EMEP de TKP gibi TEKEL işçilerini görmezden geliyor

Seyfi Adalı - 20 Ekim 2010 - İşçi Gündemi / Teorik Tartışmalar / Türkiye Solu

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

TEKEL işçilerinin 2. Direnişi karşısında  EMEP ve TKP birkaç nedenle yanlış tutum alıyor.

EMEP sessiz kalarak 2. TEKEL Direnişini yok sayıyor. İşçileri ziyarete bile gelmiyor. İşçilerle konuşup, onları dinleyip, onları anlamak gibi bir çabaya bile girmiyor. Baştan “biliyor”! Bir fikri ve yargısı var. “Sınıfın partisi” olmak böyle bir şey olmalı…

Evrensel gazetesi ise, bir gazete olarak 17 Ekim’de yapılan ve yaklaşık 800 kişinin katıldığı TEKEL işçilerinin yürüyüşünde haber değeri bulmuyor olmalı ki, konuyla ilgili haber yayınlamadı.

Aynı gazete, aynı gün Kocaeli’nde yapılan sendikal konferansta sendikaların tartışıldığını, tıpkı TEKEL işçilerinin ifade ettiği görüşlerin, sendika bürokrasisi eleştirisinin orada da yapıldığını haber olarak verdi. Bu yazılardan hiçbir sendika bürokratı alınmaz.

Bunun bir nedeni soyut biçimde bürokrasiden, sendikalarda işlerin iyi gitmediğinden söz etmek, aslında bürokrasi hakkında hiçbir şey söylememek demektir.  Hatta defalarca örneği görüldüğü gibi sendika bürokratları (özellikle de solcu olanları), onlardan daha büyük bürokratlar olduğu için sendika bürokrasisi eleştirilerine onay ve destek vereceklerdir.

Ancak eleştirinizi somut biçimde ifade ettiğiniz andan itibaren, işin rengi de değişir. Artık taraf olmanız gerekir. İkinci olarak, işte bu somut durumdur ki, TEKEL işçilerinin haber olmasını engelliyor. Tek Gıda-İş ya da Hava-İş Genel Merkezine eleştiri bu yayın organlarında yer almıyor. Kuşkusuz bunun “duygusal” kimi başka nedenleri de olabilir.

TEKEL işçileriyle ilgili Evrensel gazetesinde 16 günde yayınlanan tek haber (13 Ekim tarihli) ise, Tek Gıda-İş Genel Başkanının görüşüne uzunca yer verilen haberdir. Objektif gazetecilik böyle mi olmalı?

Ne yapılırsa yapılsın EMEP ve Evrensel gazetesi “dönmüyor” dese de, “Dünya dönüyor”. TEKEL işçileri, bir azınlık bile olsalar haklı bir davanın geleceğini temsil ediyorlar.

TKP’nin internet yayını sol.org da farklı değil. Yürüyüş haberi onlarda da yer almadı. Sol.org bu yürüyüşte haber değeri bulmadı. TEKEL işçileriyle ilgili olarak ise, 16 gün içinde beş-on satırlık sade bir bilgi verilmekle yetinildi.

Evrensel ve sol.org veya Sol Dergisi’nin sendika bürokrasisine itiraz eden işçilerin eylemleri karşısındaki subjektif habercilik tutumu gazetecilik açısından da sosyalist siyaset açısından da açıklanabilir değildir. Suskun kalmak, görmezden gelmek nasıl olabilir?

Yapılan eylemleri beğenmeyebilirsiniz. Açıkça yazma cesaretinde olmak gerekmez mi? Olumlu eleştiri olmaksızın işçiler nasıl öğrenir?

Eski Doğu Avrupa ülkelerinde ya da eski Sovyetler Birliğindeki parti yayınlarında olan sansürü bize bugün yaşatmaya kimsenin hakkı yok.

Kurulu düzene ve sendika bürokrasisine muhalefetin sesine tahammül edemeyenler, parti yönetimlerine muhalefeti kabul edebilir mi? Sadece bugün için değil, yarın iktidar olma halinde işçi sınıfına karşı uygulanacak siyasetin bugünden işareti olması bakımından da anlamlıdır bu tutum.

EMEP ve TKP’nin sosyalizm anlayışı esasen bürokratik bir sosyalizm anlayışıdır. Partinin her şeyi bildiği ve tek karar vericinin parti olduğu, işçilerinde parti karşısında hep borçlu durumda olduğu bir sosyalizm!

Nitekim Sol Dergisi’nin 13 Ekim tarihli sayısında yer alan “TKP TEKEL işçilerinden ne bekliyor?” yazısı da işçi-parti ilişkisini en açık biçimde ifade ediyor. Oysa bir beklenti içinde olunacaksa, işçiler TKP’den dayanışma bekler, destek bekler. TKP’nin TEKEL işçisinden ne bekleyebilir ki?

