEL işçilerini, miting sonrasında 6 konfederasyonun (Türk-İş, Hak-İş, DİSK, Kamu-Sen, Memur-Sen, KESK), ortak imzalı yayınladıkları bildiriyle “teşhir ve tecrit” edeceklerini açıklamış olmaları da gösteriyor ki, sağ ya da sol olsun sendika yönetimleri kendi üyesi işçileri kınayacak kadar seviyeyi düşürmüş bulunuyorlar.

Sendikaların böylesine işçilerden kopmasının önemli nedenlerinden biri sendikal örgütlülüğün can damarı temsilciler kurulunda yer alacak işçilerin belirlenmesinde uygulanan yöntemdir. Temsilci seçme biçimleri profesyonel “yöneticileri” ve niyetlerini suçüstü ele veriyor. İşçilerin seçtiği temsilciler yerine, atama yoluyla “sendikacıların temsilcilerini” yaratanlar, tabanın yönetime katılma ve dayanışma konusunda gösterdiği duyarlılığı bilinçli olarak yok ediyorlar. Onların tercihleri işçilerin üyeliğin ötesine geçmeden sadece aidat ödeyip pasif  izleyiciler olmalarıdır. Kendi iktidarlarını korumaya odaklanarak en temel demokratik gelenekleri, hem de sol adına terk eden profesyonel sendikacıların “devrimci!” gerekçeleri ise temsilcileri işçiler seçerse “sendikalar işverenin eline geçer!” oluyor. Oysa işçilerin katılmadığı bir sendikal yapının işverenden başka kimseye faydası yok.

Bu anlayışla yönetilen ve adeta “işçisiz işçi örgütlerine” dönüşen sendikaların ortak özellikleri, demokratik bir iç işleyişten ve mali şeffaflıktan uzak olmalarıdır. Yönetim kadrosu 20-30 yıl, hatta ömür boyu koltuklarına yapışan, mal varlıkları patronları geçmiş, yaşantısıyla işçi sınıfına yabancılaşmış profesyonel bir kadrodan oluşuyor.

Türk-İş içinden iki örnekle konuyu açıklamaya çalışalım:

Haber İş Genel Merkez yönetimi, parasal konulardaki istismarlarla hem geçen ay hem de 22 Eylül’de Birgün Gazetesi’nde manşet oldu. Bu sendikanın muhasebe müdürü aynı zamanda genel başkanın oğludur! Sağ cenahtan bu genel merkezin İstanbul Şubesinin Başkanı ise “Solcu!” Şube Başkanı genel merkezle uyumlu çalışarak önce seçimle belirlenen delegeleri kabul etmeyip atama yoluyla kendi belirlediği delegelerle, şube kongresinde iktidarını korumuş. Şimdi de işçinin oyuyla seçilmiş baş temsilciyi görevden alıyor. Kimi “sol” partiler de şube başkanlığında “bizden biri olsun çamurdan olsun” mantığıyla işçilere karşı olan bu uygulamalara sessiz kalıyor, hatta destekliyorlar. (Ayrıntıları ve işçilerin seçtiği temsilci Yener Ünal’ın açıklamalarını www.soldefter.com adresinde bulabilirsiniz.) Bu anlayışla işçiler önünde itibar kaybeden sadece bu şube başkanı değil bu antidemokratik tavra sessiz kalan “soldur.”

Diğer bir örnek ise yine Türk-İş içinde “sol ve muhalif duruşlu!” bilinen Hava-İş’ten. “Bilinen” diyorum çünkü “muhalif duruş” işçilerle olan duruştur, lafla değil. Bu anlayışla da işçilerin olmayacağı çok açık.

Sendika sitesinde (www.havais.org.tr“İşçilerin işyerinin yönetimine katılması neden istenmez?” başlıklı, çok da güzel bir yazı var. Genel Sekreter, işverenin tutumunu “kendine liberal” bulup, demokrasinin nimetlerini anlatmış. Ama Hava İş sendikasında işçiler kendi temsilcilerini seçemiyor! Atama yoluyla belirlenenler ise işçiyle değil sadece yönetimle “sıkı bağlar” içinde. Üyelerinin talepleri ve hatta bir önceki temsilciler kurulunun kararına rağmen üye aidatlarının nerelere harcandığı konusunda tek bir açıklama yapamıyor. Kendisini iktidara taşıyan üç şube başkanının altına işçilerin parasıyla Passat arabalar alıyor. Sonra da Genel Başkan parasızlıktan yakınıyor!

İşverenin tutumuna bu çok haklı eleştiriyi yapan bir sendika, kendi üyesi olan işçilerin sendika yönetimine katılmasına gelince neden yan çizer? İşte zurnanın zırt dediği yer burası. Kitlenin atananlara ve atamayı yapan yönetime güven duymadığı ve böyle bir anlayışın arkasında durmadığı, bu nedenle 12 bin üyeli sendikanın “Grev Kararı Asma” eylemine 150 kişinin katıldığını fark etmiyorlar mı?

Dışarıda Hava İş gibi şov yapıp içeride işverenle ortak, taşeronlaşmanın, özelleştirmelerin ve işten çıkarmaların önünü açan, “ikale sözleşmelerini” işverene kendisi teklif eden sendika yönetimi çok öğündükleri “tecrübelerini” şimdi işçilere bunları başarıymış gibi yutturmada kullanıyorlar. Amaçlarının işçileri sürece katarak, onlarla birlikte gerçekten sınıf adına başarı kazanmak olmadığı çok açıktır. Cevizli Tekel İşçisi Metin Arslan “Hava İş bizim adımıza nutuk atmaktan başka ne yaptı?” diye soruyor. (http://www.airporthaber.com/all_comments.php?n=651&t=c)

Gökkuşağı Hareketi bu düşüncelerle Hava İş içinden çoğunluğu yıllarca temsilcilik yapan tabandaki işçilerin oluşturduğu muhalif bir işçi inisiyatifi olarak doğdu. Kişileri değil sistemi değiştirmeyi hedefleyen on bir maddelik alternatif bir sendikal model açıkladı. (http://www.gokkusagihareketi.com/)  Bu hareket sendikal bürokrasinin deşifre olmasında büyük bir rol oynayarak genel kurulda 21 yıllık iktidarın her türlü baskı ve oyununa ve delege sisteminin azizliğine rağmen oyları eşit çıkarmayı başardı. Geçersiz sayılan bir oyun yargıç tarafından geçerli kılınmasıyla mevcut yönetim iktidarını sürdürse de, Gökkuşağı Hareketi işçilerin ezici çoğunluğunun desteğini aldı.

Aralık ayındaki bu başarı ve sonrasındaki TEKEL işçilerinin sendikacılara rağmen ülkede estirdiği rüzgar, farklı iş kollarından muhalif işçilerin sendikal bürokrasiye karşı birleşmelerinin önünü açtı. İşçilerin tabanda birleşmeleri tepedeki profesyonelleri haklı olarak fazlaca rahatsız ediyor. Süreç içinde kendileri de birer patron olan sendikacılar şimdilik koltuklarını korusalar da artık deniz bitti. Önümüzdeki günlerde başta Hava İş olmak üzere çoğunluğu Türk İş’e bağlı sendikalarda tabanın sesi daha kuvvetli çıkacak.

Sol siyasi partiler, emekten yana örgütler, sendikaların tepesindeki sol görünümlü bu gerici yapıları sorgulamalı, artık kendilerine de bulaşarak onları da dibe doğru çeken kirliliğin farkına varmalı, kişisel iktidarların değil işçilerin sesine, tabanın sesine kulak vermelidirler.

