24 Ocak Kararları: 12 Eylül Askeri Darbesinin Ekonomi-Politiği

Yunus Öztürk - 25 Ocak 2011 - İşçi Gündemi / Teorik Tartışmalar / Türkiye / Türkiye Solu

facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Sermaye sınıfının yeni bir birikim biçimine geçişini ifade eden 24 Ocak 1980 kararları, “istikrar önlemleri” ya da “kemer sıkma kararları” diye adlandırılıyor. 24 Ocak kararlarının üzerinden 31 yıl geçti ve 24 Ocak karaları sebebiyle emekçi sınıflar siyasal, ekonomik ve sosyal açıdan çok ağır bedeller ödediler.

24 Ocak kararlarının işçi sınıfı ve yoksullar için anlamını ifade etmek için geçen 31 yıllık süre içinde işçi sınıfı aleyhine alınan kararlarla karşılaştırmak yararlı olabilir. 5 Nisan 1994 Kararları, 2001 Kemal Derviş programı vb. bunlardan bazıları sayılır. Ancak 24 Ocak 1980 kararları kadar sonuçları ağır olan; ekonomik ve sosyal değişime yol açan, işçi sınıfını ve bütün olarak toplumu yeni bir kalıba sokan kararlar olmamıştır.

Bu dönemi en veciz biçimiyle tekstil patronlarının sözcüsü Halit Narin “Bugüne kadar işçiler güldü, bundan sonra gülme sırası bizde” diyerek ifade etti.

24 Ocak Kararları işçi sınıfına ve topluma o kadar ağır bir dayatmadır ki, 12 Eylül 1980 askeri darbesinin gerekçelerinden birini oluşturmuştur. Olağan koşullarda uygulanması mümkün olmayacak kadar sert olan ekonomik tedbirleri uygulamaya koyabilmek askeri darbe koşullarında mümkün olmuştur.

24 Ocak Kararlarına Gelirken

1980’li yıllara gelindiğinde sermaye sınıfı bir önceki döneme ait birikim modeli olan “iç pazara yönelik sanayileşme” modeliyle artı değere el koyma işlevini yerine getiremez olmuştu. Kar oranlarındaki düşüşü durdurmak eski birikim biçimiyle mümkün olmuyordu. Sermaye sınıfı yeni bir birikim rejimine ihtiyaç duymaktaydı.

TÜSİAD başta olmak üzere sermaye sınıfı yeni birikim rejimi her ne koşulda olursa olsun (olağan koşullarda ya da askeri bir rejim altında) onları için öncelikli değildi. Bugün demokrasi şampiyonluğuna soyunan TÜSİAD, söz konusu sermayenin çıkarlarıysa, gerisi teferruattır demiş,  sendikaların, iş yasalarının, Anayasa’nın popülist, sosyal yanlarının tasfiyesini talep etmişti. Tabii ki, sanayinin ve üretimin devletten özel sektöre devrini, işçi sınıfının kazanımlarını (iş güvencesi, çalışma hukukunu, kıdem tazminatını, sendikal örgütlenme özgürlüklerini) tasfiye etmek istiyordu.

Sermaye sınıfı burjuva hükümetler ya da silahlı faşist milis hareketiyle bu yönde gereken kazanımları elde edememişti. Başka bir çözüm arayışı içine girdi. 12 Eylül askeri darbesi burjuvazinin ekonomik taleplerinin siyasal ifadesi oldu.

1980’den önceki ekonomi siyasetine (daha kesin bir tarih vermek gerekirse 1961-1977 dönemine) bakıldığında “popülist” bir ekonomi ve siyaset dönemi olduğunu, üretimin iç pazara yönelik yapıldığını görmekteyiz. Bu nedenle işçi sınıfının satın alma gücü görece yüksektir. Bir işçi emekli ikramiyesiyle ev ve araba alabildiği gibi çocuğunu da evlendirebilirdi. İşçiler yapı kooperatifleri aracılığıyla konut sahibi olabilirdi ve bir erkek işçi askerden sonra işe girdiği kamu işyerinden rahatlıkla emekli olabilmekte, özel sektörde ise, sendikalı olduğu koşullarda iş güvencesine sahipti.

İkramiye ve sosyal haklar, çalışma saatleri sabitti. Fabrikalara iş bulmak sermayenin yükümlülüğü sayılırdı ve eğer iş yoksa işçi işine gelir ve aylığını alırdı.

İşçi sınıfının çalışma ve yaşam koşullarının iyileştirilmiş olması, sadece sendikal hareketin gücüyle açıklanamaz. Aynı zamanda sermaye sınıfı da ürettiği malları satabilecek müşteriye, satın alma gücü olan işçi sınıfına ihtiyaç duyuyordu. Bu nedenle de yüksek satın alma gücü daha çok mal ve hizmet satın alabilmek ve satabilmek demekti. “Popülizm” ücretleri görece değerli kılıyor, uluslararası ekonomiden bağımsız “iç pazar”a üretim yapan “ithal ikameci” bir sanayileşme modeli uygulanıyordu.

Belirli bir süre sonra, 1977-1980 arasında “iç pazar” tıkandı. Sermaye ücretlerde ve sosyal haklarda geri adım attı. “Büyük Grev”ler dönemi açıldı.

Bu dönemde Kartal-İzmit arasındaki neredeyse tüm büyük işyerlerinde uzun süren grevlerin yaşandı. Öyle ki, 12 Eylül askeri darbesi grevlerle karşılandı ve uzun süredir grevdeki işçilere işbaşı yapmaları koşullarında ücret zamları yapıldı ve fabrikalar yeniden çalışmaya başladı.

