Tartışacaksak, ciddi tartışalım – (Veysi Sarısözen)

Sol Defter- Haber - 24 Kasım 2010 - İşçi Gündemi / Makaleler / Teorik Tartışmalar / Türkiye / Türkiye Solu

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

“CHP’yle ittifaka” isyan edenler, kendileri BDP’yle ittifaka karşılar. O zaman onlara yukardaki başlıkla seslenip, konuşalım:

Kemalistler hem “imtiyazsız sınıfsız kitle” anlayışıyla, hem “Ne mutlu Türküm diyene” anlayışıyla, hem de “sünni laiklik” anlayışıyla bir devlet ve o devletin nüfus tabanını oluşturan bir “ulus” yarattı.

Bütün “yapay” yaratılışlar gibi bu da ne “sınıf çelişkilerini” ortadan kaldırdı; ne “milletler arası eşitsizliği”, ne “dinler ve mezhepler arasındaki farkları”ve ne de bunların devletle uyuşmazlıklarını  ortadan kaldırdı.

Böylece Türkiye toplumsal bir çarpıklığı kendi bünyesinde adım adım büyüttü.

Kural olarak  önce “kimlikler” arasındaki kavgaların, “ulusal çatışmaların”, “din ve mezhep savaşlarının” yaşandığı, bunların büyük ölçüde “çözüldüğü” ülkelerde “sınıf çelişkileri” bütün keskinliğiyle ve açıklığıyla ortaya çıktı. (Burjuva demokratik devrimlerinin sonuçlarından söz ediyorum.)

Bizde ise “kimlikler” arasındaki farklılıklar, (kısmi çatışmalar bir yana bırakılırsa,) “kimlikler” arasında savaşlara yol açmadı. “Kimliklerle” “devlet” arasında çatışmalar ortaya çıktı. Avrupadaki “din savaşlarına” benzer bir “Alevi-Sünni” iç savaşı da, bir “Türk-Kürt” iç savaşı da yaşanmadı. Devletin kendisi “millet” adına “Alevi ayaklanmasını” da “Kürt ayaklanmasını” da bastırdı. Sünniliğin ise “düşüncesi iktidarda, kendisi ise, örneğin Said-i Kürdi gibi, “sürgündeydi”.

Bu kimliklerin bastırılması, toplumsal “bilinç altına” atılması sonucunu doğurdu.

Ne zamanki bu baskılamayı sağlayan “devletin” kendisi sarsılmaya, uluslararası koşullar bu “baskılamayı” engellemeye başladı, kimlikler “büyük bir gecikmeyle” toplumsal bilinçaltından, toplumsal bilinç üstüne çıkıverdiler.

Böylece bizde “sınıf çelişkileri” ile “kimlikler arası çelişkiler” 21. Yüzyılda iç içe geçti. Sınıf çelişkilerinin, kendiliğindenlikten, “kendisi için” bilince yol açması çok farklı mekanizmaları, örgütlenmeleri, mücadeleleri ve düşünsel faaliyeti gerektirirken, “kimlik çelişkilerinin” devlete karşı kimlik bilincine, sünni egemenliğine karşı“aleviliğe”, Türk egemenliğine karşı “kürtlüğe”, “Kemalist laikliğe” karşı “sünni fundamentalizmine” yol açması yalnızca bir kaç seanslık “terapi” sonucu (Örneğin Kürt sorununda PKK’nin Şemdinli eylemiyle)  “patlamayla” ortaya çıktı.

O nedenle ve elbette başka nesnel, öznel, ulusal ve uluslararası nedenlerle “kimlik mücadeleleri”, sınıf çelişkilerine baskın geldi.

Yaşadığımız bu olgudur.

Şimdi geliyoruz, “bu CHP’nin hali ne olacak” sorusuna.

Ne olacağı bilinmez. Ama ne olması daha iyidir sorusuna yanıt verilebilir:

CHP, kısa ve orta vadede eğer “sahillerin sosyal milliyetçi”liğine dayanırsa, bu “sosyal-faşizan” bir perspektife sürüklenmek sonucunu verir. Uzun vadede sahillerin “modern” nüfusunda kimlik sorunlarının etkisini yitireceği ve bu nüfusun sınıfsal ayrışmayla parçalanacağı düşünülebilir. Ama bu sonra.

