Evrensel Gazetesine TEKEL işçilerinden dostça uyarı

N. Cemal - 2 Aralık 2010 - İşçi Gündemi

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

TEKEL İŞÇİLERİNDEN EVRENSEL GAZETESİNE ZİYARET:

“DOSTÇA UYARMAYA GELDİK”

ulaşım zamlarını protesto…

01.12.2010 tarihinde, TEKEL işçileri yine yoğun ve koşuşturma içinde bir gün geçirdiler.

Saat 13’de Saraçhane meydanında sınıf dostlarıyla buluşan TEKEL işçileri, İstanbul Belediyesi önüne yürüdüler. KESK ve DİSK İstanbul Şubeler Platformunun yanı sıra, TMMOB-İKK, İstanbul Tabip Odası, Eczacı Odası, Dişhekimleri Odası, Veteriner Hekimler Odası, Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirler Odası bileşenleriyle birlikte; “Büyükşehir Belediyesi Soyguna Devam Ediyor” diyerek, ulaşım zamlarını protesto ettiler. İstanbul Belediyesi önündeki protesto gösterisinde pankartlarıyla birlikte saf tutan ve seslerini duyuran TEKEL işçilerine yoğun ilgi vardı.

Protesto gösterisinin ardından, TEKEL işçileri Genel-İş Sendikasını ziyaret ettiler.

EVRENSEL GAZETESİ’NE…

Genel-İş Sendikasından ayrılan TEKEL işçileri, epeydir erteledikleri ziyaretlerini gerçekleştirmek üzere Evrensel Gazetesi’ne gittiler. TEKEL işçileri, Evrensel Gazetesi haber ve istihbarat müdürleri tarafından karşılanarak misafir edildiler.

cevap hakkı tanıma gereği…

Evrensel Gazetesi’ne ziyaretlerinde, TEKEL işçileri tarafından temel sıkıntıları ve gazeteye yönelik eleştirileri dile getirildi;

“Emekten yana, işçiden yana bir gazete olduğunuzu söylüyorsunuz. Bazı yazılarınızda, ‘sarı sendikacılar’ türü ifadelerde yer alıyor. Nedense, eylem ve direnişimize dair böylesi bir tavrı sizden görebilmiş değiliz. Tekgıda-İş’in sendika ağalarının ve Mustafa Türkel’in yanında ve onun ağzından haberler yapıyorsunuz. Onun bize yönelttiği hakaret ve suçlamaları haber yapıyor, ama bize cevap hakkı tanıma gereği bile duymuyorsunuz.

sendikayı protesto eden bir gurup mu?…

Bizlere TEKEL işçisi bile demeye dilinizin varmadığı haberinizde, ‘sendikayı protesto eden bir gurup’ ifadesi kullanıyorsunuz. O haberinizdeki olayda, Tekgıda-İş Sendikası Başkanı Mustafa Türkel’in ana-avrat küfürleri ve emri ile arkadaşlarımıza saldırıldı. Yaralanan arkadaşlarımız hastaneye kaldırıldı. Ama sizin haberinizde bu yok ve sadece Mustafa Türkel’in hakaret ve suçlaması var. Saldıran ve saldırtan Türkel. Saldırıya uğrayan, yaralanan, hastaneye kaldırılan ise biz işçileriz. ‘Sendikayı protesto eden bir gurup’ mu? Haberinizde TEKEL işçisinin adı bile yok. Bu mu emekten ve işçilerden yana olmak?

kapınızda eylem de yapardık…

Telefonlar ettik, konuştuk sizinle. Cevap ve karşılık bulamadık. Dostça uyarmaya ve sesimize kulak verin demeye geldik. Başka türlü de gelebilirdik. Protesto eder, kapınızda eylem de yapardık. Son bir kez gidelim ve dostça uyaralım dedi arkadaşlarımız ve geldik. Bunu boyalı basın yapmış olsaydı, tavrımız çok daha farklı ve sert olurdu. Sizi dostumuz olarak görüyoruz. Yanımızda görmek istiyoruz.

