HSGGP’den Asgari Ücret Açıklaması

Sol Defter- Haber - 13 Aralık 2010 - İşçi Gündemi / Türkiye Solu

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Herkese Sağlık Güvenli Gelecek Platformu (HSGGP) asgari ücret komisyonunun ikinci toplantı tarihinde Unkapanı Sosyal Güvenlik Kurumu önünde basın açıklaması yaptı.

Saraçhane Parkından SGK önüne yürüyen grup “Sefalete Mahkum Olmayacağız”,  “İşçilerin Birliği Sermayeyi Yenecek!, “Asgari Ücret Azami Sefalet” sloganlarını attı.

Basın açıklaması aşağıdadır:

Asgari ücret”, azami sefalet!..

İnsanca yaşamaya yeten asgari ücret istiyoruz!

Asgari Ücret Tespit Komisyonu, 2011 yılında geçerli olacak “asgari ücreti” belirlemek üzere bugün (13 Aralık günü) ikinci kez toplanıyor. Sermaye hükümeti AKP’den, patronlar örgütü Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu’ndan (TİSK) ve Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu’ndan (Türk-İş) temsilcilerin katılımıyla gerçekleşen toplantı ile, her yıl bu zamanlarda yaşanan orta oyunu böylece bir kez daha sahnelenmiş oluyor. Öyle ki, söz konusu toplantılar sonucunda milyonlarca işçi ve emekçiye birkez daha “asgari ücret” adı altında “sefalet ücreti” ve kölece çalışma koşulları dayatılacağı oldukça açık bir biçimde biliniyor.

Asgari ücretin önümüzdeki sene ne kadar olacağı, sermaye hükümeti AKP tarafından 2 Aralık’taki ilk toplantıda ve hatta onun da öncesinde açıklandı. Komisyon tarafından “Ülkenin içinde bulunduğu sosyal ve ekonomik durumu, ücretliler geçinme indekslerini, bu indeksler yoksa geçinme indekslerini, fiilen ödenmekte olan ücretlerin genel durumunu ve geçim şartları gözönünde bulundurularak belirlendiği” ifade edilen asgari ücrete, bizler sesimizi çıkarmaz ve tepkisiz kalırsak, ilk 6 ay ve ikinci 6 ay için yüzde 4’er zam yapılacak. Böylece 2011 yılı ilk Ocak ayından itibaren asgari ücret 623 liraya yükselecek!

Şu çok açık görülüyor ki, AKP hükümeti ve bir bütün olarak sermaye, birkez daha bizlerle dalga geçiyor. Ve yine şu çok açık görülüyor ki, ücretli kölelik düzeninin efendileri, bizlere açlık, yoksulluk ve sefalet dayatmaya devam ediyor!

Evet, milyonlarca işçi ve emekçi açlığa mahkum edilmek isteniyor. Sendika ve meslek örgütlerince hazırlanan “açlık-yoksulluk sınırı” raporları bu gerçeğin altını kalın kalın çizmeye yetiyor. Örneğin, komisyon içerisinde yer alan Türk-İş’in 2010 yılı Kasım ayı için açıkladığı 4 kişilik aile için açlık sınırı 861,86 TL, yoksulluk sınırı ise 2 807,36 TL’dir. Kimi devlet kurumlarınca hazırlanan benzer içerikli raporlarda dahi aynı rakamlara ulaşılmaktadır. Böylesi bir gerçeklik karşımızda dururken, bizlere dayatılan açlık ve yoksulluk değildir de nedir?

Söz konusu rakamlar, aslında asgari ücretin belirlenmesi aşamasında temel kriterinin sermayenin sınıfsal ihtiyaçları olduğunu da açıkça göstermektedir. Öyle ki, sermaye hem yaşadığı krizden çıkabilmek ve hem de daha fazla kar elde etmek için işçi ve emekçilerin sırtına binmeye ve sömürüsünü katmerleştirmeye kararlılıdır.

Başta işçiler adına komisyon toplantılarında bulunan Türk-İş olmak üzere, sendika ve konfederasyonlar için de bu süreç oldukça kritik ve belirleyicidir. Gerçekten emekten yana olan ve işçilerin çıkarları için mücadele edenler, sermayenin azami sefalet anlamına gelen “asgari ücret” oyununa karşı çıkmak ve “insanca yaşamaya yetecek asgari ücret” talebiyle mücadeleye atılmak zorundadır. Aksi durumdaki her tutum, boş laf olmaktan öteye bir anlam taşımayacaktır.