Türkiye’de sermaye sınıfının yaşadığı ekonomik tıkanma, siyasi krizle birlikte (mecliste defalarca yenilenen seçim turlarına rağmen cumhurbaşkanı sekiz ay seçilemedi) yeni bir çıkış yolu arayışını gündeme getirdi.

Uluslararası ekonomi de 1974-1975’ten beri ekonomik bir krizin içinde yuvarlanmaktaydı. Genel olarak Dünya’da sermayenin kar oranlarının düşmesi önlenememiş, pazar sorunu çözülememiş, büyük devletlerin kendi dışlarında çözüm arayışları artmıştı.

1973’te Şili’de askeri darbelerle açılan yeni dönem, sola ve sosyalizme düşmanlıkla kendini tarif ediyor, işçi haklarına saldırıyla devam ediyordu. Bütün dünyada sermaye krizini çöze bilmek için işçi sınıfına kemer sıkma kararları dayattı.

İngiltere’de “Demir Leydi” lakaplı Margret Thatcher hükümetinin 1980’lerin hemen başında maden işçilerinin grevine karşı yürüttüğü savaşı kazanmasıyla birlikte, sermayenin saldırısı daha da arttı. Thatcher’ın “serbest piyasa ekonomisi” uluslararası burjuvazi için yeni bir çıkış yolu olarak benimsendi.

Serbest piyasa ekonomisinin Türkiye gibi ülkelere uygulanması ise, iç pazara yönelik ve ithal ikameci sanayileşme modelinin; popülist dönemin sona erdirilerek, serbest piyasa ekonomisine dayalı ihracata yönelik sanayileşme biçiminde oldu.

24 Ocak 1980 istikrar önlemleri adı altında gündeme getirilen sert “kemer sıkma” kararları Türkiye sermayesinin uluslar arası sermayeyle birlikte emekçi sınıfların kazanımlarını geri alarak krizlerini çözme girişimleridir.
Türkiye’de popülist dönemin kapanarak serbest piyasa ekonomisine geçişe karar verilmesinin tarihi 24 Ocak 1980’dir. Yeni birikim rejimi emekçi sınıflar için çok acı sonuçlar doğurdu. “İstikrar önlemleri” ilk elde kamusal alana ve işçilerin sosyal haklarına yönelik saldırıyla başladı.

Özelleştirme ve taşeronlaştırma süreci bu dönemin ürünüdür. Bugün sıkça sözünü ettiğimiz “güvencesiz, esnek çalışma” biçiminin kökeninde 24 Ocak kararları ve onun siyasi ifadesi olan 12 Eylül askeri darbesi vardır.

24 Ocak kararları o kadar sert ve acıydı ki, ne sağcı Süleyman Demirel hükümeti ne de bu hükümetin ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Turgut Özal uygulayabildi. Bu kararlar sendikaların kapatıldığı, devrimcilerin tutuklandığı, toplumun baskı altına alındığı koşullarda uygulanabilirdi. İtiraza izin verilmeyecek siyasi koşullar 12 Eylül askeri darbesiyle sağlandı.

24 Ocak kararlarının ve 12 Eylül askeri darbesinin yarattığı siyasi koşullar önce Turgut Özal’ı başbakan yaptı; daha sonra hem Turgut Özal’ı hem de askeri darbeyle görevden alınan Süleyman Demirel’i cumhurbaşkanı yaptı.

24 Ocak karaları nelerdi?

“İstikrar Önlemleri” büyük bir devalüasyonla (yüzde 37) başladı. İhracatta serbestlik tanındı. İhracat yapanlar teşvik edildi, vergi indirimine gidildi. Tarıma destek sınırlandı. Mal ve hizmetlere yüzde 35 zam yapıldı.

24 Ocak 1980’de 20 milyar dolar olan dış borca karşılık, 1994 yılına kadar iç borç bulunmuyordu. 30 yıl sonra iç ve dış borç toplamı 420 milyar doları buluyor ve bu arada bin milyar dolara yakın dış borç ödenmiştir.

Özelleştirmeler neredeyse tamamlanmış çimento, Sümerbank, TEKEL, Tüpraş, THY demeden bütün kamu iktisadi teşekkülleri özelleştirilmiştir. Eğitim, sağlık gibi kamu hizmetleri ticarileştirilmiş, paralı hale getirilmiştir.

31 yıl önce nüfus 42 milyon, sendikalı sayısı 2 milyon 500 bindi; bugün nüfus 72 milyon sendikalı sayısı 850 bin.

12 Eylül askeri darbesinin ekonomi politiği olan 24 Ocak kararlarının uygulanmasıyla birlikte işçi sınıfı haklarında gerileme yaşamış, devrimci ve sosyalist hareket tasfiye edilmeye çalışılmıştır.

Ancak işçi sınıfı 1989 Bahar Eylemleri başta olmak üzere, sosyalist hareketle birlikte 1 Mayıs 2010’da Taksim’e çıkışıyla birlikte tamamen yenilmediğini ortaya koymuştur. Ancak 31 yılın kayıplarının geri alınması sadece 12 Eylül’ün siyaseten hesaplaşılmasıyla değil, ekonomi-politiğiyle, 24 Ocak kararlarıyla; işçi sınıfının kaybettiklerini geri alma mücadelesiyle birlikte anlam kazanabilir.

facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: 12 Eylül askeri darbesi / 24 Ocak Kararları /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>