burjuva basın bile…

Boyalı basın bile, o ‘burjuva basın’ dedikleriniz bile bizi görmezlikten gelmedi. Direnişimizi de, eylemlerimizi de, saldırıya uğrayışımızı da, açıklama ve beyanlarımızı da gördüler ve yer verdiler. Ama siz, TEKEL işçilerini ve direnişini görmemeyi tercih ettiniz. Gördüğünüz zamanlarda ise; Tekgıda-İş Sendikası Başkanı Mustafa Türkel’i ve tek yanlı yalan ve hakaret dolu beyanlarını görmeyi tercih ettiniz.

cevap hakkı tanıyın…

Sizi, ‘tek yanlı yayın yapmayın’ diye, ‘sendika ağalarının yanında durmayın’ diye, ‘işçilerden yana olun’ diye uyarıyoruz. En azından, Türkel’in yalan ve hakaretlerine karşı ‘TEKEL işçilerine cevap hakkı tanıyın’ diyoruz.

emekten yana kimliğimizi sorgulayacaksanız…

Evrensel Gazetesi haber ve istihbarat müdürleri tarafından TEKEL işçileri dikkatle dinlendi. Evrensel Gazetesi İstihbarat Müdürü Ercan Karakaya, eleştiri ve uyarılar karşısında özetle şunları dile getirdi:

“Gazetemiz işçiler için kuruldu ve emekten yanadır. Başından itibaren de TEKEL işçilerinin hep yanında olduk. Hiç kimsenin özelleştirmelerden bahsetmediği zamanlarda da biz üstüne gittik. Dolayısıyla da, emekten yana kimliğimizi kimse sorgulayamaz. (Konuşmanın burasında TEKEL işçileri müdahale ederek ‘TEKEL işçileri sorgular’ dedi) Sizi dikkatle dinledik, sizde müsaade edin ve bizi dinleyin. Evrensel’in emekten yana kimliğini sorgulayacaksanız eğer, biz de o zaman ‘fazla tartışmaya gerek yok’ deriz.

sendikaya karşı bir taraf olmayacağız…

Mücadelenizde kendi açınızdan haklısınız. Bu noktada bir şey diyemeyiz. Ama, Evrensel Gazetesi olarak sendikaya karşı bir taraf olmayacağız. Mücadele tarzınızı gazete olarak onaylamıyoruz. Bakın, Diyarbakır TEKEL işçilerinin basın açıklamasını haber yaptık biz. İşçi-sendika çatışmasında taraf olmayacağız. Yayın politikamız bu. Değerlendirdik ve bu yönde karar aldık. Evrensel Gazetesi olarak, tarzınızın ve eylem biçiminizin sınıf mücadelesine zarar verdiğini düşünüyoruz.

haber olarak‘görmeme’ kararı…

Eyleminizi ‘görmeme’ kararı aldık ve nedeni de işçi-sendika çatışmasında taraf olmamak. Biz sınıfın çıkarını gözetiriz ve sözünü ettiğiniz burjuva gazeteleri bunu yapmazlar. Olay olur, kavga çıkar ve haber yaparlar. Biz böyle yapmıyoruz. Olanları elbetteki görüyoruz, biliyoruz ve takip ediyoruz. Ama, dediğim nedenlerden dolayı haber olarak‘görmeme’ kararı aldık ve yer vermiyoruz. (Konuşmanın burasında TEKEL işçileri yine müdahale ederek ‘TEKEL işçilerini görmüyorsunuz ama, Mustafa Türkel’in bize karşı yalan ve hakaretlerini görüyor ve haber yapıyorsunuz’ dedi)

gerekirse özür dileriz…

Bakın, sizinle ilgili haberimizi inceler ve gerekirse özür dileriz. Yeniden değerlendiririz ve eleştirilerinizi dikkate alırız. Düzeltme de yaparız. Mustafa Türkel yada sendika yanlısı değiliz. Taraf olmayacağız diyoruz.

