Kanuni’nin Kaseti Çıkmış!?

Özcan Özen - 9 Ocak 2011 - Güncel Politika / Türkiye

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Kanuni’nin Kaseti Çıkmış!?

Özcan Özen
Öğrencinin biri üniversitesinde bitirme ödevi olarak porno film çekmiş. Aslında tezi/derdi porno film değil, “Akademik özgürlük ne kadar özgürlüktür?” sorusuna yanıt aramakmış. Topladığı tepkilere bakılırsa doğru bir soru sormuş.

Başka bir bitirme ödevini değil de bunu konuşuyor toplum ve entelektüel “sınıf.” Hem de ne konuşma: “Bu kadarı da olur muymuş? Burası Türkiye; ahlak diye bir şey var, milli değerlerimiz var. Çoluğumuz çocuğumuzu üniversiteye gönderemeyecek miyiz? Türban girse, ahlak da girer porno çıkarmış üniversitelerden.” Malum, tartışmaya değil yargıları kusmaya dayalı bildik seviyede bir değişim olmadı kısacası.

Tartışma Dizileri Tekeli

Oysa izlenme oranlarına bağımlı televizyon endüstrisi Türkiye’de en ucuz maliyetli programlar olarak tartışma programlarını belirlememiş olmasa belki de kimsenin bu kadar umurunda olmayacak bu porno kaset meselesi. Dizilerin olduğu kanallardan arta kalan kanallarda Pazartesi-Perşembe günleri arasında neredeyse dizi film tarzında (formatında) tartışma programları düzenleniyor. Diz dize vermiş bir takım televizyon duayenleri bir dizi tartışma yürütüyorlar bu dizilerde. Aslında dizilerde olduğu gibi tartışma dizilerinde de kurgu aynı:

Bir adet çaçaron var ve bunu görevi kötülük: o yüzden olur olmaz, bilir bilmez her lafa giriyor. Diğerleri nispeten daha sakin; cazgırın laflarını yanlışlamaya, toparlamaya, nihayet ortalamasını almaya bakıyorlar. Kötü karakterin zıttı bir iyi karakter de var, yani sakinimiz. Bu zıt ikiliyi bir alt seviyeden (çırak takımı-yedekler-figüranlar) bir başka zıt ikili eşlik ediyor. Bunlar saatlerce kapışıp duruyor, sonra ertesi gün bir başka konuda yine televizyondalar ve yine kapışıyorlar.

Bunlar profesyonel oyuncu, işleri bu, herhangi bir konuda uzman olmaları gerekmiyor tabii. Tıpkı bir oyuncunun doktor karakterini canladırması için tıp fakültesini bitirmesinin gerekmediği gibi. Aşağı yukarı 20-30 kişilik bir ekipten bazıları kanal kanal dolaşıyor, bazılarıysa bir kanala demir atmış.

Ahlakımızın Yansımaları

Bu tartışma dizileri şürekası daha önce de bir başka kaseti konuşmuştu: Deniz Baykal’a ait olduğu söylenilen ve onun parti başkanlığından istifasına neden olan kaseti. Tabii toplum da mecburen bunu konuşmuştu tıpkı üniversitedeki bitirme ödevi kasetini konuştukları gibi: Milli değerlerden, Türk halkının adet ve örfünden, ahlakından bahsetmişler, adet olduğu üzere çekilen kırmızı çizgileri aşmış bulunan Baykal’ı buruşturup atmışlardı.

Fakat tartışma dizilerinde bunlar konuşulurken aynı anda Türk halkının değerlerine, ahlakına hitap eden televizyon dizilerinde neler oluyordu neler. Asıl izlenme rekorları kıran bu dizilerdi. Bir yandan ahlakımızı konuşurken bir yandan ahlakımızı seyredebiliyoruz. Sanırım aradaki çelişkiye, birinin sanal diğerinin gerçek olması, kılıfı giydirilecektir. Bazı “ahlaksız” dizilerin, Türk edebiyatının köşe taşlarının uyarlaması olması, da bu çelişkinin açıklanmasında kullanılabilir bir malzemedir. Belki de şöyle denilebilir: Diziler Türk edebiyatının has eserlerinden uyarlamalar olduğundan ahlaksızlık damgası yemedi. Fakat bu da saçma olurdu değil mi? Ahlaksızlık neden baş yapıt olsun?

