Torba Yasa: Torbadaki Sendika

Zafer Aydın - 30 Aralık 2010 - İşçi Gündemi / Teorik Tartışmalar / Türkiye Solu

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail
Sahnedeki illüzyonist için vazgeçilmez unsurlardan biridir torba. Eli çabuk illüzyonist, bilet parası ödemiş topluluğu “ne sihirdir ne keramet” sözleriyle oyalarken hızı ve göz boyamacılığı sayesinde torbadan yerine göre tavşan, bazen kuş, kimi zaman da şeker çıkarır. İllüzyonistin başarısının sırrı kişisel becerilerinin yanı sıra yaptığı numaralardan etkilenmeye hazır, o numaraları yemeye gönüllü bir izleyici topluluğunun olmasında yatar. Karşısında yaptıklarını yemeye, yutmaya teşne bir topluluk olduğundan mıdır, nedir AKP de torba işine pek meraklı. Adına “torba yasa” denilen düzenlemelerde, illüzyonistler kadar çabuk, bir o kadar becerikli, göz boyamada illüzyonistleri kıskandıracak kadar mahir bir performansla ilgili, ilgisiz yasaları birbiri ardına bağlayıp Meclis’ten geçiriyor. İktidara çok sayıda yasayı üzerinde fazla müzakere yürütmeden “seri ve çabuk” çıkarma, dikkatlerden kaçırmak istediklerini de kaçırma imkânı veren torbalardan biri daha gündemde: “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı.”

Ulusal istihdam belgesi

Hükümet, kamu borçlarının affı gibi genel olarak toplum tarafından onay göreceği düşünülen düzenlemenin yanına her birinin ayrı ayrı tartışılması gereken bir dizi maddeyi de ekleyerek “torba” yaptı. Torbada yer alan düzenlemelerin bir bölümü de çalışma yaşamıyla ilgili. AKP hükümetinin uzun süredir üzerinde çalıştığı “Ulusal İstihdam Strateji Belgesi”nde öngörülen düzenlemelerin küçük bir kısmı da torbanın içinde. Bu düzenlemeler yasa hükmü haline geldiğinde çalışma hayatı daha da güvencesiz biraz daha kuralsız, sömürüye daha açık hale gelecek. Yapılması düşünülen değişiklikle şu anda bütün çalışanlar için iki ay olan deneme süresi 25 yaş altı gençler için iki ay daha artırılarak dört aya çıkarılacak. 16-18 yaş arasındaki gençlerin ve stajyerlerin asgari ücreti düşürülecek. Bu düzenlemelerle kuralsızlığın ve güvencesizliğin hüküm sürdüğü çalışma yaşamında, genç işçiler için sömürünün katmerleştiği “özel bir alan” yaratılmış olacak. Yine torba yasada yer alan düzenlemelerle esnek çalışma biçimlerinin genişlemesi ve yaygınlaştırılması öngörülüyor. İşsizlik Sigortası Fonu bölgesel ve sektörel krizlerde işverenin çalıştırdığı işçilerin ücretlerinin ödenmesinde kaynak olarak kullanılabilecek. Çalışma yaşamına, en küçük parçalarına kadar kuralsızlığın nüfuz etmesini amaçlayan AKP’nin öngördüğü düzenlemeler, bunlarla sınırlı değil. Torba yasada yer alanlar, buz dağının su üstünde görünen çok küçük bir kısmı.

Haklarda tasfiye

Torba yasada yer alanlardan 8-10 beden daha büyük bir değişiklik için gizli hazırlık yapıldığı 21 Kasım 2010 tarihli Birgün gazetesinde Aziz Çelik imzasıyla haberleştirildi. Haberde Bakanlığın “Ulusal İstihdam Stratejisinde Öngörülen Kanun Değişiklikleri” başlığı altında “gizli” bir çalışma sürdürdüğü bilgisi yer alıyordu. Her türlü gizli belgeye ve bilgiye büyük “değer” biçen, üzerinde günlerce tartışan Türkiye kamuoyu “nedense” bu gizli belgeye yüz vermedi, görmezden geldi. İşin ilginç yanı sorunun doğrudan muhatabı olan sendikalardan da ciddi bir tepki gelmedi. Sendikalar “Bizden habersiz ne tür bir hazırlık içindesiniz?” diye sorma ihtiyacı bile duymadı. Oysa milyonlarca çalışanı yakından ilgilendiren bu “gizli” çalışmada, asgari ücretin bölgesel düzeyde belirlenebilmesi, mevcut düzenlemeye göre ana işte taşeron çalıştırma yasağının kaldırılarak, ana işlerde de taşerona izin verilmesi, geçici işçiliğin 36 aya kadar uzatılması, kiralık işçilik gibi çalışanların haklarını budayacak, çalışma yaşamını daha da kuralsızlaştıracak düzenlemeler öngörülmekte. Bu düzenlemelerin tamamı ya da bir bölümü seçime kadar başka bir torbanın içine girmezse, seçimden sonra çalışanların mevcut hakları içinde en önemli kazanım olan kıdem tazminatının da eklenmesiyle toplumun önüne gelecek.
Torba yasadaki düzenlemeler çalışma yaşamında her türlü kuralsızlığı, güvencesizliği “kural” haline getirmeyi hedefleyen AKP’nin “gizli” çalışmalarının habercisi, bir nevi ön hazırlığı niteliği taşıyor. Direniş olmazsa, tepki gösterilmezse çalışanların haklarına karşı cihat ruhuyla yapılan saldırı genişleyerek sürecek. Ortaya çıkacak hak gasplarıyla birlikte sendikaların “kurtarılmış bölge” olarak gördüğü, kazanılmış hakların elde kalanlarında da önemli bir tasfiye yaşanacak. Doğal olarak bu tasfiye sendikaların azalan gücünün iyice azalması, işlevini yerine getirmekten uzak örgütler olarak daha fazla gözden düşmesi sonucunu doğuracak. Böylece bazı çevrelerce hayali kurulan “sendikasız endüstriyel ilişkiler sistemine” bir adım daha yaklaşılacak.
Hükümet, emeğin haklarını gasp etmek için yeni hazırlıklar yaptığı sırada emek örgütlerinden biri, sicili emek karşıtı uygulamalarla dolu hükümetin, bir bakanından alkışlar eşliğinde “nasıl bir sendikacılık” dersi alıyordu. Bir diğeri ise asgari ücrete ilişkin geriletici düzenlemelere rağmen, Asgari Ücret Tespit Komisyonu açılışında bu düzenlemeleri açık seçik eleştiri konusu yapmaktan imtina ediyordu. Bu iki gösterge emek örgütlerinin suskunluğunu da açıklıyor aslında. Siyasal iktidar karşısında kaybettiğini düşünenler, emeğin karşı koyma gücünü harekete geçirmeyi unutarak, muhalif kimliklerinden tamamen sıyrılarak kazanana oynamaya, egemenlerin gönlünü hoş tutmaya çalışıyorlar. Onların indinde, ayakta kalmanın tek yolu bu. Oysa sendikal tarih bunun çıkmaz bir yol olduğuna, beklenilenin tersine sonuçlar verdiğine dair örneklerle dolu. Elbette anlayana, anlamak isteyene…

26 Aralık 2010 Radikal 2

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: Torba Yasa /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.