Güzel Günler Görebiliriz Çocuklar

Sırrı Süreyya Önder - 7 Aralık 2010 - Güncel Politika / Teorik Tartışmalar / Türkiye / Türkiye Solu

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

 

GÜZEL GÜNLER GÖREBİLİRİZ ÇOCUKLAR

Bu ülke neredeyse yarı başkanlık sistemine geçti farkında mısınız?
Bu yarı sisteme başkanlık edecek olan cumhurbaşkanını da halk seçecek artık.
Halkın seçip seçmeyeceği, dünyanın en ahmakça referandumuyla kararlaştırıldı.
Halka, “Kendi cumhurbaşkanını sen mi seçmek istersin yoksa biz mi senin yerine seçelim” diye soruldu. Katılan her üç kişiden birisi de “Amman ha bu işi bana bırakmayın” şeklinde cevapladı.

Putin–Medvedev döngüsü
Şunu bir kenara yazın: Mevcut cumhurbaşkanı 5 yıldan fazla görev yapmayacak.
2 yıl sonra yeni cumhurbaşkanını seçeceğiz. Eğer sol güçler dağınıklık hallerini birbirlerine dayatmaktan vazgeçmezlerse mevcut yapı bir Putin–Medvedev döngüsüne mahkûm edilecek ve bundan başta yoksullar olmak üzere tüm emekçiler zarar görecektir.
Sol içi platformlarda son yılların en hayırlı tartışmaları dillendirilmeye başlandı.
BDP’nin CHP’ye yaptığı çözüm için güç birliği çağrısını diğer sol parti ve oluşumların cephe ve birlik çağrıları izledi. Bu işler esas olarak bir niyet ve takat meselesidir. Sol niyet olarak iktidarı hedefine koyduğunda, yılların oluşturduğu takatsizlik hali güç birliği ile yani herkesin takatini bir diğerininkine eklemesiyle aşılabilir.
Bunu bir temenni veya hayal olmaktan çıkaran güç birliği projeleri tarihimizde vardır.
Eksik ve acil olan bir başlangıç manifestosudur.
Bunun acilliğini tartışmak bile gereksizdir ama doğruluğunu sağ ve liberallerin verdiği tepkiyle test edebiliriz.
Genel bir başlık altında sağ, düne kadar sövüp saydığı sol dışı kalmış köhne güçlerin basın bürosu gibi çalışmaya başlamıştır.
İstatistik olarak yüzde onlarda gezindiğini varsaydıkları güçlerin bir araya gelme çabası niçin büyük bir infiale ve karşı kampanyalara sebep oluyor sizce?
Bunun bir tek cevabı vardır, o da bir solcuyla başka bir solcunun gücünü birleştirmesinin daima ikiden daha fazla eden bir matematiğe sahip olması gerçeğidir.
Cumhurbaşkanımız kim olsun?
Bu program, solun tüm kesimlerini kapsayacak bir enerjiye kavuşursa önünde dağ bile dayanmaz. Genel seçimler bunun için önemli bir fırsattır. Her türlü ötekileştirici dili bir kenara öteleyip, 10 yıllık bir güç birliği programıyla iktidar olunabilir.
Genel seçimler için sağlanacak başarılı ve kalıcı güç birliği, asıl olarak cumhurbaşkanlığı seçimlerinde meyvesini verecektir.
Birgün gazetesi yazarı ve beni gazeteci yapan Doğan Tılıç’la bunları konuştuk bir dost sofrasında.
Şu sıralar yoğun bir Latin Amerika ve özel olarak da Mandela okuması yapmakla meşgul.
Mandela’nın, komünistlerle güç birliğine yöneltilen eleştirilere verdiği yanıtı aktardı bana.
“Bu farkları tartışmak bizim için gayet lükstür” demiş yılların özgürlük savaşçısı.
Ardından hayalimizdeki cumhurbaşkanlarını dillendirdik. Sadece dördünü sizinle paylaşayım. İsmail Beşikçi, Çetin Uygur, Yılmaz Büyükerşen ve bir Tekel direnişçisi…
Daha yüzlerce isim sıralanabilir kuşkusuz. Yukarıdaki isimlerden birinin cumhurbaşkanı olduğu ülkede yaşamak onurlandırmaz mı insanı?
Cevabınız ‘evet’se tavrınız kardeşlik ve güç birliğini yükseltmekten geçer.

Radikal, 29 Kasım 2010

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: öğrenci hareketi / Polis şiddeti /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.