İSG İşçilerinin Mücadelesini Destekliyoruz

Seyfi Adalı - 11 Ocak 2011 - İşçi Gündemi / Türkiye Solu

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

İşten atılan 110 İstanbul Sabiha Gökçen yer hizmetleri işçisinin işe iade edilmek üzere gerçekleştirecekleri her eylem anlamlı ve değerli. İSG alanı dışında gerçekleşen eylem ve etkinliklerin ilki 5 Ocak’ta Belediye-İş ve Genel-İş’in Torba Yasa’ya karşı yaptıkları yürüyüşe atılan bir grup işçi olarak katılarak, taleplerini ifade ettikleri yürüyüş oldu. Ardından da 8 Ocak Cumartesi günü İstiklal Caddesinde yaptıkları yürüyüş ve aynı gün Fatih Sultan Mehmet Köprüsünde gerçekleştirdikleri eylemler de basına yansıdı. Böylece işçilerin talepleri görünür oldu ve kamuoyunun ilgisini çekti.

Cumartesi günü Taksim’de yapılan eyleme işten atılan PTT taşeron işçileri, Emekli Sen üyeleri ve Emek Gençliği de katıldı.

İşçilerin haklarını aramak için mücadeleye girmelerini destekliyoruz.

Ancak soru şu ki, sendika yönetimi neden şimdi bir mücadelenin içine girme ihtiyacı duymuştur?

Çok yakın zaman öncesine kadar; örneğin THY’den atılan 200’e yakın işçi varken onlara mücadelenin imkânsızlığını anlatan sendika yönetimi, aradan iki ay geçmeden alanlara “çıkma” ihtiyacını hissetmiştir? Hava-İş yönetim kurulu bazı gerçekleri görmüş ve fikir mi değiştirmiştir?

Sendikayı harekete geçiren nedir?

Gerçekten de Hava-İş yönetimine ne oldu ve harekete geçti?

THY’den atılan işçiler için sadece siyah çelenk koymakla yetinen ve mahkemeye başvurmayı yeterli sayan sendikal anlayış, atılan işçilerle dayanışmaya gelen TEKEL işçilerine tepki gösterip, sendika yöneticilerinin dayanışmaya gelenlere saldırması yönünde tutum takınmıştı. Ve ne oldu da sendika yönetimini birden karar değiştirdi?

Bu soruların yanıtını Hava-İş yönetiminin yanlıştan geri dönüp, görüş değiştirip doğruyu görmesi değildir. Eğer öyle olsaydı ilk önce atılan 240 işçi için ve son olarak THY’den atılan 200 işçi için de sokağa çıkmayı denerdi.

Şartlar değişmediği halde sendika yönetiminin tutumu değişiyorsa, bizim de neden sorusunu sorma hakkımız doğar.

Tabanın baskısı Hava-İş yönetiminiadım atmaya mecbur bıraktı

Hava-İş yönetiminin harekete geçmesine neden ne atılan işçilerin sayısının artmasıdır ne de “torba yasa” başta olmak üzere, AKP hükümetinin işçi düşmanı politikaları. Yönetimin harekete geçmesine neden olan işçilerin gözünde ve kamuoyu önünde kaybolan itibarını geri kazanma çabasıdır.

Bunun için iki önemli etken var ve sendikanın harekete geçmesine neden olan etkenleri Hava-İş üyeleri gayet iyi biliyorlar: Birincisi, Gökkuşağı Hareketinin Olağanüstü Kongreye dair yasal süreci başlatması, 94 delegenin olağanüstü kongre talebiyle ve noter aracılığıyla sendikaya başvurmasıdır. Sendika bu talebi yasalara rağmen reddetmiştir.

İkincisi, sendika yöneticileri hakkında ortada duran taciz iddialarıdır. Airkule, airport haber siteleleri; internethaber sitesi, Cumhuriyet gazetesine kadar bir dizi ana medya gruplarında konunun gündeme gelmesidir.

Bu iki esaslı neden Hava-İş yönetiminin aynı güne iki eylem sıkıştırıp (İstiklal Caddesi yürüyüşü ve İkinci Köprü eylemi aynı gün içinde yapıldı nedense…) kaybolan itibarını geri almaya yönelik ve daha çık da kamuoyunda “Hava-İş mücadele ediyor” imajını ortaya çıkarmaya yönelik hamlelerdir. Kamuoyunu aldatmaya yönelik, gösteriş için yapılan eylemlerdir.

551 işçi atıldı: Karşılığı İstiklal’de yürüyüş mü?

Bir genel merkezin İstiklal caddesinde yapılacak eylemlerden daha fazlasını yapmaya gücü vardır. Örneğin, İSG’nin kapısına direniş çadırını kurmaksızın ve atılan işçileri aldırmak üzere işvereni zorlayacak ciddi eylem ve etkinlikler yapılmaksızın sendika olarak görev yerine getirilmiş olmayacaktır.

Nitekim, eylemde taşınan pankart bile geç kalınmışlığın ifadesidir: Atılan işçilerin sayısı 241+110 İSG, 200 THY olmak üzere 551 işçiyi bulmuştur ve bu rakamdan sonra harekete geçilmiştir ve o da sınırlı sayıda 100 kadar işçiyle. Önemsiz değil ama yetersiz hem de Hava-İş gibi bir genel merkezin gücünün neredeyse hiçe indiren bir eylem biçimiyle. Sadece basına girmek amacıyla yapılan eylem biçimleriyle işçileri geri aldırmak, patrona geri adım attırmak mümkün olamaz.

İşçilere ve Gökkuşağı Hareketine daha fazla görev düşüyor

Hava-İş genel merkezi tabanın baskısı karşısında harekete geçmek zorunda kalmıştır. THY ve İSG’den atılan işçi sayısı 551’dir.

Gökkuşağı Hareketinin olağanüstü kongre yürüyüşü ve taciz iddiaları da sendika bürokrasisini harekete geçmek zorunda bırakmıştır.

Öyleyse işçilerin ve Gökkuşağı hareketi doğru yoldadır. Bürokratik sendikacılığa karşı hak alıcı bir mücadelenin yürütülebilmesi için daha da ısrar edilmesi ve baskıyı artırmak gerekir. Ta ki, şeffaf, demokratik bir sendikal anlayışı Hava-İş genel merkezine taşıyana kadar.

Hava-İş’i harekete geçirmeye zorlayan işçileri ve Gökkuşağı Hareketini desteklemekten başka çaremizin olmadığı bir kez daha ortaya çıkmış bulunuyor.

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: Gökkuşağı hareketi / Hava-İş / İSG /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.