TEKEL işçileri mücadelenin tek öznesidir

N. Cemal - 15 Ekim 2010 - İşçi Gündemi / Türkiye

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

TEKEL işçileri mücadelenin tek öznesidir

Türkiye hasta…

Yoğun yağmur ve soğuk, çamurlar içindeki direniş çadırları, beslenme, hijyen koşulları ve sağlık problemleri mücadelenin bir parçası oluyor. Dayanışmacıların ilaç yardımlarının önemi de bu noktada kendini gösteriyor. Direnişin önemli isimlerinden biri olan ve ilk gün basın bildirisini okuyan Türkiye hastalandı ve yüksek ateşle yatıyor…

Karşı safta…

TEKEL işçilerinin mücadelesi sol/sosyalist hareket için de bir turnusol kağıdı niteliğinde. Bilinen bir çok sol grup, akım ve örgütlenme, direnişçi TEKEL işçilerini desteklemek yerine sendika ağalarının kuyrukçuluğunu yapmaya devam ediyorlar. Sendika bürokrasisi ile çıkar ilişkileri üzerinden baktıkları süreçte karşı safta yer alıyorlar. Bu husus TEKEL işçilerince sıklıkla değerlendiriliyor ve tepki çekiyor…

Biz TEKEL işçisiyiz…

Hava-İş yöneticilerinin saldırıları bugün de TEKEL işçilerinin önemli gündemleri arasındaydı. İsim ve kimlikleriyle ortaya çıktılar, sendika ağası Atilay Ayçin ve saldırgan bürokratlarına cevap vererek; “Biz TEKEL işçisiyiz” dediler. Bu temelde bir basın açıklaması yaptılar. Kendileri ile ilgili çıkan haberleri okuyup değerlendirdiler. Aralarında tartıştılar. İnternet üzerinden kendi eleştiri ve yorumlarını yazıp ilettiler. TEKEL işçisi olarak açık-seçik bir biçimde ve hiç tereddüt etmeden kendilerini “deşifre” ettiler. “Sınıf dostlarımızla dayanışma için oradaydık” dediler. Kendilerine saldıran Hava-İş yöneticilerinin isimlerinin basına ve kamuoyuna yansıması karşısında “deşifre edildik” diye yakınmalarına da cevap vermiş oldular…

Devrimci Marksistler…

Dayanışmacılar arasına katılan şairler de oluyor: Ruhan Mavruk TEKEL işçileriyleydi. Bugün UİD-Der’den de dayanışma ziyaretine gelenler oldu. Daha önceden İşçi Demokrasisi, İşçi Cephesi ve DİP-G TEKEL işçilerini ziyaret etmişti. Sınıf Mücadelesi ve Ezilenlerin Kurtuluşu ise ilk günden itibaren sessizce dayanışma katkılarını sunuyorlar. Devrimci Marksistlerin TEKEL işçilerinin yanındaki yeri ve duruş biçimleri de netleşiyor. UİD-DER’in, sendikacılarla aralarının açılmamasına dikkat eden “Marksist Tutum”u bu noktada ve yaptıkları ziyaretle dikkat çekici…

TEKEL işçisine ne kazandırdınız?..

Yaşanan sorunların gerçekliği karşısında herkes umduğunu bulamaya biliyor. TEKEL işçisi, çözüm kadar sorunları ve önlerini tıkayanları da konukları ile açıkça tartışabiliyor. Ziyaretçi solculardan oldukça farklı olarak, zafer çığlıklarından daha çok kendi gerçeklerini ve arkalarında bekleyen yaşam gailelerini, geçim derdini ortaya koyarak çözüm arıyorlar. Bu nedenle de, TEKEL işçisi İmam’ın çizdiği tablo ve ruh hali bugün ziyarete gelenleri çok şaşırtmış olmalı? İmam, 78 günlük “çadır kent” direnişleri de dahil, sürece dair sol/sosyalist yapıları eleştiriyor ve “15-20 bayrakla gelip slogan atmakla ne yaptınız ki?”, “TEKEL işçisine ne kazandırdınız ki?” diye soruyor…

Kontrol TEKEL işçilerinde!..