Düzenin sömürü çarkları altında ezilen milyonlarca işçi ve emekçi açısından kritik öneme sahip olan asgari ücret, aynı zamanda sermayenin diğer saldırı hazırlıklarıyla da doğrudan ilişkilidir. Bizlere bir kez daha ‘azami sefalet’ öneren sermayenin, oldukça kapsamlı bir saldırı hazırlığı içinde olduğu ise bilinen bir gerçektir.

Öyle ki, önümüzdeki sürece ilişkin saldırı başlıklarını “Ulusal İstihdam Strateji” projesi başlığında toplayan sermaye, burada da vurguladığı gibi, işgücü piyasalarını esnekleştirmek, esnek çalışma biçimlerini yaygınlaştırmak, çalışma sürelerini belirsizleştirmek, kıdem tazminatı ve yıllık izin gibi hakları tırpanlamak niyetindedir. Çalışma yaşamında kuralsızlığın önünü açmaya çalışan sermaye, “özel istihdam büroları” aracılığıyla ‘işgücü satın alma’ sürecindeki yükünü hafifletmek, bunları tamamlayan “bölgesel asgari ücret” planlarıyla köleliği derinleştirmek istemektedir.

Asgari Ücret Yönetmeliği için de değişiklik taslağı hazırlayan ve görüşmelerden hemen önce taslağı sendikalara sunan sermaye sözcüleri, taşeronluk sisteminin önünü açma ve “bölgesel asgari ücreti” hayata geçirme gibi isteklerini yinelemelerinin yanısıra, daha düşük asgari ücret yaş sınırını 16’dan 18’e çıkarmayı hedeflemektedir. ”Gençlerin istihdamının artırılmasının amaçlandığı” hamasetleriyle emek sömürüsünü derinleştirmek isteyen sermaye, asgari ücretin altında çalışma biçimlerini genişletip kurumsallaştırmayı da hedeflemektedir.

Sermayenin saldırıları planları elbette bunlarla da sınırlı değildir. Eğitim ve sağlıktan ulaşıma, ardı arkası kesilmeden devreye soktuğu ticarileştirme uygulalamalarıyla işçi ve emekçileri dört bir yandan kuşatan sermaye, torba yasa yöntemleriyle de bir dizi saldırıyı “hissettirmeden” hayata geçirmeye çalışmaktadır. 29 Kasım günü meclise sunulan, toplam 113 maddelik son “torba yasa” ile, yalnızca 4857 sayılı İş Kanunu’nun 7 maddesi, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 29 maddesi, 4474 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu’nun ise 6 maddesi değiştirilmek istenmektedir. Oldukça kapsamlı saldırıların öngürüldüğü “torba yasa” ile, işsizlik fonunun sermayeye peşkeşinden kamu emekçilerini de içine alacak biçimde esnekliğin ve güvencesizliğin yaygınlaştırılmasına, oradan da meslek liselilerindeki çıplak sömürünün arttırılmasını da içine alan asgari ücret sefaletine kadar birçok başlık bulunuyor.

Sermaye cephesi böylesi kapsamlı bir saldırıya hazırlanırken, biz işçi ve emekçilere, ilerici ve devrimci güçlere, sendika ve meslek örgütlerine düşen sorumluluk da büyümektedir. Açıktır ki, “İnsanca yaşamaya yeterli asgari ücret hakkı” başta olmak üzere, tüm temel haklar ancak kıran kırana bir mücadeleyle kazanılacak ve kalıcılaşacaktır.

Herkese Sağlık Güvenli Gelecek Platformu bileşenleri olarak, bu gerçeklikten hareket eden bizler “İnsanca yaşamaya yeten asgari ücret!” talebimizi haykırmayı sürdüreceğiz. Ve bizleri açlık, yoksulluk ve sefalete mahkum etmek isteyen sermayeye karşı birleşik ve örgütlü mücadelemizi kararlılıkla yürütmeye devam edeceğiz.

İnsanca yaşamaya yeten asgari ücret!
İşçilerin birliği sermayeyi yenecek!
Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz!

HERKESE SAĞLIK GÜVENLİ GELECEK PLATFORMU (HSGGP)

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: Asgari Ücret /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.