Pınar Selek Komplosu

N. Cemal - 23 Kasım 2010 - Türkiye / Türkiye Solu / Ulusal Sorun

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

KOMPLO CUMHURİYETİNDE KOMPLE KOMPLO:

Mısır Çarşısı ve Pınar Selek Komplosu

Son süreçte iyiden iyiye ivmelendirilen komplolar sayesinde, devletin muhaliflerinden kurtulma hesap ve çabaları sürüyor. Hafızalardaki en taze örnek ise, “devrimci karargah” adlı zorlama bir kurmaca ile SDP ve TÖP yöneticileri şahsında “sosyalistlerin içeri tıkılması” gerçeğiydi. Elbetteki bu kurmaca komplo son olmadığı gibi ilk de değildi. Yakın tarihteki en önemli ve tarihe geçecek örneklerinden biri de şüphesiz ki Mısır Çarşısı ve Pınar Selek komplosudur.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu: “Mısır Çarşısı’ndaki patlamanın nedeni, yurtdışında yaşayan B.Ö’ün telefon talimatıyla Pınar Selek ve A.Ö. tarafından konulan bombaydı…” diyerek hiç de şaşırtıcı olmayan bir karar verdi.

MISIR ÇARŞISI’NDAKİ PATLAMA…

9 Temmuz 1998 günü Mısır Çarşısı’ndaki patlamada 7 kişi ölmüş ve 127 kişi de yaralanmıştı.  Olayın sıcağı sıcağına yapılan gazete haberlerinde ve açıklamalarda, patlamanın tüp gaz sıkışmasından kaynaklandığı açıklanmıştı. İki gün sonra açıklanan ilk polis raporunda da “patlama bombadan değil…” deniliyordu.

Patlamadan iki gün sonra, Terörle Mücadele Şubesi timleri tarafından Pınar Selek de dahil 15 kişi gözaltına alındı. Ertesi gün ise, Pınar Selek’in kurucusu olduğu Sokak Çocukları Sanat Atölyesi polis tarafından basılarak “bomba bulunduğu” yönündeki haberler basına servis edildi. Ardından da, “bombada Pınar Selek’in parmak izinin bulunduğu” duyuruldu.

KOMPLO GELİŞİYOR…

Gözaltına alınanlardan A.Ö. komplonun tek delil ve dayanağıydı ve iki kez değiştirdiği çelişkilerle dolu ifadesinde “bombayı Selek’le yerleştirdiklerini” anlatıyordu. Poliste ve işkenceli sorgu sonucunda alınan ifade daha sonra A.Ö tarafından reddedilecekti. Sonuç; Pınar Selek ve 14 sanık hakkında “devletin hâkimiyeti altında bulunan topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya kalkışmak” iddiasıyla, idama kadar varan cezalar istenerek dava açıldı.

Pınar Selek için bu komploda yer almasının ve devlet tarafından tasfiye edilmek istenmesinin nedeni net ve açıktı; sosyolog olarak PKK’yi incelemek istemiş, bu temelde Abdullah Öcalan’la görüşmek için temaslarda bulunmuş ve bir kitap yazmak için hazırlıklara başlamıştı. Pınar Selek’in bu ifadeleri savunmasında da yer aldı.

BERAAT…

Dosyadaki; “tüp gaz patlaması mı”, “bomba mı” çelişkisi de bilirkişi raporları ile gündeme sürekli olarak getirildi. Raporlar birbirini yalanlıyor ve dört yıl içinde 11 bilirkişi raporu hazırlanarak tam anlamıyla kaotik bir zemin yaratılıyordu. Raporlardan dördü net bir şekilde “bomba değil” diyordu. İki raporda “bomba olabilir” türünden net olmayan bir belirleme bulunuyordu, üç raporda ise patlamanın nedeni “belirlenemez” deniyordu.

Her şeye karşın, Aralık 2000 tarihli bilirkişi raporunda yer alan “patlamanın tüp gaz kaynaklı olduğu” belirlemesi sonucu Pınar Selek serbest bırakılmak zorunda kalındı. Ardından da, davaya bakan İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Mayıs 2008 tarihinde, “patlamaya bombanın mı, gaz kaçağının mı neden olduğunun tespit edilememesi, kesin delil bulunmaması gerekçesiyle” Pınar Selek ve tüm sanıklar “bomba” iddiasından beraat ettiler. Beraat kararında, feministlerin, kadın örgütlerinin, aydın ve yazarların çabalarıyla oluşturulan kamuoyu desteğinin de büyük payı bulunuyordu. Ancak yine de diğer yargılananlara, farklı eylemlere dayandırılan gerekçelerle mahkumiyet kararı verilmekten geri durulmadı…

İTİRAZ…

Dosyayı görüşen temyiz mercii Yargıtay 9. Ceza Dairesi ise 10 Mart 2009 tarihinde beraat kararını bozdu; Pınar Selek de dahil “bomba” iddiasından yargılanan herkese ceza verilmesini istedi. Yargıtay Başsavcılığı ise sanıkların, “örgüt üyeliği”nden cezalandırılmasını isteyerek itiraz etti. İtiraz mercii olan Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 6’ya karşı 17 üyenin oyuyla Şubat 2010’da Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin verdiği kararın doğru olduğuna hükmetti. Bu kararın şu an yeniden gündeme gelmesinin nedeni ise gerekçesinin açıklanmış olmasıdır. Gerekçede de tarihe geçecek vurgular dikkati çekmektedir; “Patlamanın bombadan kaynaklandığını kabul etmek gerekmiştir…”.

komplo karargahları…

Dava devam ediyor. Dosya tekrar yerel mahkemeye gönderilecek. Çelişki ve şaibeli gerekçe karşısında komplonun halen sonlandırılmadığı görülüyor. Yeni komplolar ve komplo karargahlarının faaliyetleri ise sürüyor…

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: Komplo / Pınar Selek /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.