Sendikacılıkta Umut Işığı

Sol Defter- Haber - 27 Eylül 2010 - İşçi Gündemi

facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Hava İş içinden çoğunluğu yıllarca temsilcilik yapan tabandaki işçilerin oluşturduğu muhalif bir işçi inisiyatifi olarak doğan Gökkuşağı Haraketi sendikacılıkta bir umut ışığı olabilecek mi?

Konuyla ilgili kafa yoran Bahadır Altan‘ın www.airkule.com ‘da kaleme aldığı uzun soluklu yazısı yukarıdaki soruya yanıt arıyor:

– Konuyla ilgili kafa Haber İş Genel Merkez yönetimi, parasal konulardaki istismarlarla hem geçen ay hem de 22 Eylül’de Birgün Gazetesi’nde manşet oldu. Bu sendikanın muhasebe müdürü aynı zamanda genel başkanın oğludur! Sağ cenahtan bu genel merkezin İstanbul Şubesinin Başkanı ise “Solcu!” Şube Başkanı genel merkezle uyumlu çalışarak önce seçimle belirlenen delegeleri kabul etmeyip atama yoluyla kendi belirlediği delegelerle, şube kongresinde iktidarını korumuş. Şimdi de işçinin oyuyla seçilmiş baş temsilciyi görevden alıyor. Kimi “sol” partiler de şube başkanlığında “bizden biri olsun çamurdan olsun” mantığıyla işçilere karşı olan bu uygulamalara sessiz kalıyor, hatta destekliyorlar. (Ayrıntıları ve işçilerin seçtiği temsilci Yener Ünal’ın açıklamalarını www.soldefter.com adresinde bulabilirsiniz.) Bu anlayışla işçiler önünde itibar kaybeden sadece bu şube başkanı değil bu antidemokratik tavra sessiz kalan “soldur.” Diğer bir örnek ise yine Türk-İş içinde “sol ve muhalif duruşlu!” bilinen Hava-İş’ten.

“Bilinen” diyorum çünkü “muhalif duruş” işçilerle olan duruştur, lafla değil. Bu anlayışla da işçilerin olmayacağı çok açık. Sendika sitesinde www.havais.org.tr “İşçilerin işyerinin yönetimine katılması neden istenmez?” başlıklı, çok da güzel bir yazı var. Genel Sekreter, işverenin tutumunu “kendine liberal” bulup, demokrasinin nimetlerini anlatmış. Ama Hava İş sendikasında işçiler kendi temsilcilerini seçemiyor!

Atama yoluyla belirlenenler ise işçiyle değil sadece yönetimle “sıkı bağlar” içinde. Üyelerinin talepleri ve hatta bir önceki temsilciler kurulunun kararına rağmen üye aidatlarının nerelere harcandığı konusunda tek bir açıklama yapamıyor. Kendisini iktidara taşıyan üç şube başkanının altına işçilerin parasıyla Passat arabalar alıyor. Sonra da Genel Başkan parasızlıktan yakınıyor! İşverenin tutumuna bu çok haklı eleştiriyi yapan bir sendika, kendi üyesi olan işçilerin sendika yönetimine katılmasına gelince neden yan çizer?

İşte zurnanın zırt dediği yer burası. Kitlenin atananlara ve atamayı yapan yönetime güven duymadığı ve böyle bir anlayışın arkasında durmadığı, bu nedenle 12 bin üyeli sendikanın “Grev Kararı Asma” eylemine 150 kişinin katıldığını fark etmiyorlar mı? Dışarıda Hava İş gibi şov yapıp içeride işverenle ortak, taşeronlaşmanın, özelleştirmelerin ve işten çıkarmaların önünü açan, “ikale sözleşmelerini” işverene kendisi teklif eden sendika yönetimi çok öğündükleri “tecrübelerini” şimdi işçilere bunları başarıymış gibi yutturmada kullanıyorlar. Amaçlarının işçileri sürece katarak, onlarla birlikte gerçekten sınıf adına başarı kazanmak olmadığı çok açıktır. Cevizli Tekel İşçisi Metin Arslan “Hava İş bizim adımıza nutuk atmaktan başka ne yaptı?” diye soruyor.

(http://www.airporthaber.com/all_comments.php?n=651&t=c)  Gökkuşağı Hareketi bu düşüncelerle Hava İş içinden çoğunluğu yıllarca temsilcilik yapan tabandaki işçilerin oluşturduğu muhalif bir işçi inisiyatifi olarak doğdu. Kişileri değil sistemi değiştirmeyi hedefleyen on bir maddelik alternatif bir sendikal model açıkladı.

http://www.gokkusagihareketi.com Bu hareket sendikal bürokrasinin deşifre olmasında büyük bir rol oynayarak genel kurulda 21 yıllık iktidarın her türlü baskı ve oyununa ve delege sisteminin azizliğine rağmen oyları eşit çıkarmayı başardı. Geçersiz sayılan bir oyun yargıç tarafından geçerli kılınmasıyla mevcut yönetim iktidarını sürdürse de, Gökkuşağı Hareketi işçilerin ezici çoğunluğunun desteğini aldı. Aralık ayındaki bu başarı ve sonrasındaki TEKEL işçilerinin sendikacılara rağmen ülkede estirdiği rüzgar, farklı iş kollarından muhalif işçilerin sendikal bürokrasiye karşı birleşmelerinin önünü açtı. İşçilerin tabanda birleşmeleri tepedeki profesyonelleri haklı olarak fazlaca rahatsız ediyor. Süreç içinde kendileri de birer patron olan sendikacılar şimdilik koltuklarını korusalar da artık deniz bitti. Önümüzdeki günlerde başta Hava İş olmak üzere çoğunluğu Türk İş’e bağlı sendikalarda tabanın sesi daha kuvvetli çıkacak. Sol siyasi partiler, emekten yana örgütler, sendikaların tepesindeki sol görünümlü bu gerici yapıları sorgulamalı, artık kendilerine de bulaşarak onları da dibe doğru çeken kirliliğin farkına varmalı, kişisel iktidarların değil işçilerin sesine, tabanın sesine kulak vermelidirler. Gökkuşağı Hareketi’nin temel sloganı ise adeta bu kirliliğe inat, sınıfın özlenen berrak sesini kulaklara taşıyor:

“Yaşasın Sınıf Kardeşliği, Yaşasın Alın Aklığı Kardeşliği” Emniyetli uçuşlar…

http://www.internethaber.com/sendikacilikta-bir-umut-isigi-296281h.htm

facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: Haber-İş / Hava-İş / TEKEL işçileri /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir