KESK Genel Başkanı ve MYK Üyesi İstifa Etti

Sol Defter- Haber - 30 Kasım 2010 - 2011 KESK Kongresine Giderken / İşçi Gündemi / Kadın Hareketi / Teorik Tartışmalar / Türkiye Solu / Ulusal Sorun

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Aşağıda okuyacağınız açıklamalar, KESK’te yaşanan istifalar öncesinde ve sonrasında yayınlanan bildiriler.

Bu açıklamalar, konunun birden çok yönü olduğunu ortaya koyuyor. Önümüzdeki günlerde sorunun hem örgütsel, hem siyasi ve kadınlar açısından farklı boyutları tartışılacaktır.

Bildirilerden de anlaşılacağı gibi, bir yanda “taciz” iddiası, diğer yanda bu iddianın “komplo” olduğunu ileri sürenler  var. Üçüncü olarak da bu açıklamalardan “tatmin olmayan”, olayları bilmeyen kesimler var.

Sol Defter, bu sürecin çeşitli cephelerden değerlendirilmesi için sayfalarını aralayacaktır.

Kadın hakları ve mücadelesi açısından olduğu gibi, sendikal hareketin kriziyle ilgili yanlarını; sosyalist hareket ile Kürt ulusal hareketi açısından yaratacağı sonuçları da analiz etmeye çalışacaktır.

Ve tabii ki, eleştirilerimizin sonuçlarının varacağı yerden korkmadan, çekinmeden, hesapçı olmadan; sonuna kadar eleştiri özgürlüğünü benimseyeceğimizi kaydetmeliyiz.

***

KESK MYK’sından açıklama bekliyoruz

Başka bir dünyanın mümkün olduğuna inanan ve bu uğurda mücadele veren herkes bilir ve kabul eder ki, kadınların erkek egemen anlayış karşısındaki mücadelesi evrensel bir mücadeledir. Bu evrensel mücadelenin evrensel kabulleri vardır.

Kadına yönelik şiddetin ve kadına yönelik tacizin istinası olamaz. Kadınların bu evrensel mücadelesi, zamana, mekâna, kişilere ve örgütlere bağlı olarak değişiklik göstermez, gösteremez. Kadına yönelik şiddet ve taciz konusunda kadınlar arası dayanışma daima esastır.

Bu kabuller ışığında,

1. KESK Genel Sekreteri olarak görev yapmakta olan Emirali Şimşek hakkındaki taciz iddiaları karşısında gereğinin yerine getirilmesini bekliyoruz.

2. Mağdur olduğunu iddia eden kadın arkadaşa KESK MYK’sında görevli diğer kadın yöneticiler tarafından neden sahip çıkılmadığını öğrenmek istiyoruz.

3. Ülkemizdeki demokrasi mücadelesinde çok önemli bir yer tutan KESK’e yakışan en doğru tutumun bu konuyu sağlıklı ve objektif bir şekilde soruşturmak olduğuna inanıyoruz. Bu nedenle, KESK içersindeki kurulların devreye girmesini ve şeffaf bir soruşturma sürecinin yaşanmasını talep ediyoruz.

4. Bütün bu olaylar sonucunda görevinden istifa etmek ve savcılığa verdiği soruşturma dilekçesini geri çekmek zorunda bırakılan kadın arkadaşın her türlü maddi ve manevi kaybının KESK tarafından karşılanmasını bekliyoruz.

5. Aynı olayın tanığı ve tarafı olan KESK eski avukatı Oya Aydın Göktaş’ın da bu konuyla ilgili olarak baskıya maruz kaldığı ve işinden istifa etmek zorunda bırakıldığı iddialarının da aynı kapsamda yanıtlanmasını bekliyoruz.

ÖDP Kadın Koordinasyonu

25 Kasım 2010

KESK’teki İstifalar Hakkında

Türkiyeli kamu emekçilerinin onurlu mücadelelerinin sonucu olan KESK, toplumsal mücadeleler tarihinin birikiminden gelen tüm değerlerin savunucusudur. Bu değerler KESK’in mücadelesinin bütününü oluşturur. Örgütlü mücadelemizin güç aldığı temel değerlerden biri de erkek egemenliği karşıtı duruşumuzda ifadesini bulur. Örgütsel yapısı içinde kadın sekreterliği oluşturarak bu konudaki hassasiyetinin kurumsal karşılığını yaratmış olan KESK’in, uğrunda mücadele ettiği değerleri kendi içinde de yaşatma gerekliliği tartışma götürmez bir gerçektir.

Bir süredir kamuoyunda “KESK’te taciz” başlığı altında dile getirilen iddialar, bu değerlerle asla bağdaşmayacak bir durum yaratmaktadır. KESK’in yarattığı ve sahiplendiği değerler bütünü içinde, bu tip iddialar karşısında kadının beyanını esas alan çözümler üretilmesi hem kadın mücadelelerinin birikiminin hem de KESK’in kongre kararlarının gereğidir.

Bu iddialar KESK MYK’sına ulaştığı günden bu yana, sorunun, kadın mücadelesinin birikimleri ve KESK’in kararları doğrultusunda çözülmesi için çaba sarfettik.  Taciz iddiasının muhatabı olan KESK Genel Sekreteri’nin istifasını da içeren önerimiz KESK MYK’sında karşılık bulmadı ve MYK’nın geri kalan kısmı tarafından reddedildi. MYK içinde karşılaştığımız bu direnç nedeniyle KESK’e ve mücadele değerlerimize yakışan bir çözüm üretemedik. Bu çözümsüzlük KESK’in, yani Türkiye’de toplumsal muhalefetin en önemli bileşenlerinden birinin, Türkiye’nin geçtiği bu kritik aşamada hareketsiz kalmasına neden oldu.