2. TEKEL Direnişi, son yılların en politik işçi eylemidir, bu gerçekleri ortaya çıkardığı için; tartışmaya açtığı için. Solda bürokratik yozlaşmanın sendikal alanda kalmayacağı, bunun sosyalist parti katında da yaşandığı daha önce ideolojik bir mevzu olurken, bugün için somut bir eylem içinde somut bir politik tartışma konusu olmuştur ve hayırlı bir tartışmadır.

Bütün bu eleştirilerimizin esasen Marks’ın Komünist Manifesto’da ifade ettiği politik yaklaşımdan kaynaklandığını belirterek, bitirelim.

Marks Manifesto’nun ikinci (Proleterler ve Komünistler) bölümünün hemen başında “Komünistlerin proleterlerle ilişkisinin aslı nedir?” diye sorar. Şöyle cevap verir: “Komünistlerin, tüm proletaryanın çıkarlarından ayrı bir çıkarları yoktur”. Devam eder “Proletarya hareketini biçimlemek üzere özel ilkeler koymazlar” der.

Bu iki cevapla TKP ve EMEP’in tutumlarını karşılaştırın.

Karşılaştırdığımda benim vardığım ilk sonuç, EMEP ve TKP’nin TEKEL işçilerinden ayrı çıkarları olduğudur. İkincisi, kendilerinin istediği biçimde gelişmeyen TEKEL işçilerinin eylemine “özel ilkeleri”ni dayatmaktadırlar.

Siz, hangi sonuca vardınız?

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: EMEP / Evrensel Gazetesi / Sol Dergisi / sol.org / TKP /

Comments

  1. Cağla diyor ki:

    Yahu insanda birazcık izan olur.
    Emek Partisi’ni sınıftan kopuk olmakla itham etmek için marsta yaşıyor olmak gerek!

  2. işçi baran diyor ki:

    TKP gel Tekel işçisinin hakkını birlikte alalım

    Merhaba, seyfi adalı’nın söylediği gibi TKP 2.tekel direnişini görmezden geliyor. aşağıda TKP’nin ankara direnişinde yazdığı bildiriryi okuyacaksınız. ve TKP’nin bu gün Tekel direnişine bakışına bakın ve kararı sizler verin. bu kadarına da bes dedirtecek bir yaklaşımın altında kimbilir hangi çıkar ilişkileri dönüyor.
    TKP bildirinin altına bir not düşmüş,insanların tekel işçilerinin ziyaretine gelmesi için, bende bundan esinlenerek bir not düşüyorum: 2.tekel direnişi 21.gününü doldurdu. adresleri: 4.Levent Tek Gıda-İş sendikasının önünde süresiz oturma eylemindeler. TKP’ye duyrulur.

    Gel Tekel işçisinin hakkını birlikte alalım

    21 Ocak 2010

    Unutma: Onlar kaybederse, sen de kaybedersin

    Kardeş,

    Ankara’nın ortasında binlerce işçi haklarını kaybetmemek, çoluk çocuk bir anda ortada kalmamak için elinden geleni yapıyor.
    Kışın ayazında Ankara’nın sokaklarında yatıyor ve hükümete sesleniyor: Hakkımızı verin!
    Ama hükümet onların sesini duymuyor. Duyduğunu duymazdan geliyor. Duymazdan gelemediğini hakaret ve tehtitlerle savuşturuyor.
    Çünkü hükümettekilerin gözleri var fakat görmüyorlar, kulakları var fakat duymuyorlar. Kalpleri var ama o kalp bu ülkenin insanları için değil, esiri oldukları emperyalistler için atıyor.

    Tekel işçisinin ise umudu var.
    O umut sensin!

    Tekel işçisi 40 gün Ankara’nın soğuğunda zulme direniyor, hakkını aramakta ısrar ediyorsa, bilesin ki bunun tek nedeni senin vicdanına güvenmesidir.
    Sen içinden “Tekel işçisi haklıdır, verin hakkını” diyorsun. Yani Tekel işçisi senin vicdanına güvenmekte haklı.
    Sense, vicdanını temiz tutmakla yetinemezsin.
    Tekel işçisi senden sesini onun sesine katmanı bekliyor. “Tekel işçisine hakkını verin yoksa biz sizin hakkınızdan gelmesini biliriz.”
    Bu sesi hükümet katına ulaştırmanı, hak vermeyi değil hak yemeyi bilenleri titretmeni bekliyor.

    Gel, Tekel işçisinin hakkını birlikte alalım.
    Alalım ki örnek olsun. Hak yiyenlerin iştahı kursağında kalsın.
    Yarın aynı haksızlığı sana, bana yapmaya da kalkışamasın.
    Gel Tekel işçisini desteklemek için yapılan eylemlere katıl, sendika üyesiysen sendikanı Tekel işçisini desteklemek için harekete geçmeye zorla.
    Unutma: Tekel işçisi kazanırsa hep beraber kazanırız, kaybederse hepimiz kaybederiz.

    Not: Tekel işçileri Bayındır Sokak’taki Türk-İş binasında ve çevresinde gece gündüz sokakta naylon siperliklerin altında yatıyor. Her akşam saat 17:00 – 19:00 arasında onları ziyaret edip destek olabilirsin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.