Gökkuşağı Hareketi’nin temel sloganı ise adeta bu kirliliğe inat, sınıfın özlenen berrak sesini kulaklara taşıyor:

Yaşasın Sınıf Kardeşliği, Yaşasın Alın Aklığı Kardeşliği

Emniyetli uçuşlar…

facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: Haber-İş / Hava-İş / TEKEL işçileri /

Comments

  1. THY/TEKNİK/İSG diyor ki:

    MERHABA ARKADAŞLAR(bu yazı içimizi burkuyor)
    ^Bu ülkede hiç bir şey YAPMAMAK,bir şey yapmaktan daha değerli olduğu için sorunlar bir türlü çözülemiyor^.Gölgelerde yaşamayı ‘entel’ sömürü aracına çeviren insanlar gölge’si olan insanları değer kaybına uğratma çabaları bu tür kişilerin başka bir gölge ‘histeri’si gibi görülmekteyiz…Neyse,herkes işini yapıyor diyelim…Biliyormusunuz Yurdumuzda Şairler var ve o Şair’lerin binlerce eserleri kitaplarda yayınlanıyor.Dünya da nüfus itibarı ile en az şiir kitabının satıldığı ülke Türkiye.Bence bunun en önemli nedenlerinden büyüğü şu.Kim’e sorsan Şiir ile aran nasıl diye?Ben Şiir çok severim demekte ve devamında da,benim yazdığım Şiir’lerim de var’cevabını alacaksın büyük çoğunluktan.Ama arkasından da lütfen şu soruyu sormayı unutma!Yaşamın boyunca kaç tane şiir kitabı aldın? Gerek yok ki ‘BEN YAZIYORUM ZATEN’ yanıtı da gelecektir yine büyük çoğunluktan…Şimdi Bahadır Altan sen kalk 21 yıllık Türkiye Sendikal Yaşamına adını altın harflerle yazdırmış Hava İŞ Sendikasının ödediği bedelleri ve TÜRKİYE Çalışma Yaşamına Katkılarını yok say.Hemde bir başka Sendika nın üzerinden.Ne yazık,ne acı…Haber İŞ Sendikasının Muhasebe müdürü’nün Haber İş Başkanın oğlu olduğunun örneği üzerinden.(okuyan belki karıştırabilir HABER İŞ / Hava İş değil).İnanılır gibi değil bu tutum…Neyse hadi bunları bir kenara bırakalım…Airkule Haber sitesini istediğiniz gibi kullanmakta Özgür’ce davranıyorsunuz Gökkuşağı Hareketleri propagandası için.Yazdığınız yazılara gönderdiğimiz yorumların büyük bölümü yayınlanmamakta,bu da ayrı bir çelişkiniz…(biriktiriyoruz tarih sıralamasına göre yayınlanmayan yorumlarımızı,istenildiğinde sunabiliriz.)Geçtiğimiz Aylarda THY ile Hava İŞ Sendikası arasında imzalanan Toplu Sözleşme sırasında İŞVERENLERİ aratmayan yazılar yazdığınız köşede çıkan değerlendirmelerinizi size hatırlatırız…Gerçekten esas üzücü olan şey ne biliyormusunuz;öyle saltanat sürdüğünü söylediğiniz Yönetim’in,size hiç bir basın,yayın,medya vb (hatta kendi internet sitesi ve dergilerin de)kurumunu kullanarak bir cevap vermemesi.Bu takdir-e şayandı ve şöyle diyordu Başkanımız;’Biz zamanımızı üyelerimizin geleceklerini daha iyiye taşıyabilmek için kullanıyoruz’.Yalın ve net Yalansız ve riyasız…En son’ki Olağan Genel Kurul toplantısında Kürsüden size şu soruyu sorduğunu da hatırlarsınız Genel Başkanımızın:’Bahadır seçimi bizim listemiz kazanırsa bizi destekleyecekmisiniz’? Verdiğiniz yanıt şuydu:’EVET BAŞKANIM'(g.kurul.cd.lerinde görülebilir)…Siz ise tam tersine o anda salonda verdiğiniz sözü tutmadınız bu Bir…(Hava İş Sendikası yetkisizlik davaları görüşüldüğü dönemde İşyerlerine giremeyen Yöneticilerimize karşı Resmen İŞÇİLERİ TEK TEK KELLE HESABI HEDEF GÖSTEREN Havacılık sitesi Yazarı SEFA İNAN ile aynı noktadasınız.Geçen haftaki yazısının altında gönderdiğiniz yorum hala orada duruyor.İsteyen bakabilir,TEŞEKKÜR EDİYORSUNUZ.Bu Sefa İNAN arkadaş aynı zamanda Sadece’Seçkin HAVACILARIN’ Havacılık Akademisi kuruldu ya Bahadır bey de içinde onlarla görüşmesi için ULAŞTIRMA BAKANI’nı görüşmeye de ikna etmiş bir de söz,RANDEVU almış Binali Yıldırım’dan,Bak sen…THY Yönetimi’nin yetki davasını kullanarak Sendikal işleyişe katkıda bulunan arkadaşlarımıza karşı takındığı durum ortadadır.Baştemsilci arkadaşımız ORHAN VELİ ye gel seni ŞEF yapalım Sendikadan vaz geç teklifini reddeden Orhan Veli ki 20 Senedir iş’e geç kalmışlığı bile olmayan bu arkadaşı işten attıktan sonra ilk yazdığı haftalık yazısının başlığını ^ALİ VELİ HEPSİ BELLİ^ diyerek diğer Sendikacıları ihbar da eden kişidir bu,Araştırın yazımızı okuyan arkadaşlar göreceksiniz.En son ki TİS İmzalandıktan sonra THY çalışanları yani bizler ekonomık ve sosyal anlamda çok ileri kazanımlar elde ettik(2 yıldır mahkeme,mahkeme dolaşıyoruz HAK İŞ DE ÖRGÜTLÜ SENDİKALARA KARŞI’DA).Emeği geçen her insana teşekkür’ü borç bilmeyiz,görev sayarız…Hava İş Sendikası üyeleri olarak bizler işyerlerinde mutluluktan ve zaferden dolayı daha da kenetlenmişken bir duyduk siz sayın Altan aynı akşam Airpot TV ye canlı yayına telefon ile bağlanmışsınız.Karşınızda Sefa İNAN siz konusuyorsunuz 8 madde şöyle,böyle,4/c şu kandırıldılar vb.anlamsızlıklar yumağı.o’da EVET,YA,EVET sayın Altan doğru haklısınız diyerek kafasını sallıyor…Ve imzalanan TİS’in İŞÇİLERE İHANET anlamına geldiğini de ifade ettiniz,bunu da hatırlarsınız…Aynı akşam’ın sabahı Airport Haber sitesinde de:FLAŞH;FLAŞH;FLAŞ HABER;HABER;HABER EKRAN YANIP YANIP SÖNÜYOR aman allahım ne oluyor dedik.Bahadır Altan TİS için şunu dedi,Böyle Olmuş,Şöyle olmuş ortalık bilgisayar ekranı kan revan bir halde ve işin en acı tarafı araştırmadan,bilmeden öyle bir de günah aldınız ki çünkü yayınlattığınız ve yazdıklarınızın altına ne yorumlar geliyor acımasız,küfür,günah gırla ne acınacak bir durum…Ama nereye kadar biliyormusunuz; Hava İş Genel Sekreter’inin Hava İŞ.Org sitesinde imzalanan TİS’İ tek,tek,madde,madde,bend’ine kadar Kamuoyuna açıklamasını yaptığından sonra siz Bahadır Altan Genel Sekreterimizin açıklamalarını okuyup sabahında da Hava İŞ Sendikasının İmzaladığı TİS ile İlgili ‘BEN YANLIŞ ANLAMIŞIM’,’ÖZÜR’ diyerek konuşmalarınızı,eleştirilerinizi,yazılarınızı,ithaf ettiğiniz suçlamalarınızı yok ettirmiş,bütün yazılarınız,yazdıklarınız silinmiş ortada ne FLAŞH,flaşh haber diyerek yanıp sönen spotlar ne de sizin yüzünüzden okumak zorunda kaldığımız hakaret dolu yorumlar kalmıştı.Bir tek sizin ‘FOTOĞRAFINIZ ve ^Ö Z Ü R ^’ Ama bizlere ve yönetimlere edilen hakaretler aklımız ve yüreğimizden asla silinmeyecek.Yetkin insanlar bilgi sahibi olmadığı konularda ya okur öğrenir ya araştırır ya da bir DANIŞANA sorar.Araştırmadan,bilmeden,ALIN AKLIĞI KARDEŞLİĞİN bizlere sonradan dilediğin ÖZÜR ler ile silinmeyecek yaralar açmıştır artık.Peki Sen Sayın Kaptan sadece ve sadece THY Tis’in tek bir maddesinde bile bırak İşveren’i bizleri de geçtik o 13.000 üyenın hakkını,yarınlarını,Ailelerini,İş güvencelerini böyle mi savunacaktın.Bu’mu senin Örgütlülük anlayışın.Genel Müdürlük,Yer işletme Uçuş dan seninle hareket eden hiç bir insana,arkadaşımıza neden sormadın,danışmadın.Bak 10 yıl boyunca bayağı sayıda toplantılara da geldin,gittin.Sen Sayın Genel Başkanımız Atilay Ayçin’in Kurullarımızla paylaşmadan,konuşmadan karar verdiğini hiç gördünmü.Bari Bir tek bunu görüp öğrenip hayata geçirebilseydin,o da yeterdi belki.Çünkü bu denli EMEĞ’e ve Önderlerine yoğun kuşatmalar dayatan iktidar sayesinde bazı muhaliflere gün de doğmuş sayılır.Bir vursan 5 olacak anında.Yani KIŞ GÜNÜ SARAY BASMAK KOLAY değilmi sayın Altan…Sana 2 yıldır Sendikacılık öğretiyoruz.Sen yazıyorsun bizler yorum gönderiyoruz(yayınlalan kısımlarında)bir şeyler alıyorsun sonra başka yazı yazabıleceğin yerlerde bunu kendi yorumunmuş gibi katıyorsun ifadelerine.