Ağniyayı Şakirin, Fukarayı Sabirin

Sırrı Süreyya Önder - 16 Ocak 2011 - Güncel Politika / Türkiye

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Başlığın anlamı, şükreden zenginler ve sabreden fakirler manasındadır. Bu topraklardaki kadim bezirgânlık saltanatının yoksul ve zenginine biçtiği temel rolü ifade eder, tarihseldir. Bizim yoksulumuz zengine yardım etmeyi çok sever. Kendi haline bakmaz da zengin yokluğa düşecek diye ödü kopar fukaranın. Buna sebep, kendisi için bilinç oluşturamamış olmasıdır.

Tarihimiz, yoksulluk bayrağıyla diklenenler için uygulanan belaların tarihidir aynı zamanda. Toplam muhalefete baktığımızda en büyük eksikliğin, yoksullaşma politikalarına yeterince dikkat çekilememesi olduğu söylenebilir. Güncel yoksulluğun en büyük sebebi neo-liberal politikalardır.

En temel argümanları, özelleştirme, sosyal güvenlik alanlarını daraltma, emeğin sömürüsü ve borç-faiz sarmalıdır. Tüm sistem, yoksulları evvela sadakaya muhtaç hale getirip sonra sadakaya bağlamak üzerine kuruludur.

Ya Hızırsa!

İslamiyet de dahil tüm dinlerde Hızır kıssası önemli yer tutar. Hz. Musa ona bir zaman yoldaşlık eder. Kendisinde olmayıp Hızır’da olan ilmi öğrenmektir muradı, öğrenemez. Hz. Muhammed, Buhari’den nakledilen bir hadise göre Musa’nın sabırsızlığına çok hayıflanır. Arapça anlamı Al Khidr; yeşil adam demektir. Hızır lakabıyla meşhur olmasının sebebi, kuru bir yere oturup kalktığı zaman, oranın yemyeşil olmasıdır.

Hızır’ın darda kalana yetişip, müşkülünü çözeceğine inanılır. İnanılan diğer şey de Hızır’ın hep yoksul donunda gezdiğidir.

Müslümanlar eskiden yolda gördükleri yoksula yardım ederken “Ya Hızırsa” diye de düşünürlerdi. Şimdi unuttular. İktidarın şehveti ve nimetleri, bu rüzgara kapılanların hepsini yağlı, gerdanlı gamsızlara dönüştürdü. Böyle olmayanlarsa kimbilir belki üzüntüden, belki utançtan kendi köşelerine çekildi.

İslamı referans alan iktidar Hz. Hızır’ı bir tek şeyde hatırladı: Vakıfbank’ın faizli kredisine adını verdiler. Farz değil, sünnet değil, nerden öğrendiler bu dilleri dersiniz? Öğretmenleri küresel neo-liberal sistemdir. Hızır yaptığı iyilikler için faiz mi alıyordu acaba?

Paranın dini, imanı yoktur! Hızır’ı bile faizli kampanyanın mezesi yapar. Etkili muhalefet, şaraba ve heykele patırtı kopararak yapılmaz. İktidarın ince teli tam da yoksullara kurduğu sömürü-sadaka tuzağını haykırmaktır. Bu ülkenin yoksulu heykeli bilmez belki ama Hızır’ı illaki bilir.

Yüzyıl muhteşem, halk perişan!

Osmanlı İmparatorluğu, yoksulunu inim inim inleten bir sistemin de adıdır. Bu inletmenin bedeli olarak saraylar bir sefahathaneye dönüşmüştü. Bu şehvetperestliği gösteren diziye karşı, çoğu yoksullardan ibaret linç kalabalığına yol verildi.

Siz bu linç histerisi içindeki kalabalıkta bir tane zengin gördünüz mü? Bu ülkenin aydını, solcusu, sanatçısı fukaralıkla ilişki bahsinde egemenlerden çok da beri kalmadıkları için bu kalabalık toplanmaktadır. Sol muhalefet, umacı yaratmakla olmaz! Ne idüğü belirsiz milliyetçi hezeyanlarla hiç olmaz!

Ancak sistem çözümlemesi yaparak olur. Siz yoksula bunları anlatmazsanız, sizin umacı hezeyanlarınız, bahşiş kabilinden bir sadakayla parça-pinçik olur. Bu nasıl krizden çıkma?

AK Parti hükümetinin bütün kadrosu koro halinde “Krizden çıktık” diyor. Oysa işçi ve memur ücretlerinde, köylülerin gelirinde artış değil, azalma var. Benzinden alınan vergiler hayatı zehir ediyor. Her litre benzinin %67’si vergi. Otogazda ise bu oran %80. Devlet, Deli Dumrul gibi, her litre benzinden vergi kesiyor. Dünyanın en pahalı benzini Türkiye’de! Vergi gelirlerinin yüzde 80’i emekçilerden kesilirken, bu vergiler halk için harcanmıyor. İstanbul’da metrobüse %30, otobüse %10 zam yapıldı. Ulaşım parasız bir hak olması gerekirken adeta lüks tüketim haline getirildi. Asgari ücrete ise sadece %4 artış yapıldı!

İşçi ücretleri artmazken iğden ipliğe her şeye zam geliyor.

Ezilenlerin Sosyalist Partisi, 23 Ocak Pazar günü Kadıköy İskele Meydanı’nda bir miting düzenliyor. ‘Zam-vergi soygununa son!’ sloganıyla toplanacaklar. Zenginler şakirin olup şükredebilirler, siz zengin değilsiniz.

İspartalı çoban Mihailidis “Siz ot olursanız sizi keçiler bile yer!” demiş. Hiç olmazsa, “Biz ot değiliz!” diyebilirsiniz.

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: toplumsal muhalefet / yoksulluk /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.