Türkel’in ne mal olduğunu biliriz…

Niçin Mustafa Türkel yanlısı olalım ki? Evrensel Gazetesi olarak; Mustafa Türkel’in de, Tekgıda-İş Sendikasının da ne mal olduğunu çok iyi biliriz. Sınıf mücadelesine zarar veriyorlar.

İŞÇİLERİ DE BİLİRİZ…

Biliyoruz ki, işçiler de yeri gelir sendikacıları ayaklarından tutarak camdan aşağı sallarlar. Döverler. Sert tepkiler verirler. Bunu da anlarız. Haklı yanları da vardır. Eyleminizi inceledik, gözlemledik, tartıştık ve bu noktada taraf olmama kararı aldık. Tekrar ediyorum arkadaşlar; Sendika-işçi kavgasını haber olarak ‘görmeme’ kararı aldık biz. (TEKEL işçileri ‘o zaman biz de cevap hakkı istiyoruz’ dedi) Arkadaşlar, gazeteciliğin de bazı temel kuralları var. Ayrıca biz, Mustafa Türkel ve Tekgıda-İş için haber de yapmış değiliz. Sözünü ettiğiniz haberde de Türkel ile görüşmeyi yapan biz değiliz ki. Ajanslara düşen haberlerden aldık.

düzeltme yaparız…

Haberimize dair düzeltmelerinizi, açıklamalarınızı bize iletin. Okuyalım, değerlendiririz. Gerkirse bir düzeltme yaparız. (TEKEL işçileri ‘bu tutumunuz emekten yana olma iddianızla çelişkili değil mi?’ diye sordu) Çelişkili değil. Sizinle aynı görüşte olsaydık, yan yana ve beraber olurduk. Tarzınızın ve eylem biçiminizin yanlış olduğunu düşünüyoruz. Ayrıca, işçi-sendika çatışmasında taraf olmayacağız diyoruz.

tarih önünde kötü bir not…

Evrensel Gazetesi İstihbarat Müdürü Ercan Karakaya’nın açıklamalarından sonra bir TEKEL işçisi şu vurguları yaptı;

“Siz görmeseniz de eylemimiz bir çok açıdan karşılığını buldu. Yol açıcı oldu. İşçi sınıfına, bütün alanlarda mücadele edilmesi gerektiğini ve bunun mümkün olduğunu gösterdi. Yol açıcı oldu. Söylediğiniz gibi, sizin bir misyonunuz var. TEKEL işçileri olarak bizim de bir misyonumuz var. Ama, bu misyonlarımız aynı noktada buluşmuyor. Size dair bu durum, emin olun ki tarih önünde kötü bir not düşümü olacaktır.”

Talep ve eleştirilerini ileten TEKEL işçileri, Evrensel Gazetesi’nden çıktıklarında hava kararmış ve akşam olmuştu. Direniş çadırlarına geri döndüler. Onların deyimi ile;

Kavga Bitmedi Daha Yeni Başlıyor!..

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: Evrensel Gazetesi /

Comments

  1. Bahadır Altan diyor ki:

    Adnan Bostancıoğlu’nun Birgün Gazetesinde 26 Kasım tarihli yazısını tümüyle okumak gerektiğini düşünüyorum.
    Yazar yeni kuşakların dünyaya ve ülkeye nasıl bir pencereden baktığını, bunu şekillendiren 12 Eylül ve sonrası yakın tarihi koşulları özetleyip bizim kuşakların bunu iyi anlamaları gerektiğine işaret ediyor.