Umut-umutsuzluk ikilemi ile sınırlı yaklaşımların ajitatif keskinliği TEKEL işçileri için yetmiyor. Onlar gerçekçiler, çünkü işçiler. Dayanışmacı sol/sosyalist güçlerin kendilerine yönelik yaklaşımlarına da itiraz edebiliyor, uyarıyorlar. Örneğin, kurdukları çadırda “misafirlerin kalış biçimlerine ve duruşlarına” yönelik ciddi eleştiriler getirebiliyorlar. Bunun için toplantılar yapıp kararlar alıyorlar. Direniş çadırında dayanışmacı misafirlerin “gece kalmaları” da, kendi haklı gerekçelerine bağlı olarak engellenebiliyor. Bu nedenle ve alınan kararla “gece burada kalmayın” diye uyarılan ve uzaklaştırılanlar var. Kontrol TEKEL işçilerinin elinde. “Yanlış yapacaksak da kendi yanlışımızı yapalım…” diyorlar…

Bizi onlar mı koruyormuş?…

Sol/sosyalist gurupların TEKEL işçilerinin direnişini “kendilerine mâl etme” eğilimleri en tepki çekenler arasında. Kendileri ile ilgili haber ve yorumları internet üzerinden takip ederken bir metne rastlıyor ve yüksek sesle okuyorlar. Sesli yorum ve tepkiler dile getiriyorlar. Metnin içindeki bir bölüm -deyim yeride ise- bazı TEKEL işçilerini çileden çıkartıyor;

“Polis şefi, afişlerde tek tek neler yazdığını kaydederek, resimleri kontrol edip kaç kişi olduğumuzu anlamaya çalıştı. Etrafı iyice kolaçan eden büyükbaşlar, belli ki saldırı hazırlığındalar. Onları görür görmez çadırda uyuyanları kaldırdık herhangi bir saldırı durumunda hemen karşılık vermek için 10 gündür hazır bekliyorduk…” (13.10.2010/Alınteri)

Bir TEKEL işçisi “uyumuyorduk ki, çoğumuz uyanıktık ve sohbet ediyorduk” diyor ve kızarak ekliyor “polislerle biz konuştuk…” Bir diğer TEKEL işçisi “bizi onlar mı koruyor muş…” diyor. Bir başka TEKEL işçisi ise, “bu yazıyı önceden görseydik onları daha farklı uyarırdık…” diyor. Bazıları ise; “bu arkadaşlar aynı şeyi 1 Mayıs kürsüsüne çıktığımızda da yaptı…” diyorlar…

“İşçi Sınıfının Kurtuluşu Kendi Eseri Olacaktır” sözleri kulağımıza geliyor ve TEKEL işçileri mücadelenin tek öznesidir diyoruz.

TEKEL işçileri mücadele içinde öğreniyor ve öğretiyor…

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: 2. TEKEL Dİrenişi /

Comments

  1. İmam Yagıç-TEKEL İşçisi diyor ki:

    Slm dostlar,

    Ben bir tekel işçisi olarak antakyadan istanbula gelirken öyle haz doluydum ki, kendi kendime hayal kurup duruyordum; “acaba başkanlarım beni nasıl karşılıyacaklar?” diye. Kim öpüp hal hatır soracak, kim sevgi dolu kucaklacak, kim sarılacak diye.

    Ama, ne yazık ki tek gıda iş genel merkezine geldiğimde büyük bir bir hayal kırıklığı yaşamdım. Gördüklerime inanamadım, bir an için şaşırdım;
    “acaba burası emniyet müdürlüğümü” diye…

    Ama, ne yazıkki; burası tek gıda iş genel merkeziydi…

    Kendisini aile reisi olarak gördüğüm insan, ben evime girememeyim diye emniyeti ayaklandırmış. O sırada yine büyüklerimizin bir lafı aklıma geldi “otu çek köküne bak…” diye. Bende mustafa türkerin alkollu içeceklerden bu yana yaptıklarına baktım.

    Türkel, hep işçiyi satmış, ama hep kendini haklı göstermiş…

    Buna ek olarak, sarı sendikacılara destek olan “sol” söylemli bir gazeteye bakarak gözlerime inanamadığım. Bizleri nerdeyse, utanmasa marjinal gurup olarak yazacak. Kastettiğim Evrensel gazetesidir. Mustafa türkeri ise yere göğe sığdıramamış…

    Kısacası dostalar, ben burda tekel ateşinin yine ülkenin dört bir yanını saracağını düşünmüştüm. Ama, kimi gurupların tekel işçilerini rant amaçlı olarak kulanma niyetinde olduğunu gördüm. Bende bir tekel işçisi olarak bunu kabullenemedim…

    Yalnız, suç onların değil; benimle 78 gün boyunca sırt sırta dayanıştığım tekelci bazı arkadaşlarımın. Beni yalnız bırakmaları, daha da kötüsü mustafa türkelin yalanlarına inanmaları…

    Tüm devrimci yoldaşlarıma saygılar sunuyorum ve bu arkadaşlarıma kızdığımı belirterek; “artık tekeli bir köşeye bırakalım” diyorum…

    “Birimiz hepimiz hepimiz birimiz için yaşayalım”, mücadele edelim diyoru…

    Ayaklar baş olacaksa eğer, bunun yolu devrimci gurupların birleşmesi ile gerçekleşir…

    Hepinize saygılar.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.