(Geçen hafta S.İnan a Gönderdiğin TEŞEKKÜRLÜ yorum orada duruyor.Biz sana dedik’ki;aşağı bölüm de de bahsettiğimiz üzre:HAKKINI SAVUNMAYA TALİP OLDUĞUN BİR THY MENSUBUNA ‘GÖBEK ATMA’ YAKIŞTIRMASI UYGUN DÜŞMEMiŞ SALİM USLU GİBİ OLMUŞSUN.Bu uyarımızı kendi düşüncenmiş gibi uyarlayarak’KONFEDERASYONLARA’hesap soruyorsun.2 gün önce aynısını yapan sen’i bizler uyardık ve farkına varabildin ve onu’da kullandın yazında. Haklı çıktık biz.TEKEL Eylemi sonrasında da bir panel düzenlendi biz gelmedik o panele ama bu günlerin habercisi idi sözüm ona bu Panel Ayçin Başkanları ve Yarının Ayçin’lerini Yüce tanrı senden korusun dıyoruz…EMEK mücadelesinde çalışanlar bir kere ÖZÜR dilemeye görsün ardı arkasına geçilmez ‘ÖZÜRLÜLÜK’lere sebep olacak binlerce insanın işssizlik ve yoksulluk ile karşı karşıya kalmasına yol açabilecek kuşatmalarla karşılaşabilirsiniz.BU KONULAR ARZU VE EMELLERE alet edilmez umarım anlayabilirsiniz bu üç…THY ÇALIŞANI BİR İŞÇİNİN size oy vermemesini bir şekilde ‘GÖBEK ATMA’ ile işlişkilendirmişsiniz,O gece orada olan İnsanlar olarak böyle bir şey söz konusu bile edilmesi abesle iştigal asla böyle bir ‘OYNAMA’ yaşanmadı doğru değil söylediğiniz bu dört….Eleştirmişsiniz Konfederasyonları İşçilerinden şikayetçi oldukları konusunda bizce sizin bu yaptığınız Referandum seçimlerinde ipinin kimin elinde olduğu belli HAK İŞ GENEL BAŞKANININ sarf ettiği(DİSK;KESK;TBB;TMMOB)gibi SOL yapılara ‘KONSMATRİS’yakıştırmasından sonra düştüğü durumdan daha da zor anlaşılabilir bir örnek teşkil etmektesiniz.THY çalışanlarını size oy atmadıkları için daha bugün’den aşağıladığınız gibi mi savunacaksınız bu beş…..Arabalar alındı diyorsunuz:Sayın Bahadır Altan O arabalar 10 yıldır vardı derler de ve size sormazlarmı ŞİMDİ NE OLDU(Sanki bir tek Bizim Sendika şubelerimizde araç var da Türkiyede başka yerde yokmuş gibi)bu altı……Ezici çoğunluk ile Gökkuşağı üstünlük sağladı demişiniz,bu da gerçekçi değil belirtelim.TEKNİK:1200 küsur mevcut yönetim,500 de 3 lü ittifak(Biçer,Gökkuşağı,sol karşıtları).Uçuş işletme 900 Mevcut yönetim 960 Gökkuşağı,sol karşıtları ve Ayrıca Anadolu mevcut yönetim ve Ankara,İzmir,Antalya şubeleri mevcut yönetim…….(Şimdilik bu kadar 7 da duralım) Bir Örnek vermeliyim; Çalışma Yaşamına saldırılar almış başını giderken geçtiğimiz aylarda (İSG)İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı Çalışanlarını da ÖRGÜTLEYEN ve Hava İŞ Sendikasına üye olmalarını sağlayan Hava İş akla hayale gelmeyecek saldırılarıda püskürtmüş ve İstanbul Anadolu Yakası Şube Başkanlığının da(1)Genel Kurulunu Yaparak İşlevsel hale geçirmiştir.Bu arada HAVA İŞ’in ÖRGÜTLENME hakkına saldırılar sadece yetkilere itirazlarla kalmayarak(İtirazlarıda Hukuk zeminin de kazanmayı bilmiştir) ÜYE OLAN İŞÇİLERİN her alanda olduğu gibi bir kaç İşveren yanlısı tarafından BIÇAKLANMASINA kadar gelinmiştir.Hatırlarsanız Genel Kurulda Kürsüden Konuşma Yapan İSG İşçisi arkadaşımız Sezgin Uzun size şöyle seslenmişti:^Bahadır Kaptan Aylardır İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanında Sendikal ÖRGÜTLENME ÇALIŞMALARI sürdürmekteyiz.Çalıştığınız ÖZEL Hava Yolu Şirketi buradan uçuşlarını yapmakta ve siz de zorunlu olarak buradan uçuyorsunuz.Neden Hiç bir gün Bir dakika da olsa bizlerin yanına uğrama gereği duymadınız^.(İşsiz aşsız insanların sizin çalıştığınız ÖZEL HAVA YOLU ŞİRKETİNE İŞ MÜRAACATI YAPARKEN ÇALIŞTIĞINIZ KURUMUN BAŞVURANLARDAN 10 TL. ALIYOR OLMASI BİLE YETERLİ OLURDU ORADA BİZLER İLE KENETLENMENİZ İÇİN,O KURUMUN tek sendikalı çalışanı olarak da ÖNÜMÜZÜ AÇMIŞ OLURDUNUZ BÖYLECE).(AİRKULE HABER SİTESİNDE BİR YAZINIZ VAR HALA ARŞİVDE DURUYOR KURUMUN ADINI VERMİYORUZ.DİYORSUNUZ ki ‘benim çalıştığım özel hava yolunda İŞLEYİŞ ÇOK GÜZEL’).Sayın Kamer Genç bile arkadaşlarımızın basın açıklamasına katılmış ve destek vermişti.Hava İş En son GREV kararı basın açıklamasına Uçuş işletmeden az sayıda çalışanın katılması konusuna gelince bunu en iyi sizin bilmesi gerekiyor ki; Yaz mevsiminin Uçakların doluluk oranının tavan yaptığı bir dönem olduğunu.Çalışanların çoğunun ya hava’da,ya yatı’da görev başında ya da evlerinde istirahat etmekte oluklarını…Şimdi gelelim diğer paylaşmamız gereken hususlara.Hani demişsiniz ya Gökkuşağı Hareketi Nasıl Doğdu?.Hatırlıyorum THY yönetimi iş aktinizi fesih ettiğinde Hava İŞ kurullarının sizin İÇİN eylemlılık kararı ve çalışmaları da yapıldı.Çalışmaların en son gününe kadar hiç bir itirazınız olmadı.HAVA İŞ Sendikamızın almış olduğu bu eylemlilik kararı sonrasında THY Yönetimini belki geri adım atarlar diyerek beklediniz.Mesai saatinin baslamasından önce THY yönetimi geri adım atmadı ve akşam sabah Hava İŞ Yönetiminin Atatürk Hava Limanın da ^ÖRGÜTLEDİĞİ^ DİRENİŞİ siz kendi kararınızla iptal ettirdiniz,bunu hepimiz yaşadık.Ve Sonrasında Tüm ULUSUMUZ tarafından bilinen DÜNYA ZENGİNİ BİR AİLENİN SAHİBİ OLDUĞU ÖZEL BİR HAVA YOLLARI ŞİRKETİNDE çalışmaya başladınız.Eylemi son dakıka’da İPTAL ettirmenizin sebebi’nin bu özel havayolunda başlayacağınız yeni iş hayatızı riske edememek’ten kaynaklanmış olduğunu düşünmekteyiz?.Bunun yanın da 78 gün her yerde direnen TEKEL çalışanlarının ve Ailesinin 4/c statüsü ile ilgili almak istediği İŞ GÜVENCESİ hakkını HAVA İş Sendikasının masada aldığını da burada belirtmek isterim.Umarım TÜRKİYE ÇALIŞMA YAŞAMINDA Tüm çalışanlar da THY Tis.de olduğu gibi,Hava İş’in Üyesinin desteği Yönetimlerinin KARARLILIĞI ile HAK etmiş olduğu 8.Madde(f)alırlar.TEKEL İşçisini bu onurlu mücadelesini kazanıma çevireceğine inancımız tamdır.Yapılan en son ki HAVA İŞ OLAĞAN genel kurulunu HAKİM kararına taşıyan da sizlerdiniz.Sandık başında imza altına alınan seçim sonucu tutanağı orada bulunan Hükümet komseri tarafından (1)oy farkla Mevcut yönetimin kazandığını resmen belgelemişti.Yazımın başında da belirttiğim gibi^Bu ülkede ihtiraslarına yenik düşen insanların barınabileceği bir yer değildir HAVA İŞ Sendikası^.^BİRLİKTE VE BİRLİKLE BİR ŞEYLER YAPANLARIN OLABİLDİĞİ BİR YERDİR^.THY de 21 yıldan beri Kaç Genel Müdür değiştirdik,ben hatırlamıyorum.Ama bir önceki TİS sonrasında Hükümetin tüm olanaklarını kullanma yetkisi elinde olan THY Yönetim Kurulu Başkanı Candan Karlıtekin’in GREV oylamasını HAVA İŞ SENDİKAMIZIN yani BİZLERİN,ÜYELERİN kazanmasından bir gün sonra İstafa etmeye mecbur bırakıldı,bunu yaşadık payımız var UNUTMAYACAĞIZ.Genel Başkanımız Sayın Atilay Ayçin TEKEL Direnişi esnasında Ankara’da çadırlarda sabahlara kadar DİRENİŞÇİLERLE günlerce beraber olduğunu da hatırlatarak.Direnişin İstanbul Ayağında İstiklal caddesinde de yaptığı konuşmasında söylediği bir cümleyi de buradan sizlerle paylaşmak istiyorum.Atilay Ayçin Diyorki:TÜRK İŞ Genel Başkanı ve Yönetimi için.;^İÇİMİZDE BÖYLE BİR BAŞKAN BÖYLE BİR YÖNETİM KURULU VARKEN,DEVLETİN BİZİ DENETLEMESİNE GEREK YOK^…Ayçin başkan’ın bu cümlesi EMEK Cephesinin büyük saldırılar ile karşı karşıya olduğu bir dönemde hepimiz tarafından doğru ANLAŞILMASI çok önemlidir ve değerlidir…Barış’a Muhtaç Olmamak İçin TEK EL’den Aynı Yer’de Hep Beraber olmak zorundayız.Sevgi ve Saygılarımızla/Hava-İş Sendikasında ÖRGÜTLÜ/THY-TEKNİK-İSG(SABİHA GÖKÇEN)Çalışanları…28 09 2010