    “…Bu günün ve geleceğin yeni meselelerine, geçmiş dönemlerin sorunları karşısında üretilmiş politikalara sıkışıp kalmadan, yeni cevaplar ve bunlara uygun araçlar üretebildikleri ölçüde yol alacaklar.(50 yaş üstü devrimcileri kast ediyor) Kolay değil. Ama imkansız da değil…”
    Böyle yazmış sayın Bostıncıoğlu. Yazının sonunda bir de Korkut Boratav’dan alıntıyla olayın sihirli formulünü aktarıyor.
    Değerli öğretmen Boratav “Gerçek hayatın geçen yüzyılın aşınmış yapıtları tarafından açıklanamayacak kadar karmaşık olduğunu hissetmeye başlayanlarımızın düştüğü fikri tembelliğe” ve sonunda yaşanması olası teslimiyete dikkat çekiyor.
    Korkut Boratav bu olasılığa karşı tek çare olarak önerdiklerini de çok net ifade etmiş:
    “ÇOK ÇALIŞMAK, ELEŞTİREL DÜŞÜNCE VE MİLİTAN BİR SINIFSAL TAVIR…”

    Bu üç özellikten biri olmadan hep birşeyler eksik kalıyor, yani bu özellikler bir bütün. Bu bütünlüğü hepimize gösteren Tekel İşçilerini alkışlıyorum.

  2. baran işçi diyor ki:

    merhaba, evrensel gazetesine ziyaretiniz belirtmiş olduğunuz gibi geçte olsa iyi ve yerinde olmuş. sizlere milliyet gazetesinde çıkan tekel işçilerin haberiyle evrensel gazetesindeki haberin karşılaştırılması bizlere bu konuda fikir vereceğini düşünüyorum. aşağıdaki mektubu evrensel gazetesine ilettim. sizin ziyaretinizdeki eleştirilerinizle benzerlik taşıdığı için evrensel gazetesine yolladığım mesajı sizlerle paylaşmak istedim.

    evrensel gazetesine;
    Merhaba, daha öncede sizlere tekel işçilerin direnişiyle ilgili bir mektup gönderdim. Cevap yazmadınız. Yada cevap yazacak cesaretiniz yoktu. Sizler kendinizi sosyalist basın olarak tanımlıyorsunuz. İki aya yakın bir zamandır istanbul’un göbeğinde direnen tekel içilerini nasıl görmezden gelebiliyorsunuz bilemiyorum ama bunun için iyi caba gösterdiğiniz her halinizden belli. Bugün tekel işçilerine saldırdılar. Haberiniz varmı sol sosyalist basın! iki işçi yararlandı ve Etfal hastanesine kaldırıldı. Belki haberin doğruluğu için mustafa türkel’i aramak istersiniz? Bunu iyi becerdğinizi söyleyebilirm.
    Kendisine sol sosyalist basın diyen sizlere, sizin deyiminizle burjuva basın olarak değerlendirdiğiniz bir gazeteden bir haberi size gönderiyorum. Şimdi durup düşünüyorum bir yandan sol basın diye geçinen bir gazete ve bu gazete 50 gündür yaşanan bir direnişi görmemezlikten gelmeye devam ediyor. Diğer bir yandan burjuva bir gazete kendisinden beklenmedik bir şekilde bir yazı yayınlıyor. Benim yerimde siz olsanız ne düşünürdünüz.
    Sizleri bu direnişten uzak tutan neden nedir? Tek gıda iş sendikasıyla nasıl bir ilişki içindesinizki burayla ilgili bir haber dahi yapanıyorsunuz? Bu gibi ilişkiler düşünmek dahi istemiyorum. Başka bir gerekçeniz var ise lütfedip bilgilendirirseniz sevinirim.

