En Yeni Liberal Oyun: “Yetmez Ama EVET – 2”

Özcan Özen - 29 Ocak 2011 - Güncel Politika / Teorik Tartışmalar / Türkiye / Türkiye Solu

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Liberallerinden sol-liberallerine hepsini bir telaş aldı son zamanlarda. Tayyip Erdoğan’ın, başta Ahmet Altan olmak üzere tüm liberal tayfaya bozuk atması koydu onlara. Öyle ki ortayı bulmaya çalışan Rasim Ozan Kütahyalı’yı Markar Esayan ve Yasemin Çongar kendi gazetelerinde bir güzel paylayarak Taraf’ın Ertuğurul Günay’ı kılıverdiler.  Oysa, sola karşı yazılarında hırçın kedi rolünü pek güzel kıvıran Kütahyalı, başbakan ile başköşe yazarının arasını bulmak için süt dökmüş kedi misali uslu uslu kalem oynatmıştı.

Mesele Erdoğan-Altan atışmasından ibaret değil. Çok daha basit: Başbakan artık liberalleri ve sol-liberalleri dinlemez oldu. Öngörüsü Engin Ardıç’tan misli Melih Altınok dememiş miydi zaten “Başbakan soldan bir danışman almalı,” diye? (Herhalde Zafer Üskül ve Ertuğrul Günay’ı yetersiz görmüştü.) Ardından “ucube” hükmü, “aksırıncaya tıksırıncaya kadar içiliyor” tespiti yapan başbakanın basbayağı kendilerinden ve özellikle fikirlerinden bağımsız hareket ettiğini görünce bu duruma içerlediler. Üstüne bir de fırça ve hükümet yanlısı medyanın köşe taşlarının kendilerine karşı diş bilemesi bardağı taşırdı ve liberal bakla ortaya çıktı:

“Ver anayasa mesajını, kap oyu”

12 Eylül halkoylaması akşamında milletin gözü önünde Burhan Kuzu’yu “yeni anayasa çalışmalarına hemen başlamak” üzere görevlendiren başbakan iki üç hafta sonra yeni bir anayasa talebini sert bir üslupla seçim sonrasına ertelediğinde; liberal cenah buna feveran edeceği yerde, sus pus olmuştu. PKK’nın eylemsizlik kararını uzatıp uzatmayacağı ve ne kadar uzatacağının konuşulduğu dönemde anayasa talepleri sahipsiz kalmış, seçime kadar patırtısız gürültüsüz bir ortamın sağlanmasına kilitlenen gündemden anayasa çıkarılmıştı. Nitekim Erdoğan’ın “önce seçim sonra yeni anayasa” olarak tecelli eden kararı (herkesle yapılan) pazarlıklara son noktayı koymuştu.

İşte bu tarihten sonra “yeni anayasa” talebi yeniden gündem haline gelmedi. Ne zaman ki   Tayyip Erdoğan (sağlı sollu) liberalleri dinlemez oldu ve AKP ile liberaller arasına (cop, yumurta, rakı, heykel) gündelik hayat girdi, moraller bozuldu, eski defterler karıştırıldı.

Başbakanın teveccühlerini almak Roni Margulies’in bıyıklarını yatay eksen boyunca nasıl yaydıysa, başbakan tarafından umursanmamak hatta azarlanmak da Ahmet Altan’ın sakalını o denli düşürmüştür.

Ellerinin arasına aldıkları başlarını yere doğru eğen liberallerimiz orada, daha birkaç ay önce buruşturulup atılan umut renkli kağıtların arasından üzerinde “Yeni Anayasa” yazanını gördüler. “Yetmez ama EVET” zaten yeni bir anayasa için ilan edilmiş teslimiyet değil miydi? Soldan gelen “AKP yandaşlığı, dümen suyuna girmek” eleştirileri bunun için göğüslenmemiş miydi? Bu, unutulabilir miydi?

İşyerinde kaybedilen prestiji geri almak (hatta prestiji kurmak) için şantaj ve tehdit yüklü ima tüm patron vekillerinin sık sık kullandığı bir liberal yöntemdir. (Burada bir yanılgıyı önlemek gerekir: Esayan ve Çongar’ın yukarıda andığım Kütahyalı’ya yönelik yazıları bu sınıflandırmaya girmez. Fakat tartışılabilinir?!) Benzeri siyasette de yaşandı:

Birden “yeni anayasa” talebinin hatırlandığı manşetlerden duyuruldu. Ardından liberal cenah  “yeni anayasa” tartışmasını körükledi. Tüm partilerden “yeni anayasanın” (ki yapılacağını kaçınılmaz görüyorlar) içeriği konusundaki önerilerini, hatta taslaklarını seçimden önce açıklamaları istendi ısrarla. İktidardan gelen cevap öncelikler gibiydi: Burhan Kuzu.

12 Eylül 2010 günü başbakan tarafından görevlendirilen Burhan Kuzu sonraki günlerde pek çok televizyon kanalına konuk olmuş ve “yeni anayasa” konusunu tek bir maddeye indirgemişti: Başkanlık sistemi. Bugün liberallerin anayasa içeriği tehdidine yine Burhan Kuzu ve yine başkanlık sistemiyle cevap verilmektedir. “Yeni anayasa” konusunda AKP’nin başkanlık sistemi dışında ne sunacağı henüz belli olmamıştır, bu da AKP’nin yeni anayasadan ne murat ettiğini ortaya koymaktadır.

