KESK’te Delege Sezonu Açıldı

Ömer Yıldız - 21 Kasım 2010 - 2011 KESK Kongresine Giderken

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

KESK genelinde kongreler yaklaşıyor. Şubelerde hareketlenme hissediliyor. “Merkezi siyasi kuvvetler” il ziyaretlerine başladılar. İllerde “uyumlu” oldukları siyasi yapıları “yüreklendirme”ye çalışıyorlar; siyaseten yan yana olmadıklarını ise, sürecin “dışında” tutma çabası içindeler. Bildik “sendika içi demokrasi” örnekleri sergiliyorlar.

İllerde sendika aktivistleri şubelerinin “daha iyi nasıl olur” derdinde. Yukarıda nasıl bir yapı oluşacağından çok şube, yerel sendika nasıl başarılı olur hesabını yapıyorlar. Pek çok ilde seçtiği insanın grubu değil sendikaya ne kadar hizmet ettiği önemlidir. Mevcut siyasetlerin derdi ise başkadır; onlar yukarıyı esas alırlar: Üst yönetimi, merkezleri.

KESK ile ilgili hesaplar uzun yıllardır delege sayısı üzerinden yapılıyor. Sürekli bir şehir efsanesi dolaşır “doğrudan katılım” bu defa uygulanacak diye. CHP’de ön seçime ve çarşaf listeye inanabilirim ancak KESK’te buna inanmam çok zor.

Bütün bu hesapları yapanlara ben de başka bir hesaptan bahsedeyim. Eğitim Sen Kütahya, Burdur, Isparta artık ŞUBE DEĞİL. Hem de 3 yıldan fazladır değiller. Bu iller ortada ada gibi kalan Afyon’a yakın olduğu için ilk aklıma gelenler. Soru şu olmalı: Sizin için bu illerden delege çıkarmak mı önemli, yoksa üye sayıları 400’ün altına düştüğü için artık şube olmayan illerin tekrar şube olması mı?

İllere “delege avına” çıkan “merkezi kuvvetler”in ilgi alanı ilkidir: Delege sayısı.

Geleneksel siyaset tarzı nabza göre şerbette uzmandır. Örneğin Batı illerinde en çok tutan taktik Kürt sorununa bakış açısıdır. Açıktan olmasa bile el altından derler ki “biz asla Kürtlerle ittifak yapmayacağız”. Peki neden? Bir siyasi “geyik” vardır; “Kürtler Türk solunu geriletti” diye. Bunu çevirir dururlar. Kendi milliyetçiliklerini görmeden…

3. Olağan Eğitim Sen kongresinde de ifade ettik: Salonlarda başka kürsülerde başka konuşuyorlar diye. İşte bu yüzden de her şeyi ellerine yüzlerine bulaştırıyor merkezi yapılar. İşte bu ikili haller yüzünden sendikalara güvensizlik artıyor. Herkes hesapla ayakta kalma derdinde.

Deniz bitti…

Yapıyı değiştirmeden gemiyi yürütmek ne kadar mümkün?

Kapitalizm daha hızlı değişiyor ve sürece uygun taktikler geliştiriyor. Kapitalizm 2010 yılında siz nerelerdesiniz?

Sokakta mı? Orada Tekel işçileri var mesela.

Masada mı? Orada da sarı sendikalar.

Siz yoksunuz.

Siz delege hesaplarında mısınız? Evet, evet oradasınız.

Güçlüsünüz! İstediğinizi delege seçtirebilirsiniz! Ancak kötü gidişi durduramazsınız.

Ne mi yapmalısınız? Bilemem ama ilk adım olarak çekilebilirsiniz.

Anılarınızı yazın mesela.

Yardımcı olalım size.

“Adım bakanlardan bile çok biliniyordu. İki dönem kuralı varken ben 15 sene yöneticilik yaptım” diye yazın mesela.

Gelelim bir başka seçeneğe: Size Afyon nasıl şube olarak kaldı kısaca anlatayım. Aynı siyasi iklim altında diğer iller şubelikten düşerken, Afyon nasıl şube olarak kaldı.

Bunun en kısa cevabı: Yönetimlerde grup hesabı yapmayarak.

Yani: En ufak bir sorunda üyesi, delegesi, yöneticisi çözüm arayarak. Şubede bulunan tüm siyasi düşüncelerin yönetimde olmasalar bile “önce sendika” anlayışı sayesinde. Pek çok siyasetten arkadaş zaman zaman genel merkezleriyle ters düşmek pahasına şube için çalıştı. Şubeleredaha çok insan nasıl getiririz hesabı yaparak. Kendi düşüncesinden olmasa bile, tüm etkinlikleri sendikaya çekmeye çalışarak. Tepeden yaptığınız “gaflara” çözüm üreterek.

Sizin için delege önemli olabilir. Bizim için sendika önemli. Biliyoruz ki pek çok şubede durum bu şekilde. Bizler  üyeleriz. Sendikanın asli unsurları, sahipleri.

Bizi rahat bırakın.  “Gölge etmeyin”, sendikaların önünü açın.

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: KESK / sendika bürokrasisi / sendikalar /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.