Burada özetlediğimiz süreç nedeniyle, KESK’teki görevlerimizden istifa ettiğimizi kamuoyuna duyururuz. Bu tutumumuz, bedellerle yarattığımız KESK değerlerinin yaşam bulması için, örgütsel ve ahlaki sorumluluğumuzun zorunlu sonucudur. 29.11.2010

ADNAN GÖLPUNAR                                                                     SAMİ EVREN

KESK HUKUK, TİS VE                                                                  KESK GENEL BAŞKANI

ULUSLARARASI İLİŞKİLER SEKRETERİ

Son gelişmeler Üzerine KESK Kadın Sekreterliği’nin Yaptığı Basın Açıklaması

Bilindiği gibi Konfederasyonumuz yönetici ve üyelerine yönelik saldırılar son yıllarda giderek artmıştır. Baskılar kimi zaman toplu gözaltılar, tutuklamalar, sürgünler ya da soruşturmalar şeklinde; kimi zaman da ahlaki ve politik değerlerimize yönelik hareket alanını daraltma şeklinde olmaktadır.

Bu saldırıların temel nedeni KESK’in muhalif çizgisi ve ilkeler etrafında birleşen çoğulcul yapısıdır. KESK emeğe ve demokrasiye yönelik saldırılardan rahatsız olan tüm emekçi kesimlerin tek çatı altında yer aldığı bir kurumdur.

KESK, emek ve demokrasi mücadelesini birbirinden ayırmayan, fiili ve meşru mücadele anlayışı ile hareket eden, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin ortadan kaldırılması için sistemi sorgulayan ve mücadele eden ancak bunu yaparken alternatifini kendi içerisinde oluşturmaya çalışan, bunun için kadın sekreterlikleri de dâhil kadın temsiliyeti konusunda emek örgütleri içinde saygınlığı ve ağırlığı olan bir kurumdur.

KESK, sadece emeğe ve demokrasiye yönelik saldırıları engelleme, kazanılmış hakları koruma ve genişletme mücadelesi vermeyen, aynı zamanda devrimci, sosyalist, hümanist ahlaki ve politik değerleri geliştiren, koruyan bir örgüttür.

KESK’e yönelik saldırı ve yıpratma kampanyalarına en son taciz iddiası eklenmiştir. Son günlerde mail grupları, korsan siteler ve ulusal basın aracılığıyla da teşhir yoluna gidilmiştir.

Anayasa referandumu, TİS tartışmaları, örgütlenme çalışmaları, genel seçim süreci ve yaklaşan KESK Genel Kurulu sürecinde bunların çok ötesinde ve gerçek gündemiyle buluşmasını engellemeye dönük olduğunu düşündüğümüz iddianın zamanlaması da manidar bulunmuştur.

İddia dile getirildiği andan itibaren sorunun kaynağı anlaşılmaya çalışılmış, üzerinde ciddiyetle durulmuştur. Bu gün de aynı anlayış ve sorumluluk içinde hareket etmekteyiz.

Ancak bazı anlayış ve grupların KESK’i var eden değer ve ölçülerin de arkasına sığınarak, bunları kullanarak kurumu, anlayışı mahkûm etme, karalama ve zan altında bırakmada ısrar etmesi kabul edilemez.

Bu iddia, kurumumuzu hedef almıştır. İddialar karalamaya ve yıpratmaya dönüktür. Kaldı ki, iddia ile ilgili ve iddiayı atanlarla ilgili de kurullarımız göreve çağrılmıştır.

Kadın temsiliyeti ve toplumsal cinsiyet eşitliği, taciz ve tecavüz konularında verdiğimiz ve vermekte olduğumuz mücadele ortadadır. Bu mücadeleyi verirken uğradığımız baskı ve yıldırma politikaları da gözler önündedir. İddiaya ilişkin yapılan yayınlar ve yönelimlerin aynı noktada bileşmesini de kamuoyunun takdirine sunuyoruz.

“Neden böyle bir iddia ortaya atıldı?” sorusuna cevap aranmak isteniyorsa KESK’in iddia ile birlikte iş yapamaz hale getirilmek istenmesi çabasına ve zamanlamasına bakılması önemli bir ipucu olacaktır.

Diğer önemli bir nokta ise; böylesine ciddi bir iddia karşısında ne kişiyi ya da anlayışı koruma, kollama refleksi ile hareket edilmiş ne de “beyan esastır”dan yola çıkılarak yargısız infaza gidilmiştir. Mağduriyet yaşanmaması için oldukça dikkatli davranılırken hala “iddiaya sessiz kalındı” denilmesi sübjektif bir değerlendirmedir.

Bu iddiayı ortaya atan, sürece yayanlardan biri de Genel Başkan Sami EVREN ve arkadaşları olmuştur. Ancak baştan itibaren iddiayı kanıtlamadıkları gibi iktidarlarını güçlendirme adına karalama ve yıpratma kampanyasının bir parçası olmuşlardır. Yönetim kurulumuz tarafından bu anlayış kabul edilmeyip eleştirildiklerinde ise istifa etmişlerdir.

Kamu emekçileri mücadelesi kimsenin tekelinde değildir. Önümüze çıkan, çıkartılan engeller

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: KESK / KESK Kadın Sekreterliği /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.