  2. Sol Defter diyor ki:

    Değerli arkadaş,

    Sol Defter’e ilk kez yorum gönderiyorsunuz ve yorumunuzu yayınlıyoruz. Yorumları yayınlarken tek ölçütümüz, yazınızın kişisel hakaret içermemesidir. Kişisel hakaret içermediği sürece yorumlarınız sayfamızda yayınlanacaktır.

  3. Ertan Alpay diyor ki:

    Bahadır kaptanın yazdığı her yazısı sonrası olduğu gibi bu yazısından sonra da, fikirleri,düşünceleri ve yöntemleri çürütebilecek bilgi yoksunluğunun verdiği hazımsızlığa sahip olan bazı kişiler yalan,yanlış ve iftira olarak yorum bölümlerinde boy göstermeye devam ediyorlar.UYGUN kişilerin telkinleriyle yorumcumuz kendi cümlelerini kurmuş fakat yalanların tarzı göz önünde bulundurulduğun da bizlere karşı genel kurul öncesi itham edilenlerle aynı.Dolayısıyla dikteye kimin yön verdiği bence oldukça açık.Toplumun bu safsatalara itimat etmediğini de zaten Ayçin ekibinin coğu yerde kaybettiği delege seçim sonuçları gösterdi. Ayrıca ateşli! yorumcumuzun net bir konu üzerinde odaklanamama ,konudan konuya sıçrama ve belli bir sav sunamama beceriksizliği de kafasının oldukça karışık daha doğrusu yazması için kendisine telkin edilenleri biraz birbirine karıştırdığının bariz belirtisi olarak yorumlamaktayım.
    Atılan taşların içeriğinden bir kez daha anlaşılıyor ki doğru yoldayız:)
    YAŞASIN ALIN AKLIĞI KARDEŞLİĞİMİZ.

  4. SERKAN YÜRÜMEZ diyor ki:

    Thy içerisinde örgütlü bulunan sendikamız HAVA İŞ her geçen gün kan kaybetmekte ve geldiğimiz noktada kazanımların korunması şöyle dursun,kayıpların telafisi bile kolay görünmemektedir. En büyük kayıplar bugün bir kazanım gibi gösterilmektedir(8.madde). Bütün bu yaşananların sonucunda 20 yıldan beri ilk kez sendikamız yönetimine karşı bu boyutta bir muhalefet gelişmiştir.Aslında bu muhalefetin oluşum nedenlerini anlamak için muhalefetin 11 ilkesini incelemek yeterli olacaktır.Bu ilkeler, sadece sendikamızdaki yönetim anlayışının değil,ülkemizdeki sendikaların neredeyse tamamının yönetim anlayışlarına karşı bir tutum,mücadeledeki duruşlarına bir eleştiri ya da çalışanları tekrar bir araya getirebilecek bir panzehirdir.

    Kimseyle bir derdimiz yok,bugüne kadar yaptığımız hiçbir toplantıda fikirlerimi ikili konuşmalarda karşılıklı atışmalar şeklinde ya da bilinenlerin tekrarı yönünde yapmadım. Sizlerle bugün de Gökkuşağı hareketinin 11 temel ilkesinin mevcut yapının eksiklerinden , yanlışlarından doğmuş olduğu düşüncesi temelinde , yani kişiler üzerinden değil sistem üzerinden bir değerlendirme yapacağız.O bana böyle dedi , bu var ya şöyle bir adamdır,siz kakasınız gibi tartışmalar bu konuyu ancak magazinleştirir.Kişiler üzerinden değil ancak ; kişilerle yaşanmış ,bir duruşun,hayata bir bakışın eleştirisi sayılabilecek olaylar üzerinden genel durumun değerlendirmesinin yapılması gerekebilir.Esas olan ise , kurum olarak sendikal yapının eksiklerini gidermek örgütlülüğü , birlikteliği korumak ve güçlendirmek olmalıdır.Şimdi madde madde ama kısaca GÖKKUŞAĞI hareketi ilkelerini yaşanmış örnek olaylarla incelemek gerekirse:

    ÖRGÜT İÇİ DEMOKRASİ :

    Kollektif bir anlayışı önce sendika içinde yaşama geçirmek şarttır.Kararları birkaç kişiyle kotarma yöntemine son verilecektir.