    Bir not: bugünkü gazetenizde belediye iş sendikasıyla ilgili bir haber yapmışsınız. Bu haberin doğruluğnun tahmin edebiliyorum. Ama aynı zamanda tekel işçilerini yarı yolda birakan bir sendikayla ilgili bir bilanço neden yap(a)mıyorsunuz?
    İki not: ilk size gönderdiğim mektuptan bu yana evrensel gazetesini almıyarak protesto ediyorum. Belki bu sizim umrunuzda olmaz ama bilginize. 24.11.2010

    Milliyet haberi: Durmak Yok Direnişe Devam

    GÖKHAN KARAKAŞ İstanbul 22 Kasım 2010 Pazartesi

    Ankara’daki Tekel eyleminin ardından hükümetle yapılan anlaşmayı beğenmeyen bazı Tekel işçilerinin İstanbul’daki Tek Gıda-İş Sendikası önünde sürdürdüğü çadır eylemi 48. gününü doldurdu. Kendilerini yarı yolda bırakmakla suçladıkları sendikaları Tek Gıda İş Genel Merkezi önündeki çadırda dönüşümlü olarak kalan yaklaşık 60 işçi,
    Genel Başkan Mustafa Türkel’i de işçilere ihanet etmekle suçluyor.
    Ankara’da yaptıkları etkili direnişle dikkatleri çeken Tekel işçilerinin bir bölümü Hükümet’le yapılan anlaşmadan memnun kalmadı. Devlet Memurları Kanunu’nun 4-C maddesine göre “geçici sözleşmeli personel” statüsünde istihdam edilmeyi kabul etmeyen yaklaşık 60 işçi, hükümetle anlaşan Türk-İş’e bağlı Tek Gıda İş Sendikası’nı protesto etmek için 4. Levent’teki genel merkez önünde çadırda eylemlerini sürdürüyor.

    Oturma eylemi
    Sendika önünde süresiz oturma eylemi yapan Tekel işçileri, üyesi oldukları ve düzenli olarak aidat ödedikleri Tek Gıda-İş Sendikası’nın Genel Başkanı Mustafa Türkel’i kendilerini yarı yolda bırakmakla suçluyor. Kendileriyle görüşmeyen Türkel’i ihanetle suçlayan Tekel işçileri, 48 gündür kurdukları çadırlarda kalıyor. Tekel bünyesinde çalışırken başka kurumlara tayin edilen bazı işçiler de eyleme katılıyor. Hatay, İzmir, Manisa, Tokat, İstanbul ve Batman’dan gelen 60 işçiden en az 10’u 24 saat boyunca sendika binası önünde bulunurken, Kurban Bayramı’nı da çadırlarda geçirdi.
    4 Ekim’den beri çadırda kalan 13 yıllık Tekel işçisi Metin Arslan, “Genel Başkan Mustafa Türkel ‘4-C’yi kabul eden şerefsizdir’ demesine rağmen hükümetle anlaştı ve bizi 4-C’ye mahkum etti. 7 bin 500 işçiden 600’ü 4-C’ye imza atmadı. Biz de imza atmadık ve işsiz kaldık. İmza atanların da çoğu şu anda işsiz. Sendika, bizim üzerimizden hükümetle pazarlık yaparak bizi yarı yolda bıraktı. İşçiler sendikadan hesap sorana kadar eylemimiz devam edecek” dedi.
    20 yıl Tekel’de çalıştıktan sonra 1 yıl önce işine son verilen Arzu Güneş ise, Manisa’dan geldiğini söyleyerek 10 yaşındaki oğlunu annesine bırakmak zorunda kaldığını söyledi. Güneş, “Sendika bizim 4-C’ye boğun eğmemizi isteyerek, bizi güvencesiz iş koşullarına bıraktı. Hakkımızı savunmak için bizden aidat alan sendika mücadelemize destek bile olmadı” dedi.

    Biz çok bedel ödedik
    Tokat’tan gelen 11 yıllık Tekel işçisi Salih İnceağaç da, çadırda kalırken şekerinin sık sık düştüğünü ve zor günler geçirdiğini söyledi. İnceağaç, “Anayasa Mahkemesi’nde dava devam ederken işçiler için mücadele etmeyen sendikamız hükümete teslim oldu. İş güvencesi istediğimiz için 4-C’yi kabul etmedik ve bedelini işten atılarak ödedik” dedi.

