TEKEL işçisi hükümete de sendika yönetimine de öfkeli

N. Cemal - 6 Ekim 2010 - İşçi Gündemi / Türkiye Solu

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Tekel direnişçileri istanbul’da;

4 C’YE KARŞI MÜCADELE ETMEYEN SINIFA İHANET EDER!

04.10 2010 günü erken saatlerde, çeşitli illerden İstanbul’a gelen 50 kadar TEKEL işçisinin gündeminde yine 4 C kölelik yasası ve güvencesiz çalışma koşullarına karşı mücadele vardı. Bu temelde de, Tekgıda-İş Sendikası’nın uzlaşmacı ve işbirlikçi tutumunu eleştirmeye ve sendikayı eyleme teşvik etmeye kararlıydılar.

Tezkoop-İş 2 nolu şube’de toplantı…

TEKEL işçilerinin, Mecidiyeköy’de bulunan Tezkoop-İş Sendikası 2 Nolu Şubesi’nde toplanmalarının da ayrı bir önemi vardı. Tezkoop-İş Sendikası 2 Nolu Şubesi, genel merkezin taşeron işletme sahibi yöneticilerinin atadığı 5 Nolu Şube yönetimine karşı mücadelenin yoğunlaştığı bir süreçti. 2 Nolu Şube işçi ve yöneticilerinin, sendikalarına sahip çıkmak için şube binasını devralma eylemi daha yeni gerçekleşmişti. Dolayısıyla da, çeşitli illerden İstanbul’a gelen 50 kadar TEKEL işçisinin, eylemlerinin niteliğini belirleme toplantısını, Tezkoop-İş Sendikası 2 Nolu Şubesi’nde yapmalarının sendika ağalarına karşı mücadele açısından da önemi vardı.

4 C kölelik yasası ve güvencesiz çalışma koşullarına karşı…

Uzun süren tartışmalar ve değerlendirmelere, yol yorgunluğunu giderme amaçlı kahvaltı sohbetleri de eşlik etti. TEKEL işçileri sonunda, eylem takvimlerinin ilk aşamasına karar verdiler; Tekgıda-İş Sendikası Genel Merkezi’ne gidilecek, başkan ve yöneticilerle görüşülecek. Sendikanın uzlaşmacı ve sınıf işbirlikçi tutumu yüzlerine karşı bir kez daha eleştirilerek, 4 C kölelik yasası ve güvencesiz çalışma koşullarına karşı mücadele çağrısı yapılacak.

Sabah saatlerinde yapılan ön izlemelerle sendika merkezinin polis ablukası altında olduğu tespit edildi ve sendika yöneticilerinin kendilerini sendika merkezine sokmama ihtimalinin yüksek olduğu belirlemesinde bulunuldu. İçeri sokulmamaları ve görüşme taleplerinin reddedilmesi durumunda ne olacaktı? Sendikanın önünden ayrılmamak yönündeki öneriler gelişerek, süresiz oturma eylemi başlatmaya dönüştü.

Ölümden Öte Köy Yok…

Saat 14.30 hedeflenerek döviz ve basın açıklaması metninin oluşturulma çabaları başladı. TEKEL işçilerinin her biri yeni bir slogan önerisi sunuyor, oracıkta yeni sloganlar üretilmeye çalışılıyordu. “Ölümden Öte Köy Yok, Hakkımızı Almadan Dönmek Yok!” denilerek kararlılık belirtiliyordu. Karınca telaşı ve üretkenliği ile kısa sürede taşınacak dövizler ve basın açıklaması metni hazırlandı. Belirlenen saatte de Tekgıda-İş Sendikası Genel Merkezi’nin önüne gelindi.

Tekgıda-İş polis sendikası mı?..

Çevik kuvvet polisleri ile -içerden ve dışardan- kuşatılmış bir sendika ile karşılaştılar. TEKEL işçilerinden biri “Tekgıda-İş polis sendikası mı, işçi sendikası mı?” diyerek tepki gösterdi. Bahçe kapısında önleri kesildi; güvenlik şube, sendikalar masası ve çevik kuvvet polis şefleri tarafından “içeri giremezsiniz” denildi. TEKEL işçilerinden tepki ve slogan sesleri yükselmeye başladı; “İşçiyi Satan Sendikayı Biz De Satarız”, “Kahrolsun Sendika Ağaları”, “4 C’ye Hayır!”