    İlk temsilci olarak atandığım dönemi hatırlıyorum.İçimde bugun olduğu kadar büyük bir heyecan vardı.Grev oylamasından 2 ay kadar onceydi. Toplantılara katılıyordum neler olduğunu kavramaya , alınan kararları takip etmeye çalışıyordum. Önceleri demokrasinin beşiği olarak gördüğüm temsilciler kurulunun, demokrasiye ömür boyu beşikte kalma cezası verdiğini gördüm. Nasıl mı? İçerden ve dışardan gelen bütün eleştirilere kapalı,soran ve sorgulayanların bazı temsilcilerimiz tarafından ötekileştirildiği ve ‘en iyisini siz bilirsiniz,söyleyin ne yapalım?‘ havasının hakim kılındığı(hava iş yönetiminde olanlara deniyor bu sözler) , nasıl bitirilmek isteniyorsa öyle biten ‘onama ve meşrulaştırma ‘kuruluydu temsilciler kurulumuz.
    Örgüt içi demokrasi başlığını soracağım birkaç soruyla bitiriyorum.Hava iş yönetimi’ne soruyorum:

    1- Sabiha Gökçen deki İSG örgütlenmesinden bırakın temsilcileri,sendika yönetiminden kaç kişiye haber verdiniz? Ya da kimlerden sakladınız?Böyle bir örgütlenme sürecinde bu gizliliğe niçin ihtiyaç duydunuz?

    2- 2009 başında Gn.Md.Temel Kotil’ in önerdiği sözleşmenin 3 yılda bir yapılması önerisini niçin işçilere sormadınız?Bırakın işçileri atanmış temsilcilerinize dahi sormadınız?Tamam ,kabul edilemez olduğu konusunda hemfikiriz ama işçilere hiçbirşey sormadan bu süreci yöneteceksek niçin yanımızda olmamalarından ötürü işçileri suçluyoruz?

    MALİ VE YÖNETSEL ŞEFFAFLIK.

    Herşey işçilere açıklanarak ve onların gözü önünde yapılacaktır.Mali durum her dergide işçilere yazılı olarak özetlenecek ve defterler üyelerin denetimine sözde değil gerçekte açık olacaktır.Sadece dergiler de değil elimizin altında aktif olarak kullanabileceğimiz ve ayrıntılı olarak çalışanlara bilgi verebileceğimiz internet sayfamız var.Genel kurul öncesi biz delegelere dağıtılan mali rapor,gerçekten kuralına kitabına uygun olarak hazırlanmış.Uzmanının haricinde kimseye bir fikir vermiyor.
    Sendikamızın yöneticilerine sorduğumuzda ‘ bizim kaç paramız var, neden bunla ilgili bir açıklama yapmıyoruz soruyor arkadaşlar’ dediğimizde’ kaç paramız olduğunu işveren öğrenmesin ‘cevabı beni bunun sorgulanması gerektiğine inandırdı.Çünkü yasalar gereği hükümetin, kaynağından kesintiyi yapan işverenin ve Türk iş in bildiği mali durum işçilerin bilgisine sunulmamakta hatta gizlenmekteydi.

    Uçuş işletmede yapılan delege seçimlerinde mavi liste adayları da bu söyleme inanmışlar biz mali ve yönetsel şeffaflıktan bahsettiğimizde sendika yöneticilerimizle aynı savunmayı yapmışlardı.Sorgulamayan , sadece biat eden zihinlerde mantığa bürünen bu savunma aslında tezini kendi içinde çürütmektedir.

    TEMSİLCİLERİN İŞÇİLERİN OYLARIYLA SEÇİLİP YİNE ONLARIN OYLARIYLA GÖREVDEN ALINMASI:

    Demokratik işleyişin en temel aracı işçilere güvenmek ve onların iradesine saygıdır.Temsilcilerin atanması sisteminin ne kadar antidemokratik bir işleyiş oluşunun pratikteki örneğini yer işletme delege seçimlerinde birlikte yaşadık.Birebir yaptığımız konuşmalarda,’seçim yerini de gününü de siz belirleyin , sizin olduğunuz yerde seçime girmeyi etik bulmuyorum ‘ diyen sendikamızın başkanından başka biri değildi.Seçim yeri belirleme konusunda talepte bulunduğumuzda ve seçim yerine itiraz ettiğimizde önce evden kaçan kötü çocuklar olduk sonra da feodal yönetim bize kötü yola düştük diye işverenci damgasını yapıştırıp kendilerince törelerinin gereğini yaptılar.

    İşveren karşısında artık yeni hiçbir savunma yada saldırı yöntemi geliştiremeyen sendika yönetimimiz laflarının ucunun nereye varacağını düşünmeden ve yine yeni bir refleks dahi geliştiremeden atadıkları temsilcileri hain ve işbirlikçi ilan etmişlerdir.

    Doğruydu yaptıkları aslında , atadıkları adamlar nasıl olurdu da kendilerinden farklı düşünebilir,nasıl karşılarına geçebilirdi?
    Yer işletmede bugun bir temsilci seçimi yapsak ki artık yer işletme diye bir yer de kalmadı.; yine aynı hainler temsilci seçilir. İşçinin güvenini ve desteğini kazanmış ve zor dönemlerden hep alnının akıyla çıkmış insanlardır. Kimsenin adamı ve askeri olmamışlardır.İ şçinin temsilcisi olmuşlardır.

    TIS GÖRÜŞMELERİNİN GÖSTERMELİK DEĞİL SONUNA KADAR İŞÇİLERE AÇIK OLMASI:

    Grev oylaması ardından imzalanan 2007 tis döneminde temsilciler kurulu dahi imza aşamasında devre dışı kalmıştır.İşçilere sürecin dışında kalma alışkanlığı kazandırılmıştır.

    İŞÇİ MECLİSİ : Karar alma mekanizmalarına işçilerin aktif katılımının sağlanması :

    Temsilciler kurulundan katılımcı sayısı olarak daha fazla çalışanı bir araya getirecek olan bu meclis,sendikamızın işçilerle olan bağını kuvvetlendirerek işçilerin yönetime ve sendikal mücadeleye katılımlarının önünü açacaktır. Seçilmiş temsilcilerden ve işçilerden oluşan bu meclisde sendikamız icraatleri tartışılacak yol haritası işçilerle birlikte çizilecektir.

    YÖNETİM KURULU ÜYELERİNİN EŞİT İLİŞKİLERLE ÖRGÜTLENMELERİ VE AMATÖR VEYA PROFESYONEL OLMALARININ KENDİ İRADELERİNE BIRAKILARAK SINIRLANDIRILMASI :

    Gökkuşağı hareketinin belki de devrim niteliğinde sayılabilecek çok önemli bir ilkesidir bu. Mevcut yönetimin hiyerarşik yapısındaki bu alt üst ilişkileri bütün karar organlarında kendini göstermektedir.
    Sabiha Gökçen deki İSG örgütlenmesi örneğinde de olduğu gibi yönetim kurulu içerisinde bile açıklık yoktur ,esasen bu durumu yönetim kurulu içerisinde de bir güven eksiklıği , zamanlama olarak da genel kurula yönelik bir seçim yatırımı olarak değerlendirmek yanlış olmayacaktır.
    Sendikacılığın bir meslek ve iktidar odağı haline gelmesinin önünü yönetim kurulu üyeliğine getirilecek olan kısıtlamayla aşmak gerekir.Bir yöneticinin üst üste 2 dönemden fazla yönetimde kalamaması gibi.

    SENDİKANIN 24 SAAT İŞÇİLERİN HİZMETİNDE OLMASINI SAĞLAYACAK BİR YAPILANMA VE HUKUK DESTEĞİ.

    Bugun işten atıldığınızı varsayın.Geliyorsunuz sendikaya davanızı açıyorsunuz , yeterince mağdur olmamışsınız gibi alacağınız tazminatın %10 unu da avukatla paylaşıyorsunuz.İşten atılma her hava iş üyesinin başına gelen , sık rastlanan bir durum değil.Bu konuda sendikanın üyesine ücretsiz destek olması gerekmektedir.Gerçi sendika yönetimimiz bu desteği 8. maddeyi sözleşmeye koyarak verdi bizlere(!)