Liberal cenah içerik talebiyle kendini sınırlayacağına bu kısırlığın üzerine gidebilirdi.  Hatta karşılıklı tartışma yerine doğrudan doğruya “hiç bir partinin yeni anayasa hakkında bir şey söylememesinden, içerik hakkında işaretler vermemesinden, taslak sunmamasından dolayı hiç birine oy verilmemesi gerektiği/verilmeyeceği” beyan edilebilir böylelikle tüm partilere eşit bir mesafeden seslenebilinirdi.

Oysa liberal, tam da kimliğine yakışanı tercih etmiştir: Fikirlerinin iktidarı için ilkesizlik, örgütsüzlüğünün telafisi için fikirlerinden tenzilat ve deformasyon. Başbakan ve AKP’nin onları hizaya çekme  girişimine içi boş bir anayasa tartışmasıyla karşılık vermiş, başkanlık sistemi cevabı ve yumuşama sinyaline hemen yelkenleri indirmiş ve anayasanın içeriğine göre oy verileceği noktasına yapılan vurgu ile ikinci bir “Yetmez ama EVET” için hazır olduklarını işaret etmişlerdir.

Kürt sorunu: Liberalizmin kaçışı ve pazarlık

Seyfettin Gürsel “Tarafsız Bölge” adlı televizyon programında 2007 seçimlerinde bağımsız sosyalist aday Ufuk Uras’ı desteklediğini, ancak önümüzdeki seçimde özgürlükçü solun ne yapacağını bilmediğini söylüyordu. Liberallerin iktidarla olan atışmasının can alıcı noktası buradadır. Doğrusu, Baskın Oran’dan farklı olarak, Ufuk Uras “Bin Umut Adayı” idi. Sol-liberallerin ve liberallerin desteği soldan bir adaya yönelmiş olarak görünse de aslında Kürt hareketiyle bir ittifakta vücut buluyordu. Halkoylamasında ise ittifak Kürt hareketiyle değil AKP ile yapılmıştı. Tayyip Erdoğan artık ittifakın yönünün değişmesini istememekte, sağlı sollu liberallerin Kürt hareketine en küçük bir destek sunmasına tahammül göstermemektedir. Halkoylaması öncesi Taraf gazetesinin boykotu kırmak, Kürt hareketinde bir bölünme olduğunu göstermek için yaptığı yayınlar türünden icraatların önümüzdeki seçimlerde tekrarlanması beklentileri arasındadır.

Görünen odur ki sol liberaller ve liberaller seçimlerde Kürt hareketiyle bir ittifaktan sakınacaklardır. Bu kesin. İkinci olarak, doğrudan AKP’yi destekleyebilirler: Bu konuda ideolojik ve siyasal bir sorun yaşamazlar çünkü zaten daha önce bunun yolunu yapmışlardı, çünkü bu sadece açık ve kesin bir şekilde “Yetmez ama EVET – 2” kampanyası olacaktır. Üçüncüsü kendileri bir iki bağımsız aday ile seçime katılabilirler. AKP’nin desteğinde bunda başarılı olmaları imkansız ama nasıl oluşursa oluşsun olası bir sol-Kürt ittifakının oylarını kısmen (özellikle İstanbul’da) böleceğine de kuşku yok. Daha kötüsü sol seçmenin, soldan bağımsız adayların bolluğu karşısında kafasının karışmasına neden olacak ve CHP’ye yöneliminin yolunu açacaktır. Sonuçta genel olarak “Yetmez ama EVET – 2” olarak genelleştirebileceğimiz bir iflas politikasını benimsemek üzereler.

Ezilenlerin cephesi ama nasıl bir taktik?

Onların politikasının bizi ilgilendiren yanı bir sol ittifakına verecekleri zarardır. Sosyalist sol, Kürt hareketiyle tekrar bir bağımsız aday taktiği etrafında bir araya gelirse sol liberalleri rakip olarak karşılarında bulabilirler. Bu genel yönelimi etkilemez fakat sosyalist-Kürt ittifakını bir iki milletvekilliğinden edebilir.

Sosyalist sol ve Kürt hareketinin yüzde 10 barajını aşmaya yönelik bir taktik benimsemesi halinde sol liberalizmin tüm siyasi manevraları işlevsiz kılınacak ve onlar, bu cephenin içinde yer almak ya da sonsuza kadar sosyalist sol kimliğine veda etmek seçenekleri arasında kalacaktır. Fakat daha da önemlisi böyle bir taktik hatta strateji AKP’nin siyasi egemenliğini baltalayacak ve burjuvazi ve bürokrasiye karşı ezilenlerin birleşik cephesini gerçek ve değişmez bir seçenek haline getirecektir.

Kılıçlar çekildi ve gayet keskinler. Sonuçta başta Kürt hareketi olmak üzere tüm ezilenler ve ezilen kimlikler kaybedebilir. Meclis’e tekrar temsilcilerimizi gönderebiliriz, bu mümkün ama bu kez temsil yeterli olamayacaktır. Egemenler temsili asimilasyon için kullanmaya hazırdır.

28 Ocak 2011

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: "Yetmez ama evet" / liberal sol /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.