TEKEL İşçilerinin Öğrettikleri

Seyfi Adalı - 12 Aralık 2010 - İşçi Gündemi / Türkiye Solu

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

TEKEL işçilerinin 2. Direnişi-Mücadelesi bugün 70’inci gününde.

TEKEL işçilerinin 4 C’yi bizlere unutturmayan mücadelesi son derece önemli ve değerli olmasına rağmen, yalnızlaştırılmaya da çalışıldı.

Bu yalnızlaştırmanın birçok sebebi var: Tek Gıda-İş’in manüplasyonları, etki ve mali gücü bunun başında geliyor. Tek Gıda-İş’in destek aldığı polis gücü Sararlar Mafya grubuna ihale ettiği özel güvenlik gücü unutulmamalı.

AKP hükümetinin 4 C’yi dayatması, işçilerin hak kayıplarına yol açmış olması yetmezmiş gibi, önce üyesi oldukları sendika Tek Gıda-İş’ten sonra desteğini bekledikleri ilerici, devrimci adını kendilerine vermekte beis görmeyen DİSK ve KESK’ten daha sonra da adına komünist takısı eklemiş bulunan TKP’den veya işçi sınıfının partisi iddiasındaki EMEP’ten; işçi basın lakabını kendisine yakıştıran Evrensel Gazetesinden tecride uğradılar. Fulu kalan, belli belirsiz TEKEL’den söz eden esasen destek vermeyenleri de sayacak olursak, bir hayli örgüt ve kurum işçilere destek vermedi.

Bunun nedenleri üzerinde durmalıyız.

Bir karşılaştırma daha aydınlatıcı olabilir: Paşabahçe Devlet Hastanesinde temizlik işçisi olan Türkan Albayrak’a verilen sendika, siyasi parti ve kamuoyu desteği neden TEKEL işçilerine verilmemiştir?

Bunun nedeni bu iki mücadele arasındaki somut farktadır. Türkan Albayrak işe iadesini istiyordu ve karşısında hastane yönetimi vardı. Bütün kurumlar rahatça destek verdiler; iyi de oldu, işe iade hakkını Türkan Albayrak elde etti.

TEKEL işçileri de işlerini, özlük haklarını istiyorlardı, ancak karşılarında hükümet ve devletten önce sendika yönetimi bulunuyordu.

Yukarıda adını saydığımız sendika ve siyasi partiler; yani düzene karşı mücadele eden bu örgütler Tek Gıda-İş yönetimine karşı mücadeleyi göze alamadı; ya da yanlış buldular.

Bunun ilk nedeni TEKEL işçilerini kendileri için de bir tehdit olarak algılamış olmalarıdır. Çünkü kendi ilişkileri de Tek Gıda-İş’ten farklı değildir. Onlar da bu ilişkilerden besleniyorlar; aynı çevrelerde yer alıyorlar; ilişkileri ve çıkarları bu kurumlarla.

Kurulu düzeni rahatsız eden devrimci çabaları, bunlar çok küçük bile olsa görmezden gelmeyi tercih ediyorlar; büyümesini kendi varlık nedenlerini tehdit unsuru olarak görüyorlar.

Çünkü TEKEL iş çilerinin hedeflerinden biri (bir süre ana hedef i) sendika bürokrasisine karşı mücadeleydi. Bürokratikleşmiş mevcut sendikal yapıların TEKEL işçilerine destek vermesini bu nedenle beklenemezdi. “Bürokrasi bürokrasiyi” ne de olsa “ısırmaz”.

TEKEL işçilerinin ikinci mücadele döneminde harekete geçen işçi sayısı ne olursa olsun (çadırlarda 15-20 işçi kalıyordu) siyasi içeriği ve temsil ettiği siyasi misyon sebebiyle “el yaktı”; soldan desteği sınırlı kaldı. Destek ve dayanışma sendika bürokrasisine muhalefet eden akımlarla (Gökkuşağı Hareketi, Taban Hareketi vb.) ve devrimci gruplarla sınırlı kaldı.

TEKEL işçilerinin mücadelesinin Tek Gıda-İş yönetimi tarafından yalnızlaştırılmak istenmesini anlayabiliriz. Fakat DİSK ve KESK’ten TKP ve EMEP’e; Evrensel Gazetesine kadar bir dizi ilerici, devrimci, sosyalist, komünist sıfatını kendisine yakıştıran sendika, siyasi parti ve yayın organı TEKEL işçilerini görmezden gelmeleri, kabul edilemez.

TEKEL işçilerinin ikinci mücadele döneminin, sosyalist ve devrimci siyasetler açısından en önemli bilançosu ise, sadece sendika bürokrasisinin sınıf mücadelesi içindeki güvenilmez, gerici rolünün açığa çıkmış olması değildir; aynı zamanda sosyalist siyaset içindeki kimi parti ve grupların da talep ve mücadeleler radikalleştikçe saflarını düzenden yana seçmiş olduklarının açığa çıkmasıdır.

Bu nedenle de işçiler mücadeleyi kendileri yürütmek zorunda kaldılar ve ilk elde ulaşmaya çalıştıkları işçi kesiminin Diyarbakır TEKEL işçileri olması da , onların temsil ettiği mücadele çizgisinin devrimci karakterini bir kez daha ortaya koyan bir örnek oldu.

Kürt ve Türk işçi sınıfının birliğini önemsemeleri; birleşik mücadele olanaklarını yaratmak istemeleri; sendika bürokrasisine karşı yürüttükleri mücadelenin bir devamı olarak da son derece değerli ve anlamlıdır.

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: DİSK / EMEP / KESK / TKP /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.