Muhteşem Tarihimiz

Şimdi beteri geldi: Dün izlediklerimiz edebiyattı bugün artık tarih izliyoruz. Avrupalıların “Muhteşem Süleyman” dediği rivayet edilen Kanuni Sultan Süleyman’ın hayat hikayesinin bir kısmını (evet, bize hep kralların, padişahların birbirinin elinde biten hayat hikayeleri tarih diye anlatılmıştır) senaryolaştırılıp dizi olarak sunulduğu “Muhteşem Yüzyıl” dizisi de bu kez tarihimizde “ahlaksızlıklar” olduğunu gösteriyor bize. Tabii ki konu bir padişah ve tarih olsa da sonuçta izlediğimiz bir kurgu ve “sanat eseri.” Tabii ki belgesel izlemiyoruz ve tabii ki eğlence dünyasının içindeyiz. Fakat Topkapı Sarayı ve Harem gerçek.

Tarihimize ne kadar sahip çıktığımızın ölçüsüdür zaten Harem. Topkapı Sarayı’nda “kuşçubaşı” ya da “sekbanbaşı”nın nerede kaldığını ve ne iş yaptıklarını bilmeyiz fakat Harem’in nerede olduğunu ve içindeki kadınların da ister cariye, ister ikbal, isterse haseki olsun sultanın kadınları olduğunu ve onun cinsel zevkleri için tutulduklarını biliriz. Şimdi “Muhteşem Yüzyıl” dizisi bize Harem hakkındaki bilgilerimizi katmerleme imkanı sunuyor; o yüzden dizi daha ilk bölümünden tuttu.

Valide Sultan’ın ancak oğlunun tahta çıkmasıyla birlikte o sarayın sahibinin (kocasının) haz nesnesi olmaktan çıkarak kadınlığına kavuştuğunu fakat bunu için ödeyeceği bedelin ancak diğer kadınların oğlu için haz nesnesi haline gelmesini sağlamak olduğunu öğrendik. Haremdeki kadınların sultanla yatmak şansına erişmeleri halinde bir gelecek sahibi olabileceğini ve bir süre sonra haz nesnesi olarak işlevsel görülmediklerinde ya da sultan öldüğünde Harem’den gönderilerek devlet bürokrasinden erkeklerle evlendirildiğini öğrendik. Atalarımızda anne tarafından Hıristiyan kanı bulunduğunu fark ettik.

Kanuni’nin arkadaşı devşirme Pargalı İbrahim Paşa’yı tanıdık; ilerde onun sultanın kız kardeşiyle evleneceğini de göreceğiz, onun gibi Hıristiyan olan Hürrem Sultan eliyle öldürüleceğini de. Belki Kanuni kadar önemli bir hükümdar olan Sokollu Mehmet Paşa’nın asıl adı Sokoloviç olan bir devşirme Sırp olduğunu Sırp Ortodoks Kilisesi’ni dirilterek kardeşinin kilisenin patriği ilan ettiğini, Kanuni’nin gelini ve II. Selim’in karısının Venedik soylusu olduğunu da göreceğiz ve ceddimizi yakından tanıma şansına sahip olabileceğiz.

Kaset Ahlakı

Bazı tarihçiler Osmanlı’ya “Üçüncü Roma” demeyi sever fakat “Muhteşem Yüzyıl”da göreceklerimizden sonra, muhtemelen, “İkinci Bizans” diyenimiz çok olacaktır. Belki o zaman bir üniversite öğrencisinin bitirme ödevini porno film olarak çekmesini hiç konuşmayacağız. Malumatfuruş tarihçiler televizyona çıkıp Harem’den söz ederken erkek muhabbeti yapmayacaklar, çöpçatan hatları ve televizyon programları talepsizlik yüzenden hayatımızdan çıkıp gidecekler; bırakın siyasetçilere ait olanları şarkıcıların, mankenlerin, oyuncuların ve diğer bilumum şöhretin çıplak fotoğrafları rağbet görmeyecek, gazetelerde “yavrunuzun sayfası” ve bunun doğrudan sonucu olarak köşe yazarlığı kalkacak…

Türk’ün ahlakı egemen olacak işte o zaman.

Gerçekten “Muhteşem”sin Süleyman, kasetin de öyle…

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: BilgiÜniversitesi /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.