Laf atma…

Tartışmaların ve soruların ardından polis şeflerince; “bizi buraya sendika yöneticileri çağırdı” denildi. Sendika yöneticilerinin talimatıyla da “içeriye ancak iki temsilcinin alınabileceği” söylendi. Öneri hemen reddedilerek; “burada her ilden arkadaşımız var, hepsi de kendi illerindeki TEKEL işçilerini temsil ediyorlar”, “iki temsilci olmaz, sendika yöneticilerimiz bizlerle yüzleşmekten korkuyorlar mı?” denildi. Sendika personelinden birinin polislerin arkasına sığınarak laf atması üzerine TEKEL işçileri polis kuşatması altındaki bahçeye girerek tekme tokat cevap verdiler. Şahıs polisler tarafından kaçırılarak sendika binasına götürüldü. TEKEL işçileri zorlukla sendika bahçesinden çıkartıldılar.

Polisin arkasına saklanıyorlar…

Kapı önündeki bekleyiş sloganlar eşliğinde devam etti ve “buradan ayrılmayacağız, süresiz oturma eylemi başlatıyoruz” denildi. Karşı kaldırıma geçerek oturma eylemine başlandı. Bu arada basın gelmeye başlandı. Topluca ayağa kalkan TEKEL işçileri sendika bahçesinin girişinde basın açıklamasına başladılar. Basın açıklamasını TEKEL işçisi Türkiye Askar okudu; “4 C’YE KARŞI MÜCADELE ETMEYEN SINIFA İHANET EDER!” vurgusunun üstüne baba basa okudu.

Türkiye Askar’ın tepkisi basın açıklaması metni bittikten sonra da devam etti ve bir süre konuşma yaptı; “Buradayız, kendi sendikamıza polis kuşatmasından giremiyoruz. Sendika yöneticilerimiz bir kez daha polisin arkasına saklanıyor…”

Türkel sendika’nın arka kapısından kaçtı…

Sloganlar, tepkiler, yer yer tekil ajitasyon çıkışlarıyla süren oturma eylemine ziyaretçi geliş gidişleri de arttı. Akşama doğru sendikadan çıkış yapan araçlarda başkan Mustafa Türkel arandı. Daha sonra Türkel’in sendikanın arka kapısına çağırılan ticari bir taksi ile kaçtığı ve kendi aracını sendikada bıraktığı öğrenildi. İşçiler; “Kaçtı, yakalayıp hesap soramadık” dediler. Karşı kaldırıma kilimler, battaniyeler serildi. Oturan ve uzananlar oldu. Akşam yemeği geldi, sıcak çorbalar içildi. Gelen her ziyaretçiyle birlikte sürekli olarak yeni değerlendirmeler de yapılıyordu. Umulanın aksine, küçük burjuva orta sınıf bir semtte bulunan sendika merkezinin komşularından da destekler gelmeye başladı. Çay, börek, yiyecek getirenler, “karavanımı buraya çekeyim kullanın” diyenler, bağış amaçlı para yardımı teklif edenler bile oldu. TEKEL işçileri hemen, basın açıklaması metnini çoğaltarak yoldan geçenlere dağıtma kararı aldılar.

Kızdıran bir gelişme…

Akşama doğru TEKEL işçilerini kızdıran bir gelişmenin haberi geldi. Toplantı yaptıkları Tezkoop-İş Sendikası’nın 2 Nolu Şubesi, TEKEL işçilerinin çıkmasının hemen ardından atanmış 5 Nolu Şube’nin bilinen iki ismi tarafından “ziyaret” edilmişti; “Rabia ve Elvan gizlice gelerek kapı kilidini değiştirmişler…” Tanıyan bir işçi hemen eklemede bulundu; “biz binadan çıkarken Elvan karşı binanın kapısında sivil polislerle sohbet ediyor ve uzaktan bizi izliyordu.” “Demek ki TEKEL işçilerinin eylemini ve Tekgıda-İş Sendikası’na gelmemizi fırsat bilmişler…”