  3. N.Cemal diyor ki:

    Selam,
    Yukarıda bulunan haber içinde konuşmacı TEKEL işçilerinin isismlerini -özellikle- kullanmamaya çalıştım…
    Metinde bulunan diyalogların tümü, Evrensel gazetesi ile TEKEL işçileri arasında geçen konuşmaların başlıklar halinde not alınmasının bir ürünüdür…
    Görüşmeye dair, sıcağı sıcağına ilk oluşturulan haber ve değerlendirme de bu olmuştur…
    Bu durumun spekülasyonunu yapma hevesinde olanlar var. Bu yönde duyumlar aldım ve tabi ki “onlarla görüşeceğiz…” mesajlarını da.
    Kendi adıma, gereksiz bir gerginlik yaratma niyetinde değilim…
    Fakat, TEKEL işçilerine “gazeteciliğin de bazı temel ilkeleri var” diyenlere bir kaç sözüm olacak. Satırlarımda; yalan, çarpıtma, bilinçli bir tahribat ve boş dedikodu emareleri olduğu yönünde iddiası olan varsa çıksın ortaya. Bu satırlarda geçen konuşmaların “gizlilik” içerdiği ve hiç bir yerde ve hiç bir surette “yayımlanmayacaktır” diye bir anlaşma olduğunu söyleyecek olan varsa, o da çıksın ve açıklasın…
    Ne özel bir anlaşmayı çiğnemişliğim, ne de söylenmeyenleri konuşulanlar diye yazmışlığım var…
    “Gazeteciliğn temel ilkelerinden” ve “tarafsızlıktan” da söz etmeye niyetim yok. Bu mücadelede ben TEKEL işçilerinden yana tarafım!
    Görüşme sırasında konuşan TEKEL işçileri, söylediklerini ve söylenenleri derleyerek bir tutanak oluşturmuştur. Tekel işçilerinin görüşme tutanağı kendi sitelerinde yayımlanmıştır. Tutanakta, görüşme sırasında konuşan TEKEL işçilerinin adları da vardır. (Benim yazdığım ise, elbette ki resmi bir tutanak değildir ve TEKEL işçilerini doğrudan bir bağlayıcılığı yoktur.) Bu tutanağın da okunmasını önemle öneririm. Önemli ve -kendi çapında- tarihi bir belge…
    Aşağıda ise, TEKEL işçilerinin tepkilerine neden olan Evrensel gazetesi haberini sunuyor ve takdiri sizlere bırakıyorum:

    TARAFSIZLIK ADINA YAPILAN
    EVRENSEL GAZETESİ’NİN SÖZKONUSU HABERİ:

    25/11/2010
    Tek Gıda-İş önünde gerginlik TEK GIDA-İŞ’in karşısına kurdukları çadırlarda sendikayı protesto eden grupla sendikacılar arasında gerginlik yaşandı.

    Tek Gıda-İş Genel Başkanı Mustafa Türkel dün sabah sendikaya geldiği saatlerde burada bekleyen grup Türkel’e yumurta attı. Sendikadaki güvenlikçilerin araya girmesinin ardından bu kez arbede daha da büyüdü. Yaşanan arbede sırasında orada bulunan polisler ise havaya ateş açtılar.

    Konuyla ilgili olarak açıklama yapan Mustafa Türkel, sendika önünde sadece 4 tane TEKEL işçisi olduğunu onların da 4-c’ye başvuru yaptığını ve çalışacakları yerlerin belli olduğunu söyledi.

    ÇADIRI KALDIRMAK İÇİN
    Bu kişilerin kurdukları çadırları kaldırabilmek için böyle provokatif işlere başvurduğunu savunan Mustafa Türkel, “Çadırı kurmak değil kaldırmak marifettir. Şimdi çadırları kaldırmak için yol arıyorlar” diye konuştu.
    (İstanbul/EVRENSEL)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.