    İşyerlerimiz vardiyalı,24 saat çalışan birimlerimiz var.Sendikamızı 24 saat işler hale getirmek,çalışanların her ihtiyaç duyduğunda sendikalarına ulaşabilmeleri gereklidir.

    AİDATLARIN DÜŞÜRÜLMESİ.
    Sendikaların varlıklarını maddi zeminde devam ettirebilmeleri üyelerinden topladıkları dayanışma aidatları sayesindedir. Elbette işçinin hakkını savunan sendikaların paraya ihtiyaçları var. Fakat mali şeffaflığın ve örgüt içi demokrasiden yoksun bir sendikal yapı içerisinde bu konu suistimale açık bir konudur.Genel kurulda sendikamızın arabalarını eleştirdiğimizde arkadan bir ses “Başkan sana uçan daire alalım” demişti. Gönlünden,ciğerinden koparak söylüyordu bunu. Mümkün olsa alacak başkanına.Alsın. Şunu görebilmek önemlidir. Sendikalar işçi örgütleridir ve THY GENEL MÜDÜRÜ MERCEDESE BİNİYOR BİZİM BAŞKANIN ONDAN NE EKSİĞİ VAR? ADAM BİZİ TEMSİL EDİYOR” mantığını söküp atmalıyız.Aksi durumda senin başkanın da o genel müdür gibi olur aynı yaşam standartlarına sahip olursa, senden ve emelinden uzaklaşır. Aidatların düşürülmesi sendikaları maddi olarak iktidar odağı olmaktan çıkarabilmek için önemlidir.

    DOĞRUDAN DEMOKRASİ.

    Şu ana kadar gelinen süreçte sendikamızın mevcut yönetimi çalışanların büyük çoğunluğunun desteğini zaman içerisinde kaybetmiş,işverenin sürekli yenilenen ve şiddeti artan saldırılarına karşı hantal kalmış ve refleks geliştirememiştir.İçinde yaşadığı toplumun sosyalleşme sürecinde geçirdiği değişimleri algılayamamış , soluğu kesilmiştir.Bir dönemi temsil etmişlerdir ama bayrağı yeni nesillere teslim etme vakti gelmiştir.

    NOT: TEKEL İŞÇİLERİ 8.maddeyi değil özlük haklarını koruyabilmek için mücadele etmişlerdir.

  5. THY/TEKNİK/İSG diyor ki:

    ^Sol Defter’e ilk kez yorum gönderiyorsunuz ve yorumunuzu yayınlıyoruz. Yorumları yayınlarken tek ölçütümüz, yazınızın kişisel hakaret içermemesidir. Kişisel hakaret içermediği sürece yorumlarınız sayfamızda yayınlanacaktır.^(SOLdefter)Sevgili SOL defter editörleri size ilk defa yorum gönderiyoruz.Üstteki parağraf da bana gönderdiğiniz yayın ilkelerinizi hatırlatmışsınız.Ancak Ertan Alpay’ın gönderisinin bu ilkesellikten uzak olduğu kanaatindeyiz.Bize ‘YALAN’cı nitelendirmesinde bulunmasını bu ilkesillik ile bağdaşmadığını görüyoruz.Yazımızda öne sürdüğümüz tüm unsurlar belgeye dayanmaktadır yazımızda da belirttiğimiz üzre.İyi Çalışmalar…

  6. Bahadır Altan diyor ki:

    Yazdıklarının altına adını bile yazacak yürekliliği gösteremeyenler sınıf mücadelesini de böyle algılıyorlar. Hep birşeylerin, kâh işverenin kâh rumuzların kâh sırtına bastıkları işçilerin arkasına saklanarak durumu idare etmeye çalışıyorlar. Dolayısıyla cevabı da hak etmiyorlar!

    Sendikaları bu anlayıştan kurtarmak işçilerin boynuna borçtur. Alın aklığı kardeşliği böyle birşey…

  7. Sol Defter diyor ki:

    THY/TEKNİK/İSG rumuzuyla yazan arkadaş,
    Daha önce bianet.org sayfasında yayınlanmış olan bir yazıyı, yazarın da ismini vermeden ve kendi yazınızmış gibi göndermişsiniz. Böyle bir yazı hem daha önce yayınlandı hem de size ait bir yazı-yorum değil; yazının sahibi var. İntihal sayılacak bir yazıyı, yayın ilkelerimiz açısından yayınlayamıyoruz.

  8. THY/TEKNİK/İSG diyor ki:

    YAZININ ALTINDA y/p eö OLARAK BELİRTMİŞ OLDUĞUMU GÖRMÜŞ OLMALISINIZ.Kolay Gelsin…

  9. THY/TEKNİK/İSG diyor ki:

    Bu gönderimizin sizler tarafından gereğince değerlendirilmesini istiyoruz…

    Bir başka İnsanın kaleme aldığı ve emek verdiği hiç bir eser’i ya da çalışmayı sahiplenmek bize uyabilecek bir tarz değil.

    ^Daha önce bianet.org sayfasında yayınlanmış olan bir yazıyı,yazarın da ismini vermeden ve kendi yazınızmış gibi göndermişsiniz^cevabınız;bizlere karşı peşin hükümlü bir yaklaşım.Bu şekilde bizim ile ilgili akımızdan geçmeyen haksızca bir hüküm ve karara varmış bulunmaktasınız…

    Bilgilendirme tarzınız yanlış anlaşılmamıza ve emek verdiğimiz,vereceğimiz şimdiki ve daha sonraki paylaşımlarımıza gölge düşürecek içerikte.Yazarın kaleme aldığı yazının yayınlandığı ilk yer’in Bianet.org olmadığı hususunu da bilgilerinize sunarız.

    …………….,yol kalmıyor. (YP/EÖ) Paylaştığımız yazının son’u bu şekilde yayınlandığından ötürü olduğu gibi size gönderdiğimiz şeklidir.

    Sevgi ile İyi çalışmalar dileriz…

  10. THY/TEKNİK/İSG diyor ki:

    Sevgili Bahadır Altan,İlk kez sana katılıyorum(z).
    Sen cevab-ı teşekkür-ü Airport ta SEFA İNANLAR’a edersin(bakınız).
    Teşekkür bir borç senin için herhalde.Bizim kimseye ödeyecek borcumuz olmadı,olmamıştır ve olmayacaktır.Bu konuda müsterih ol.
    Bakıyorum Ezilenlerin Kurtuluş’u sitesin de de yayınlanmış bu yazın.
    Sol Defter de yazının sonun da yaşasın alın aklığı kardeşliğimiz diye sonlandırıken paylaşımını,Ezilenlerin Kurtuluşu sitesinde birde yedekleme yapmışsın.
    Yaşasın Sınıf Dayanışması diye.Artık sana bırak cavabı,söyleyeceğin her hangi bir sözüne değer katacak biri ya da birileri varsa senin ile öne çıksın.Biz hala olduğumuz yerdeyiz.Hava İş Sendikasındayız.EMEK EN YÜCE DEĞERDİR