Çadırlar ve ilk gece…

Saat 21.00 olduğunda ise arkada bulunan parka üç adet çadır kurulmuş, çadırın en büyüğü de kadınlara tahsis edilmişti. Gece, umuda yatanlar oldu. Soğuk, nemli ve esintili İstanbul gecesinde gözüne uyku girmeyenler çoğunluktaydı. Sohbetlerle soğuk ilk gece geçirildi. Sabahın ilk ışıkları görüldü; güneş bir kez daha TEKEL işçileri tarafından uyandırıldı.

Polisi biz çağırmadık, siz getirdiniz…

5 Ekim sabahı gelen sendika yöneticiyle karşılıklı ama uzak konuşmalar oldu. Yöneticilerden Mecit Amaç; “polisi biz çağırmadık, siz getirdiniz”  gibisinden laflar atarak sendika bahçesine girdi. TEKEL işçileri tepki gösterdi; “siz çağırmasanız, izin vermeseniz polis kapıdan içeri adımını bile atamaz” diye söylenenler oldu. Mecit Amaç; “sizinle görüşecektik ama bize küfür ettiniz…” diyerek uzaklaştı. İkinci gün ilk temas ve diyalog bu minvaldeydi.

İlk pankart…

Kahvaltı yapıldı. Saat 12 gibi küçük dövizlerin yerini büyük pankartlar almaya başladı. İlk asılan pankart da yine o vurgu vardı; 4 C’YE KARŞI MÜCADELE ETMEYEN SINIFA İHANET EDER!

Polis sendikayı terk etsin…

Gelen dayanışma ziyaretçileri arasında sendikacılar da vardı. Öğleden sonra bu dayanışmacılar içeri girerek TEKEL işçilerinin taleplerini ilettiler. Görüşmelerin sonucunda ise TEKEL işçilerinin öncelikli ilk talebi; “sendika yönetimi polisi hemen geri çeksin, polis sendikayı terk etsin” oldu. Bu arada Tekgıda-İş Sendikası’nın da 06.10.2010 tarihinde bir karşı basın açıklaması yapacağı duyuruldu.

Ziyaretçiler…

Akşam saatlerinde ziyaretçiler arttı. Ziyaretçiler arasında Tezkoop-İş Sendikası 2 Nolu Şubesi’ne üye işçiler ve yöneticiler de vardı. Mahkeme ve savcılık arasında geçen günleri paylaştılar. Geceyle birlikte polis ekipleri nöbet devir teslimi yaptılar. TEKEL işçileri soğuk ve nemli bir İstanbul gecesine daha hazırlanmaya başladı.

Yağmur ve korunaklı Ankara çadırları…

6 Ekim’de TEKEL işçileri yeni güne yağmurla başladı. Ankara çadırlarına benzer ve yağmurdan korunaklı barınaklara ihtiyaçlarının olduğunu açıkladılar. Tahtalar, naylon ve brandalar, ısınma malzemelerinin tedariki için dayanışmacılarına destek çağrılarında bulundular.

Bu çağrılar sonucunda, naylonlarla oturma yerlerinin üstü kapatalıp altlara tahta konularak mekan yağmura dayanıklı hale getirildi. Öğlen ise bir kamyonetle kereste getirilmesine ve Ankara’daki çadırkent stili daha korunaklı bir barınağın kurulmasına karar verildi.

Yine öğlen saatlerinde sol/sosyalist gruplardan dayanışmacıların ziyaretleri arttı. Kızıl bayraklarıyla “Halk Cephesi” kitlesel ziyarette bulundu. Çevreden de yiyecek ve içeceklerle ziyaretçiler gelmeye devam etti.

TEKEL işçileri, akşam saatlerinde getirilen sıcak ev yemeğini yediler. Saat 20.00 itibariyle de bağlama ve türküler eşliğinde halaya başladılar.

Gelişmeleri aktarmaya devam edeceğiz…

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: Tek Gıda-İş / TEKEL işçileri /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.