İşçiler ve Güldünya

N. Cemal - 28 Kasım 2010 - Edebiyat/Sanat / İşçi Gündemi

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

TEKEL İŞÇİLERİ “GÜL’E AĞIT” OYUNUNU İZLEDİLER

“Gül’e Ağıt”

TEKEL işçileri, Bilgesu Erenus’un daveti üzerine Bakırköy Belediye Tiyatroları’nda sahnelenen “Gül’e Ağıt” oyununu izlediler. Erkek egemen kapitalist sistemde, yerleşik kanaatlerle de beslenen erkek şiddetinin protesto edildiği ve yürüyüşler düzenlendiği bu günlerde “Gül’e Ağıt” oyununun özel bir anlam taşıdığı tüm açıklığıyla ortada. Erkek şiddetine karşı Taksim’de gerçekleştirilen yürüyüşte TEKEL’in kadın işçileri de yer almıştı.

Güldünya…

2004 yılında tecavüze uğrayarak hamile kalan ve bu nedenle de “namus” ve “töre” adına erkek kardeşleri tarafından vurulan Güldünya yaralı olarak hastaneye kaldırılmıştı. Tüm uyarı ve taleplere karşın, Bakırköy Devlet Hastanesi’nde tedavi olan Güldünya koruma altına alınmamış ve kardeşleri gelerek “yarım kalan işi” tamamlamış ve Güldünya’yı öldürmüştü.

gözyaşlarımız…

“Namus”, “aşk” ve “töre” gibi bir şeytan üçgeni içerisinde gerçekleştirilmekte olan kadın katliamlarının simgesi durumundaki Güldünya’nın anlatıldığı “Gül’e Ağıt” oyunu TEKEL işçilerini derinden etkiledi. İçlerinden bazıları gözyaşlarını saklayamadılar. Bunun nedeni ise, şüphesiz ki; “Gül’e Ağıt” oyunundaki başarılı anlatım, sahneleme ve oyunculuktu. Bilgesu Erenus’un oyuna dair vurguladığı “derin ve sade sınıfsal iz” ise, özellikle işsizlik cenderesi içinde iyice açığa çıkıyor.

TEPKİ…

Oyunu izleyen TEKEL işçileri içinde ilk kez tiyatroya gelenler de vardı. Güldünya’nın ağabeyi İrfan rolündeki Ali Rıza Kubilay; “umarım sizin için iyi bir tiyatro başlangıcı olur” dedi. Oyunda ilginç seyirci refleksleri de vardı. Güldünya’nın küçük kardeşi Ferit rolündeki Tugay Mercan silahı ablasına doğrulttuğu an bir ses duyuldu; “elin kırılsın emi…” TEKEL’in kadın işçileri içinden, sahneye fırlayıp olaya müdahale etme eğimlinde olanlar bile vardı. Bu ise oyuncuların başarısının en açık göstergesi değil mi? “Ağa” ve “kayınpeder” rolleriyle Levent Tülek ve “baba” rolüyle Mert Asutay’ın oyun içinde taşıyıcı kolon kabilinden bir tecrübelerini konuşturma halleri var. “Ağabey büyük ayı” rolündeki Ali Rıza Kubilay’ın mimikleri ve “kardeş Ferit” rolündeki Tugay Mercan’ın sahnedeki doğallığı, oyuna büyük bir tat katıyor. “Gül” rolündeki Elif Ürse ise oyunun baş tacı. Oyun yazarı Deniz Altun’u ve sahnelemedeki başarısından dolayı Mehmet Ergen’i toplumsal gerçekçi başarılarından dolayı anmadan geçemeyiz.

Kurban kim?

Oyun sonrasında TEKEL işçisi Özlem sahneye çıkarak çiçek verdi ve oyunculara teşekkür etti. Çiçek öpülerek alınırken alkışların yoğunluğu da arttı. Daha sonrasında ise oyuncularla görüşme ve sohbet imkanı oldu. Oyuncuların dile getirdiği bir husus oldukça önemli; “oyunu hazırlarken ve provalarda çok düşündük ve tartıştık. Kurban kim? Sadece Güldünya mı kurban? Ya kardeşi Ferit? Ya Ferit’i ablasını vurmaya zorlayan şartlar? Ferit’te bir kurban değil mi? Baba? Anne? Ağabey?”

Güldünya Elif…

“Gül’e Ağıt” oyununun en başarılı oyuncularından birisi olan ve Gül rolüyle sahneyi dolduran Elif Ürse, oyun sonrasında da rolünün yükünü taşır gibiydi. “Role hazırlanırken çok yoğunlaştım ve etkilendim” diyen Elif’i TEKEL işçileri fazlaca sahiplenirken, ağabey İrfan rolündeki Ali Rıza Kubilay’a sataşmaları ve kızgınlıkla şemsiye sallamaları da dikkat çekti. İçeride oyunu ağlayarak izleyen bazı TEKEL işçilerinin, dışarıda oyuncularla birlikte gülümsemeleri ve oyun hakkında konuşmaları üzerine çift yönlü bir soru hala orta yerde duruyor; Hayatımız bir tiyatro mu, tiyatro bir hayat mı?

TEKEL işçileri “Gül’e Ağıt” oyununu çok sevdi. Güldünya’ya ise, mücadeleleri kadar sahip çıktılar.

“Güldünya” – Elif Ürse

“Bu rolü çalışırken herhangi bir rolü çalışır gibi olmadı benim için. Çok zordu. Prova sürecide çok zordu. Bu yazılmış bir metni, herhangi bir oyunu oynamak gibi bir şey değil. Her seferinde canınız acıyor”

“Seyircinin bunun çok gerçek bir hikâye olduğunu kaçırmasını istemiyorum. Duygusallığa kapılıp vah vah neler de yaşanmış gibi bir şey olsun istemiyorum. Bu yüzden o mesafeyi koymak istiyorum. Bu rolü oynarken Elif ne düşünüyor? Bir role kaptırıp gitmek var bir de ben ne düşünüyorum var. O çok ince bir çizgi. Onu yapmaya çalışıyorum. Tabi ki ne kadar başarılı oluyorum onu bilmiyorum”

“Güldünya, Zeynep ya da Ayşe olarak ismin bir önemi yok. Ancak, Güldünya sembolleşti. Bu gerçekle her seferinde oyuncu olarak yüzleşiyorum”

Etkin Haber Ajansı-Banu

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: Bilgesu Erenus / Güldünya / Tiyatro /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.