  11. Devrimci selamlarımızla,
    “Hava-İş Sendikasında ÖRGÜTLÜ/THY-TEKNİK-İSG(SABİHA GÖKÇEN)Çalışanları…” rumuzu ile başlatılan polemik, süren tartışmaların sonunda yine aynı rumuzla; “Bakıyorum Ezilenlerin Kurtuluş’u sitesinde de yayınlanmış bu yazın…” diyen bir ekle yedeklenniyor. Sona düşen bu yedekleme not bir tür siyasal tehditte içeriyor; “söyleyeceğin her hangi bir sözüne değer katacak biri ya da birileri varsa senin ile öne çıksın…”
    İşçi sınıfının dilinde küfür vardır. İşçi sınıfının bileğinde gücü de vardır ve nerede kullanacağını bilir. Şair ruhlu olma gayretinde olanlar bilsin ki; Sınıf mücadelesinde susturucu da kullanılmaz! Sınıf adına çıkıp da etrafa tehdit savurduğunu sananlardan da hesap sorulur. Sorarız! Bu işler ise İtanbul efendisi edalarıyla olmaz…
    İlgilisine; Bahadır kaptanı kişisel olarak hiç tanımayız. Dar anlamda bir “yandaş”lığımız, yoldaşlığımız da yoktur. Bu cümleden de anlaşılacağı üzere, akçeli işlere dair de bir alaveremizin olması mümkün değildir…
    Ezilenlerin Kurtuluşu, ezilenlerin geniş cephesi içinde sınıf perspektifiyle saf tutar. Ama, ezilenlerin ve işçi sınıfının içinde de saflaşmadan yanadır -lâkin sınıf mücadelesi de öyle saf bir biçimde yürümüyor. Yürütülmüyor. Sendika bürokrasisi ve sendikal ağalık sistemi de bu döstergelerden biridir…
    Ezilenlerin Kurtuluşu; “Komünistlerin, işçi sınıfının çıkarından başkaca bir çıkarı olamaz” ilkesiyle hareket eder. Kendi görüşlerini -aracısız ve rumuzsuzca- Ezilenlerin Kurtuluşu (EK) imzası ile yayınlar. İnternet sitesinde yer alan diğer yazılar da bu ilkeler temelde ele alınarak değerlendirilir ve seçilir. Birilerini çok kızdıran ve saldırganlaştıran Bahadır kaptanın metnini de bu temelde yayınladık…
    Genel olarak sendika ağalarına dair, özel olarak da -sol içinde de yer aldığını bildiğimiz ve gördüğümüz- solcu sendika ağalarına dair birileriyle aynı düşüncede olmadığımız açıkça ortada. Dolayısıyla da; pratiğimiz de aynı olmayacaktır…
    Ezilenlerin Kurtuluşu dün TEKEL direnişinde de taraftı. Sadece AKP Hükümetine ve hatta sermaye devletine karşı olmakla iş bitmiyor. Sermayenin ajanlarıyla da mücadele etmek gerekiyor. Türk-İş’in ve Tek Gıda-İş’in sendika ağalarıyla olduğu gibi. TEKEL direnişçilerinin anti bürokratik mücadelelerinin -anlayan ve anlamak isteyenler için- oldukça öğretici olduğunu düşünüyoruz…
    Ezilenlerin Kurtuluşu, bugün; Tezkoop-İş’te yaşananlar karşısında da tarftır. Taşeron şirket kuran bir sendikacı ihale alacağı işletmenin patronuna karşı işçinin hakkını savunabilir mi? Ya atanmış bürokrat sendikacılar? Tezkoop-İş 2 nolu şube işçileri ve üyeleri “Atanmış-Taşeron-İşbirlikçi Sendikacılara Hayır!” derken susan ve üç maymunu oynayanların da mutlaka bir çıkar ilişkisi var demektir. Bu sendikal zihniyetle elbetteki alaveresi olanlar çıkacaktır…

    Sendikalar işçilerindir, asalakların ve tüccarların değil…

    THY’de ve Hava-İş’de olanlarda bu mücadelenin bir iz düşümüdür. Tezkoop-İş’den bir işçinin deyimi ile; “anlatılan senin hikâyen”, işçi sınıfının hikayesidir…

    Ezilenlerin Kurtuluşu, hiç kimsenin arkasına saklanma ihtiyacı duymaz!
    Öne çıkma söylemleriyle de, kendisini; işçi sınıfının yerine ikame etme niyetinde hiç değildir…

    Mücadele alanlarında buluşmak dileğiyle.
    Ezilenlerin Kurtuluşu

  12. THY / TEKNİK / İSG diyor ki:

    THY-TEKNİK A.Ş 2 DÖNEM TOPLU İŞ SÖZLEŞME GÖRÜŞMELERİNDE 4. OTURUM BUGÜN YAPILDI :

    Ertelenen maddeler üzerinde yapılan tartışmalarda herhangi bir madde de anlaşma sağlanamadı.

    Bundan sonraki toplantı 8 Ekim Cuma saat 14.30 da THY Teknik A.Ş Yeni Hangar Zafer Orbay toplantı salonunda yapılacaktır.

    Sendika THY teknik A.Ş toplu iş sözleşme süreci ile ilgili toplantı tutanaklarını web sayfasının sağ sütununda güncel olarak yayınlamaktadır.

    04 EKİM 2010

    EMEK EN YÜCE DEĞERDİR

  13. THY / TEKNİK / İSG diyor ki:

    HAVA İŞ sendikası içerisinde bir vakit temsilci olarak *ATANMIŞ ama zamanla oradaki kirliliği görüp Hava iş mevcut iktidarında olan kişilerin asıl amacının mücele etmek değil, mevcudu ( sendikanın maddi,manevi imkanlarını kişisel çıkarlar için kullanmaya devam edebilmek yani iktidar erkini) korumak olduğunu ve yönetim kurulunun sadece …mış gibi yapmaktan öte bir işlevi olmadığını fark ederek ,….(Serkan Yürümez)

    Bu kaleme aldığın düşüncelerinin belgelerini kamuoyu ile paylaşman gerekmektedir…

    Gereğini yapan’a dek her onurlu ve namuslu insan olmanın gereği düşüncelerin ve pratiğin ile sana değer (verecek-vermeyeceğiz)…

    Eleştiri dozun senin kararındır.Ne yazık’ki Çalıştığımız İşyerlerinde bulunan insanların İş Yaşamında Örgütlü olduğu Sendika’dır konu…

    Geçmişden bu güne bedeller ödeyerek ekmeğimizi büyütmüş İşçi Yaşamına kattıkları ile Önderlik eden bir yapıdır sözler’i söylediğin.

    Teknik Çalışanı olmasanızda biliyorsunuz’ki; Teknik A.Ş sözleşmesi olanca yoğunluğu ile devam etmektedir İşveren ve Sendikamız Hava İş arasında.

    Sendikal Örgütlülüğümüzün Önderlerinin Her zaman olduğu gibi İşçi Sınıfı adına bu TİS sürecinide sosyal ve maddi anlamda kazanımlar ile tamamlayacağına inanıyoruz biz.

    Şu an Toplu İş sözleşmesi görüşmeleri Teknik A.Ş.Ailelerinin,yakınlarının bu günü ve geleceği ile ilgilidir ve önemlidir.

    ^Hükümetler ve İşverenler destekli^ Bu günkü hükümetinde koruma kalkanı altındaki Hak İş’de ki Çelik İş in açtığı yetki davaları sürdüğü za..man zarfında(davaları kazandık masada bizler varız).Sendika aidatlarını yatırmayan THY/Teknik İşvereni karşısında:

    ***GÖNÜLLÜLÜK İLKESİ TEMELİNDE ÜYELİK AİDATLARINI SENDİKAMIZ HAVA İŞ HESABINA İSTEYEREK YATIRAN***

    THY/Teknik İşçileri arkadaşların olarak bu dayanışmanın SENDİKAL HAYATLARIMIZA anlamlı bir katkı olduğunu da bilmekle beraber bu gururu da,Spartaküs’lerden bu güne kadar(gelmiş,geçmiş ve gelecek) bütün İnsanlar ile paylaşmaktan büyük sevinç duymaktayız…

    HAVA İŞ Sendikasında Örgütlü THY/TEKNİK/İSG Mensupları…05/EKİM/2010

    Kolay Gelsin.

    ***EMEK EN YÜCE DEĞERDİR***

  14. THY/TEKNİK/İSG diyor ki:

    Devrimci İşçi Hareketi İstanbul’da 3 Ekim günü HAVA İş Sendikası’nda “Emperyalizm ve İşbirlikçilerinin Dayatması 4-C’ye Karşı Mücadele Nasıl ve Kime Karşı Verilmeli?” başlıklı bir panel düzenledi.

    Genel İş Genel Başkanı Erol Ekici, SES Bakırköy şube yöneticisi Ebru Erbulan, profesör Mehmet Bekaroğlu, Paşabahçe direnişçisi Türkan Albayrak, avukat Şükriye Erden ve TEKEL işçisi Halil Acar’ın konuşmacı olarak katıldığı paneli 100 kişi takip etti.

    DİH adına Mehmet Yayla’nın yaptığı açılış konuşmasının ardından direnişleri ve saldırıları gösteren bir sinevizyon gösterimi yapıldı.

