Sol İletişim’den Sol Hareket’e

Ömer Yıldız - 31 Ocak 2011 - Türkiye Solu

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Yapacağımız işlerde akıl da olmalı duygu da.

Solda siyaset arayışlarında zaman zaman olmuşumdur. Aranan kitlesellik, halka ulaşmak ve halkın “solcu” kimliğini onlara geri iade edecek çalışmalarda bulunmayı tercih ettim.Çünkü teoride bu kadar zor şartlar altında yaşayan, gelir düzeyi düşük, istediği eğitime ulaşamayan kısaca adaletli bir paylaşımdan hak alamayan insanların, “eşitlik” ilkesinin askıya alındığı bir dünyada yaşamaya mecbur bırakılanların “solcu” olması gerektiğine inanmışımdır.

Bu düşünce ile zaman zaman teori ve pratikler geliştirdik. Bence en önemli zorluğumuz; 12 Eylül sonrası Türkiye’de büyük oranda egemenlerin tarifi üzerinden “solculuğun” büyük kitleler üzerinde kötü bir imaj yaratılarak tanıtılması, “Marksist” denilince “ahlaksız” olarak algılanmasına çaba sarf edilmesi ve bu algının önemli oranda da yerleştirilmesi olduğunu düşünüyorum.

Böyle bir algı yerleşince biz fikirlerimizi bu algıyla mücadele etmek yerine algının etrafından dolaşarak ve insanların düşüncelerini değiştirmek için çaba sarf etmeden kendi kendimizi örgütleyip, küçük dünyalarımızda “mutlu” yaşayarak geçirmeye yönlendik.

Halbuki anlatılması gereken “Marksist” düşüncenin disiplini olmalıydı. Hayalimizdeki dünyayı anlatırken kendi yaşamlarımızı disipline ettiğimizi göstermeliydik. Temelde insan haklarına saygılı olduğumuzdan “hoşgörü” sahibi olduğumuzu göstermeliydik. Bütün bu örneklemeleri “Marksizm” budur diyerek yapmalıydık.

Biz bunları yapamadıkça halk nezdinde bizim yerimizi disiplinsiz ve kabaca “ahlaksız” olarak bile tarif edilebilecek; hayatı içki içmek üzerine kurmuş, bunu marifet sayan, dine küfretmeyi en önemli düstur edinmiş kişiler aldılar.

Bütün bu durum üzerinden şimdi özellikle AKP iktidarından sonra bizi içki ve dine bakış üzerinden sınava tabi tutmalarına izin verir bir hale dönüştük. Bugün pek çok sosyalist oluşum bildirilerinde “inançlara saygılıyız”, “başörtüsü özgürlüktür” gibi ifadeler kullanmak zorunluluğu hissediyor.

Aslında bizim yapmamız gereken kim olduğumuzu, emekçi mücadelesi ve emeğe bakış üzerinden yapmaktır. Böylelikçe hiç “dincilerin” ve liberallerin “kendini tanımla” tuzağına düşmeden kendimizi kendi yöntemlerimizle anlatmalıyız.

Benim “Sol Hareket” te gözlemlediğim bu bakış açısı oldu. Sol İletişim’den Sol Hareket’e geçiş Türkiye Yürütme Kurulu toplantısında “eşitlik” ilkesinin uygulandığı ve her alanda tavizsiz uygulanacağı gerçeğiyle ilk defa bu kadar yakın karşılaştım. “Özgürlük” kavramında ise “başkalarının” tarifi üzerinden değil “solcuların” tarifi üzerinden bir özgürlük tarifi yapılacağı ve uygulanacağı gerçeğini gördüm. Kitlelere doğru “eşitlik” ve “özgürlük” tarifinin aktarılacağı sonucu ortaya çıktı. Kendini sadece sosyalizm argümanları ile tarif edecek, liberal savrulmalardan etkilenmeden eşitlik ve özgürlük tarifi yapacak ve bunu yaşamında uygulayıp model olacak, bu çerçevede kitleselleşirken, kapitalist (sosyal demokrat) tavır ve davranışlar göstermeden sosyalizm yolunda ilerleyecek herkes “Sol Hareket”i örmelidir. Sahiplenmeli ve geliştirmelidir.

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: Sol Hareket / sol liberalizm / sosyalist olmak / sosyalist sol /

Comments

  1. ALİ RIZA YILMAZ diyor ki:

    BU HATAMIZ HEPİMİZİN. BİZLER SOLDA MÜCADELE VEREN İNSANLARIMIZA SAHİP ÇIKMADIK. EZİLDİ DÖVÜLDÜ TUTUKLANDI BANA NE MANTIĞIYLA YAKLAŞTIK SONUÇ BU. BU GÜN YAPMAMIZ GEREKEN BENCE YENİDEN KUVAYYI MİLLİYE RUHUYLA HAREKET ETMEK MÜCADELE ETMEK ZORUNDAYIZ. BAK ÜNİVERSİTELERDE YEDİKLERİ İKİ YUMURTADAN BİLE TIRSAN AKP LİLER
    ÜNİVERSİTEYE GİREMİYORLAR. AMAÇIMIZ VURUP KIRMADAN BLOK OLUŞTURUP HAKLI EYLEMLERİMİZİZİ SOKAĞA TAŞIMALIYIZ. SAYGILARIMLA

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.