Eğer CHP bu “kimliğin” hegemonyasından kurtulursa, onun üzerine oturacağı biricik taban, “İçanadolunun sosyal-Türkmen aleviliği” olur. Böyle bir kimliğin ağır basması, CHP’yi elbette CHP olmaktan çıkarır ama, Sahillerin pro-faşist etkisinden de kurtarır.

CHP için bir başka yol şimdilik yok. Sahille İçanadolunun sentezi mümkün değil.

Şu sıralar üst üste kuantum fiziği hakkında yazan İsmet Berkan’dan esinlenerek söylersek, sahiller “madde”dir, İçanadolu “anti-madde”. İkisi bir araya geldiği zaman CHP yok olur. Vaziyet böyledir CHP için.

O halde şimdi gelelim, ittifak meselesine…

Kimlikler arasındaki ittifak sorunuyla, sınıf sorunları belirttiğimiz gibi iç içedir.

Bir düşünün; “sünni kimlikte” ayrışma başladı; AKP’nin “liberal-kapitalist Türk sünniliğine” karşı, Hasparti bir tür “sosyal-Türk sünnilik” olarak örgütlendi.

Yarın CHP de bir tür “sosyal-Türkmen alevilik” olarak örgütlenirse ne olur? Çok şey olur.

İşte o zaman bu iki “toplumsal kimlik”, “Kürt kimliğinin olgunlaşma” düzeyine yükselir, biri “yeşil sermayeden”, diğeri “Ergenekoncu devletten” bağımsızlaşır.

Bu ne demektir?

Bu Türkiye’de büyük bir hızla “sınıfsal” karakter kazanan kimlikler arasında büyük ve muhteşem bir “tarihsel blok”tur.

Gözünüzün önüne getirin: Sosyal özgürlükçü Kürt hareketiyle, sosyal özgürlükçü Türkmen aleviliği ve sosyal özgürlükçü Türk sünniliği arasında oluşan böyle bir “tarihsel blok” anında, bir yandan EMEP, ÖDP gibi partileri, diğer yandan DSİP ve EDP gibi partileri, aynı zamanda ESP, SDP gibi partileri tek bir “çatı”da birleştiriverir.

İşte bu bilinçaltından bilinç üstüne çıkmış “kimlik” patlamasından, sosyal mücadeleler dönemine, erkek egemenliğini yıkma dönemine, ekolojik kurtuluş mücadelesi dönemine geçişin toplumsal “ittifakı” demektir. Bu Türkiye’nin emekçi (alevi-şafi tüm) Kürt halkı, emekçi sünni Türk halkı ve emekçi Alevi Türk halkının, bir avuçluk oligarşik hegemonyaya karşı birleşmesi ve tüm bölge halklarına devrimci örneklik etmesi gibi bir perspektif anlamına gelmektedir.

Bunlar şimdilik yalnızca birer “varsayımdır”.

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: BDP / CHP / Kürk sorunu /

Comments

  1. selcuk diyor ki:

    Bir liberalin zırvaları ve sınıf işbirlikçiliği…
    Sarısözen diyorki, eğer CHP sahil milliyetçiliğinin etkisinden kurtulursa, geriye elinde orta anadolu aleviliği kalır. ve bu orta anadalu aleviliği, kürtler, vs. birleşirse (CHP,BDP,SDP,DSİP,ESP,ÖDPvs.) bu bir tarihsel blok olur. evet muazzam bir sınıf işbirliğini içeren bir “halk cephesi” olur. Kılıçdaroğlu CHPsi düşünün bir demokratikleşti, statüko karşıtı oldu, sizin argümanızla askeri vesayet karşıtı oldu, bu özelliklee onun emperyalizmin müteffiki batıcı-laik “Kemalist” burjuvazinin has partisi olmaktan çıkaracak mı? Mesela CHP bu dönüşümden sonra, pardon elinde sadece Aleviler kaldığında, tersane patronu üyeleri olmayacak mı?
    Liberal Sarısözen, burjuvazinin Kürt hareketine yaptığı CHP hamlesini, bir fırsat olarak ortaya koyuyor. “demokratik” burjuvaziyle işbirliği yapılmasını övüyor… Liberalizm Kürt hareketinden koparıp atılmalı yarın gerçekten çok geç olacak…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.