    Ardından sözü alan Erol Ekici 4-C için “sendikaları nasıl tasfiye ederim diye çıkardıkları yasadır” dedi ve bu süreci sadece TEKEL işçileriyle açıklamanın yanlış olacağını, bu ülkenin yeraltı-yerüstü kaynaklarının nasıl satılacağıyla ilgili olduğunu söyledi. Ekici emperyalizme ve işbirlikçilerine karşı örgütlenmek ve direnmek gerektiğini vurguladı.

    Ardından sözü alan profesör Mehmet Bekaroğlu ise kapitalizmin daha çok kâr, daha çok kaynak hırsının olduğunu, 70’li yıllardan itibaren kriz yaşadığını, acil sorunları için de hak gasplarına, ticarileştirmeye hız verdiğini ve o sürecin 4-C’ye kadar geldiğini anlattı.

    Mehmet Bekaroğlu’ndan sonra sözü alan Ebru Erbulan da 19Aralık katliamından önce Ecevit’in söylediği “IMF programlarını uygulamak için sokağa hakim olmamız lazım, sokağa hakim olmak için de cezaevlerini kontrol altına almamız lazım” sözünü hatırlatarak bir sunum gerçekleştirdi.

    Panele konuşmacı olarak katılan TEKEL işçisi Halil Acar da 24 senedir çalıştığını ve bunun sonucunda varolan haklarının da ellerinden alındığını söyleyerek, yaşadıkları baskılardan, sürgünlerden bahsetti.

    Acar’dan sonra sözalan avukat Şükriye Erden 4-C’nin hukuki boyutuna ve sürecine değinirken kanla, emekle, bedelle kazanılan hakların gasbedildiğini söyleyerek kimsenin kendisine sıra gelmeyeceğini zannetmemesi gerektiğinin önemini vurguladı.

    Son olarak kendisi de 4-C mağdurlarından olan ve 80’i aşkın gündür direnişte olan Türkan Albayrak, taşeron sisteminde yarın nerede olacağını, işten çıkarılıp çıkarılmayacağını bilmediğini ve belirsizlikler içinde yaşadığını söyleyerek “herkes direnmeli, ben bunu gösteriyorum” dedi.

    Konuşmacıların ardından paneli takip eden TEKEL işçisi Metin Arslan ve itfaiye işçisi Ömer Sert kendi yaşadıkları süreçlerden bahsederek sendika bürokrasilerinin kendilerini nasıl aldattığını söylediler. Ardından dinleyicilerden sorular alınarak panele devam edildi. Sendikal bürokrasiyi aşmanın ve nasıl cephe tarzı direnişler örgütleneceğinin sorulup cevaplandığı bölümde ideolojik mücadelenin önemi, devrimci sendikacılık yapmanın zorunluluğu anlatıldı.

    Panelde gösterime sunulan kısa film izleyiciler tarafından ilgi ile izlendi…

  15. THY/TEKNİK/İSG diyor ki:

    THY A.O’da İŞTEN ÇIKARMALAR YASA DIŞIDIR VE TİS İHLALİDİR :

    Hava-İş Sendikası dünden itibaren Yer İşletme İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya, Adana istasyonlarında işlerin TGS’ye devredilmesi gerekçe gösterilerek ve toplu iş sözleşmesinin 8.madde ki kesin hükmüne aykırı olarak yapılan iş sözleşme fesihleri konusunda aşağıdaki açıklamayı yapmıştır.

    HAVA-İŞ SENDİKASI BASIN AÇIKLAMASI :

    Değerli Kamuoyu ve Basınımıza;
    THY A.O’da, işlerin TGS şirketine devri nedeniyle işten çıkarmalar YASA DIŞIDIR, AÇIK TOPLU SÖZLEŞME İHLALİDİR!

    Bu gün itibarı ile sendikamıza ulaşan bilgilere göre, 22. Dönem toplu iş sözleşmesinin 8. Maddesinde açıkça imza altına alınan kısmen veya tamamen kapatılan işyerlerindeki personelin şirketin bir başka departmanında mutlak istihdam edilmesi yönündeki hüküm YAŞADIŞI bir işlemle THY Yönetimince yok sayılmıştır.İstanbul, Ankara İzmir, Antalya ve diğer illerdeki 70’e yakın üyemizin iş akitleri toplu iş sözleşmesinin amir hükmüne rağmen tek taraflı feshedilmiştir.

    Toplu iş sözleşmesi masasında işveren yetkililerince, “ bu sözleşmede yazılan her madde bizim namusumuzdur, bu nedenle ihlallere kesinlikle izin verilmeyecektir” şeklinde tüm sözleşmeyi izleyenler önünde yapılan açıklamalarla taban tabana zıt bu uygulama, hangi namus kriterine dayandırılmaktadır?

    THY A.O yönetimi altına imza attığı sözleşme metnine sadık kalmadığı takdirde, THY A.O’da yeniden tesis edilmeye çalışılan iş barışı ve huzurunu, sonucu kestirilemeyecek nitelikte tehlikeli bir mecraya sokacaktır.

    Büyüme ve Avrupa’nın ilk üç havayolundan biri olma hedefi, çalışanların en verimli bir noktada TGS şirketine işlerin devredilmesi gerekçesi ile şirketten uzaklaştırılmaları ile çelişmektedir. Büyümenin hafife alınarak işlerin hızla parçalanarak şirket dışından alınması, uçuş emniyeti için büyük risk yaratmaya davettir. Bu işlemlerle oluşacak her olumsuzluk artık THY Yönetiminin sorumluluğundadır.

    Sendikamız 23 Ağustos’ta ilk YASA DIŞI işlemin başlatıldığı Yer Teçhizat Atölyesinde olay ile ilgili resmi yazı ile ve Uyuşmazlıkları Çözüm Kurulu’nu toplantıya çağırarak gerekli uyarı ve görüşlerini işverene iletmiş yapılan yanlışlığın düzeltilmesini talep etmiştir. Bunun yanında 2 kez THY Genel Müdürü Temel KOTİL İle görüşmüş 8. Maddenin TGS’ye devirden etkilenen tüm sendika personeline eksiksiz uygulanmasını talep etmiştir.

    Görülüyor ki tüm bu resmi girişimlerimize THY Yönetimi yine YASA DIŞILIĞI sürdürmekle yanıt vermiştir. Daha dün demokratik bir yeni ANAYASA getirdik diyen bir hükümetçe atanan THY Yönetimi keyfi ve yasadışı bir işlemi arsızca ve acımasızca uygulayabilmektedir. Borcuna ve attığı imzaya ihanet eden bu yaklaşım bu ülkede demokrasi adına söylenenlerin de koca bir yalan olduğunu göstermektedir.

    THY A.O Yönetimi’nin “TİS ihlalleri ile iş barışı ve huzurunu dinamitleyen bu yaklaşımları” THY A.O 23.Dönem toplu iş sözleşmesinin başlayacağı bu aşamada şirkete büyük zarar verecektir. THY A.O’da 23. Dönem toplu iş sözleşmesi ile ilgili 2822 sayılı yasanın düzenlediği toplu iş sözleşmesinin yürürlük süresinin bitiminden 120 gün önce taraflar yeni toplu iş sözleşme yetki prosedürünü başlatabilir hükmü çerçevesinde;

    Sendikamız bu süreci 16 Eylül 2010 tarihinde T.C Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na başvurarak başlatmıştır.

    Bu anlamda THY A.O Yönetimini imzalarına sadık kalmaları yönünde son kez uyarıyoruz. Bu konudaki talebimiz bir lütuf değil bir gerekliliktir. Genel Merkez ve Şubelerimizde iş akdi feshedilen üyelerimizle konu değerlendirilmekte olup, kurullarımızın alacağı kararlar çerçevesinde sendikamız meşru haklarını sonuna kadar kullanacaktır.

    Bu noktadan sonra oluşabilecek iş barışı ve huzurunu ortadan kaldıracak olumsuzluklarla ilgili sendikamız sorumlu olmayacaktır.

    HAVA-İŞ GENEL MERKEZ YÖNETİM KURULU

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir